Sabah uyandığımda hemen elimi yüzümü yıkayıp hazırlandım ve yemek yedim bugün alışverişe gideceğim çünkü evde yiyecek kalmadı ayrıca giyecek bişey de kalmadı.
Yemek yiyip hemen telefonumu ve cüzdanımı alıp çıktım bugün çok enerjiktim. Dışarı çıktığım an bütün enerjim çekildi Yiğit hala eve dönmemişti o gömlek hala kapıda duruyordu niye hala gelmemişti?
Esra: kütük bey öldün mü? hala gelmemişsin?
Esra: kütük bey cevap versene?
Acaba harbiden öldü mü? Dışarıya çıktım ve arabama bindim belkide çok işi olduğu için daha gelmemiştir diyip komutanlığa gittim.
"Yiğit yok mu?"
"En son dün gördüm ama bugün daha gelmedi gelir herhalde"
"Anladım teşekkürler"
"Bişey değil"
Orda da değildi acaba nerde? Neyse ya banane ben alışverişimi yapayım derken bir kahvecinin önünden geçerken gözüm televizyonda takıldı. Bugün asker timine yapılan bombalı tuzak sonucu 7 asker şehit oldu ve 5 askerin yaralandığı açıklandı. Aman Allahım ya onlardan biri Yiğitse hayır olamaz olmamalı o ölmez. Alışveriş yapacak gücüm kalmamıştı eve dönmek üzere arabayı sürmeye başladım istemsizce ağlamaya başladım eve döndüm hala yoktu. Gömlek hala kapıdaydı. Anahtar ile kapıyı açmak üzereyken başım dönmeye başladı ve yere yığıldım gözlerim kapandı....
Gözlerimi açtığımda evdeydim ama kendi evim değil burası neresi ya ben ne yapıyorum burda? Ayağa kalktım başım hala dönüyordu. Hala Yiğit'i düşünüyordum ve ağlamaya başladım odadan çıkınca karşımda komutanı gördüm.
"Yiğit!" Hemen üzerine atladım ve sarıldım.
"Niye ağlıyorsun?"
"Öldün sandım kütük"
"Ay beni çok mu önemsiyorsun?"
"Yooo sen gidince kim bilir karşı komşum kim olacak"
"Ayy"
"Sen neredesin sabahtan beri!?"
"Annemin yanında"
"Dün geceden beri mi?"
"Evet"
"Neden?"
"Hiç öylesine gömlek için teşekkürler"
"Ne demek kütük bey rica ederim"
"Kütük bey ha?"
"Evet aptalsın sen ya"
"Üzerimde olan sensin"
Hala onun kucağında olduğumu farkettim hemen kalktım ama o kolumu tuttu.
"Özür dilerim"
"Sorun değil otur"
Kucağına geri otutturdu beni ve gözlerime baktı.
"Noldu niye öyle bakıyorsun?"
"Annemden sonra öldüğümü sanıp ağlayan tek kişi sensin"
"Ne yapmamı bekliyorsun ki?"
"Umursamamanı"
"Sevgilin falan yok mu senin?"
"Vardı öldü"
"Adı neydi?"
"Yamaha R25"
"Uff mal mısın ya ciddi soruyorum"
"Yok hiçbir zaman olmadı ve olmayacak"
"Gençlik yıllarında bile mi olmadı"
"Asla olmadı"
"Ama neden?"
"İstemedim"
"İlkin olabilir miyim?"
"Bilmem olabilir misin?"
İlk defa terslemedi sadece bakıp gülümsedi.
"Bu bir evet miydi?"
"Yoo"
"Kütüksün işte"
"Sağol"
Kucağından kalkmaya çalıştım ama beni belimden tuttu ve kendine çekti koltuğa yaslandı başını boynuma gömdü.
"Gideyim mi?"
"Uykum var"
"Uyu o zaman"
"Ay sen çok zekisin"
"Öyleyim bırak da gideyim"
"Nereye?"
"Evime Yiğit"
"Gitme bugün burda kal"
"Niye?"
"Hiç, bugün yanlız kalmak istemiyorum"
"İyi peki madem"
"Sağol"
Kafasını boynumdan kaldırdı ve yanağımı hızlıca öpüp üstünü değiştirmeye gitti.
"Ben üstümü değişeyim sonra uyuyalım"
"Beraber mi?"
"Evet"
"Ama--"
"İtiraz kabul etmiyorum"
Kızarmaya başladım su içmek için mutfağa ilerledim mutfak onun odasının biraz ötesinde yani geçerken onun odasını da görüyorum. İnsanlık hali gözüm takıldı sırt kasları o kadar çekici ki bir kaç dakika sadece sırtına baktım sonra su içmeye gittim suyumu içinde geri salona gidecektim ki biri beni belimden çekti.
"Çok mu hoşuna gitti sırtım"
"Yoooooooooooooo nereden çıktı"
Beni odasına aldı ve kapıyı kapattı....
*Devam edecek