Bir gece yarısıydı, bir taşın üzerinde oturup gölü seyrederken kafamda hep aynı düşünceler dönüyordu.
Ailemi öldüren herkesi tek tek bulup öldürmüştüm ama içimde aptalca bir his vardı. Olmaması gerektiği kadar yanlış birşey yaptığımı hissediyorum ama yeniden birşeyler eksik gibi... O canînin torunlarına benden bahsedip nesilden nesile bir gelenekmiş gibi görmesinden nefret ediyorum.
Daha da beteriyse artık bu kaçtığım ıssız ormana da insanlar kamp yapmak için gelmeye başladı. Sabah güneşinden saklanmak içinse güneş görmeyen ufak bir taşlık alanda mağaraya benzer bir yerde kalıyo-
O ses de neydi? Arkamı dönüp çalılıklara bakarken muhtemelen yolu buraya düşmüş aptal bir insanı avlamak üzere ayağa kalkarak çalılıklara doğru ilerlerdim. Yaşlı ve bastonu dikenlerin içine girmiş tuhaf giysili, güzel bir kadının belini tutup homurdanmasını duydum.
Beni görünce bastonunu çıkartmaya çalışarak kaçmaya çalıştı bir yandanda anlamsız şeyler söylüyordu. "Bekle, lütfen gitmeme izin ver! Gerçekten gitmeme izin verdiğini kimse bilmeyecek. Söz veriyorum." Anlamsız gözlerle ona baktım sadece
Çalılıklara takılan kıyafetlerini çıkartmaya çalışıyordu. Bir süre kaçmaya çalıştıktan sonra birşey yapmayacağımdan emin olacak ki bana yardım ister gibi elini uzattı. Gözlerindeki korku yerini şaşkınlıkla karışık düşünceli bir ifade aldı. "Şu çalının içinden çıkmama yardım edebilir misin?..."
Hiçbir mimik yapmadan kadına bakıp biraz düşündükten sonra üstüne eğilerek çalının dalını koparıp kıyafetinden çıkarttım. Dogrulmaya çalıştığı sırada dalı tuttuğum kolumdan destek alınca kolumu çekerek anlamsızca kadına baktım.
"Kusura bakma, koşmaktan heryerim ağrıyor da" baston kullanmasına rağmen dik bir şekilde yürüyerek göl kenarının dibine oturdu ve avucunun içine bir miktar su aldı. "Beni tanımadığına ne kadar sevindim anlatamam. Bu köyden değilsin sanırım, burada ne yapıyorsun? Doğaya hakim ve buraya alışık gibisin, uzun zamandır burada yaşadığını düşünürsek de o koca dalı tek seferde koparacak kadar güçlü gibisin değil mi?"
Kadından çok tuhaf bir enerji sevdiğimden midir bilmiyorum ama gereksiz bir rahatlık hissettim. Kadının yanına doğru ilerleyip biraz ötesine oturdum ve gölü seyretmeye devam ettim. "Doğru bildin. Bu koyden değilim" kadına bakarak ekledim "sen neden buraya geldin? Birinden, hatta bir kişi değil baya kaçak gibisin."
Kadın avucundaki suyu ellerininn arasından sızdırarak bıraktı ve iki elini çimlere koyarak rahat bir pozisyonda oturdu. "Burası artık bir yaşam alanına dönüştü. Eskiden yeteneklerimi gelistirmek icin buraya gelirdim ama... Bilirsin ya toplum her farklı kadın hakkında boş şeyler uydurur. Yani uzun lafın kısası büyücü olmakla suclandığımdan idam cezasına çarptırıldım ve tüm gereksiz insanlar beni arıyor."
Anlamadığım icin küçümserce bakış attım "bu ormanda cok uzun zamandır yaşıyor gibi konuşuyorsun. Bur süre sonra ölüp gidecek bir büyücü için gereksiz anlamlı değil mi?"
Kadın iç çekerek bir nefes verdi. "Ah... Amora, hiçbir zaman soğuk tavrından ödün vermeyeceksin sanırım" şaşkınlık ve korku karışımı bir tavırla ona döndüm. "Adımı nerden biliyorsun?" Kadın gülümseyerek saçlarıma dokunmak icin elini uzatınca geriledim. Neden bana surekli dokunuyor? Cevap gelmeyince söylediklerimi tekrarladım. "Soru sordum. Adımı nereden biliyorsun? Burada yıllardır yalnızım beni tanıyor olman için öldürdüğüm insanlardan birisi olman lazım"
Kadın sinir bozucu bir şevkatle gözlerime baktı ve bir anda anlam veremediğim şeyler söylemeye başlayınca donup kaldım.
"Babanla intikamımızı aldığın için, kendi ayaklarının üzerinde durabildiğini görmemi sağladığın ve kızım olduğun için... Çok teşekkür ederim Amora."
Yutkundum. Görüşüm bulanıklaşarak boğazım düğümlendi. Ne anlatiyor bu kadın? Annemi kaybedeli yıllar oldu. "Annem olman imkansız, bunu sende bende biliyoruz. Bu yüzden arkalı önlü düşünmeden attığın yalanlarını dinlemeyeceğim.'
Ayağa kalkıp uzaklaşacakken oturmam için nazikçe kolumdan tuttu. "Açıklamama izin ver, anlayacağına eminim." Yutkunmaya çalışarak boğazımın ağrısını dindirmeye çalıştım. "Acikla"
"Sana hamile olduğumu fark ettiğimde babanla çok sevinmiştik. Çocuğumuz olmayacağından emindik fakat bianda sen doğdun. O zamanlar gençliğimde bir arkadaşım vardı. Düşündüğünün aksine o bir insandı ve sahip olduğum ilk, tek ve son arkadaşımdı.
Sana bunu nasıl açıklarım bilmiyorum, ama büyü yapmayı bilen birisiydi ve senin büyüyünce nasıl birisi ve cinsiyetini merak ediyorduk haliyle. Bu yüzden seni tanimak istediğimi bunun için bir büyü olup olmadığını sordum. Soruma karşılık hemen işe koyulduk ve yaşlı bir ağacın yanına gittik o anda büyüyü yapmaya başladı."
Eli yeniden saçlarıma gitti ve daha yakınıma oturarak diğer elinide bir yanağıma koydu. Hayatımda ilk kez birinin bana dokunmasına izin verdim. Geri çekilmedim. Sadece sustum ve dinledim.
"Geleceğe bakarken çok guzel bir kız olduğunu, bur o kadar da soğuk ama hayata karşı dik durduğunu anlatırken bir an duraksadı. Ve o an bana bakıp bizim öleceğimiz günü gördüğünü söylediğinde şok oldum. Ardından kendi ölümününde yakın olduğunu ve eğer o ölürse bana öğrettiği büyüyle öldüğümde onun bedeninde tekrar canlanabileceğimi ama ona olduğu gibi geleceği göreceğimi söyledi ve bunu söyledikten birkac sene içinde de avcılar tarafından öldürüldü.
Aslında sana küçükken öğretmeye çalıştığım seyler de büyüydü. Sen pek ilgilenmesende hızlı koşamadığın için kendini koruyabilmeni istiyordum."
Kırgınlığımı gizlemeden direk söze girdim "neden peki ölümünüzden sonra yanıma tekrar gelmedin? Yada neden bana herşeyi o zaman anlatmadın? Neden iki sene sonra bu ânı bekledin?"
Gözleri dolarken sanki son kezmiś gibi ellerimi tutarak gülümsedi. "Sana son kez bir iyilik yapip veda etmek istedim. Sen benim tek yaşam kaynağımsın Amora, lütfen kendine dikkat et ve gelecekte kimseye guvenme bir kez daha gelebileceğimi sanmıyorum."
Bana yaptığı son iyilik hariç söylediklerini aklımın bir köşesine yazdım büyüleri baştan öğrenecek ve kendi ayaklarımın üstünde duracağım.
Anneme son kez sarılmak için kollarının arasına girdim. Ondan son duyduğum şey "seni seviyorum tatlım" demesiydi. Hemen ardından yüzümün anneme dayalı tarafından bir ıslaklık hissederek geriledim. Alnındaki bıçak ucunu görünce nutkum tutuldu. O an anlamıştım annemin yapmak istediği son iyiliği kafası ben geriledikce üstüme devrilirken arkasında yine onu gördüm. Bıçağın üstündeki kılıç işareti. Hemen ardından o ses de geldi "nereye kadar kaçabileceğini sanıyordun? İşte yolun sonu, dedemin intikamını ben alacağım!"
Şaşkınlığımı üzerimden atarak ayağa kalkıp kaçmaya çalıştım fakat kolumdan tutup yere fırlatıldıktan sonra hatırladığım sey boğazımın dibine çakmak yanmasıydı.