İçeriğe geç

Kötülüğün Kanı

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Kötülüğün Kanı

Bölüm 1

1. Bölüm

Karanlık

soğuk bir kış aksamıydı. Yavaş yavaş kar yağıyor,her yer beyaza büründüyordu.

"Baba sence dünya dönüyor mu?" Dedi küçük kız . Kırmızı bi arabanın içersinde oturuyorlardı

"Evet ama biz hissetmiyoruz"

"nasıl oluyor o mesala ben dönünce döndüğümü hissediyorum"

"Ama sen hızlı dönüyorsun dünya yavaş dönüyor"

küçük kız kara baktı . Ormanın içindeki kara ...

"Kar mı oynamak istiyorsun?"

"E vet ama annemleri beklemem lazım değil mi?"

"Evet gelirler şimdi"

küçük kız güldü. Babasına sarıldı. Bir süre öyle kaldılar. Ardından silah sesleri..

küçük kız korkarak hemen kulaklarını kapatı. Kaç el ateş edilmişti sayamamıştı. Kafasını kaldırdığında camlar paramparça,arabanın içinde yayılmıştı

"Baba?" Sesi korku doluydu

ses yoktu

"Baba?"

yine ses yoktu

Küçük kız kafasını tamemen kaldırdığında babasını kanlar içerisinde buldu. Şah damarına cam batmış , beyninin tam ortasından vurulmuştu. Küçük kızın kalbi korkuyla atıyordu.

"Baba!" Dedi ağlayarak

Babasına son bir kez sarıldı .....

***

Kapalı tutuğum gözlerimi açtım. Tüm bunlar on sekiz yıl önce olmuştu.

Üstünden on sekiz yıl geçmişti...

Aynı yerde ama farklı duygular vardı

Küçük kız kormuştu,ama ben intikam almak istiyordum. Arabamı çalıştırıp , İstanbul 'un merkezine sürdüm. Garip bir biçimde trafik yoktu. Hedefim Feyzi Yılmaz'ın oğlu Cenk Yılmaz üzerinden Feyzi Yılmaz'a ulaşmaktı.

Derin bir nefes alarak hem kendime, hemde gece klübüne baktım. Üzerimde siyah kalın askılı bir elbise vardı. Siyah saçlarım düz ,kendimden emindim. Gece kübü büyük bir yerdi. Girişte kırmızı bir halı ,içerde bir sürü insan. İçki, kafa bulunlar,ayıklar.

"Hanımefendi?"

Sesle irkildim

"Arabanızı park etmem lazım"

"Tabi"

Arabamdan indim.

"Cenk Yılmaz burada mı?" Diye sordum valeye. Vale güzel,şık bir takım elbise giyiyordu

"Evet Nazan hanım sizi bekliyor"

Başımı tamam anlamında salladım

İçeri girdiğimde geniş bir lobi karşılıyordu. Kafamı olabildiğimce dik tutarak ikinci kata çıktım.

Babamın intikamını alacaktım.

"Cenk bey?" Kapıda durup tıklatıp ama içerde kimse yoktu. İçeriye göz gezdirdim. Bir geniş masa önünde iki deri koltuk ortasında sehpa vardı. Müdür koltuğuna oturdum, garip bir biçimde masada bir şey yoktu

"Nazan hanım iyi akşamlar"

Bu Cenk Yılmaz'ın sesiydi. Yakışıklı, zengin,genç kızların gözdesi. Üzerinde mavi takım elbise,yeni tıraş olmuş bir havası vardı.

"İyi akşamlar Cenk bey buyurun" Dedim ona müşteri gibi

"Yanlız orası benim"

"Biliyorum" Dedim elime tükenmez kalem alarak.

Başka bir şey demeden karşıma oturdu.

"Meseleyi biliyorsunuz ortaklarınızdan biri bize çok büyük borçu var..." Diye konuya girdim

"Nazan hanım o öldürüldü biliyorsunuz"

"Evet biri kalbime ,biri beynine olmak üzere iki kurşun yedi. Ama o borcu sizin ödemeniz gerecek ki sizde bize mekana ortak olmak için teklifte bulundunuz"

"Evet sizde düşünürüm demiştiniz"

"Evet ve de yarın akşam gece geç saatlerde bir sevkiyatınız var diye duydum."

Bunu beklemiyordu bunu yüzünden görebiliyordum

"Yasa dışı uyuşturucu satmıyorsunuz değilmi? Bizim uyuşturucula işimiz olmaz"

"Yok hayır uyuşturucu değil"

"Peki yasa dışı değil değil mi?"

"Değil merak etmeyin"

"Yarın bende orada olucam"

"Kim olarak pek..."

Kapının çalınmasıyla Cenk'in lafı bölündü. Arkamdaki kapıda kimin durduğuna baktım. Tanımıyordum. Siyah kıvırcık saçlı,yeşil gözlü genç bir adamdı. Üzerinde çiçekli gömlek, altında mavi kot pantolon vardı. O yeşil gözlerde belirgin olarak korku vardı. Sanki birini öldürmüşte bunun korkusunu yaşıyordu. Cenk'e baktım o da endişeli bakıyordu.

O an anladım

Burada biri öldürülmüştü

Bölüm sonu

5 yorum