Herşeyin bir başlangıcı vardır.İstekler,ilgiler,yaşam... Yaşamaya doğumumuzla başlarız ama bu aslında tek bir başlangıç değildir.Yaşam yeni başlangıçlara "merhaba" der.Yaşamla birlikte başladığımız yarışın hakemleri annelerimizdir.Ben size kendi yarışımdan,kendi hakemimden,kısacası kendi hayatımdan bahsedeceğim.Benim hakemim yani annem normal hakemlerden farklıydı.Hakemler yarışları düzenlemek ve hataları örtmek için görevli kişilerdir.Ancak benim annem bu hayat yarışını düzenlemeye değil bu yarışı başıma yıkmaya odaklı hareket ediyor.Duygularım,düşüncelerim ve isteklerim asla önemli değil onun için sadece para ve başka insanlar ne der? düşüncesiyle kurulmuş bir hayat.Bu hayatın yanı sıra önümüzdeki hafta yeni bir şehire taşınacağız.Annemle anlaşamıyor oluşum beni bir hayli yorarken okulda bu konuda pek eksik değil.Arkadaşlarımla aram çok açık.Ben genelde insanların iğneleyici tavırlarını takmayan bir insanım.Bu yüzden kavgalara karışmam.Kavgalardan uzak olduğum için genelde insanların çok dikkatini çekmiyorum ve insanlar da beni sakin olarak biliyor.Genelde boş bulduğum zamanlarda kitap okurum.Kitaplar insanları yeni yaşamlara sürükler ve buda sizi dış dünyadan somutlar.Bundan dolayı da kitapların en iyi arkadaşlarım olduklarını düşünüyorum.Okulda arkadaş çevrem olmaması benim için pek problem değil.Fakat gördüğüm zorbalık malesef büyük bir problem.Dış görünüşümü beğeniyor oluşumdan dolayı giyimim hakkında zorbalık görüyorum.Genelde geniş harujuku pantolonlar giyerim ve çeşitli zincirler kullanırım.Üstüme ise sweatshirt veya genelde crop üstüne bol hırkalar giyerim.Şehrin şanslı gençlerinden biri olarak okulunda makyaj izni var.Bu yüzden genelde cat eye makyajı yapıyorum.Gorünüşümü beğeniyorum fakat diğer kızlar gibi etekler giymediğim için zorbalık görüyorum.Yakın zamanda yeni bir şehre taşınacağız ve umarım yeni okulumda bu tarz olaylar yaşamam.19 yaşında bir kız olarak artık yeni lisemde de böyle olaylar yaşamayı kaldıramam diye düşünüyorum.Yeni şehir hakkında merak ettiğim şeylerden biri ise evimiz.Evin çoğu odası pek umurumda değil çünkü evde çok işim olmaz.Asıl yaşadığımı hissettiğim,sevdiğim ve nefes aldığım yer kendi odamdır.Bu yüzden orayı merak ediyorum.Bu sene odamın stilini geçen senekinden farklı yapmak istiyorum.Şuanki odamda Harley Queen posterleri var duvarları koyu kırmızı renginde.Evet doğru tahmin.Tam bir Harley Queen fanıyım!!Yeni odamı kırmızı değilde yeşil tonlarında yapmak istiyorum.Taşınmadan önce kıyafetlerimi toplamak için odama çıktım.Yatağıma koyduğum mavi valizimi tek tek doldururken yeni hayatım geçiyordu aklımdan.Her yeni kıyafeti elime alışımda o kıyafetle olan bir anım canlandı gözümde.Sonra yere eğilip köpeğim Dia'nın başını okşadım.Malesef bu taşınma işinde köpeğim ile pek ilgilenemeyecektim.Ama o benim bu evdeki sevdiğim tek kişiydi.Erkek kardeşim Carl'dan sonra tabii.Kendisi 13 yaşında ve ona çok üzülüyorum.Annemin iğneleyici iğrenç tavırlarına maruz kalmak zorunda aynı benim gibi.Fakat ben reşit olduğumdan dışarı çıkıp bu iğrenç ev ortamından uzak olabiliyorum.Oysa bunu yapamıyor malesef.Bu ev tıpkı bir cehennem gibi.Ve ben bu evde ölü gibi hissediyorum.Ruhsuz bir beden gibi.Morgdan kaçmış birisi gibi hissediyorum.Çünkü bu evde ölüymüşsünüz kadar bir iziniz olabiliyor.Kimseye karışmaya ya da birşey demeye hakkınız yok.Babam ise bizimle yaşamıyor.Onun hikayesini bilmiyorum,Bize vefat ettiğini söylüyorlar ama evde dönen gizli bir şeyler var.Buna eminim.Ama henüz ne olduğunu bilmiyorum.Kardeşim ben annem köpeğim ve birde Amy teyzem.Amy teyzem bir doktor.Otopsi doktoru cesetlerle birlikte çalışıyor.Oldukça heyecan verici ve bir o kadar da gergin bir meslek.Oraya gitmeyi çok istiyorum.Yarın teyzeme tekrar gitmek için ısrar edeceğim.Taşınma hazırlıkları tamamlanmak üzere yarın nakliye araçları gelecek.Odama veda ettim.Ve köpeğimin eşyalarını da topladım.Annem yine iğneleyici konuşmalarına başlamak üzere hazırlanırken kardeşimi çağırdım ve onu o ortamdan kurtarmış oldum.Annem bazen çok dayanılmaz bir kadın olabiliyor.Teyzem akşam yine yoga yaparken yanına gittim."Teyze ben artık reşitim ve bende bir gün gelip iş yerini görmek istiyorum"dedim."Tatlım eskiden seni engellemek kolaydı çünkü küçük bir çocuktun ama şimdi seni engelleyemem ama işler bu ara pek müsait değil ancak haftaya cuma günü gelip iş yerimi görebilir hatta benimle bir günlük çalışabilirsin." Teyzemin cevabı beni mutlu etmişti çünkü kabul etmesini beklemiyordum.Teşekkür ettikten sonra heyecanlandığımı farkettim.Morgların arasında 1 gün!!Gerçekten heyecanlı.Gece heyecanla telefonu elime alıp instagram'a girdim.Telefonumda reeslerde gezerken üstten gelen bildirimle şaşırdım.Sınıftan bir çocuk bana yazmıştı."Selam Milenda!" Şaşırdım,çünkü 2 yıldır karşılaşsak bile hiç konuşmamışdık onunla."Selam Ken" yazdım.Reeslere geri döndüm.Yarım saat sonra bir bildirim daha geldi."Bu yıl okulumuzda bir balo yapılacak ve benim bir partner ihtiyacım var.Okuldaki diğer kızlar pek birbirine benziyor.Acaba partnerim olur musun?"Çok şaşırdım onca kız arasından beni seçmişti.Ama ben taşınıyordum."Sen iyi bir çocuksun Ken.Ama malesef taşınıyorum.Başka bir okula geçeceğim.Kendine yeni bir partner bulsan iyi olur." Reeslere tekrar döndüm fakat bu kez cevap vermesi pek uzun sürmedi."Ciddi misin?Açıkçası uzun zamandır arkadaş olmak istemiştim.Ama biraz geç kalmışım." Mesaj bölümüne girdim ve yazmaya başladım."Hicbirşey için geç değildir Ken.Okulum değişiyor ama okul dışında da arkadaşlara ihtiyacım var." Pek sosyal olmadığımı söylemiştim ama tabii ki arkadaşlarım var.Mesela Mia.3 yıllık arkadaşım olur kendisi.Ve Mark!Kendisi 4 yıllık arkadaşım.Mia Mark Milenda olarak kendimize 3M GRUBU diyoruz.Taşınacağımız ev buralardan oldukça uzak fakat Mark ile birlikte taşınıyoruz.Mark bir yurtta kalıyor ve yakındaki bir yurda kayıt yaptırdı.İlk başta bunu istemedim ama kendisi zorladı ve aynı okula kayıt yaptırdık yurdunu ise yakına aldı.Mia ise ailesiyle yaşıyor ve izin alması İmkansız.Bu yüzden onunla daha az görüşeceğiz.Taşınmak için hazırlanmaya devam ediyorum.Odam neredeyse tamamen boşaldı.Bu düşünceler arasından Ken'i tamamen unutup uyuyakaldım.Sabah uyandığımda telefonum titriyordu.Arayan Mark.Korkarak telefonu açtım.
"Selam Mark minik şövalye uyandın mı?"
Her sabahki gibi ona minik şövalyem dedim ve sevecen bir tavırla konuştum fakat sesi kötü geliyordu.Mark babasını kaybetmiş annesini ise evden kaçarak terk etmişti.Çünkü annesi berbat bir kadın.Ama babasını nasıl kaybetti bilmiyorum.O gece çok kötüydü ve konuyu öylece kapattık.
Ben düşüncelere dalmışken Mark sorumu yanıtladı.
"Uyandım."
Mark her zaman şifreli biri oldu.Birşey anlatmak istediği her halinden belliydi.Ama sormamı bekliyordu.Ve bende soracaktım.
"Mark birşey olmuş gibi gözüküyor.Buluşmaya ne dersin?"
"tamam konum atıyorum."
birşeylerden korkmuş gibiydi ve bu beni endişelendiriyordu.Konum attığı yere gittim.Ve burası oldukça sessiz bir mekandı.Mark uzaklardan tırnaklarına hayran olduğum o ellerden birini kaldırıp sallamaya başladı fakat bu kez her zamankinden daha kötü birsey olmuş olmalıydı.
"Mark bebeğim sesin kötü geliyordu iyi misin?"
Mark ile asla aşk bakımından düşünmemiştik hep dosttuk ve öyle kalmalıydık ama bazen bu tarz sevgi kelimeleri kullanıyoruz.
"İyi değilim Milenda lütfen bana yardım et."
"Neyin var Mark ne konuda yardım istiyorsun?"
"Babam...O gece ölmemiş olabilir ve ben onu bulmak istiyorum.Öldüyse bile emin olmak istiyorum."
Ne diyeceğimi bilemedim hayır diyemezdim çünkü babasının onun için ne kadar hassas olduğunu biliyordum ama evet dersem ve babası ölü çıksaydı daha kötü olacaktı.
"Mark bak bu konu çok karışık.Onu çok sevdiğini iyi biliyorum.Ama bence bunu yapmamalıyız."
Ne diyeceğini bilmeyen bir kızın kekeleyişiydi bu sadece.
"Var mısın yok mu?"
Verebileceğim tek cevabı geveledim;Varım.
Ne olduğunu anlayamadan Mark konuşmaya başladı.
"Babam o gece eve geldigimde evde yoktu ve evde bir intihar notu ile beraber biraz kan buldum.Ama şimdi yurttaki görevliler konuşurken duydum;Memur bey adam ölmediyse Mark'ı DNA sonucu verebiliriz.Sırf para kaybetmemek için beni vermeyebilirler ve eğer Babam yaşıyorsa annem bunu engeller.Bu yüzden babamın durumunu öğrenmeliyiz."
Cümlesini tamamlar tamamlamaz önüme bir deste kağıt koydu ve devam etti;
"Bunlar babamın cesedinin olduğu hastanenin görüntüleri."
O an beynimde bir ışık yandı.Burası Teyzemin çalıştığı hastaneydi ve ben cuma günü burada olacaktım.Mark'a bunu açıkladım ve Mark çok mutlu oldu.
"Seni seviyorum Milenda."
Onu çok sevdiğimi söyleyerek yurda gitmesi için ikna ettim.Mark benim için çok önemliydi ve bunu yapacaktım.Bana babasının bir fotoğrafını verdi.Bu fotoğrafa bakarak halledecektim.
O benim yaşama sebebim ve bana her konuda yardımcı olmuş biriydi.Yapabileceğim tek şey ona yardım etmekti ve başaracaktım.