Yine birine dikiş atıyordum.
Bugün 35. kişiydi ve ben çok sıkılmıştım.
Dikiş bittikten sonra üzerine mikrop kapmaması için bir şeyler sürdükten sonra bandajladım.
"Geçmiş olsun" dedim ve eldivenlerimi çıkarttım.
Babam sağolsun çatışmaya gidiyor bana zahmet olmasın diye vurulan ve çok kan kaybedenleri getirmiyordu.
Kural buydu; vurulursan arkada bırakılırsın.
"Geri kalanlar sende" diyerek Mira'ya baktım.
Kendisi hemşire ve benim çocukluk arkadaşımdı.
Bana kötü kötü bakarken ben odadan çıkmıştım bile.
Eeee ona boşuna dikiş atmayı öğretip ustalaştırmamıştım.
Benim yaşadığım yer site gibi bir şeydi burada her şey vardı.
Hastanesinden tutunda okuluna kadar hepsi babamındı.
Hepsinde de kendi damları vardı.
Önceden babamla yaşıyordum ama bir zaman sonra sıkmaya başlamıştı.
Bende kendi sitesine yakın bir ev almıştım ama o evin sahibinin kim olduğunu bilmiyordu bilmemesi de sinirini bozuyordu.
E doğal olarak benim nerede yaşadığımı da bilmiyordu.
Hızlıca giyinme odasına giderek üzerimdekileri değiştirdim ve odadan çıktım.
Daha rahat bir şeyler giymiştim.
Babam ayrı yaşıyorsan kendimi korumayı bilmem gerektiğini söylüyordu.
Bunu söylediği kişi 7 farklı dövüş türünde uzmandı.
Gene de silah dersi için ısrar ediyordu.
Ben silah kullanmayı biliyordum ama profesyonel olmam gerekiyormuş.
Söylene söylene poligona gelmiştim.
Şimdi silah uzmanını bekliyordum.
Yarım saat beklememe rağmen gelmemişti.
Bende dayanamayarak silahı elime aldım.
Silahı iki elimle kavradım.
Nişan aldım ve tam ateş edecekken bir el daha silahı kavradı.
O an refleksle silah tutan ellerimden birini bıraktım ve silahı tutan kişinin kolunu çevirdim.
Diz kapaklarının arkasına vurarak yere çömelttim.
Silahı da elinden alarak kafasına yasladım.
Bunların hepsini 2 saniyede yapmıştım.
"Kimsin konuş"
"Sevgili Turuncu Hanımefedi ben senin silah öğretmeninim"
O benim saçımla mı dalga geçmişti.
"Bir kere benim bir adım var"
"İlgilemiyorum"
Hah çatmıştık.
"Şimdi düzgün tutamadığınız silahı indirin"
Bu adamdan şimdiden nefret etmiştim.
Sesimi çıkarmadım ve derse başlamıştık
Bir kaç saat sonra
Nihayet ders bitmişti ama bende bitmiştim.
Telefonumu elime aldığımda babamda gelen mesajı gördüm beni akşam yemeğine davet ediyordu.
Onu onaylayan bir mesaj gönderdikten sonra evine gitmek için yola koyuldum.
Bir süre sonra arkamda silah öğreten adamı gördüm.
"Sen beni mi takip ediyorsun?" dediğimde
"Hayır ben patronumun evine gidiyorum"
dedi yani bu dolaylı yoldan evet demekti.
Onu umursamadan yoluma devam ettim.
Tam o sırada omzumda keskin bir acı hissetim.
Normalde dayanırdım ama o çalışmanın yorgunluğuyla yere doğru savruldum.
Yere düşmeden önce son gördüğüm şey bana doğru yürüyerek gelen silah eğitmeniydi...










