İçeriğe geç

Kraliyet okulu

Bölüm 1 · 13 dk okuma

Kraliyet okulu

Bölüm 1

Ablamın göz yaşları

Ellerimle kulaklarımı kapatarak dışarıdan gelen çığlık ve silah seslerini susturmaya çalışıyordum. Altında durduğum pencerenin kırılmasıyla birlikte yerimden sıçradım. Emekleyerek yatağımın arkasındaki sandığın yanına geçtim ve gözlerimden akan yaşları bir kenara sildim.

Güçlükle sandığın kapağını araladım ve kolyemi avcumun içine aldım. Ellerimi birleştirdim ve gözlerimi kapattım. Bu anının bitmesi eski güzel günlerimize dönmemiz için dua etmeye başladım. Sesler git gide çoğalmaya başlamıştı ve ben bu lanet odada tek başımaydım.

Sadece yanımda birisi olsun istiyordum. Sarılacak, sorun yok her şey yoluna girecek diyecek, beni bu kabustan uyandıracak birini istiyordum. Dizlerimin üstünde yürüyerek merdivenleri çıktım. Annem bavulunu topluyordu beni kapının önünde görünce koştu ve bana sıkıca sarıldı.

"Hızlı ol Diane, hemen aşağı in ve eşyalarını topla. " dedi. "Buradan gidiyoruz. "

"Gidiyor muyuz? Ama bu insanlara ne olacak? "

" Şuan onları düşünecek zaman yok. " Geçen doğum gününümde giydiği pembe tüllü elbisesini bavula attı. "Önce kendi canımızı kurtarmalıyız hem askerler ve baban burda kalacak. Sadece biz gidiyoruz." Yüzüme düşen kahve tutamlarımı kulağımın arkasına attı.

"Hızlı ol, ablanla birlikte seni burada bekleyeceğiz"

Hızlıca merdivenlerden indim ve sandığımın yanındaki bavulumu çıkarttım. Elbiselerimi, eldivenlerimi,tacımı ve bebeklerimi onun içine koydum. Merdivenlere yönelmeden önce son bir kez camdan baktım. Saraydan uzaktaki evlerin yanıyordu. Kırmızı alevler git gide daha da harlanıyordu. Bir zamanlar festivallerin yapıldığı tepeler artık dumandan gözükmüyordu.

Kendimi toparlayıp annemin odasına gittim.Ablamla birlikte kapının önünde beni bekliyorlardı. Annem elimden tuttu ve sarayın altındaki gizli geçitten çıktık. Bizim için hazırlanmış arabaya bindik. Kendi arabamıza benzemiyordu kapısında veya kaputta krallığımızın sembolü olan melek kanatlarından yoktu.

Annem sürücü koltuğunun yanındakine ablamla bende arka koltuğa geçtik. Gözlerimi kapatıp arabanın camına yaslandım yaklaşık bir saat sonra Seraphim'den ayrılmıştık. "Nereye gidiyoruz anne? " diye sordum. Bana sadece eşyalarımı toplamam gerektiği söylenmişti.

"Sunvale'e gidiyoruz bir süre Eldon'ların yanında kalacağız" bir anda gözlerim büyümüştü.Onlarda kalmak her zaman hoşuma giderdi ama keşke şartlar böyle olmasaydı. Ablam bana dikiz aynasından gülümsedi. Eldon'a karşı bir ilgim olduğunu biliyordu ve bunu destekliyordu. 8 yaşından beri birbirimizi tanıyorduk. Babalarımızın arkadaş olması da onu görmem için bahane oluyordu.

Ben her zaman atılgan bir çocuk olmuştum. Çok konuşur, çok gülerdim. Ablamın tam tersiydim. O çok ağır başlı, zarif,örnek gösterilen bir prenses olmuştu. Herkes onun çok iyi bir yönetici olacağını söylerdi. Okulun en popüleri, en zekisi, en güzeli oydu. Babam her zaman onu daha çok severdi, herkes onu daha çok severdi ve haklılardı. Eldon'la tanışana kadar böyle düşünüyordum. O bana ne kadar değerli olduğumu hissettirdi. Yanındayken kendimi güvende hissettiğim, saçmalamaktan çekinmediğim, kendim gibi olduğum tek kişiydi.

Her zaman yaramaz ve şımarık bulunurdum.Sorumluluk almaktan kaçınan, hiçbir işe yaramaz, sorunlu bir kız çocuğuydum. Evet, kimse beni sevmeyecek ve hiçbir zaman başarılı olamayacağım. Tek bir yanlışımda yüzüme vurulanlardı bunlar. Eğer sonucu olumlu değilse çabalamamın hiçbir önemi yoktu. Babam bana bunu öğretmişti.

Her zaman çok çabaladım. Ablam gibi olmaya çalıştım. Onun gibi övülmek, taktir edilmek, sevilmek istedim ama onu hiçbir zaman kıskanmadım. Onu her zaman çok sevdim, sadece onun gibi olursam daha mutlu olurum diye düşündüm ama Eldon bunu değiştirdi. Ne kadar çok konuşursam konuşayım beni hep dinledi, bütün çabalamalarımı gördü, her zaman yanımdaydı.Beni sevdiğine şüphe etmediğim tek kişi oydu.

Sunvale'e geldiğimizde şoför annemin kapısını açmak için kapı kolunu aşağı indirdi. Ben onu beklemeden arabadan indim. Annemler bavulları indirirken ablamla bende sarayın geniş avlusundan içeriye girdik. Ana girişi geçtikten sonra Eldon'ın ve annesinin bizi beklediği kraliyet salonuna gelmiştik. Eldon beni görür görmez koşup bana sarıldı. Kenarda kalan ellerimi boynuna doladım ve bende ona sarıldım.

"İyi misin, sana bir şey oldu mu? " elimi tuttu ve herhangi bir yerimde bir şey varmı diye kontrol etti. "Hayır iyiyim. " elini belimden çektim ve annesini selamladım gülümseyerek karşılık verdi. "Eldon sen misafirlerimize odalarını göster" mermer zemine değen eteklerini kaldırıp merdivenleri çıkmaya başladı.

"Sende hoş geldin Olivia" ablamı başıyla selamladı.

"Hoş buldum"

"Beni takip edin" dedi ve merdivenlerden yukar çıkmaya başladı. Kütüphanenin hemen yanındaki odanın önünde durdu. "Bir süreliğine burada kalacaksınız, yerleşmeniz için size izin vereyim. "

Eldon uzaklaşmaya başladığında Olivia kapıyı açtı ve elindeki minik valizi makyaj masasının yanına fırlattı. Bende hızlıca cam kenarındaki yatağı kaptım. On yaşındayken ablamla aynı odada kalıyordum ve cam kenarındaki yatakta o kalıyordu. Bu sefer ona kaptırmaya niyetim yoktu.

Yatağımın yanına geldi ve camları açıp odayı havalandırdı. Uzun süredir kullanılmadığını tahmin ettiğim oda oldukça tozluydu. Oturduğum yerden bile makyaj masadındaki yada dolabın üzerindeki tozları görebiliyordum. Bu kasvetli havayı bozmak için ellerimi çırptım. "Eldon'ın bana nasıl sarıldığını gördün mü? "

Sesim cıvıltılı çıkmıştı. Bu zamana kadar aldığım en iyi sarılmaydı.

"Evet! " dedi neşeyle "Zaten senden hoşlandığını düşünüyordum artık tamamen eminim" yatağa uzandım ve derin bir iç çektim. "Sence ona hislerimi söylemeli miyim? " sertçe kafasını iki yana salladı. "Hayır! Onun sana teklif etmesi lazım. Ne zamandan beri çıkma tekliflerini prensesler yapıyor? "

"Ama ondan hoşlanan benim. Ya beni sadece arkadaş olarak görüyorsa o zaman sonsuza kadar beklemem gerekir" gözlerimi tavana diktim ve benden hoşlanıyor olabilir mi diye düşünmeye başladım. Bana her zaman çok nazik davranıyordu ve beni önemsediğini hissettiriyordu ama bu onun herkese karşı davranış şekliydi. Bana özel bir şey değildi ve bu beni ikilemde bırakıyordu.

"Diane, kimse değer vermediği birine öyle sarılmaz ve bir yerine bir şey oldu mu diye sormaz. Seni gerçekten önemsiyor. Ve bunun arkadaşça olduğunu düşünmüyorum. Onunla eskrim derlerinden beri arkadaşız ve bugün bana değil sana sarıldı. Eldon hislerini saklayan ve onları anlatmakta zorlanan birisi ama ona rağmen sana nasıl davrandığını görmüyor musun? "

"Emin değilim, herkese karşı nazik davranıyor"

"Hayır, hiçbirine sana davrandığı gibi davranmıyor. "

"O zaman ondan hoşlandığımı söyleyeyim. "

"Olmaz, sen bir prensessin ilk adımı da sen atacaksan ne anlamı var? "

Sıkıntıyla ofladım. " Ama dayanamıyorum ona karşı bir şeyler hissederken arkadaş gibi davranmak istemiyorum. Söylersem en azından bir şeylerin farkında olur. "

" Peki, seni reddettiğini düşünelim. O zaman arkadaşta kalamazsınız. "

"Ama ya o da böyle düşünüp adım atmıyorsa? "

"Sen onu bana bırak. Ben konuşacağım onunla. "

"Ne" dedim şaşkın bir şekilde " Ne diyeceksin ki? "

"Merak etme senin ondan hoşlandığını anlamayacak. Son zamanlarda yakın olduğunuzu aranızda bir şeyin olup olmadığını soracağım. Umarım senden hoşlandığını söylerde bende çıkma teklifi etmesi için onu ikna ederim. "

"Sen çok iyi bir ablasın! " boynuna sarıldım ve yüzüne öpücükler kondurmaya başladım. "Tamam, tamam sarılmana gerek yoktu" onu dinlemeyerek sarılmaya devam ettim. "Canım ablam seni çok seviyorum! "

"Tamam Diane yeter, yoksa vazgeçeceğim! " hızlıca kollarımı çektim ve masumca ona baktım. Dağılmış saçını düzeltti ve ayağa kalktı. "Ben duşa gireceğim annem gelirse seslenirsin" tamam anlamında başımı salladım.

♔♔♔

Annemin seslenişiyle yatağımdan doğruldum. "Diane, Olivia girebilir miyim? " ablama baktım ama çoktan uyumuştu bende girmesi için anneme seslendim. Üzerinde koyu zümrüt yeşili sade bir elbise vardı. Elleriyle eteklerini tutarak kapıdan içeri girdi.

"Birazdan akşam yemeği başlayacak hazırlanmaya başlayın." Olivia'yı uyurken görünce gözlerini devirdi ve ablamın yanına gitti. Annem onu uyandırmaya çalışırken bende bavulumdan basit siyah bir elbise çıkarttım. Uzun kollu,kare yaka bir elbiseydi. Minik bir göğüs dekoltesi vardı ve dizlerimin üzerinde bitiyordu. Seraphim'deyken yanıma aldığım kolyemi taktım ve saçlarıma biraz şekil verdim. Odaya geri döndüğümde annem yoktu ve Olivia hazırlanmaya başlamıştı. Ben onu beklemeden önden çıktım.

Merdivenleri inip sağ taraftaki koridordan ilerledim. Birbirinden farklı tablolar arasından geçerek uzun bir koridorun ardından Eldon'ın odasına ulaştım. Kapıyı üç kere tıklattım ve "Gir" sesini duymamla birlikte yavaşça kapıyı açtım. Beni gören Eldon masasından kalktı ve yanıma geldi. "Bir sorun mu var? " hızlıca kafamı iki yana salladım. "Hayır, sadece seni görmeye geldim." Gülümsediğimde o da aynısını yaptı. Eliyle odayı işaret ettiğinde kılıçların olduğu rafa doğru yöneldim o da o sırada kapıyı kapatıyordu. Daha sonra yanıma geldi.

"Hoşuna mı gitti? " kılıçlara bakmaya devam ederken "Evet" diye yanıtladım onu. "Dokunmak ister misin? " başımı salladım, rafa uzanıp kılıcı benim ellerime bıraktı. Kabzasında krallıklarının sembolü olan mücevherlerle süslenmiş güneş motifi vardı. Parlak metal yüzeyi havayı kesebilecek kadar keskin duruyordu ve üzerinde büyük harflerle Eldon Ivanov yazıyordu. Parmağımı kılıcın ucuna getirmeye çalıştığımda Eldon hızlıca elimi çekti.

"Diane! " diye bağırdı "Bu çok keskin bir kılıç ona öylece dokunamazsın." gözleri endişeli bakıyordu bana zarar gelmesini istemiyor muydu? " Özür dilerim bilmiyordum." dudaklarımı büzdüm ve kılıcı Eldon'ın eline uzattım. "Sana bağırmak istemedim sesim yüksek çıktıysa özür dilerim"

"Hayır, sorun değil beni düşündüğün için yaptığını biliyorum. " gülümsedi ve kılıcı tekrardan rafa kaldırdı. "Aslında bu hoşuma da gidiyor." anlamamış bir ifadeyle bana döndü. "Yani şey bana bir şey olmasını istememen" nasıl toplayacağımı bilemeyerek derin bir nefes verdim. "Boşver,bu konuşma yaşanmamış gibi davranabilir miyiz? " Galiba ablam haklıydı Eldon'a açılmak kötü bir fikirdi. Beni düşünmesinin hoşuma gittiğini söylememe rağmen anlamamıştı. Ondan hoşlandığımı söyleyemezdim.

"Tabii" ellerini saçlarının arasında gezdirdi ve tekrardan masasına oturdu. Yanına gittiğimde bütün krallıkların yazılı olduğu ve altlarında birkaç paragrafın bulunduğu kağıtları gördüm. Yazısı o kadar güzeldi ki durduğu yerden okuyabiliyordum. Seraphim'in bulunduğu kağıdı elime aldım. Krallığımızın tarihçesi, kazandığımız savaşlar, tahta çıkan kral ve kraliçeler... Seraphim'le ilgili çoğu şey bu kağıtta yazıyordu.

"Tarih ödevi için mi? " diye sordum bir yandan kağıdı incelemeye devam ediyordum. "Evet, kaç haftadır buna uğraşıyorum" kağıtlardan birini eline alıp göz gezdirdi daha sonra umursamaz bir tavırla masanın üstüne fırlattı. " Hadi mutfağa inelim, çoktan hazırlamışlardır" başımı salladım ve onun arkasından yürümeye başladım. Ablamlar çoktan yerlerine geçmişti bende Olivia'nın yanına oturdum. Eldon'la birlikte geldiğimi gören ablam dirseğiyle karnıma vurdu.

Hizmetçiler teker teker yemeklerimizi getirmeye başladılar. Önce Sunvale krallığında yetişen ragweed'den yapılmış çorbalar geldi. Bu ot sadece Sunvale'de yetişiyordu bu yüzden sadece Eldonlara geldiğimde bu çorbadan içebiliyordum. Ragweed aynı zamanda ilaç yapımında da kullanılıyordu. En derin ve ölümcül yaraları bile kısa bir sürede iyileştiriyordu ve uyuşturucu özelliği sayesinde acıyı anında kesiyordu. Bu yüzden geçmiş yıllarda Valoria ve Solstice krallığıyla savaşa girmişlerdi.

Valoria her zaman doyumsuz bir krallık olmuştu. Savaş açmadığı sayılı krallık vardı ve Seraphim'deki savaşın sebebi de onlardı. Seraphim 18 krallık içinde deniz ticaretinde en gelişmişiydi. Bütün krallıklar ticaretlerini bizim limanlarımızda sağlardı ve bu da Seraphim'i önemli kılardı. Valoria hükümdarı Gabriel Rodney hükmetmeyi seven biriydi gücün onda olmasını severdi ve bu yüzden Seraphim'e savaş açmıştı.

Bu Seraphim Valoria savaşı diğer krallıkları da etkiliyordu. Bütün ticaret işleri durmuştu ve iç karışıklıklar başlamıştı. Çorba kasem önümden alındıktan sonra geniş bir tabakta üçgen şeklinde kesilmiş börekler vardı. İçindeki kaşarı fazlalığından dolayı dışarı taşıyordu, sucuğun ve patatesin kokusu bütün mutfağı sarıyordu. Uzun süredir yediğim en iyi öğündü. Yemeğim bittikten sonra teşekkür edip odama çıktım. Yorucu bir gün geçirmiştim ve iyi bir uykuya ihtiyacım vardı.

Üzerimdeki elbiseyi çıkartıp daha rahat bir şeyler giymek için dolabı araladım. Pembe kısa bir geceliği üzerime geçirdim ve kendimi yumuşak çarşafların arasına bıraktım...

♔♔♔

Gözlerimi açtığımda ablam yatağında yoktu. Çok mu uyudum diye tavandaki saate baktım. Kılıç şeklindeki kısa çubuk dokuzu, uzun on ikiyi gösteriyordu. Ablam her zaman uykucu biriydi onu bıraksan bütün gün uyuyabilirdi, üstelik misafir olduğu bir yerde bu kadar erken kalkmazdı.Yataktan doğrulup bunu düşünmemeye karar verdim. Büyük ihtimalle Eldon'la birlikte eskrim dersindeydiler.

Hazır ablam odada yokken onun elbiselerinden birini üzerime geçirdim. Beyaz saten kumaş bütün bedenimi sararken askılarının üzerindeki kurdeleler elbiseye daha asil bir görüntü katıyordu. Boynumda incilerle süslenmiş bir kolye bu elbiseye çok yakışırdı ama tek başıma takamazdım. O anda Tanrı bana yardım göndermiş olacak ki kapıma iki kere tıklatıldı ablam olduğunu umarak "Girebilirsiniz! " dedim.

Karşımda Eldon'ı görünce bir an afalladım. Başka bir zaman olsaydı odama geldi diye havalara uçardım ama onun ablamla pratik yaptığını düşünmüştüm. "Biraz konuşabilir miyiz Diane? " onu başımla onayladım ve yanıma gelmesi için işaret ettim. Her zamanki Eldon gibi davranmıyordu. Tedirgin görünüyordu.

Ben saçlarımı örerken o da yatağımda oturuyor biraz sonra söyleyeceklerini kafasında toparlıyordu. Ortamı yumuşatmak ve sessizliği bozmak adına konuşan ben oldum. "Eskrim dersleri nasıl gidiyor? " ördüğüm tutamları beyaz renkli kurdalelerle tutturdum.

"Fena değil ama her gün her gün yorucu oluyor. " anlamış şekilde başımı salladım. Masanın üzerindeki inci kolyeyi alıp yanına gittim. "Bunu takabilir misin? " kolyeyi avucunun içine bıraktım ve yatağa oturdum. Beyaz incileri boynuma değdirdi ve arkasındaki kıskaçtan birbirine bağladı. "Teşekkür ederim" gülümsedim ve yataktan kalmak için bir hamle yaptım ama Eldon bileğimden tutarak ondan uzaklaşmama izin vermedi.

"Diane ben uzun süredir arkadaş olduğumuzu biliyorum ve sana gerçekten çok değer veriyorum." derin bir iç çekti ne söyleyeceğini bilemiyordu ama ben anlamıştım. Bana çıkma teklifi edecekti, bu konuşma başka bir yere gidemezdi. Acaba ablam dün onunla konuşmuş muydu?

"Krallığınızın savaşta olduğunu duyunca senin için gerçekten çok endişelendim." eteklerimin yanında duran ellerimi kavradı. " Ve artık arkadaştan daha fazlası olmak istiyorum." cevabımı beklerken doğrudan gözlerime bakıyordu ve tedirgin gözüküyordu. Buda kalbimin daha hızlı atmasına sebep oluyordu.

Ona doğru bakarak gülümsedim. "Yani bana çıkma teklifi mi ediyorsun? " hızlıca başını salladı, cevabımı bekletmem onu heyecanlandırmıştı. "O zaman kabul ediyorum" yüzünü kocaman bir gülümseme kapladı ve kollarını benim etrafıma sardı, bende aynısını yaptım ve beni etrafında döndürmesine izin verdim.

Onunla tanıştığımdan beri bu anı hayal ediyordum. Bana hislerini itiraf etmesini, bana sarılmasını, beni sevdiğini söylemesini...

"Kahvaltı hazırlanana kadar bahçede dolaşmak ister misin? " boynuna doladığım kollarımı biraz gevşetip ona baktım.

"Olur."

Elimden tutarak beni odadan çıkarttı merdivenlerden inerken annemle karşılaştık. Üzerinde yine çok şık ve sadece bir elbise vardı. "Ablamı gördün mü anne uyandığımda yanımda değildi? " ağzımdan çıkanlarla birlikte annemin gözleri büyüdü ve kaşlarını çattı. "Nasıl yanında yoktu? " diye sorduğunda başımı iki yana salladım. "Bilmiyorum onu en son akşam yemeğinde gördüm odama çıktığımda erkenden uyumuştum zaten,kalktığımda yoktu" diye açıkladım.

"İsterseniz babama haber verebilirim sarayı ve çevresini aratabilir." Annem Eldon'ı yeni fark etmiş gibi ona döndü ve gülümsedi. "Minnettar olurum Eldon" diye ekledi ve merdivenlerden yukarı çıktı. "O zamana bahçeye çıkmamız biraz bekleyecek" bana doğru eğildi ve yanağıma bir öpücük kondurdu. "Tamam odamda bekliyorum bir şey öğrenirsen bana haber ver." bende onu öptüm ve az önce Eldon'la indiğim merdivenleri tek başıma çıkmaya başladım.

Odaya girdiğimde ablamın yatağına yöneldim. Hiç bozulmamış gibiydi. Saten çarşaf geldiğimizde ki gibi dümdüz ve pürüssüzdü. Yatağına oturup nereye gidebileceğini düşündüm. Bu ablamın pek sık yaptığı bir şey değildi. Ben yapsam herkes normal karşılardı ama ablam... O her zaman kurallara uyan bir prensesti, haber vermeden bir şey yapmazdı. Özellikle de krallığımız böyle bir savaş altındayken.

Oturduğum yerden odayı incelerken gözüm şifonyerin üzerindeki zarfa takıldı. Ayağı kalkıp zarfı elime aldım. Üzerindeki Olivia ismini görmemle tüylerim diken diken oldu. Uzun parmaklarıma yavaşça zarfı açtım ve okuma başladım.

Sevgili Diane

Uzun süredir Ethan'la birlikteyim biliyorsun. Ve geçen gece benimle görüşmek istediğini söyledi. Onu kıramayacağımı biliyorsun. Lütfen odada olmadığımı belli etme kahvaltıdan önce zaten orada olacağım. Sadece haber vermek istedim. Beni merak etme.

Nasıl bu kadar sorumsuz davranabilirdi. Bütün krallık Valoria'nın askerleriyle doluyken korumasız bir şekilde nasıl onunla buluşmayı kabul etmişti?

Hızlıca annemin odasına girdim. Kapıyı bile çalmamıştım ama annem bunu umursamamıştı o da ablam konusunda endişeleniyordu. Zarfı annemin ellerine tutuşturdum. "Şifonyerin üzerinde buldum." diye açıkladım. Annem mektubu okumaya başladığında gözlerindeki hayal kırıklığı belli olduyordu. "Sen bunu biliyordun ve bize söylemedin mi? " diye çıkıştı. Ellerimi eteğimin önünde birleştirdim ve başımı öne eğdim.

Bozguna uğramış annem odanın içinde volta atmaya başladı. Bir yandan mırıldanıyor, kendini suçluyordu. Kapının çalmasıyla birlikte birazda olsa kendini toplamaya çalıştı ve "girin" diye seslendi. Gelen hizmetçilerden biriydi ve elinde sarayın telefonu vardı. "Eşiniz sizi istiyor Kraliçe Undy." telefonu eline alan annem kadının arkasından kapıyı kapattı ve benim de duyabileceğim bir konuma geldi.

Konuşan babamdı ama sesi boğuk ve üzgün geliyordu. Ne söyleyeceğini bilemiyor kelimeler ağzından çıkmıyordu. Söyleyeceklerini bir süre geveledikten sonra ablamın Valoria kralı tarafından esir alındığını kalbimize bir mızrak sokuyormuşçasına söyledi. Geçen gece Valoria askerlerinden birisi onu yakalamıştı ve krallığımızı onlara bırakmamızı aksi takdirde Olivia'nın idam cezasına çarptırılacağını söyleyerek bizi tehdit etmişlerdi.

Kanım donmuştu. Ya krallığımızı kaybedip sersefil bir yaşam sürecektik yada daha kötüsü ablamı kaybedecektim. Annem bayıldığında telefonu kapatıp hizmetçileri çağırdım. Onlar annemle ilgilenirken ben üzerimdeki şoku atlatmaya çalışıyordum. O ana dek tek anımsadığım şey Eldon'ın beni sakinkeştirmek için olan uğraşıydı.

♔♔♔

Ablamın Olivia'nın ölümünün üzerinden tam dört yıl geçmişti. Krallığıyla kızı arasında kalan babam krallığını seçmişti. En sevdiği, krallığının başına geçireceği kızını, ilk çocuğunu aptal bir taht uğruna ölüme terk etmişti. O günden beri ona karşı olan nefretim her geçen gün alevlendi.

İntikam alacağım gün. Ablamın intikamını alacağım gün Gabriel Rodney ve oğlunun canını alacaktım.Olivia'nın kanını yerde bırakmayacaktım. Ablamın gitme hayalini kurduğu kraliyet okulunun yolladığı mektubu açtım.Eğer o gece ablam Ethan'la buluşmasaydı benim yerime o burada olacaktı.

Sevgili Diane

Kraliyet okulumuza kabul edilidiğinizi duyurmaktan mutluluk duyuyoruz. Sizin bu okulun değerli bir üyesi olacağınıza inancımız tam. Kraliyet okulu sizin potansiyelinizi en üst düzeye ulaştırmanız için birçok fırsat sunacaktır. Sizin gibi bir prensesin okulumuzda bulunması, okulumuzun zenginliğini arttıracaktır. Kraliyet Okuluna hoş geldiniz.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.