İçeriğe geç

KRALİÇENİN DÖNÜŞÜ

Bölüm 18 · 2 dk okuma

KRALİÇENİN DÖNÜŞÜ

Bölüm 18

Gölgedeki Gözler

Taht salonunun ağır havası, kavuşmanın getirdiği o yüzeysel rahatlamayla dağılmamıştı. Ethan, göğsünden süzülen kanın zemin tabakasında bıraktığı izlere aldırış etmeden, karşısındaki kızın buz gibi ellerinden yavaşça geri çekildi.

"Yaraların ağır Ethan," dedi kız, sesi şefkat dolu bir tonlamayla. "Dinlenmelisin."

Ethan başını hafifçe salladı. Yüzündeki maskeyi bozmadan, kısılan sesiyle yanıt verdi: "Üç yılın yorgunluğu ve bu yaralar... Biraz yalnız kalmam gerek."

Saray muhafızlarının ve Kral Arthur’un kaygılı bakışları arasında adımlarını zorlukla atarak üst kattaki hususi dairesine doğru yürüdü. Kapıyı arkasından kapatıp kilitlediği an, sırtını ahşap kapıya yaslayarak yere kaydı. Göğsündeki taze yara zonkluyor, ama kalbindeki o dondurucu sancı ciğerlerini çok daha fazla yakıyordu.

Sol elini zırhının altına sokup Elara’nın gümüş kolyesini çıkardı. Ay taşı hâlâ titriyordu.

"Karşımdaki sen değilsin..." diye fısıldadı Ethan, dişlerini sıkarken. "Ama o sureti taşıyorsa, bir yerlerde senin nefesini tüketiyorlar demektir."

Ethan, kan kaybından bilincini kaybetmemek için derin nefesler aldı. Masanın üzerindeki temiz bezi göğsündeki yaraya bastırdı. Tam o sırada, odasının balkona açılan gizli kapısından bir gölge süzüldü.

Gelen kişi, Kuzey Krallığı’ndan beri Ethan’ın yanından bir an olsun ayrılmayan, onunla birlikte kan döküp aç kalan sadık muhafızı ve çocukluk dostu Varin’di. Varin, yüzündeki yara izi ve iri gövdesiyle Kuzey’in en güvenilir savaşçılarından biriydi.

Varin, Ethan’ın kanlar içindeki halini görünce hızla diz çöktü. "Prensim! Yara çok derin, hekimleri çağırmalıyız—"

"Hekim istemiyorum Varin!" dedi Ethan, adamın omzunu sımsıkı kavrayarak. Sesi alçak ama bir kılıç kadar kesti. "Beni dinle. Başka kimseye tek bir kelime dahi etmeyeceksin."

Varin duraksadı. Ethan’ın gözlerindeki o kapkaranlık ve tekinsiz ifadeyi daha önce hiç görmemişti. "Ne oldu prensim? Prenses döndü işte, aradığınız gece bitti..."

"O Elara değil Varin."

Varin’in gözleri şokla açıldı. "Ne... Ne demek o değil? Majesteleri, Sorelli, tüm saray onu teşhis etti! Birebir aynı!"

"Benim kalbim Yalan söylemez!" diye fısıldadı Ethan, parmaklarını göğsüne bastırarak. "Bu yara, o sızı hâlâ canımı yakıyor. Eğer aşağıda duran kız gerçek Elara olsaydı, ruhumdaki bu yangın sönerdi. Karşımda duran bir kabuk, bir illüzyon ya da karanlık bir oyun... Ama gerçek Elara değil."

Varin bir an konuşamadı. Ethan’ın Elara’ya olan bağını ve hislerini sorgulayacak değildi. Yıllardır beraber savaşmışlardı ve Ethan’ın sezgileri onları defalarca ölümden kurtarmıştı.

"Ne yapmamı emredersiniz majesteleri?" dedi Varin, duruşunu dikleştirerek.

Ethan, masanın üzerindeki hançeri kavradı. "O kızın attığı her adımı gölge gibi izleyeceksin Varin. Nereye gidiyor, kiminle konuşuyor, gece yarısı odasından çıkıyor mu... Tek bir ayrıntıyı bile kaçırmayacaksın. Ama asla fark edilmeyeceksin. Eğer arkasındaki gücü çözebilirsek, gerçek Elara’nın nerede tutulduğunu da buluruz."

Varin başıyla onayladı. "Canım pahasına prensim. O gölge neyin peşindeyse ortaya çıkaracağım."

Varin tam balkon kapısından süzülecekken Ethan son bir kez seslendi:

"Varin... Kral dahi olsa kimseye tek bir kelime etme. Sarayın duvarlarının bile kulağı var."

Varin gölgelerin arasında kaybolurken, Ethan masadaki mumun titreyen ışığında kılıcını kınından çekti. Zihninde tek bir soru yankılanıyordu: Aşağıdaki sahte kraliçe, ilk hamlesini ne zaman yapacaktı?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.