İçeriğe geç

Koridor 202

Bölüm 6 · 2 dk okuma

Koridor 202

Bölüm 6

Gidenler ve Kalanlar

Sedef, Ege’nin elindeki telefon ekranına, o gülen esmerkıza ve "Kabul Edildiniz" yazısına bakarken boğazında koca bir düğüm oluştu.

"Paris mi?" diye fısıldadı Sedef. "Ege, biz seninle daha dün paramı çaldığın için kaçıyordun benden. Şimdi sen... Kıtalar arası mı kaçıyorsun benden?"

Ege, her zamanki o alaycı zırhını kuşanamadı bu sefer. Gözleri dolmuştu. "Sedef, burada hep ikizlerin salağı olarak kalacaktım. Elzem beni olduğum gibi, o saçma esprilerimle sevdi. Ve o okul... Hayatımda ilk kez bir şeyi gerçekten başardım. Ama seni bırakmak... O, sınavdan daha zordu."

Sedef, kardeşine sıkıca sarıldı. Efla ise kenarda sessizce gözyaşlarını siliyordu. Hazar ve Aras uzaktan onları izlerken, ekibin sarsılmaz kalesi ilk kez çatlıyordu.

Ege gitmeden önce, bu okulda bıraktığı en büyük miras Bora’nın tamamen silinmesi olmalıydı. Ekip son kez eski depoda toplandı. Aras mızıkasını cebine koydu, Hazar kollarını kavuşturdu.

"Bakın," dedi Ege, masaya bir flash bellek bırakarak. "Bora’nın babasının okul bağışlarının aslında paravan şirketler üzerinden yapıldığını ve Bora’nın eski okulundaki o kavgayı bizzat kurguladığını gösteren son kanıtlar burada. Miraç ile dün gece sistemi patlattık."

Plan basitti okulun kapanış töreninde, Abdullah Bey kürsüye çıktığında dev ekranda panayır fotoğrafları yerine bu belgeler dönecekti.

Ve öyle de oldu. Tören sırasında Bora, en ön sırada yılın öğrencisi adayı gibi kasılırken, arkasındaki ekranda babasının yolsuzluk belgeleri ve Bora’nın itiraf ses kayıtları yankılanmaya başladı. Abdullah Bey donup kaldı.

Bora gitmişti. Ama bu zafer, Ege’nin gidişinin yanında sönük kalıyordu.

Tören bittikten sonra okulun bahçesi boşalmıştı. Ege, valizlerini toplamak için eve gitmişti. Sedef, okulun o boş koridorunda, Aras ile baş başa kaldı.

"Gidiyor," dedi Sedef, sesi titreyerek. "Ruhumun yarısı Paris’e gidiyor Aras."

Aras, Sedef’in önüne geçti ve ellerini tuttu. "Ege gidiyor Sedef, ama ben buradayım. Ve inan bana, gitmeye hiç niyetim yok."

Sedef başını kaldırdı. Aras, yavaşça eğildi ve bu sefer kaçamak değil, tüm o kış boyunca biriktirdikleri sessiz kelimelerin ağırlığıyla Sedef’i öptü.

Ertesi sabah havalimanında atmosfer kurşun gibi ağırdı. Hazar, Aras, Efla ve Çakır arkada duruyordu. Sedef ve Ege, pasaport kontrol noktasının önündeydi.

"Sedef," dedi Ege, hıçkırıklarını tutmaya çalışarak. "Sakın o mızıkacı çocuğun seni üzmesine izin verme. Üzerse Paris'ten baget ekmeğiyle gelir kafasına vururum."

Sedef gülemedi. "Ege... Orada Elzem ile mutlu ol. Ama her gün aramazsan, o Fransızca kitaplarını kütüphaneye bağışlarım."

Anons yapıldı. Ege valizini aldı, bir kez bile arkasına bakmadan, çünkü bakarsa dönemeyeceğini biliyordu, kapıdan geçti. Sedef, camın arkasından ikizinin gidişini izlerken yere çöktü.

Hazar hemen yanına gelip onu kaldırdı, Aras diğer yanına geçti.

Belki final belkide sezon finali tamamen keyfime bağlı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.