Berk evden çıktı ve arabasını X-fire'a doğru sürdü. Şirkete vardığında Alevli Şort'un onu lobide bekletip yanına çıkartmayacağını bildiği için resepsiyona uğramadan direkt geçmeye çalıştı. Güvenlik görevlisi onu durdurmuştu.
En azından yazarcık şirketlere elini kolunu sallayarak giremeyeceğinin farkındaydı.
"Merhabalar ben Cantez şirketinden Hamdi Beyin oğluyum." Berk adama kimliğini gösterdi. Adam panikle elini uzattı.
"Buyrun Beray Bey, kusura bakmayın."
Adama başıyla selam verip sağdaki koridordan asansöre bindi. En üst kata çıktı.
Odasının en üstte olduğuna adı kadar emindi çünkü Alevli Şort'un vasıf yoksunluğundan doğan özgüvensizlik hissini bastırması için herkesten yukarıda olması gerekiyordu.
Öbür türlü odanın en üst katta olduğunu bilmesinin kahyayı arayıp odasının nerede olduğunu öğrenmesiyle kesinlikle hiçbir şekilde bir alakası yoktu, olamazdı.
Asansör, tabloların olduğu 2-3 metrelik bir koridora açılıyordu. Koridorun sonunda tek bir kapı vardı. Berk kapıyı çaldı. Alevli Şort'un olduğunu tahmin ettiği ses "gir." dedi.
Berk metal kolu çevirip yatağın, mutfağın ve deri koltukların bulunduğu beyaz tonlarındaki oldukça geniş odaya girdi.
Ateş Bey karşısında duruyordu.
"Ne hakla benim evime gelirsin!"
Berk duygusuz bir sesle "Daha demin kapıyı çaldığımda gir dedin." dedi
"Önce karıma sulanıp sonra evime gelmeye nasıl cüret edersin!?"
Berk şu an adam yerine bir maymunla konuşsa daha çok ilerleme kaydedeceğini düşünüyordu.
"Bak, buraya özür dilemeye geldim. Karına karşı-" Bunu söylerken Berk'in midesi bulanmıştı. "Bir yanlışım olduysa affet."
Adam kahkaha attı. "Sonunda yola geldim ha. Özrünü benden değil Ahsen'den dileyeceksin koçum. Yarın bu saatte burada olur yani sende burada olacaksın."
Berk itiraz edecekti ki Alevli şort sözünü kesti.
"Şimdi ben seni kovdurmadan yaylan."
Berk dişlerini sıka sıka asansöre doğru gitti. Arabasına dönene kadar bir şey düşünmemeye çalıştı. Yoksa geri dönüp Alevli şortun üstüne atlayabilirdi.
Evden geç çıktığı için hava kararmaktaydı. Tarla evine doğru sürdü. Arabasından inmiş soğuktan hızlıca içeri geçerken tanıdık bir yüz gördü. Bu iş yerindeki güvenlikti. Berk'in yanına gelince el sıkıştılar.
"İşe başlamana sevindim. Kendini çok yorma. İstediğin zaman içeri girip ısınabilirsin." Bahçede korumaların kalabileceği bir baraka vardı. Adam cevap verdi.
"Teşekkür ederim Beray bey. "
"Bana Beray Bey demek zorunda değilsin istediğin gibi seslen."
Berk biraz ilerlerinde duran 2 kişiye baktı. Onlarda daha önce gelen korumalar değildi. Biri gençti. Beray'dan 3-4 yaş büyük gibiydi. Kısa saçları, küçük yuvarlak bir yüzü vardı. Diğerinin ise yüzü uzun ve kemikli, gözleri kısıktı. Her an karanlıktan çıkıp "biraz şeker almak ister misin genç adam" diyecek gibiydi.
Berk genç olanla el sıkıştı. Elini diğer adama uzattığında adamın elini sıkmak gibi bir niyeti olmadığını gördü. Omuz silkip gülümsedi.
"Ben Beray umarım iyi anlaşırız."
Genç olan "Ben Cenk." dedi. Diğeri ise konuşmadı.
Eski kat güvenliği ağır ağır konuştu. "Bende Rasim. Bizden özel olarak istediğiniz bir şey var mı Beray bey?"
"İçeri gerekmedikçe girmeyin onun dışında diyeceğim bir şey yok."
Uzun yüzlü adam sahte bir gülümsemeyle burnundan nefes verdi ve bir şey demeden arkasını dönüp gitti.
Beray içinden "Sormayacağım ne olduğunu ulan, sormayacağım" dedi . Yarın alevli şort ve sevgilisi geyikli tayttan özür dileyecek olmak yeterince çileden çıkartıyordu onu, bir de tanımadığı bir adamın tripleri ile uğraşa
mazdı.
Onlarla biraz daha konuştuktan sonra içeri girdi.

