Yerde dizlerimin üzerinde oturuyordum. Boynuma kadar kızarmıştım. Min jun ise çoktan ayağa kalkmış,bu sefer elini uzatan taraf o olmuştu. Gözlerim ilk önce onun gözlerine sonra ise bana uzattığı ele kaydı. Elinden destek alarak yavaşça kalktım. Eteğimi ellerimle silkeledim. Sonra tekrar gözlerimiz buluştu.
Min jun: Geç oldu. Ben çıkacağım seni de evine bırakayım.
Bu teklifi reddedemezdim çünkü taksi falan çağıracak gücüm kalmamıştı. Ayrıca az önce yaptığım şeyden sonra ona karşı gelip daha da göze batmak istemiyordum.
Kafamı olumlu anlamda salladım. Koltuktaki çantamı omzuma geçirdim ve onu takip etmeye başladım.
Otopark oldukça sessiz ve karanlıktı. Adım seslerimiz dışında hiç bir şey duyulmuyordu. Bazen Min jun ile kollarımız birbirine değiyordu. Yaşanmamış gibi yürümeye devam ediyorduk. Ben çantama sarılarak yürürken Min jun kafasını eğerek konuştu.
Min jun: Korkuyor musun?
Haeun: Ne!?
Min jun: Eğer korkuyorsan bana tutunabilirsin.
Böyle bir şey beklemiyordum. Elim refleksle koluna uzandı. Ona tutunmadan geri çektim elimi. Tutmayacağım. Korkak gibi gözükmemeliyim. Hiçte korkmadım zaten. Normal bir otopark ne olabilir ki.
Sonunda arabasının olduğu yere varmıştık.
Şoför koltuğuna oturmak yerine arabanın diğer tarafına ilerledi ve ön koltuğun kapısını açtı.
Min jun: Otur bakalım.
Bu cıvık cıvık hareketlerine sinir oluyorum. Ben delireyim diye yapıyor kesin of. Anlamıyorum sanıyor. Yanına gittim ve onun elini ittirip kapıyı kendim tuttum. Kendimden emin bir şekilde gülümseyerek konuştum. Yarım ağız gülerek gözlerini devirdi.
Haeun: Ben kendim binebiliyorum.
Cümlemi tamamladıktan sonra kapıyı kendim kapattım. Şoför koltuğuna oturdu ve anahtarı deliğe yerleştirdi. Yola çıktık.
Ben içimden bir an önce eve varmak için dua ederken o kafasını sallayarak garip radyo şarkılarına eşlik ediyordu. Ağlamak istiyorum. Kulaklarımı tıkamamak için zor duruyorum. Bu çocukla yanyana durduğum için ona benzemem umarım. İkimizin arabada deli gibi dans ettiğini düşündüm. Düşünmez olaydım.
Evimin önünde yavaşladı ve durdu. Ben ise yavaşça emniyet kemerimi çıkardım. Kapının kolunu tutarken konuştum.
Haeun: İyi akşamlar efendim.
Min jun: İyi akşamlar Haeun.
İlk defa adımı onun ağzından duymuştum. Kafamı çevirip yüzüne baktım. O da bana bakıyordu. Az önceki halinden eser kalmamıştı. Gülümseyerek karşılık verdim. Kapıyı açıp indim arabadan.
___________________________________
Bunlar olmuş 😻
