( Agatha'nın anlatımıyla )
" Ölmediğine eminiz değil mi?" Dedi endişeli bir kadın sesi.
" İki defa kontrol ettik Freya," Diye ekledi bıkkınlıkla bir adam.
Hayal meyal duyduğum seslerle zihnimin karanlığından sıyrılıp gözlerimi açtım. Yüzümün sol tarafına değen soğuk mermeri hissettim. İlk olarak günlerce fırçalanmış gibi parlak olan mermer zemini gördüm. İkinci gördüğüm şey ayaklardı.
" Uyanıyor," dedi biri.
Dirseğim üzerinde doğruldum. Parlak mermerden altın varaklı bir odaydı. Zemine mücevherler, altın işlemelerle bir resim çizilmişti. Tavan yoktu onun yerine eşsiz bir feza manzarası vardı. Odayı ise daire bir şekilde dizilmiş tahtlar ve bu tahtlarda oturan insanlar dolduruyordu.
Olanların farkına vardım. Anında ayağa kalktım ve belimdeki bıçağı çektim.
" Kimsiniz siz?!" Dedim. Ses tonum aklımı kaçırmışım gibi çıkmıştı, ama yaşadıklarımdan sonra bunun en doğal hakkım olduğunu biliyordum.
Siyah saçlı, muzır ifadesiyle bir adam güldü " Ölümlünün numaraları da varmış," dedi sahte bir heyecanla.
Onlar da "ölümlü" diyordu. Ölümsüz olabilirler miydi? İmkansız ama yaşadığım onca şeyden sonra çok da anlamsız gelmiyordu.
Uzun gri saçları ve ciddi yüzü ile en yüksek tahtta oturan adam " Umarım onu öte diyara göndererek hata yapmamışızdır. Yoksa bunun hesabını ona ödeteceğim," dedi.
Bir başkası " Bunu söyleyen sendin baba," diye sızlandı.
Sesin sahibini tanıyordum. Döndüğümde Onyx'in evinde bana çocukmuşum gibi davranan o doktorla karşılaştım.
" Sen," dedim parmağımı ona doğrultarak. " Seni tanıyorum,"
Sarı saçlı genç gülümsedi. " Evet, üzgünüm sana adımı söyleyemedim. Ben Apollon," dedi.
Odaya göz gezdirdim. Eğer Apollon buradaysa diğer tanrılarda burada olmalıydı.
" Burası Olimpos dağı mı? Çünkü bildiğim kadarıyla sadece on iki olimposlu var," dedim. Kumral saçlı, yeşil gözlü bir adam tahtından kalktı. Belinde boş bir kın vardı. Yeşil pelerini, kahverengi çizmeleriyle adım adım yanıma yaklaştı. Baharın kokusu sinmişti üstüne. " Ben Frey. Yaz tanrısı. Biliyorum her şey çok tuhaf Agatha," omzuma elini koyacakken kendimi çektim. Ses tonuna rağmen istemsiz yapmıştım. Bir refleks olmuştu artık.
Yazın tanrısı doğrulup " Zeus ne istedin bu çocuktan?!" Dedi. Az önceki ciddi suratlı adamın yerini umursamaz bir adam aldı. " Ne yapabilirim? Yarı tanrılardan hoşlanmıyorum," dedi omuz silkerken.
Beynim ise duyduklarımdan sadece bir kelimeye odaklanmıştı. " Yarı tanrı,"
" Ben bir yarı tanrı mıyım? " Kelimeler bir anda ağzımdan dökülüverdi.
Herkes ise donup kaldı. Bir kişi hariç. O da tahtında gülme krizine tutulmuş Loki'ydi. Kimse cevap vermezken. Ölü gibi soluk cildi, siyah saçları ile Hades ellerini çırptı.
" Bravo kardeşim. Çok iyi topladın. Böylece neden tabu oynamadığımızı bir kez daha anlamış olduk," dedi.
Bu sefer ayağa kalkan kahverengi dalgalı saçları ile Athena'ydı. Başında miferi, elinde mızrağı ile parthenon heykellerindeki haline benziyordu.
" Seni ırklar arası barış ve dünyaya huzur getirebilmen için güçten yarattık. Sen Feza Meclisi üyelerinin gücünden bir parça taşıyorsun," dedi. Tam bir şeyler daha söyleyecekken
" Bu da bir ailem olmadığı anlamına geliyor," Bir anda sesimi yükselterek " Bu benim bir insan olmadığım anlamına geliyor!" Dedim.
Güldüm.
Delice kahkahalarım odayı doldurdu. Gözlerimden damla damla yaşlar aktı ama benim kankahalarım susmadı.
" Küçüklüğümden beri tek bir şeye inandım. Ailemin başka bir diyarda yaşadığına. Aynı diyarda olsak beni bulacaklarına inandım. Gün gelecek, o diyara gidecek, aileme hesap soracaktım. Niye beni bıraktınız? Sevmediniz mi? Bakamaz mıydınız? Boşa inanmışım. Meğer o günler hiç gelmeyecekmiş. Çünkü benim ne bir ailem varmış, ne de ben insanmışım!" Sesim gittikçe yükselmiş ve bağırmaya başlamıştım.
Artık konuşan hafif,kucaklayan sesiyle tanrıça Hebat'tı.
" Bunun zor bir şey olduğunu biliyoruz Agatha ama sen bu güçle kutsandın. Bu büyük bir onurdur,"
" BUNUN NESİ ONUR?!" Dedim. Ailemin olmaması. İnsan olmamam. Bunun tam olarak nesi onurdu?
Nihayet şu zamana kadar gördüğüm en güzel kadınlardan biri " Seni anlayamayız Agatha ama sana ihtiyacımız var. Diyarın düzeni bozuldu. Bu düzeni tekrar getirecek ve tehlikeleri önleyebilecek kişisin," dedi.
Athena lafı buradan tekrar alıp " Bu zor olabilir. Çünkü bütün ırklara ait olduğun için bir ırkın yok diyebiliriz. Seni ve dostlarını bu durumdan kurtarabiliriz ama kendini belli etmemen gerekiyor. Seni buldukları anda öldürürler," dedi. Aman ne güzel, bir de bu yüzden kaçak olmadığım kalmıştı o da oldu.
" Nasıl?" dedim.
Hera " Ölmek istemiyorsan gözlerini kapat," dedi.
Bu sözle istemsizce gözlerimi kapattım. Gözlerimin kapalı olmasına rağmen kör edici ışığı seçebilmiştim. En kötüsü ise adeta atomlarıma ayrılmışım gibi hissediyordum.