Zor bela hemşireye yetiştik. Hemşire beni bu halde görünce nefesi yarım kaldı. Gerçekten insanlıktan çıkmıştım ve bembeyaz kesilmiştim.
"Aman Tanrım.. s-sana ne oldu?!" dedi hemşire.
"Şey..boşverin lütfen bişey yapın hemen" dedi Misha hafif ağlarken. "E-...elbette..g-gel" beni yatağa oturttular.
Hemşire birkaç kez kontrol etti ve serum falan taktı. Ama sonradan odanın dışında Misha yla konuşurken duydum:
"Arkadaşının durumu ciddi. Burda bişey yapılamaz hastaneye götürmek lazım. Nasıl oldu bu"
"Siz b-boşverin..götürelim hastaneye.."
Yürüyemiycek halde olduğum için ambulans aradılar. Kısa süre içinde ambulans geldi ve beni okuldan aldı. Misha gelemedi çünkü izin vermediler. Yolda bilincimi yavaş yavaş yitirmeye ve gözlerim kapanmaya başladı. Sonrasında hatırladığım şey gözlerimi hastanede açmak oldu..
-LINCOLN UN GÖZÜNDEN-
Elvis etrafımda dönüp duruyordu. Yaptığım şey için hala kızgındı. Oysaki ben onu korumaya, yardım etmeye çalışıyordum. Sonra dönmeyi bıraktı ve sinirle bana döndü:
"Ne halt yemeye o kadar abanıyosun ki kıza?!"
"Elvis sen iyi misin? Yumuşuyor musun sen?"
"Yumuşumuyorum! Ciddi bi sağlık problemi olursa ne yapıcaz!"
"Ah, öyle mi? Bunu Charlotte u merdivenden aşağı iterek burnunun ve kolunun kırılmasına sebep olan kişi mi söylüyor?"
-ELVIS IN GÖZÜNDEN-
Ughh lanet olsun! Lincoln ne diye beni bu kadar köşeye sıkıştırıyor ki? Yaptıklarımın bedelin burda ödüyorum herhalde. Acaba Lincoln benim haberim olmadan onlara casusluk falan mı yapıyor?
"Ne diye üstüme geliyosun onlara gizlice casusluk falan mı yapıyosun!"
"Aynen casusluk yapıyorum! Sadece sıkıldım tamammı! Ben artık böyle kötü davranmaktan bıktım!"
"Bende zaten bilinçli şekilde yapmıyorum!"
...................
"Ne? Nasıl yani?"
"Bak sadece benim doğam bu tamammı ben insanlarla böyle anlaşıyorum. Bunca yıldır bunu anlamadıysan sorun sende!"
"A-"
"Şimdi kes sesini! Cuma günü yani yarın geldiğinde daha iyi davranıcaz. Senin gibi saçından tutup kaldırmıycaz!"
-LINCOLN UN GÖZÜNDEN-
Elvis bunu dedikten sonra son noktayı koymak zorunda kaldım. Elbette onu anlıyordum ama yine de bu biraz zor gelmeye başlamıştı. Her ne kadar gaddar olmaya çalışsakta, sert davransakta yavaş yavaş bir şekilde yumuşuyorduk.. Derin bi nefes aldıktan sonra konuyu dağıttım. Zaten ders zili de çalmıştı. Biz de sınıfa geçtik. Misha hiç iyi görünmüyordu. Derste de zaten kafasını masaya koymuş yattı hep. Normalde teneffüste yanına gider sorarım. Moral vermeye bile çalışırdım ama.. bunu yapamam. Elbette gardımı düşüremem ve de karizmamı çizdiremem. Onu boşvermeye çalıştım.
Hastanede sürekli birileri koşuşturuyordu. Ben neler olduğunu çok anlayamıyordum. Sonra tamamen uyandım ve yatakta doğruldum. Etrafıma baktığımda bir hemşire vardı ve görünen o ki oda benim uyanmamı bekliyordu. Ben uyanınca ayağa kalktı ve konuşmaya başladı.
"Sonunda uyandın, bilincini büyük bir şok ve acıdan dolayı kaybetmiştin ama şimdi daha iyi görüyorum."
"N-ne oldu bana?"
"Şey, saç derin oldukça hasar görmüş. Biraz daha ciddi olsa deri ameliyatı yapabilirdik ama endişelenme. Şuanda yarayı birgüzel temizleyip üstünü sarmamız yeterli oldu. Sen dinlenmene bak.."
"M-Misha nerde?" Hemşire buna cevap vermeyip gitti. Gerçekten şuanda Misha yla birlikte derste olmak yerine burda rezil gibi yatıyorum.
-MISHA NIN GÖZÜNDEN-
Lanet olsun sana Elvis, lanet olsun sana Lincoln! Lanet olsun sana Elvis, lanet olsun sana Lincoln! Lanet olsun sana Elvis, lanet olsun sana Lincoln.. Sizin yüzünüzden Ollie ye neler oldu! Keşke bana olsaydı! Umrumda bile olmazdı!.....Hepsi benim yüzümden.. o gün onlara laf sokmak, karışmak yerine hiç bişey yapmasaydım bunlar olmayacaktı.. şuan Ollie burda ve iyi olucaktı. Ondan özür dilemeliyim ve bişey almalıyım geçmiş olsun hediyesi.. evet, geçmiş olsun hediyesi gibi bişey! Çıkışta direk hediye mağazasına gidicem ve ordaki en güzel şeyi alıcam. Her ne kadar pahalı olursa olsun.. normal hayatında onu kimse takdir etmiyor.. en azından bununla biraz iyi hisseder.
Off çok sıkılıyorum. Burda yapılıcak hiçbişey yok! Yatak, dolap, kapı, pencere! Bu kadar! Telefonum da çantamda kaldı, çantam da sınıfta of!....B- Bir dakika....sınıf...çantam...telefon.......telefon galerisi.......OLAMAZ! Hemen Misha ya haber vermeliyim.. Hemen Misha ya haber vermeliyim.. Hemen Misha ya haber vermeliyim!!!! Elvis ve Lincoln görürse BİTERİM!
-LINCOLN UN GÖZÜNDEN-
Çıkış zili çaldı ve toplandık. Sınıfta bir tek ben ve Elvis kalmıştı. Sonra yerde bir telefon dikkatimi çekti. Yerden aldım ve açma tuşuna bastım. Bir dakika ne? Kilit ekranında Elvis ve ben varım! Bu kimin telefonu! Şifresiz hemde! Kilit ekranını açtım ve ana ekran daha da fena! Bizim böyle resimlerimiz yoktu. Belli ki o çizmiş ya da yapay zekaya çizdirmiş! Birden bire burnum kanamaya başladı. Galerisine girmek istemedim. Elvis e seslendim
"Elvis hemen buraya GEL!"
"Noldu ya"
Telefonu geri kapattım ve geri açtım. Elvis gözlerini fal taşı gibi açtı. Sonra ana ekranı açtığımda elimden aldı.
"B-B-Bu kimin telefonu!"
"N-Ne biliyim ben.. ama bize aşık olduğu belli.."
Birşeye girdi ve şöyle dedi:
"O kesin.."
Onun da burnu kanamaya başladı. Yanına yaklaştım. Galeriyi açmış. Ve.. "TANRIM BUNLARI NERDEN BULMUŞ!"
"İMKANSIZ! AHH!"
Galeri ikimizin olduğu resimlerle doluydu. Bu kız bildiğin sapık!! Bizim kendi telefonumuzda olan resimler vardı. Oysaki onları hiçbiyerde paylaşmamıştık, whatsapp gibi bir yerde bile!
"B-burda günlükte var....."
"..Bakmak istemiyorum ama.. merakta ediyorum.."
"......"
"Ya da etmiyorum.."
Elvis günlüğü açtı ve okumaya başladık:
"Sevgili Günlük, Sabah uyandım ve odamda asılı olan Elvis ve Lincoln un resimlerine baktıktan sonra kahvaltı yapmaya karar verdim. Telefondan Elvis ve Lincoln yeni resim atmışmı diye baktım. Ve atmış! AAAAH! Keşke beni sevseler ama.. Herneyse okula gittim ve giderken yine onların resimlerine baktım. Bazen onların olduğu editler yapıyorum ve onları tekrar tekrar izliyorum. Bu çok hoşuma gidiyor! Okula vardım ve sınıfa geçtim. Henüz Elvis ve Lincoln gelmemiş. Olsun, onları düşünürüm ben. Onlar geldiklerinde de resimlerine bakmama gerek kalmaz. Ahh, Elvis in mor, Lincoln un mavi gözleri.. beni içine çakiyor! Böyle mükemmel kişiler sadece benim!"
"........"
"........"
"Bence gitsek iyi olur.."
"E-Evet.."
Elvis telefonu elinden bıraktı ve koşa koşa okuldan çıktık. 1 dakika daha o ortamda bulunmak istemiyorduk.


