İçeriğe geç

Koyu Mavi

Bölüm 13 · 6 dk okuma

Koyu Mavi

Bölüm 13

Bölüm 12: Kalp Acısı

Annem ameliyata gireli kaç saat oldu bilmiyorum. Artık ağlamaktan gözlerim şişmişti. Ameliyattan doktor çıktı, “Zuhal Korkmaz'ın yakınları siz misiniz?” diye sordu doktor yanına gidip, “Evet, benim, Ne oldu Anneme?” dedim. “ Geçmiş olsun, Bunu bize neden söylemediniz?Anneniz Akciğer kanseri 4.evre,”dedi doktor. “Ne! Akciğer kanseri mi? Bilmiyordum, gerçekten bilmiyordum,” dedim. “Bir anda nefesi kesilmiş ve kalp krizi geçirmiş. Şu an durumu kritik,tekrardan geçmiş olsun,” dedi, doktor ve gitti. Annemin ilaçları artmıştı. Koltuğa kendimi bıraktım çünkü ayakta duracak gücüm kalmadı. “Benim suçum ilgilenmedim annemle! ” hem bunları söylüyordum hemde dizlerime vuruyordum. Efe ellerimi tuttu. “Sakin ol!” diye bağırdı. Bunu benim iyiliğim için yapıyordu ama kendimi kaybetmiştim. “Herşeyi yap, hatta bana bile zarar ver ama kendine zarar vermene izin vermem,” dedi Efe. Kalbimi gösterdim, “Çok acıyor.”

“Biliyorum, biliyorum karıcığım ama kendine zara verme lütfen,” dedi Efe. Gözlerindeki endişe benim içindi. “Ben senin yanındayım, karıcığım.” Can uyandı. Benim ağladığımı görünce ağlamaya başladı. Kucağıma oturdu. “Abla, annem öldü mü?” diye sordu. “Hayır!” ses tonum fazla yüksek çıkmıştı. “Tamam, abla kızma bana,” dedi. “Yok ablacığım, kızmıyorum sadece biraz yüksek çıktı sesim ben sana hiç kızarmıyım,”dedim. Yanağına bir öpücük kondurdum. Sonra onu kendime çekip sarılmaya başladım. O görmüyordu ama ben ağlıyordum. Ben sessiz ağlamayı babam sayesinde öğrendim. Uzun bir süre birbirimize sarılmaya devam ettik. Can'a telefonumu verdim kafası dağılsın diye, oynamaya başladı. Efe bana kahve getirmişti. “Al, karıcığım iyi gelir,” dedi. “İstemiyorum, Efe,”dedim. Ben ilk defa kahve teklifini reddediyorum. Kahveyi çok seven ben, onsuz güne başlayamayan ben bugün reddettim. “Karıcığım, bir dışarı çıkıp hava almak ister misin?” diye sordu. Buna hayır diyemedim çünkü nefes alamıyordum. “Çok isterim,” dedim. Efe ile birlikte hastanenin bahçesine çıktık, banka oturduk. Derin nefesler almaya çalışıyorum ama aldığım nefes ciğerlerime ulaşamıyordu sanki. “Karıcığım, lütfen yapma bunu kendine, lütfen yapma,” dedi Efe. Konuyu değiştirmek için, “Onu neden çağırdın?” diye sordum. “Onunda bilmesi gerekiyordu, elbet bir gün öğrenecekti ben sadece işini kolaylaştırdım,”dedi. “Ya ölürse,” dedim, daha çok kendimle konuşur gibi. Konuşmasına izin vermeden devam ettim. “Ya beni, Can'ı bırakıp giderse ben ne yaparım?” dedim. “Alışıyorsun,” dedi ve devam etti. “İlk başta çok acıyor kabullenemiyorsun ama sonra alışıyorsun,”dedi.“Yani o yara kapanıyor mu?” diye sordum algılamaya çalışarak. “Hayır, kapanmıyor sadece yaranın varlığına alışıyorsun,” dedi. O sırada Can yanımıza geldi. “Abla, korkuyorum yanımda kal,” dedi ve konuşmaya devam etti. “Ben babama git dedim ama annem gitti,” dedi. “Gel ablacığım,” dedim kucağıma alarak. “Korkma ben yanındayım, seni hiç yalnız bırakmayacağım,” dedim. Efe de konuşmaya dahil oldu. “Bende sizi bırakmayacağım,” deyip ikimizede kocaman sarıldı. Biz sarılmaya devam ederken onun senini duydum. “Annene bir şey oluyor, çabuk gel,” dedi. Yine o iğrenç sesiyle. Can kucağımda koşar adımlarla ilerliyordum. “Ne olur, ne olur, ne olur yapma Anne, bırakma, mahvolurum, kahrolurum lütfen...”dedim çok kısık bir sesle, ben bile kendi sesimi zor duydum. Ama Efe beni duymuş olacak ki. “Ben varım yanında, bende senin yaralarını sararım,” dedi. Doktor ameliyathaneden çıktı. “Hastayı kaybettik, başınız sağ olsun,” dedi. “Anne!” avazımın çıktığı kadar bağırdım. Can yanımda telefon ile oynuyordu. Benim bağırdığımı duyup bana sarıldı ben ise hala bağırıp, ağlıyordum. “Abla, lütfen ağlama,” dedi Can. Nasıl ağlamayayım... Efe, Can'ı kucağına aldı ve dışarı çıktılar. “Annem!” diye bağırdım. Kendime zarar vermeye başladım. Sonra babamı gördüm. Mimik oynatmıyordu. “Senin yüzünden!” diye bağırdım. Göğüs kafesine vurmaya başladım. “Sen annemi bu hale getirdin, senin yüzünden öldü benim annem!”diye bağırdım hem bağırıyor hemde göğüs kafesine vuruyordum. “Ne yaptın, ne yaptın da kadını kanser ettin!” cevap vermedi. “Cevap ver bana!”dedim. “Ben hiçbir şey yapmadım, kendisi kanser oldu!” o da bana bağırıyordu ama karşısında küçük, masum, ses çıkartmayan kız çocuğu yok. “Sen kanser olduğunu biliyor muydun!?” ben bilmiyordum ama o biliyor muydu? “Evet, biliyordum!” dedi. “Neden bana söylemedin, bu önemli bir konu ve benim bunu bilmem gerekiyordu!” Gerçekten anlamıyorum, neden bana söylemediler? Niye. “Sen evli bir kadınsın, birde gelip annene mi bakacaktın? Kocanla ilgilenmen için sana söylemesini yasakladım!” Şaşırdım mı? Hayır, babam bir şeyi yasakladıysa Annem o yasağı çiğneyemezdi.“İğreniyorum senden, pislik bir adamsın! ” diye bağırdım. “Babanla düzgün konuş, Eflin! Sınırı aşma! ”dedi. “Aşarsam ne olur?” Kahkaha attım. “Artık karşında o küçük kız çocuğu yok!” dedim. Dimdik duruyordum karşısında. “Eflin!” dedi. Küçükken dediği gibi bu tonda ismimi söyleyince irkilirdim ama şimdi hiçbir şey olmamış gibi mimik bile oynatmadım. “Baba, ben büyüdüm artık senin ne tür bir pislik olduğunu anlıyorum!” dedim. Bağırmıyordum ama sesim yüksek bir tondaydı. “Eflin, ben senin babanım

benimle düzgün konuş!” dedi. “Baba, Neden bazı şeyleri anlamıyorsun, bir daha karşımıza çıkma ne benim ne de kardeşimin bizim için yoksun artık!” dedim. gitmek için arkamı döndüm,ilerlemeye başladım. Arkamdan bakıyordu, bunu biliyordum. Bahçeye çıktığımda eski halime geri döndüm. Yıkık, dökük, acı... Benim Annem öldü, Hemde kardeşimin doğduğu gün... Kardeşim üzülmesin diye göz yaşlarımı sildim. Yüzüme kocaman bir maske taktım. Gülümsedim... Benim maskem, gülümsemek oldu. “Abla, biz Efe abi ile oyun oynadık, ben kazandım,” dedi. “Aferin, benim canım kardeşime nasılda yeniyormuş Efe abisini,” dedim. “Bir şey diyeyim mi? zaten Efe abin oynamayı bilmiyor, çak,” dedim bir hevesle çaktı. “Hayır, ben oynamayı biliyorum bir kere,”

Dedi Efe çocuk gibi. “Artık evimize gidelim,” dedim. Efe, “ Rota oluşturuluyor... Rota oluşturuldu...” dedi Can'ı omzuna çıkardı. “Kemerlerinizi bağlayın. Uçuşa geçiyoruz...” dedi ve adeta uçakta uçuyor gibi arabaya doğru gittiler. İkiside çok eğleniyor ve bu beni çok mutlu ediyor. Bugün benim annem öldü, ama ben kardeşim için mutlu görünmek zorundayım, içimde fırtınalar kopuyor ama yüzümde gülümseme var. Olmak zorunda kardeşim için. Kendimi buruk hissediyorum içimdeki acı gittikçe filizleniyor. Arabaya bindik, evin yolunu tuttuk. O sırada radyodan bir müzik çalmaya başladı.

“... Gel yaralarını ben sarayım,

Ömrünü ömrüme katayım,

Bir gün gülersek eğer,

Yoluna güller katayım... ”

Efe sesini açtı. “Bu şarkı benden sana gelsin karıcığım,” dedi. Gülümsedim. Benim annem ölmüştü fakat Efe beni mutlu etmek için çabalıyordu, beni düşünüyordu. Beni hayatım boyunca annemden başka kimse düşünmedi. Buse vardı o da bir dönem beni bıraktı. Eve geldik, kendimi perişan hissediyorum. Can telefon izleyerek uyudu. Ben ise ağlıyordum sessizce odamda eskiden olduğu gibi, tek bir farkla bu sefer yalnız değilim. Yanımda Efe vardı bana sarılmıştı bende ona. Ona sarılı bir şekilde ağlıyordum, göz yaşlarım sel olmuştu. “Karıcığım, ölenle ölünmüyor keşke bütün acılarını geçirebilsem ama geçiremiyorum, o yüzden sen yapma kendine benim için, beni düşünmüyorsan kardeşin için,” dedi. Nasıl onu düşünmediğimi

düşünürdü? Sevgimi gösteremiyor muydum? Burnumu çekerek konuşmaya başladım. “Nasıl seni düşünmüyorum, kendimden çok seni düşünüyorum Efe,” Efe sessiz kalmayı tercih etti. Beni kendine doğru çekti saçlarıma öpücük kondurdu. “Hadi ama ağlama Can uyanırsa seni böyle görmesin,” dedi. Haklıydı, lavaboya girdim. Elimi yüzümü yıkadım. Mutfağa gidip kendime kahve yaptım, oturma odasına geçtim. Efe 'de buradaydı. “İşte bu, benim karım her zaman kahve içer,” Evet, yine haklıydı. Ben her zaman kahve içerim. Ben Efe hakkında çok az şey biliyorken o benim hakkımda nasıl bu kadar şey biliyor? “Efe, sana bir şey sorabilir miyim,” “Sor bakalım.”

“Ablan neden benle oynamıyordu küçükken,”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.