Anne karnından ayrıldığımdan beri tombuldum.Hiç bir zaman zayıf olmadım.Yemek benim için harika bir şeydi.Annem mükemmel yemekler yapardı.Bahçeden toplanmış sebzelerden hazırlanmış bir sofra yanına da yeni pişmiş bazlama ekmekler.Annem hepsini hazırlar bizde ablamla sofrayı kurardık.Sofradan en son kalkan ben olurdum.Sonra da uyuyana kadar şiş karnımın ağrısını çekerdim.Tok olsam dahi yemek gördüğüm zaman yerdim hep.Nasıl bir iştah anlamadım.Sınıfımdaki bazı erkekler kilomla çok dalga geçerdi.Her seferinde yüzüme vururlardı.Erkeklerin lideri gibi görünen kişi ne yaparsa ne derse diğerleri de onu taklit ederdi ve onun peşinden ayrımazlardı.Bazı erkekler dalga geçmeyen sakın tiplerdi ama sırf ona yaranmak için o ne derse yaparlardı.Komik bir durum onlar için.Kızlardan öyle bir hakaret hiç duymadım çünkü bizim sınıfın kızları genel olarak tombuldu. Tombul olmayanlarda hiç kırıcı şeyler yapmazlardı.Onların her kötü sözünde gözlerim dolardı ama hep içime ağlardım.Daha ilk okuldayım,herseyin bizim için zor olmadığı zamanlarda benim için dünya kadar yük vardı sanki omuzlarımda.Okula korkarak gitmek,acaba bugün de dalga geçerler mi diye düşünmekten bıkmıştım.O kadar çok üzülürdüm ki içime kapanık bir çocuk olmaya başladım.O dalga geçen erkeklerle oyun oynamaktan çekinirdim hatta konuşmaya bile.
Bir gün 23 Nisan gösterimiz için üzerimize etek deniyoduk sınıfta.Maalesef hiçbir etek bana tam gelmedi.Hepsi dardı.Çok utanmıştım. Fermuarı çekmeye çalışıyodum asla kapanmıyodu. Bana ve bir kaç kıza olmadı.Öğretmenim geldi fermuarı zorladı yine olmadı ve o acı sözleri söyledi."Yiyosunuz yiyorsunuz oturuyosunuz" dedi.
Gözlerim tekrar doldu.Hic bir zaman cevap veremedim kimseye.Hep sustum ve ağladım.
Kendi halimde diyete girerdim.Ama bir öğünden fazla sürmezdi.Acıkınca ölücekmisim gibi hissediyodum. Sıra arkadaşımla plan yaptık zayıflayalım hadi spor yapalım diye.Okulun etrafında koşmaya başladık ama iyi bir fikir değildi Çünkü yine bizim sınıfın dalgacı erkeği bizimle alay etti.Onun o alaycı ses tonu o kadar kötü ki hala da aklımda cikmiyo.O yaşımda o sözler beni mahvediyordu.Hic bir şey beni o sözler kadar yaralamıyordu.
Kimseye söyleyemedim.Ne anneme babama ne de öğretmenime.Hep sustum ve içten içe zarar gören ben oldum.Özgüvenim o yaşlarda çökmeye başladı.Artik kendimi sevmiyorum ve hiçbirşeyi yapacağıma inanmiyodum.
Derslerim çok da iyi değildi.Bazen iyi olurdu ama çoğunlukla kötü.Kendimi derse asla veremezdim.Ödevlerimi çoğunlukla yapmazdım.Ama beterin beteri de değildim.Bunun yani sıra öğretmenimin de gözüne batardım.Kac kere azar yedim kaç kere kafama vurdu hatırlamıyorum.Ama anlamıyodum ne yapabilirim ki.Almıyodu kafam.Öğretmenim bazen benim için özel ilgilenirdi.Tenefuste yapamadığım yerleri anlatırdı.Cok mutlu olurdum.O anlatınca ben de yapardım o da aferin diyerek beni desteklerdi.Dersin sonunda ona sarılırdım ve onun parfüm kokusunu hiç unutmadım.Şevkat dolu anlardı.
Bir gün ilk defa o zorba sınıf arkadaşımı ablama şikayet ettim.Ablam sınıfa geldi ve ona neden böyle yaptığını sakince konuşmaya başladı.Simdiye kadar esip gürleyen çocuk süt dökmüş kediye döndü.Başı önde ve cevap veremedi.Kuzeni vardı aynı sınıfta.Bizi görünce küçücük boyuyla dayılanarak yanımıza geldi.Bende ona bağırdım "sen sus" diye.Evet sanırım bu tarihe geçmeli.Hayatımda ilk defa bana zorbalık yapanlara ses çıkardım.O günden sonra bana bulaşmadılar desem yalan olur.Bir süre sustular ama sonra devam ettiler.Artik bir yerden sonra umursamamaya çalıştım.Çünkü artık hissizlesmistim.
