Olay anı ve hengame
Uyuşturucu ve borsası hakkında konuşmaya başladılar.
"Ho bisogno di andare in bagno" (Tuvalete gitmem gerekiyor) dedim Crise
"Ok accompagnami" (Tamam eşlik edin) dediğinde benimle beraber bir adam geldi.
Sadece bir tane mi?
Peki işime gelir.
Bana tuvaleti gösterdiğinde tuvalete girdim.
Aynada kendime baktım ve saçımı düzelttim.
Rujumu tazeledim.
Daha sonra dışarı çıktım.
Kapının önünde bir adam bekliyordu.
Gülümseyerek onu gömleğinden kavrayarak tuvalete geri girdim.
Kapıyı kilitlediğimde adam işi çok yanlış anlamıştı.
Yüzünde aptal bir gülüş vardı.
Onu bozmayarak yavaşça arkasına geçtim.
Kollarımı usulca boğazına doladım sarılıyormuşum gibi yaparak onu boğmaya başladım.
Durumu anlayan adam bana vurmaya çalıştı.
Ama çok geçti.
Kollarının gücü gitmişti.
Daha sonra yavaş yavaş son nefesi dudaklarının arasından kayıp gitti.
Adamın ağır bedenini yavaşça yere bıraktım.
Daha sonra cebinde çakısını ve kemerinde asılı duran silahı aldım.
İkisini de bacağıma sabitledikten sonra saçımı tekrar düzelttim.
Taşırmış olduğum ruju düzelterek dışarı çıkarak arkamdan kapıyı kilitledim.
Pencerenin önünden geçerken anahtarı dışarı fırlattım.
Sonra toplantı salonuna geri döndüm.
İçeri girdiğimde Crisin arkasında yerimi aldığımda sorgulayıcı bakışları bana döndü.
"Dov'è il mio uomo?" (Adamım nerede?) dedi
"Ha detto qualcosa riguardo al fatto che c'era un problema con il magazzino" (Depoda sorun olduğu ile ilgili bir şeyler söyledi) dedim.
"Capisco" (Anladım) dediğinde Arele baktım
'Malı aldık' anlamında işaret verimce kaos başladı.
"Ama ben anlamadım Cris" dedim ve gizlediğim silahı ortaya çıkardım.
Kilidini açarak kafasına dayadım.
"Nasıl sen Türkçe biliyor muydun?" dedi şaşkınlıkla
"Evet Aptal" dedim bıkkınlıkla.
Silahların hepsi bana döndüğünde bakışlarım bizim guruba kaydı.
Onlarda benimle beraber Crise silah tutuyorlardı.
Tek bir kurşunla olay başlayacaktı.
Asıl soru bu kurşunu kimin sıkacağıydı.
"Adamım ona ne oldu?" dedi Cris bu adam bu zekayla nasıl yaşıyordu?
"Vefat etti" dedim
"İmamın kayığına bindi" dedi Çağan
"Öldü" dedi Arel
"Mekanı cehennem olsun" dedi Mira arkadan da Ares
"AMİNN!!" deyişi duyuldu.
Biz niye normal değildik ki?
Ama normal olsak bu tür işlere kalkışmazdık.
İlk kurşun Arelden geldi.
Daha sonrası kaos.
Mermiler havada uçuşmuştu.
Bizim Grup aradan tüymüştü.
Bense geride kalmıştım.
Crisi vurmadan gidemezdim.
Nişan aldım ve ateş ettim.
Tam on ikiden vurmuştum.
Cris artık ölmüştü.
Ama peşime adamlarını takmıştı.
Koşarak dışarı çıktım.
Topuklularla hızlı koşamıyordum.
Ayakkabıları zorda olsa çıkararak kenara fırlattım.
Hala peşimdelerdi.
Hızla koşuyordum.
Arada sırada geliyorlar mı diye kontrol ediyordum.
Bir an olsun bırakmıyorlardı.
Hızla sola döndüm.
Şans eseri bir caddeye çıkmıştım.
O anın heyecanıyla kendimi caddede buldum.
Son gördüğüm şey ise bana doğru son hızla gelen bir arabaydı.
Kıpırdayamıyordum.
Çünkü araba bana çarpmazsa beni yakalayarak türlü işgenceler yaparlardı.
tam araba bana çarpacakken araba bir anda durdu.
Evet hızla gelen araba biranda durdu.
Pencere açıldı ve dışarıya Arelin kafası çıktı
"Eee Turuncu binmiyor musun?"...
