Size eşlik edebilecek şarkı:Pretty Girl/ Maggie Lindemann
Keyifli okumalar~
-------
-Mandy Wizard-
~çocukluğu~
Babamın bizi terk etmesinin üstünden 2 ay geçmişti. Annem ise yaklaşık 6 ay sonra tamamen kör kalıcaktı. Ve ben 10 yaşımdaki halimle bir yetişkin gibi anneme bakıp, gelir sağlamalıydım... Bu kulağa çok zor gibi görünebilir ama aslında ben 'istemiyorum ben' diyip kurtula bilirdim ama nedensiz bir sebepten dolayı istiyordum ve hiç şikayet etmiyordum.
Her sabah olduğu gibi saat 7'de uyanıp kasabaya yumurta ve ekmek almaya gittim. Eskiden yani babam gitmeden kadar orta gelirli bir aileydik. Ama babam gidince tek gelir kaynağımız sattığımız sütler olmuştu.
Yumurtayı ve ekmeyi alıp eve giden yola geçmiştim. O sırada önümde el ele yürüyen bir baba-kız geçti.
"Babacım eve giderken elmalı turta alabilir miyiz?"diyordu küçük kız.
"Tabikide prensesim. Hatta annene ve kardeşine de alırız olur mu?"diyordu babası,küçük kızın elini tutarken.
"Olur! Zaten annem ve Anna bayılır elmalı turtaya!"dedi küçük kız sevinçle el çırparken.
Adam yere eğilip küçük kızın hizasına eğildi.
"O zaman turtacıya kadar yarış!"dedi küçük kızın babası.
Küçük kız sanki bu sözü bekliyormuş gibi bir anda yerinden zıplayarak ayağa kalktı ve tüm gücüyle koşmaya başladı. Kız var gücüyle koşuyordu ama babası,kızı kazansın diye neredeyse yürüme hızındaydı. Sonunda turtacıya kadar geldiler. Küçük kız kazandığı için sevinçle kıkırdıyordu. Adam ise sanki ödül olarak kızını omzuna alıyordu. Onlar mutlu,mutlu turtacıya giderken gözlerim yanmaya başlamıştı...
Ben babamı 2 aydır hiç görmemiştim,konuşmamıştım, ona sarılmamıştım... Belki daha çocuktum ama bir o zaman anlamıştım bir daha geri dönmiyceğini.
Önüme bakmadan hızla adımlarla eve girdim elimdekileri masaya bıraktığım gibi kendimi balkona attım. Yol boyunca kendimi zor tutmuştum ama artık tutamıyordum.
Tam hıçkırmaya başlamıştım ki arkadan annemin geldiğini farkedince gözlerimi ellerimin tersiyle sildim ve gülümseyerek arkamı döndüm.
"Mandy...Kızım sen ağladın mı?"diye sordu annem iyice görmek için kendini ne kadar zorladığı belliydi.
"Hayır,hayır ağlamadım nerden çıkardın sen onu? Hem senin dinlenmen lazım. Yatıyor olman lazım."dedim.
"Biliyorum ama seni merak ettim-"
"Bak! Ben iyiyim seninde iyi olman lazım! Yarın kontrolde doktorun gözüne girmelisin!"dedim sevecen bir şekilde gülümseyerek.
"Kızım benim yüzümden bu haldeyiz zaten. Bari sen kendini bu kadar yırpalama."dedi annem. En yakındaki koltuğa geçerken.
"Annem,ben senin kızınım. Ve imkanım oldukça her şartta senin yanında olucam! Anla lüften"dedim elini tutarak.
"Babam mevzusu-"dedi annem çekinerek.
"Ben o konuyu kapattım bile. Hem eğer gerçek bir baba olsaydı kızını bırakıp gitmezdi."dedim.
Ama o konuyu asla kapatamamıştım anne...
"Kızım,canımın için merak etme senin burda kapı gibi bir annen var!"dedi benim moralimin düştüğünü farkeden annem.
"Seninde kızın var! Hatta en kapısından!"dedim ve sıkıca anneme sarıldım.
İnsanlara yardım etmeyi, arkalarını toplamayı, onların her anlarında yanlarında olmayı ve destek vermeyi, birilerine çok çabuk bağlamayı, bulunduğum grupta genelde 'anne' 'abla' rolünü almayı ilk başka ben mi istemiştim bilmiyorum ama ne olduysa babam olucak o adamın, annem yakında kör kalıcak diye bizi acımasız bir şekilde terk etmesinden sonra oldu.
6 yıl boyunca anneme yek başıma baktım... Hem anneme hemde kendime bakıyordum aslında.
Ve tahminim doğru çıkmıştı babam bir daha asla gelmemişti. Sadece geçen gün bana "görüşebilir miyiz?"diye bir not bırakmıştım. Ben görüşmek istemiyordum ondan nefret ediyordum.
Bu notu anneme söyleyince sadece gidip görüşmemi istedi. Ve o istediği için babamın söylediği yere gitmek için yola çıktım. Sonunda gittiğim yere varınca karşımda bir adam dikiliyordu. Bu adam galiba babamdı... Ama hiç gittiği güne benzemiyordu...
"Kızım..."dedi ve bana sarıldı. O bana sarıldı ama ben karşılık vermeyince o da sarılmayı bıraktı.
" Nasılsın?"
Cevap yok...
"Annen nasıl?"
Cevap yok...
Önce bırakıp şimdide "nasıl?"diye sorabiliyordu acaba? Bu kadar yüzsüz olabilir miydi? Bu yüzsüz ve adi adam benim babam mıydı?
"Cevap versene kızım?"
"Ne diyim? Aa babacım ne çıt yaptında karşıma çıktın. Eminin beni bırakmanda çok iyi bir sebeb vardır. Çünkü sen dünyadaki en iyi babasın!"sonunda cevapsızşığıktan kurtulmuştum."Gerçekten böyle olucağını mi sandın?"
"Kızım ben herşeyi-"
"Ne herşeyi! Ama evet herşeyimi mahvettin! Tüm hayallerimi mahvettin... Sen masum bir çocuğun herşeyi olan hayalleriyle oynadın! Şimdi karşıma geçmiş nasılsın diyorsun! Bunu hangi yüzünle söylüyorsun acaba?!"
Bu sefer o sessiz kalmıştı.
"Konuşsana! Niye susuyorsun! 6 yıl sonra seni ilk görmüşüm hesap sormak benimde hakkım değil mi? Hakkım! O yüzden yalvarırım susma...Lütfen susma... Benim bir açıklamaya ihtiyacım var..."dedim gözlerim dolmuştu ve sesim titremeye başlamıştı. Ama o yüzsüz cevap vermiyordu sadece bana bakıyordu.
"Çok güzel bir genç kız olmuşsun."dedi
Bu adama şaka mıydı!?
"Şaka mısın sen ya! Açıkla diyorum! Bir kızın hayalleriyle,duygularıyla,geleceğiyle oynadın sen ya! Şimdide açıklayacaksın!"dedim öfkeyle ve artık yanaklarımın ıslandığını hissediyordum. Ama o yine sadece yüzüme bakıyordu.
"AÇIKLA! NİYE BENİ BIRAKTIĞINI SÖYLE! AÇIKLAYACAKSIN! BUNU KIZINA NASIL YAPTIĞINI ANLATICAKSIN! BENİ NASIL BIRAKTIĞINI AÇIKLAYACAKSIN! BENİM NEDEN ÇOCUKLUĞUMU MAHFETTİĞİNİ AÇIKLAYACAKSIN!"dedim. Ama o yinede cevap vermedi ve bana tekrar sarılma girişiminde bulundu. Ben ise onu sert bir şekilde ittim. Bunu beklemiyormuş gibi yüzüme boş boş baktı.
"B-ben ne diyeceğimi bilemiyorum... Ama eğer annenle kalsaydım benim hakkımda ne derlerdi... Ne düşünürlerdi? Kör kadınının arkasını toplayan birini kim ciddiye alırdı ki? Hem ben anneni artık koruyamazdım ve ilişkimiz zayıflardı... Sonra elalem ne derdi-"dedi sıkıla sıkıla
"Sadete gel!"dedim gözlerimden öfke saçarak ona bakıyordum.
"Yani gururum yüzünden sizi bıraktım..."dedi bana bakamıyordu bile.
"GURURUN YÜZÜNDEN Mİ YANİ! YEMİŞLER GURURUNU! ALT TARAFI BİR GURUR!"dedim artık hepten patlamıştım ve kendimi kontrol edemiyordum."YEMİŞLER GURURU! GURURMUŞ YA! DELİRCEM GURUR DİYOR YA!"
Bir süre ikimizde konuşmadık baktım o daha fazla birşey söylemiyor ve ben daha fazla burda kalırsak elimden bir kaza çıkıcam yerden yeşil ceketimi ve siyah sırt çantamı aldım.
"Bu kadar mıydı?"dedim.
"Hayır...Ben senin için hiş birşey yapamadım kızım-"
"Kızım deme bana!"
"Tamam Mandy. İşte hiçbir şey yapamadım bende o yüzden senin tüm hayatını değiştiricek bir şey yapmak istedim."dedi ve elime üstünde kraliyet amblemi olan zarf verdi.
"Bu ne?"
"Bu ülkenin tek Kraliyet Element okulunun giriş mektubu. Tabi böyle elini kolunu saklıya sallıya giremiyorsun. Önce bir kaç aylık bir eğitim var sonra bir giriş sınavı olucak ve bu sınavı geçersen okula kaydolucaksın."
"Sen ne diyon ya! Ne okulu anneme bakıyorum okula neden gidiyim."
"Annenin haberi var kızım"
"Kızım deme diye kaç kez söyliycem!"
"Zaten annen seni okula yazdırmamı söyledi ve sdn okuldayken annen çok yakın bir arkadaşonda kalıcak"
Bu sözden sonra uzun uzun ona baktım. İkiside benim geleceğim için belkide en iyi şeyi yapmaya çalışıyorlardı. O kadar eminim ki bu okula gitmemi annem , babam olucak o adama söylemiştir...
"Sadece sanşımı denemek ve annemi üzmemek için o okula gidicem bunuda bilirsen iyi olur!"
Babamda çantasını aldı ve beni eve bırakmayı önerdi bende bunca şeyin üstüne birde hiçç yürüyemiycem dedim ve teklifini mecburen kabul ettim. Sağolsun beni eve bırakmayı akıl etti.
"Senden iğreniyorum ve senden,herşeyinden,sesinden,saçından NEFRET EDİYORUM! VE BİR DAHA SAKIN AMA SAKIN NE BENİ ARA NE DE BENİ GÖRMEYE ÇALIŞ!" diye bağırdım onun duyabileceği şekilde. Ve babamın gözlerindeki yaşların fark ettim... İlk defa birinin kalbini kırıyordum...
"Ama son kez sana sarılabilir miyim?"dedim benimde gözlerim dolmuştu.
"Hı hımm-"
Ve kendimi onun boynuna attım... Babama... Beni bırakan adama nasıl sarılabiliyordum...
Aklıma 10 yıl önceki halim geldi. Parkta kaydıraktan kayarken düşüp dizimi yarmıştım. Yanımda sadece babam vardı ve ben ağlarken beni o kocaman kollarının için almıştı...
"Lütfen... Lütfen bir daha seni görmeyim en iyi şekilde vedalaşalım..."dedim hıçkırarak.
Cevap yok...
"Ne olursa olsun sen benim babamsın... Bende senin kızınım bunu hiç bir şey değiştiremez... Senden ne kadar nefret bile etsem..."dedim. Sarılmayı bıraktık babam arabasına doğru yöneldi." Kendine ve anne iyi bak kızım."dedi ve arabasına binip gözden kayboldu. Onun gelmesini ve gitmesine inanamıyordum...
Elimdeki zarfı sıkı sıkı tutarak yatağıma yattım. Elimi uzun uzun zarfın üstündeki amblemde gezdirdim...
Keşke o zamandan o okulun tüm hayatımı değiştireceğini bilseydim... Orda tanıştığım o 7 kişinin hayatıma nasıl dokunuşlar yapıcağını bilseydim... Öyle yada böyle hayatıma çok güzel dokunuşlarla bambaşka bir hayata çevirmişlerdi...
Benim adım Mandy Wizard ve bu benim hikayem...
--------------
Meraba!
Umarım bölümü beğenmişsinizdirrr♡
Siz Mandy'nin çocukluğu ile ilgili ne düşünüyorsunuz?
Yada Darcy ekibe tekrar geri dönücek mi?
Yorumlarda cevaplarinizi bekliyorum!




