
Esinin kombini
keyifli okumalar 🌺
°°°
Barış Alperin anlatımıyla;
"Yazıyor..."
Uzun bir süre bekledik ama yazıp siliyordu. Kız neye uğradığını şaşırmıştı. Böyle bir açıklama yapacağını nerden bilebilirdim ki sinirle ağzıma geleni yazmıştım. Bu sefer yaptığımdan harbi utanmıştım. Tam mesajı attığında telefonum çalmaya başladı. Yeliz ablam arıyordu.
Kerem omzuma vurup"aç insanlar merakta kaldı" dediğinde oturduğum yerden kalkıp arka bahçe çıktım.
Ufak bir öksürükle boğazımı temizleyerek telefonu açıp kulağıma dayadım.
"Ablam" diye mırıldandım. "Ah barışım ah çekemiyorlar benim miniğimi" dedi direk.
İstemsizce yüzümde bir gülümseme oluştu. İnsanlar arasında "hayvanat" diye lakap takılan adamı hala miniğim diye seviyor.
"Bana bak üzmüyorsun dimi kendini. İleri geri konuşanları da kafana takma sakın."
Derin bir nefes alarak "beni bilen biliyor abla kötü yorumlar elbet olacak seven kadar sevmeyenimiz de var" dediğimde etrafa bakınırken yan bahçeye kaymıştı gözüm.
"Esinin açıklaması yetti zaten her yerde paylaşılıyor. Acaba mı diye merak edenlerin aklından da sildi belirsizlikleri" dediğinde ablama odaklanamamıştım.
Esin ağaç dallarının arasından gözüktüğü kadarıyla salıncakta oturmuş, öyle karşısına bakıyordu. Daha fazla uzatmadan "Sağolsun cidden öyle oldu. Ablam ben seni yarın ararım şimdi telefon trafiği yoğun malum" dediğimde "Ay tamam tamam dediğim gibi yazılan çizilen hiçbir şeyi takma kafana hadi öpüyorum seni aslanım."
Telefonu kapattıktan sonra Keremi de bahçeye çağırmıştım. Yan yana oturduk. Mesaja girmeden önce kafamı hafifçe ileri doğru kaldırıp bakışlarımla yan bahçeyi gösterdim. Yan bahçeye doğru baktığında "Bayağı üzülmüş o da, suratı beş karış ve durgun, baksana" dedi Kerem.
Hafifçe kafamı sallayıp Esin'le olan konuşmaya tıkladım. Kerem de yandan çenesini omzuma dayayıp telefonun ekranına bakıyordu.
**
barısalperyılmaz: Amacına ulaştığın için umarım keyiflisindir.
barısalperyılmaz: Ben başıma geleceği biliyordum zaten, belki de orada benimle bilerek kavga ettin, videoyu sen mi çektirip saldın piyasaya yoksa? Primci olduğunu söylemiştim, yanıltmadın helal olsun ama keyfini çıkar, kendini güzel acındırır kalırsın uzun süre gündemde..
(23.45)
(01.23)
esinbigeturkoğlu: Mesajını ve haberleri geç gördüm, kusura bakma uyuyordum. Eğer uyumamış olsam daha erken müdahale edebilirdim. Sana kendimi açıklamaya çalışmayacağım, neye inanmak istersen inanabilirsin. Tek diyebileceğim böyle olsun istemezdim. Seni karalamak istediklerinin farkındayım, bir açıklamada bulundum. Ama peşini bırakmayacağım merak etme, kim basına görüntüyü ve yanlış bilgiyi verdiyse cezasını ödeyecek. İyi geceler.
esinbigeturkoğlu: Unutmadan, açıklamamı desteklemesi ve inandırıcılığını arttırmak için seni takip ettim. Sen de geri dönersen senin açından iyi olur, sana kalmış tabii olaylar unutulunca ikimiz de çıkarız.
barısalperyılmaz: Esin, sinirle yazdığım mesajlar için kusura bakma, haberleri gördüğüm gibi kafam attı. Birazdan takibe geri döneceğim. Böyle bir açıklamada bulunduğun için de ayrıca teşekkür ederim. Yarın yüz yüze konuşabilirsek iyi olur.
esinbigeyturkoğlu:Kusurluk bir durum yok, dediğim gibi, neye inanırsan ona inanabilirsin. Yüz yüze falan görüşmeye hiç gerek yok. Primci olduğum için bundan da fırsat kovalarım, o yüzden benden uzak dur rica ediyorum, karşıma çıkma. He bir de, bu açıklamamdan sonra yakıştırmalar ve aralarında ne var haberleri çıkabilir. Sana sorulduğunda direk yalanlarsın ve sadece komşu olduğumuzu söylersin, o da birkaç güne unutulacaktır. Senden prim yapabilmemiz de engellersin böylece. Tekrar iyi geceler.
barısalperyılmaz: Seni kırdığımın farkındayım, yarın konuşup halledeceğiz bunu...
Görüldü... (01.36)
**
Görüldü atmıştı. Belki yazar diye bir süre bekledim ama yazmadı. Mesajlardan çıkıp onu takip ettim. Telefon ekranını kapatıp masaya bıraktım. İki elimle yüzümü sıvazlayıp Kereme baktım, gözleri kızarmış uykusuzluktan ölüyordu.
"Kalk yat hadi, oturma artık." Kolundan iteklemiştim, bayık bayık bakıyordu.
"Yatacağım valla, çok da yorgunum" deyip ayaklandı, ardından bana dönüp "Hadi kalk, sende yat, yarın işlerin var, olan oldu, çok da takma kafana." diyip içeri girdi.
Bir süre daha bahçede oturup arada yan bahçeye bakıyordum. Kimse yoktu, Esin de içeri girmişti. Masada duran telefonu alıp içeri girdim, kapıyı kapatarak üst kata odama çıktım. Üzerimi çıkarıp valizde katlı duran pijama altını alarak giyindim.
Bedenimi yatağa bıraktığımda çok yorulduğumu daha iyi anlamıştım. Aklım da oldukça karışıktı. Düşüncelerimde haklı da olabilirdim. Ama haksızsam ve onu kırıyorsam diye de düşünmeden edemiyordum.
Uzanırken telefonu açıp yeniden Instagram'a girdim. Haberin ve açıklama haberinin altındaki yorumları okudum. Genel olarak açıklamadan sonra insanlar "yalan haber" yapan medya gruplarına tepkiliydi.
Sonra birden merakıma yenik düşerek Esin'in profilinе girdim. Fotoğrafları ve videoları inceliyordum. Gerçekten fazlasıyla güzeldi... Daha önce ona denk gelmemiş olmamama şaşkındım.
°°°




°°°
Paylaştığı birkaç reelse bakarken hafiften sırıttığımı fark ettim. Mimiklerimi toparlayıp profilinden çıkarak telefonu başucuma bıraktım. Ellerimi ensemde birleştirerek gözlerimi kapattım.
---
Esin Bigenin anlatımıyla;
Son yazdığı mesaja görüldü atıp biraz daha bahçede oturdum. Gerçekten onu düşünerek yaptığım o açıklamadan sonra yazdığı mesajları görünce sinir olmaktan ziyade bu sefer gerçekten üzülmüştüm. Benim üzülmüş olmamın Barış Alper için bir önemi olmasa da yazdığı cümleler fazlasıyla kalp kırıcıydı işte.
Kafam öyle karışmıştı ki, Duygu'nun biz Senayla yemeğe çıktığımızda kendi evine gittiğini bile haberleri görüp Duygunun beni aramasıyla fark etmiştim.
Sena'ya üzüldüğümü belli etmeden onu odasına yatmaya postaladığımda saat iyice geç olmuştu. Ben de odama çıkıp yarın ajansa giderken giyeceğim kıyafetleri ayarlayıp yatağıma uzandım. Bir süre sonra üzüntü ve hayal kırıklığıyla uykuya dalmıştım.
***
Sabah aşağı kattan gelen seslerle gözlerimi araladım. Belli ki Sena kahvaltı hazırlamam için mutfağa girmişti. Pencereden tüm odaya sızan güneş ışıkları içeriyi ısıtıyordu. Oldukça sıcak olduğunu hissettiğimde yatakta doğrulup bozulan topuzumu yeniden yaptım. Yerimden kalkıp camı açarak derin bir nefes aldım. Olduğum yerde esneyerek kendime gelmeye çalışıyordum.
Adımlarımı banyoya çevirdiğimde duş jelimin dün bittiği aklıma geldi. Neyse ki her zaman yedeği olduğu için kenardaki dolabın kapağını açıp ürünlerin arasından duş jelini bularak aldım. Banyoya geçtiğimde üzerimi çıkarıp kıyafetleri kirli sepetine attım. Duşun altına adımımı atıp, suyun sıcaklığını ayarladım ve ılık damlaların bedenime dokunmasına izin verdim. Suyun altında dururken hafifçe esneyip kendimi yeni güne hazırlıyordum. Elime duş jelini alıp kapağını açtığımda yoğun portakal kokusu bir anda banyoyu doldurdu. Bu koku, bana portakal ağaçlarının arasında geziyormuşum gibi hissettiriyordu. Avucuma döktüğüm jeli bedenime nazik hareketlerle yaymaya başladım. Her bir hareketimle köpükler artıyor, suyla birleşen jel cildimde kaygan bir dokunuş bırakıyordu. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım; dün yaşadıklarımdan sonra bugünün sorunsuz ve güzel geçmesini temenni ederek gözlerimi araladım.
Bir süre sonra suyu kapatarak havluma sarılıp banyodan çıktım. Odama geldiğimde kurulanıp saçlarımı tarayıp kuruttum. Saçlarımı köpükle şekillendirip dün hazırladığım kıyafetleri giyindim. Ayakkabılarımın olduğu dolabı açarak hafif topuklu bir ayakkabı seçip elime aldım,çantamı da koluma takıp aşağı kata indim. Mutfak boştu. Oturma odası ve giriş tarafına da bakındım ama Sena'yı göremedim. Ayakkabıları ve çantamı girişe bırakıp evde bağıra bağıra dolanmaya başladım. Bahçe kapısına yanaştığımda Sena kafasını uzatıp bana baktı.
"Ooo bu ne güzellik ya, gelsene kahvaltı hazırladım bahçeye," dediğinde gülerek ona doğru yürümeye başladım. Bu durum beni mutlu etmişti çünkü bayağı acıkmıştım.
"Ay Sena, ne iyi ettin, çok acıkmıştım."
Bahçeye çıkış yaptığımda Kerem masada bana bakıp gülümseyerek oturuyordu. Ayıp olmasın diye gülümsedim. Ama ne alaka sen burda şimdi? Allahtan diğeri yoktu.
Sena masum masum, "Misafirimiz var bir de tabii. Kerem abi, yan bahçede tarlası yanmış, adam gibi oturuyordu, kıyamadım," dedi gülerek.
Hafifçe tebessüm etmiştim.
"İyi yapmışsın. Hoş geldin Kerem," dedim ve masaya oturup, "çok açım ve acelem var biraz, kusura bakmayın," diye ekledim, hızlı hızlı tabağımı doldururken.
"Hoş buldum, afiyet olsun ne kusuru."
Kerem mahcup bir şekilde ara ara bana bakıyordu. Dün olanlar hakkında konuşmak isteyip nereden başlayacağını bilemiyor gibiydi. Ben de çok fazla bu konuyu dillendirmek istemiyordum.
Sena su almak için kalktığında Kerem bana bakıp, "İyisin değil mi?" diye sormuştu.
Buruk bir gülümseme ile ona baktım. Nasıldım peki? İyi olmadığım ortadaydı. Kalbim kırık ve üzgündüm.
"İyiyim, sen?" diye sordum hiçbir şey belli etmeden.
"Dünden sonra," diye cümleye başladığında kafamı kaldırıp, "Lafını bölüyorum, kusura bakma ama o konuları konuşmasak," dedim sakince.
"Tabii, nasıl istersen."
---
Barış Alperin anlatımıyla;
Sabah bayağı erken bir saatte kalkıp elektrik ve su işini halletmiştim. Eve dönerken pastaneden sıcak sıcak simit, marketten de kahvaltılık bir şeyler almıştım. Yol boyunca Berkana dün olanları anlattım, sabah sabah kafamı sikti sorularıyla sağ olsun. Eve vardığımda telefonu kapatıp araçtan indim. Bagajdaki poşetleri alarak aracı kilitledim.
Eve girdiğimde poşetleri mutfağa götürüp aldıklarımı dolaba yerleştirirken birkaç kez Kerem'e seslendim. Ses soluk yoktu. Cüzdanımı ve araba anahtarını masaya bırakıp Kerem'in odasına çıktım. Oda da bulamayınca alt kata geri indim. Telefonumu alıp arka bahçeye bakındım. Yoktu, tam arayacakken sesin geldiği tarafa döndüm. Kerem bana sesleniyordu.
Paşama bak, yan tarafta oturmuş çay içiyor. Kerem beni çağırdığında gözüm masada oturan Esin'e kaymıştı. Aslında gidip konuşmanın tam sırasıydı. Onlara doğru yaklaşırken Esin oturduğu yerden hızla kalktı. Kerem'e doğru bakıp "Tekrar görüşürüz, hadi afiyet olsun" dediğinde adımlarımı hızlandırıp hafif yüksek bir tonda "Esin, bekler misin?" diye bağırdım.
Beni duymamazlıktan gelerek hızlı adımlarla içeri girdi. Yan bahçeye gelemeden kalkıp gitmişti. Çok sinirli ve kırgın olduğunu hissetmiştim.
Sena bana bakarak ön tarafı gösterdi ve gülümsedi. Kerem de peşinden "Koş, yakala ve öküzlük yapma" deyip güldü.
Hızlı adımlarla ön kapı tarafına geçtiğimde arabasına binmek üzereydi. Onu görünce adımlarımı hızlandırıp kolundan yakalayıp kendime çevirdim. Bana döndüğünde sinirle bakan bir çift gözle karşılaştım...
---
Okuyan herkesin oylarını ve yorumlarını bekliyorum 🤝🏻🌺


