Burada biri öldürülmüştü
Cenk ile ben adama bakıyorduk. Ne olup bittiğini anlamak için can atıyor aynı zamanda kendimi durdurmak geretiğini biliyorum
"Tamam çıkabilirsin"
"Gitmeyecek misiniz?" Dedim şaşırarak belkide biri öldürülmemişti
"Hayır onlar halleder Nazan hanım siz merak etmeyiniz lütfen"
Kendimce gülümsedim
"Peki siz bilirsiniz her neyse konumuza dönelim ortağınız öldürüldü ve bize borçu var bunu nasıl ödemeyi düşünüyorsunuz?"
Bir süre sessiz kaldı sonra bir anda ayağı kalktı. Büyük siyah dolaba ilerledi. Güzel bir içki çıkardığını görebiliyordum.
"İçki ister misiniz?"
"Hayır teşekkürler"
Kendisine bir bardak çıkartıp içki koydu. Derin nefes alarak ağır,agır adımlarla eski yerine oturdu
"Cenk bey iyi misiniz?"
"Evet devam edin lütfen"
"Peki soruma geri dönebiliriz o zaman"
"Tabikide" içkisinden büyük bir yudum aldı
"Bakın ortağım öldürüldü ve ben de size bu mekana ortak olmayı önerdim sizde bunu kabul etmiş olmanız lazım ki burdasınız şimdi yanınızda olan çekmecede bir dosya var içersinde aylık gelir giderleriniz var isterseniz bakabilirsiniz"
Yanımdaki çekmeceye baktım
Gülümsedim
"Size güvenmeyi tercih ederim bana hata yaparsanız çünkü canınızdan olursunuz"
yıllar önce yapmıştın zaten
Kıkırdadı.
"Peki bu özgüveniniz nereden geliyor babanız mı y..."
"Babam yıllar önce öldü" diyerek sert bir biçimde sözünü kestim
Yalan söylüyorum baban tarafından öldürüldü dedim içimden
"Özür dilerim bilmiyordum"
Geri adım atmasına şaşırmıştım.
"Sorun değil" zoraki bir biçimde gülümsedim
Cenk hala içkisini bitirmemişti bir süre sessiz kaldık bir süre Cenk'i izledim bir yerlerden tanıdık gelmişti bana birden
O da kurbandı bende peki kim katildi? Sahi bu hikayenin asıl kötüsü kimdi? Cevap netti Cenk'in öz babası Feyzi Yılmaz'dı
"Peki şimdi ortak mıyız Nazan Hanım"
"Evet"
Ona elimi uzattım elimi sıktı
"Yarın akşam sevkiyata görüşürüz Cenk bey"
"Tabiki de Nazan hanım"
İlk defa Cenk'in yeşil gözlerinde süphe görüyordum ama o süpeliyse bende öyledim
"Size eşlik edeyim" dedi kapıyı açarak gülümseyerek kapıdan çıktım belki de birbirinden ölesiye süphe ediyorduk ama ikimizde belli etmiyorduk. Cenk valeye benim arabamı getirmesini eliyle işaret etti. Ona bakmıyordum o da bana bakmıyordu tek kelime konuşmadık arabam gece klübünün önüne gelince göz göze geldik. Cenk'in yeşil gözlerinde anlamadım bir şey vardı
"İyi geceler Cenk bey "
"İyi geceler Nazan hanım"
Arabama binip onu çalıştırdım bir süre ilerledikten sonra telefonumu çıkartım.
"İyice dinledin değilmi?" Diye sordum
"Yes ama bana Cenk çok garip geldi" ses çocukluk arkadaşım Burak 'tan geliyordu.
"Onların ailesi garip Burak sadece Cenk değil her neyse konuştuğumuz gibi ses kaydı aldın değil mi?"
"Evet başkan aldım ama sana söyleyim bu ses kaydından bir şey çıkmaz"
"Nerdesin sen şimdi?"
"Evdeyim sende gelsene"
"Bekle geliyorum kahve yap Burak"
"Hay,hay efendim"
Gülümseyerek telefonu kapattım Burak ile dört yaşımdan beri arkadaştık. Çocuken Burak'ı gıcık
edip , kavga ettiğimiz, beş dakika sonra benle barıştığı o günleri hatırlayınca gülümsedim . Burak benim bu hayata en yakın arkadaşım, sırdaşım kardeşim aynı zamanda en çok kavga ettiğim kişiydi. Yatım saat sonra Burak'ın evinin önündeydim. Arabamı park edip, Burak'ın ziline bastım
"Yavaş olsana!" Dedi Burak hızla içeri daldığım anda
"O zaman çekilseydin önümden Burak"
"Gerçekten seni evinde davet edende kabahat"
"Ettin bir kere" Dedim gıcık bir ses tonuyla. Burak ' a baktım. Simsiyah kıvırcık sacları güzel, siyah gözlerde öfke yoktu, beyaz gömlek, siyah pantonlanla ve esmer teniyle yakışıklı görünüyordu
"Hiç senle kavga edemiyicem Nazan kahvenin yerini biliyorsun"
"Tamam sanada doldururum da sen ne düşünüyorsun onu söyle"
"Vallah o ses kaydından bir şey çıkmaz zaten Feyzi dikkatlidir şimdi"
"Beni öğrenmiş midir?" Hem kendime hem de Burak'a kahve doldururken
"Cenk'in öz babası değilmi? Büyük ihtimalle ha bu arada abi yarın ne sevkiyatı var?"
"Bilmiyorum ama gidicem"
"Ben de geleyimi?"
Gülümsedim Burak böyleydi beni korumak için her şeyi yapardı
"Gerek yok"
Kahve bardağını Burak'a verip oturma odasına geçtim L şeklinde bir koltuk, televizyon, kırmızı bir halı ve o halının üzerine bir sürü oyun vardı.
"Burak topla şu odayı bir kere geldiyimde ya!"
"Abi kendi evim değil mi?"
Haklıydı. Kahve fincanından yudum, yudum kahve içerken bir yandan Burak'ın evinin camından dışarı bakıyordum. İstanbul en güzel yerindeydi Burak' ın evi . Resmen boğazı izliyordum şu an
"Nazan!" Diye bağırdı Burak
"Ne oldu,ne bağrıyorsun?" Dedim arkamı dönerek
"Yarın Feyzi yurt dışında çıkıyormuş "
"Ne?"
" Hem de sevkiyatın olduğu saate"
"Gece on ikide?"
"Evet "
"Mekan Feyzi'nin üzerineydi değil mi?
"Evet "
Ne demek mu? Mekan sahibi yarın sevkiyat olduğu halde gidiyodu?
"Nazan bunlar yasa dışı işler yapmadığını emin misin?"
"Yapamazlar Burak güvendiğimiz adamlar var "
"Belki de Feyzi yurt dışında yapıyordur"
evet bu mümkündü
" O zaman Feyzi'nin bir ağı var Burak ve de onu bulup çökertmeliyiz" Dedim kararlı bir ses tonuyla
Yapacaktım bundan emindim
