İçeriğe geç

Koyu Mavi

Bölüm 1 · 7 dk okuma

Koyu Mavi

Bölüm 1

Giriş... (Geçmiş...)

Giriş…Geçmiş…Ela her zamanki gibi annesine yardım ediyordu.“Anne, bulaşıkları yıkadıktan sonra parka inebilir miyim?”“Ela, kaç yaşına geldin, park diye tutturuyorsun?” dedi.“Lütfen,” dedi Ela. Parka gitmesinin bir sebebi vardı.“İyi, git Ela ama akşam on ikiden önce evde ol,” dedi Ela’nın annesi.Ela heyecanla, “Teşekkür ederim, canım annem,” dedi ve annesinin yanağına bir öpücük kondurdu. Bulaşıkları yıkadı ve parka indi. Ela çok heyecanlıydı çünkü onu görecekti.Parka indiğinde Eflin yoktu. Neredeydi?Kesin babası izin vermemiştir, diye düşündü ve koşarak Eflinlerin evine gitti.Kapıyı babası Yavuz açtı.“Yavuz Amca, Eflin parka gelebilir mi?”Yavuz, Ela’ya iyi davranıyordu; onun her istediğini yerine getiriyordu. Yumuşak bir tonda,“Tabii ki Ela, hemen geliyor,” dedi ve Eflin’i çağırdı.“Eflin, Ela seni çağırıyor. Git kızım,” dedi.Eflin heyecanla, “Geliyorum baba,” dedi.Ve evden çıktılar.“Hoş geldin Eflin’im,” dedi Ela.“Hoş buldum Eloşum,” dedi Eflin.“Sence o da gelir mi?” diye sordu Ela.“Kim, senin deyişinle orman gözlü çocuk, benim deyişimle gıcık çocuk mu?” diye sordu Eflin.Ela gülümsedi.“Evet,” dedi.“Bence asla gelmez,” dedi Eflin. Aslında şaka yapıyordu çünkü gıcık çocuğun geleceğine adı gibi emindi.“Ne? Gerçekten gelmez mi?” dedi Ela hüzünle.Eflin, Ela’nın omzuna vurdu.“Şaka yaptım Eloşum. Hemencecik inandın,” dedi.“Gıcıksın Eflin,” dedi Ela.Eflin kıkırdadı. “Şey, öyleyimdir,” dedi.Parka gelmişlerdi.“Eloşum, beni sallar mısın?” dedi Eflin.“Eflin, bebek misin ya? Kaç yaşına geldin, büyü artık,” dedi Ela.“Ya lütfen Eloşum,” dedi dudaklarını büzerek.“Hayır Eflin, ben sallamam,” dedi Ela.“Ben sallarım,” dedi Efe.“Efe abii!” dedi heyecanla Eflin. “Sen nereden çıktın?”“Boş ver sen onu, minik kız.”“Ya ben minik değilim! Büyüdüm ben, abla olacağım!” dedi Eflin sinirle.Efe, Eflin’i sinir etmeye bayılıyordu.“Hiç de bile. Büyüseydin salıncakta sallanmazdın,” dedi.“Ben büyüdüm ama salıncakta sallanmak çok eğlenceli,” dedi Eflin.“Demek ki hiç büyüyememişsin,” dedi Efe.Eflin salıncakta sadece oturuyordu, gözleri dolmuş bir vaziyetteydi.“Efe, ağlatma benim Eflin’imi,” dedi Ela.“Senin Eflin’in de ağlamaya çok meraklı,” dedi Efe.Eflin daha fazla kendini tutamadı ve hüngür hüngür ağlamaya başladı.“Off! Ağlama minik,” dedi Efe.“Ben minik değilim!” dedi ve ağlamaya devam etti.Efe, arkadan ondan habersiz bir şekilde salladı. Az önce ağlayan kız şimdi kahkahalarla gülüyordu.“Kızım, sen az önce ağlamıyor muydun?” diye sordu Efe.“Evet, ağlıyordum çünkü beni üzdün. Ama şimdi eğleniyorum, neden ağlayayım Efe abii!” diye bağırdı.Salıncak durdu.“Gerçekten üzüldün mü?”“Hayır Efe abi, sana şaka yapıyordum,” dedi ama Efe anlamadı.“Böyle şaka mı olur minik? Ödüm koptu.”“Efe abi, gerçekten mi?”“Ne gerçekten mi?!”“Sana şaka yapmadım. Gerçekten üzdün beni! Oldu mu Efe?”Bu sefer “abi” dememişti çünkü çok sinirlenmişti.“Özür dilerim minik,” dedi Efe.“Özürün geçerli değil!” dedi Eflin.Başını öbür tarafa çevirdi. Başını çevirdiğinde Efe yoktu.Eflin çok da umursamadı, çünkü onunla küstü. Ela'nın yanına gitti. “Ne oldu? Geldi mi gıcık çocuk,” diye sordu Eflin. “Gelmedi, ama gelir, ” dedi ve arkadan bir ses geldi. “Birileri benden mi bahsetti?” “Orman gözlü çocuk,” dedi Ela. “Gıcık çocuk,” dedi Eflin. “Buyrun benim,” dedi Kayra. “Ben sizi yanlız bırakayım,” dedi Eflin. Ela'nın kulağına “Kesin sana aşık, bana kızma ama sende ona aşıksın,” dedi. Ela ona kızgın bir bakış Attı. Eflin ise salıncakta sallanmak için salıncağa geçti ama kendi kendine sallanamıyordu. “Off, sallanamıyorum!” dedi Eflin. “Ben seni sallayabilirim eğer istersen,” dedi çocuk. “Ben seni tanımıyorum, kimsin? Kaç yaşındasın? Beni nerden tanıyorsun?” diye sordu ve devam etti. “Sanırım çok fazla soru sordum,” “Evet, biraz fazla soru sordun, ben hepsini cevaplarım,” dedi çocuk ve devam etti. “Adım Göktuğ, yaşım 13,seni nereden tanıyorum parktan. Her parka geldiğimde seni izliyorum,”dedi. “Göttuğ mu?” diye sordu Eflin. Dili dönmemişti. Çocuk güldü, “Çok güzelsin,”dedi. “Gerçekten güzel miyim?” diye sordu Eflin. “Evet, sana güzel olmadığını düşündüren ne?” diye sordu Göktuğ. “Babam, bana hep sen çok çirkinsin senin gibi çirkin bir kızım yok benim! Evlendirecem seni kurtulacağım senden!” diyor,dedi Eflin. Göktuğ ne diyeceğini bilemedi. “Yok sen çok güzelsin, baban sana şaka yapıyordur,” Eflin gülümsedi. “Teşekkür ederim, Göttuğ abi,” dedi. Ve devam etti. “Beni sallar mısın?” “Tabiki,” dedi Göktuğ. Sallamaya başladı,Eflin Kahkahalarla gülüyordu. Onları izleyen biri vardı Efe. Efe'nin Efline karşı hisleri vardı, ama Eflin'in büyümesini bekliyordu. Ve şuan Kıskanmıştı Eflin'i. “Eflin?!” dedi Efe. Eflin ise cevap vermedi. Her zaman neşeyle cevap veren kız, şimdi cevap vermiyordu, neden? Çünkü küsmüştü. Efe onun her hareketini biliyordu. Aşk böyle bir şey miydi? Onun her zerrisini ezberlemek, her hareketini bilmek? Bilmiyordu Efe. Ama halinden çok memnundu, onu izlemek ilaç gibi geliyordu Efeye. Onu sinir etmek çok hoşuma gidiyordu ama sonra paşa paşa gönlünü alıyordu. “Eflin, miniğim, gel yanıma lütfen özür dilerim,” dedi Efe. Yanındaki dangalak kimdi? Ne hakla Eflin'i sallıyordu? “Sen kimsin kardeşim!?” diye sordu Efe. Eflin hemen cevap verdi, “Göttuğ abii!” dedi. Efe gülmemek için kendini zor tuttu. “Göktuğ kardeşim,” dedi çocuk. “Eflin'in yanında ne işin var!?” diye sordum. “Kendisi sallanamıyordu, yardımcı oldum,” dedi. “Sana gerek yoktu!” ses tonu biraz yüksek çıkmıştı. “Eflin, ablam seni çağırıyor yanına git,” dedim. “Tamam,” dedi Eflin. Salıncaktan indi ve gitti. “Bak, çocuk bir daha seni bu kızın etrafında görmeyeyim!” “Görürsen ne olur?!” dedi Göktuğ. “Doğduğuna pişman olursun!” “Diyorsun,” dedi. “Diyorum,” dedi Efe . “Tamam bir daha yanına gitmem olur biter,” dedi. “Ha, şöyle şimdi kaybol,” dedi Efe. Ve gitti Göktuğ. Eflin'in yanına gittim, Bankta tek başına oturuyordu. “Miniğim, özür dilerim, hadi barışalım. Hem bak ben sana ne aldım?” “Ne aldın?” dedi heyecanla. “Bak,” dedim ve poşette jelibonları çıkardım. “Jelibonn!” dedi ve Efeye sarıldı. “Teşekkür ederim, Efe abii!” “Bir şey değil, bücür barıştık mı?” “Evet, barıştık,” dedi ve devam etti. “Bu arada Eloşum beni çağırmıyormuş bana yalan söyledin!” “Özür dilerim ama git desem gider miydin?” “Hayır,” diye yanıtladı. “Bende gitmen için öyle söyledim,” dedi Efe. “Ela'm, sarışınım, görüşmeyeli neler yapıyorsun?” diye sordu Kayra. “Orman gözlüm, dün görüştük, aradan bir gün geçti,” dedi Ela. “Olsun, ben seni görmediğim her salise seni özlüyorum,” dedi Kayra. “Gerçekten mi?” diye sordu Ela,heyecanlanmıştı. Kalbi güm güm atıyordu. “Gerçekten,” dedi Kayra. O da çok heyecanlanmıştı. “Gel, seni sallayacağım,” dedi Kayra ve Ela'nın elini tutup onu çekti. “Orman gözlüm, ben çocuk muyum?” diye sordu Ela. “Değilsin, ama çocuk değilsin diye seni sallayamayacak mıyım, sarışın civciv?” “Salla, hadi,” dedi Ela. Salıncağa bindi ve Kayra onu sallamaya başladı. Kayra hızlanmaya başladı. “Kayra!” dedi Ela. “Yapma ya, düşeceğim!” “Düşersen tutarım,” “Tutarsan herkes görür,” “Görsünler, ama sana bakmasınlar işte o zaman göz diye bir şey kalmaz onlarda,” dedi Kayra,ve devam etti. “Yani ben onlar için söylüyorum,” “Kayra!” dedi Ela. Kayra onu bayağı hızlı sallıyordu. “Orman gözlü çocuk, indir beni artık!” “İndirmezsem ne olur?” dedi Kayra çok eğleniyordu. “Efeye söylerim seni!” dedi ve devam etti. “İndir beni!” “Tamam, indiriyorum,” dedi Kayra. Çünkü biraz daha sallasaydı Ela onu dövecekti. “Off, Senin yüzünden midem bulanıyor!” “Ela'm, sarışını'm, sarı civciv' im, bence eğlendin,” “Çok eğlendim, gerçekten!” Bir günleri böyle geçiyordu, ama evlere dağıldıklarında Eflin ve Kayra'nın mutlu hallerinden eser kalmıyordu. Eflin'in babası, Kayra'nın Annesi onlara hayatı zehir ediyorlardı. Ve ikiside bu güzel anıları hatırlamıyordu, bunun tek bir suçlusu vardı o da Yavuz. Evleniyordum, Ben Eflin. Bugün ben evleniyorum hemde zorla... Babam beni evlendiriyor. Hemde arkadaşının oğlu Efeyle. Ama ben evlenmek istemiyordum. “Eflin, yavrum hadi inelim aşağıya gidelim düğün salonuna,” “Anne,” dedim ağlayarak, “Ben evlenmek istemiyorum, ben okuyacağım, Moda tasarımcısı olacağım,”dedim. “Eflin biliyorsun baban ne derse o olur, ” Sonra kapı çalındı. Kardeşim içeriye girdi. “Hadi abla sizi bekliyorlar, abla neden ağlıyorsun? ” hemen göz yaşlarımı sildim, "Ağlamıyorum ablacığım, ” Aşağıya indik arabayla düğün salonuna girdik , gelin odasında saçım, makyajım yapıldı. Misafirler gelmeye başlamıştı. Ve ben hazırdım... Kapım çalındı içeriye giren Efeydi. Bana birkaç saniye baktı ve alt dudağını ısırdı. “ Çok güzel olmuşsun,”dedi. Bende ona bakıp “Sende çok yakışıklı olmuşsun, ”dedim. “Haydi gidelim çabuk evlenmemiz gereken konular var, ” dedi. Gözlerimi devirdim, Ama görmedi. Koluna girdim ve düğün salonuna giriş yaptık. Çok kalabalıktı. İlk dansımızı yaptık, halaylar çekildi... Artık düğün bitmek üzereydi, takı törenine geçilmişti. Takılar takıldı ve düğün bitti. Üzerimde bir sürü altın ve para vardı. Efe ,“Ben çok acıktım yemek yemeğe mi gitsek? ”diye sordu bana. “Bende acıktım gidelim,”Arabaya doğru yürüdük. Hava çok soğuk olduğu için ellerimi kendime doladım. Efe bana baktı, hemen ceketini çıkarıp bana verdi. “İstemiyorum Efe, ”dedim. “Donarak ölümeni istemem karıcığım,” “Bana karıcığım deme! ” “Malesef Eflin şu andan itibaren benim Karımsın,”dedi. Gözlerimi devirdim. O da güldü. Kısık bir sesle, “Bayılıyorum seni sinir etmeye, küçükken de böyleydin,” dedi. Benim küçüklüğümü nereden biliyordu? Arabanın yanına geldim, Efe benim kapmı açtı. Arabaya bindim, Efe de bindi. En yakın çorbacıya gittik. -bu saatte açık olan tek yer orası- ben mercimek içtim, Efe de kelle paça (hiç sevmem) zevklerimiz hiç uyuşmuyor. O çorbasını içerken bende onu inceledim. Kehribar rengi gözleri, dalgalı kumral saçları, geniş omuzları, uzun boyu, kaslı kolları... Ve düşündüm benim küçüklüğünü nasıl biliyor? Küçükken görüşüyor muyduk? Görüşüyorsak ben niye hatırlamıyorum? Aslında Efe de Eflin'in yaşının küçük olduğunu ve onunla şuanda evlenmek istemediğini savunuyordu. Ama Yavuz Efenin babasını tehdit ettiği için evlenmek zorundalar ve Efe bunu bilmiyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.