Derin derin nefes almaya çalışıyordum.
Tam bu sırada kapı açıldı.
Yeni bir dövüş için biraz daha zamana ihtiyacım vardı.
Kafamı hızla kapıya çevirdiğimde gelenin şüpheci bakışlarını ortalarda gezdiren Arel olduğunu gördüm.
Bakışları beni bulduğunda hızla yanıma geldi.
"Turuncu yani artık Siyah iyi misin?" Bu sorusuna gülsem mi cevap mı versem bilemedim.
"İ-iyiyim" dedim kesik bir nefesle.
"Tamam o zaman konuya giriyorum herkes Yıldırım şerefsizini bekliyor ama o malum Şuanda burada değil. Adamları 5 dakika içinde burada olcak yani kaçmamız lazım " dediğinde onu başımla onayladım.
Meftanın yanına sembolümüzü koyduktan sonra dikkatlice dışarı çıktık.
Bu sırada karşıdan 2 tane adam geliyordu.
"Hey! Siz durun!" dedi ve bizde durup onların gelmelerini bekledik.
"Lan bu, bu kadar kolay olmamalıydı" dedi 2. Adam
"Evet neyse" dedi 1. Adam.
Her neyse onlar yanımıza ulaşınca bende ilk önüme gelenin burnuna bur yumruk geçirdim.
Ardından dönüp karnına tekme indirdim.
Ve adam artık yerdeydi.
Arele döndüğümde o da kendi adamı ile uğraşıyordu onunki daha iri ve dişliydi.
"Ee tahminen ne zaman biter? Söylede ona göre kaçmaya hazırlanayım" dediğimde adamları dövüşmesine rağmen bana göz devirip "Kolaysa sen yap"dedi.
"Tamam dedim ve usulca adamın arkasına geçtim ve daha ne olduğunu anlayamadan boynuna yandan bulduğum vazoyu geçirdim.
Ve Adam ise ayaklarımın ucuna düşüverdi.
"Bak gördün mü bu kadar kolay" dedim ve saçımı savurarak önden ilerledim.
Aşağıya indiğimizde hala herkes Yıldırımı bekliyorlardı. Bizde hiçbir şey olmamış gibi davranarak partiden ayrıldık yavaş adımlarla arabaya ilerledik ve içeriye geçtiğimizde zaten herkes oradaydı.
En sonunda görev bitmişti...
