İçeriğe geç

Köy efsanesi

Bölüm 12 · 3 dk okuma

Köy efsanesi

Bölüm 12

Kanlar arasında seni görmek.

Amaris Amora

Koltukta uyuyan dedektife kararsızlıkla baktım. Umarım bu kadarını kaldırabilmişsindir, eğer gerçekten uyandığında iyileşmeye başlarsan... Ah, ne saçmalıyorum kimse bu büyüyü kaldıramaz. Nabzına bakmak için üstüne eğildim elimi boynuna götürerek yavaş yavaş atmasını beklediğim nabzı gereğinden hızlıydı. Bu nasıl olabilir? Kafayı yiyip saldırmamanı umuyorum dedektif. Koltuğun köşesinde uyumasını izledim ilk kez insan avına çıkmamı engelleyen birisi oldu yıllar sonra...

Elimle yüzüne düşen saçını köşeye çekiyordumki o sırada gözleri henüz kapalıyken bileğimi sıkıca tutmasıyla bileğimi çekip ayağa kalkacaktım, ama bileğimi sıkarak gitmemi engelledi. Böyle birşey gerçekten... Mümkün müydü? Bileğimi çekebilirim hâlâ gücüm yetiyor ama neler olacağını bilmek istiyorum eğer ölmeyeceksen Jack Williams, sen bu büyüyü kaldırabilen ilk ve tek kişisin.

Fakat artık bileğimi almam gerek. Bileğimi çekerek ayağa kalktım ve uyandığında kendi iyiliği için odun toplamaya çıksam çok doğru olur. Bu yüzden seni tek bırakıyorum, omuzumun üstünden umutla baktım. "Umarım ben yokken uslu durursun."

Jack Williams

Birkaç dakikadır sanki bir yokluğa yavaşca düşüyormuş gibi hissediyordum. Bazen nefesimi kesiyor, bazen de sanki beynime darbe yiyormuşcasına bir düşüş. Buradan nasıl çıkarım bilmiyorum. Açıkçası... Nasıl düştüğüm hakkında bir fikrimde yok. Çok huzurlu hissettiriyor fakat birşey... Kanlı bir el... Gözlerimin içinden beynime kadar tırnaklarını geçiriyor gibi iğrenç bir his... Bu his o kadar rahatsız edici ki... Ölmek istiyorum!

Gözlerimi yavaşca açtığımda etraf kırmızıyla karışık tahmin edemediğim bir renkti. Yattığım yerden doğrulurken etrafımdaki bütün nesneler kan içindeydi her bir yerden kan pıhtıları ve kan sızıyordu. Mide bulandırıcıydı ayağa kalkarak sendeledim gözlerimi ovuştururken iğrenç bir his sırtımdan boynuma kadar birşey hissettim. Derimi kazıp geçen bir çizgi gibiydi sanki... Ah! O aptalı bir bulayım! Sendeleyerek kapıya doğru yürüdüm. Gözlerimi ovuşturup başımın dayanılmaz agrısı yüzünden ellerimi başımım iki ucuna koyup ovuşturuyordum görüşüm hâlâ net değildi ve etrafı bu şekilde görmek gerçekten deli ediyor! Buna rağmen... O vampiri bulup... Onu... Onu öldüreceğim! Bu kadar oyun yeter.

Sendeleyerek yürümeye devam ederken ağacın arkasından bütün dişleri sivri bir yaratık üstüme doğru koşmaya başladığı sırada kendimi köşeye attım. Gözlerimi ovuşturup onun gerçek olmadığına kendimi inandırmaya çalışırken başımın ağrısı arttı ve ellerimle başımı ovuşturmaya başladım. Gözlerimi kapatıp uzun uzun açtım. Ne olduğu belirsiz canlı etrafına bakıp ağaçların arasına doğru koşarken güzel bir kızın kollarında odunlarla geldiğini gördüm. Bu... O değil mi? Amora.

Üstüne doğru koştuğum sırada elindeki odunlar yere düştü ve elimi cebime atıp çakmak çıkararak onu ağaca ittim ve boğazının dibine çakmağı yakarak diğer kolumuda başının üstüne koyarak ağaçtan destek aldım. Ayakta duracak halim yoktu, ama bana ne yaptığını bilmeme engel değildi. Amoraya yaklaştıkça görüşüm kırmızılı hafif bulanıklaşıyor bazende kırmızıdan dönüyordu.

"Açıklayıcı bir nedenin olsa iyi olur. Yoksa gerçekten ormanı dâhi umursamayacağım. Delirmiş gibi hissediyorum! Her ne yaptıysan, bir açıklamasını bekliyorum!" Gözlerindeki korkuyu gizleyemeyerek teslim olmuş gibi ellerini havaya kaldırdı. "Bu tehtid, biraz kabaca değil mi?" Elimi parmağıyla ittirmeye çalışarak bastırdı. Elimi geri çekmeyerek gözlerinin içine baktım. Görüşüm netleşirken kalbim yavaşlıyor, bulanıklaşırken midem bulanıyor ve kalbim hızlanıyor. Yani henüz geri adım atmayı düşünmüyordum.

Amaris Amora

Bakışlarının sertliğinden, kaşlarını çatıp sert nefes alıp verişinden bütün sinir ve yorgunluğu anlaşılıyordu fakat boğazımın dibinde ufak gözüksede hayatımı bitirecek çakmağı çekmediği sürece ne yapacağım hakkında hiçbir fikrim yok. Açıkçası en son bu korkuyu ölüm eşiğinde hissettim.

Bölüm sonu

1 yorum