İçeriğe geç

KÖTÜ TESADÜF

Bölüm 11 · 2 dk okuma

KÖTÜ TESADÜF

Bölüm 11

Kabul eden sensin

İstemsizce yutkundum. Konuşmak için dudaklarımı araladım. Sonra geri kapattım. Ondan kahvaltı teklifi alacağımı hiç düşünmemiştim. Ne cevap verecektim şimdi? Kabul etsem ayrı reddetsem ayrı dert. Alaycı yüz ifadesiyle bana bakıyordu. Başımı önüme eğdim ve donuk bir ses tonuyla konuştum.

Haeun: Sizinle kahvaltı yapmam pek uygun olmaz efendim. Afiyet olsun.

Onun tepkisini ölçmeden odadan çıkmadım. Paytak paytak yürüyerek masaya oturdu. Hep böyle şapşal mıydı yoksa ben mi hep ciddi halleriyle karşılaşıyordum. Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım. Ses çıkarmaması sanırım benim odadan çıkmam için verdiği bir işaretti. Daha fazla oyalanmadım ve çıkmak için kapıya yöneldim. Tekrar seslendi.

Min jun: Sophia genelde kahvaltısını benimle yapar. Bir haftalığına onun yerine geçtiysen şu an benimle kahvaltı yapmalısın.

Bu çocukla hiç iyi anlaşamayacağız sanırım. Tam gözüme tatlı gelmeye başlamıştı ki Patron Min jun yine kişiliğini gösterdi. Kollarımı sallayarak karşısındaki sandalyeye oturdum. Bulunduğum durum çok garip ve komikti. Benim oturmamla beraber tabağındaki sosise çatalını batırdı ve bir ısırık aldı. Ben ise tam tersi ağzıma lokma sürmeden şaşkınlıkla onu izliyordum. Zaten sabah kahvaltımı yaptığım için aç değildim. Odadaki sessizlik gerilmeme sebep oluyordu. Onun bu rahat ve doğal davranışları bana cesaret vermişti.

Haeun: Siz her istediğinizi insanlara zorla mı yaptırıyorsunuz.

Sorgulamadan karşılık verdi.

Min jun: Ben seni zorlamadım. Teklifi kabul eden sensin.

Cevabı duraksamama neden oldu. Haklıydı. Bunu ben istemiştim ve şimdi katlanmak zorundaydım. Kaderimi kabullenmiş bir şekilde başımı aşağı yukarı salladım. Çatalı elime aldım ve tabaktakilerin tadını çıkara çıkara yemeye başladım. Acelem yoktu. Nasıl olsa benim işim Min jun'la ilgilenmekti. Bir süre daha konuşmadık. O önündeki kahvaltıyla ilgilenirken ben oturduğum yerden onun odasını inceliyordum. Camdan içeri sızan güneş ışığı beni ara sıra engellesede ben pes etmiyor, odanın heryerini hafızama kazıyordum.

Haeun: Yanlış anlamazsanız bir şey soracağım.

Min jun: Sorabilirsin.

Benimle arkadaş gibi konuşması rahatsız etmiyordu. İyi bile geliyordu insana. Neyden bahsediyorum ben?

Haeun: Neden garsonluk yapıyorsunuz?

Min jun: Zengin çocuğu olmak çok sıkıcı. Kendime eğlence arıyorum.

Dalga geçtiği yüzündeki gülümsemeden açık bir şekilde anlaşılıyordu. Onun gülümsemesi benimde gülmeme neden olmuştu.

Haeun: Puding savaşı gibi eğlenceler~

Bunu derken yanaklarım kızardı ama aldırmadım. Dediğimi duyunca gülümsemesi büyüdü. Kafasını salladı.

Min jun: Öyle de denebilir.

Bir anda gülümsemem soldu. Bu ne ya? Sanki şımarık zengin velediyle zorla ilgilenmiyordum da randevudaymışım gibi davranıyordum. En iyisi bir an önce çıkmaktı buradan. Konuşmadan önce boğazımı temizledim.

Haeun: Ben artık çıksam iyi olur efendim. Size iyi gecele- yani afiyet olsun.

Konuşmasını beklemeden hızlı adımlarla çıktım odadan. Lavaboya gidip elimi yüzümü yıkasam iyi olacaktı. Umarım bu kahvaltıyı tekrar yaşamak zorunda kalmam.

___________________________________

Kız heyecandan konuşmayı unuttu😭

Bölüm sonu

3 yorum