" Şey "
- Ney ?
" Açık değil mi işte ? "
- Söylediğin zaman anlayacağım!
Ben daha bir şey demeden erkeklerden gür bir bağırış sesi çıkmıştı
Yiğit ile Berat Buğra'ya karşı oynuyordu ve görünüşe göre Yiğit ile Berat sayı almış hatta oyunu kazanmışlardı . Onların bağırışından sonra önüme dönüp Cemre ile bakışmaya başladım . Benden bir cevap bekliyordu . Tabii benden o cevabı alamadan yanımıza erkekler gelmiş ve Yiğit yan tarafımdaki pufa oturup yayılarak elini de benim pufumdan arkaya atmıştı.
Yiğit :
- Selam kızlar. Duyduğunuza ve gördüğünüze göre biz kazandık .
Cemre :
- Ee yani ne var bunda . Sen tek başına Buğra ile Berat'a karşı oyna bakalım kazanacak mısın !?
Yiğit :
- Sevgilisini nasıl da korurmuş .
Cemre:
- Sus, çakıcam ağzına şimdi bir tane !
Yiğit :
- Tamam gerilme bu kadar iyi kazanma sevinci de yapmayacağım artık .
Cemre :
- Kazanma sevincini maça sakla , kazanırsanız sevinirsiniz.
Buğra :
- Kazanacağımıza emin değilsin yani!?
Cemre : Bizim sınıfa gelen yeni çocuğu izledim . Çok hızlı , füze gibi rakiplerini geçiyor , çok iyi top kontrol ediyor ve asla kaptırmıyor . Bir smaçı var görseniz
Yiğit :
- Sen rakibi bize övüyorsun yalnız şuan!
Berke :
- Tıpkı yapması gerektiği gibi !
Yiğit :
- Sen nereden çıktın be !?
Berke :
- Ah pardon burası yasaklı bölge miydi!? Öyleyse de artık değil!
Buğra :
- Sen hayırdır , ne iş !?
Berke:
- Bir koku geldi aldım da ona geldi . Korkudan tir tir titreyen 3 tavuğun kokusu , altınıza edicek kadar korkmuşsunuz anlaşılan . E ne mutlu bana ;)
Berat:
- Seni şimdi varya !..
Berke :
- Hop hop ağır ol . Daha fazla korkutmayın kızı , gerim gerim gerildi iyice yazık ! (Dudağını büzerek)
Berat arkasını dönüp bir bakışla beni süzdükten sonra önüne döndü . Berke'nin sertçe yakasına yapışıp kendine çektikten sonra kulağına sertçe bir şeyler fısıldadı ve bunu yaparken de Berke'nin gömleği ve kravatı ile oynayıp yakasını düzeltti .
Berke buna bayağı bir öfkelenmişti ve sinirle Beratın yüzüne yumruk attı . Berat'ın başı yana doğru düşerken Berke sırıtıyordu. Berat elini dudağına götürüp sildikten sonra doğruldu ve Berke'ye döndü . Berat da ona vuracak ve tam birbirlerine gireceklerken zil çalmış ve onları ayırmıştı .
Berat öfkeli bir tavırla " Bu iş burada kalmadı , maçta görüşücez ! " diyerek arkasına dönerek bize baktı . Berke de tabii çoktan ortalıktan kaybolmuştu .
Hızlıca yerimden fırlayıp Beratın yanına gittim. Ben hariç herkes zaten Berke gelince ayağa kalkmıştı. Ben ise arkalarında kalmıştım .
" İyi misin?? " diyerek kanamakta olan dudağına elimi istemsizce uzatmıştım. Berat bir anda elimi sertçe ittirince anlamıştım bunu .
Yiğit :
- Hey sakin ol !
" Ben ... Üzgünüm, sınıfa gidiyorum. "
Apar topar Beratın yanından geçerek kapıdan dışarı çıktım ve hızlıca koridorda ilerledim en son Yiğitin sesini duymuştum . " Yaptığını beğendin mi şimdi ! "
...
Sınıfa girip doğruca yerime oturdum. Oturur oturmaz Hazal ile bakışmıştık . Bana "Ne oluyor ?" Dercesine bakıp ağzını oynatıyordu. Sonra anlatacağımı ona belli ederek önüme döndüm . Bu sırada sınıfın diğer kalanları da gelmişti ve onların hemen ardından da öğretmen ...
Dersin ortasında başımı sıraya koyduğum gibi dersi dinlemediğime kanaat getiren Yiğit bana seslenmişti.
- Gözde ...
"Ne var ??"
- Trip falan atıyım deme .
" Dersi dinlemeye çalışıyorum şurada . "
- Pekala! O zaman biz de yazışırız .
Yiğit bunu söyleyerek bir tane kağıt bularak bir şeyler yazdı ve elime tutuşturdu . " Berat da çok üzgün , Berkeye kızgındı o sıra amacı tabii ki de terslemek değildi . "
Kağıda " Kendisi söyleyebilir. " yazarak Yiğite geri gönderdim . Yiğit okuduktan sonra kağıdı arkadaki arkadaşların önüne bırakmıştı. Bende o sırada önüme dönüp derse odaklanıyor gibi yapmıştım . Tam gerçekten derse odaklanmıştım ki omzuma arkadakilerden biri dokunmuştu.
Arkamı döndüğümde Berat bana bir kağıt uzatıyordu . Bizim az önce Yiğit ile mesajlaştığımız kağıt idi bu . Kağıdı hemen alıp önüne döndüm ve inceledim . Yazan tek şey şuydu : " Üzgünüm . "
Ruhsuz!
Gözlerimi devirerek kağıdı Yiğite fırlattım ve önüme döndüm. Ders boyu da bir daha rahatsız edilmemiştim.
...
Ders çıkışı , teneffüs zili çalınca hızlıca öğretmen eşliğinde ayaklandı ve öğretmen çıkar çıkmaz Hazal'ın yanına gittim. O da beni görür görmez hem ayaklanmış ve kapının önünde beklemeye başlamıştı. Ben yanına gelince hıphızlı koridora çıktık . Hazal hiç vakit kaybetmeden ne olup vitrinini sormuştu.
- Ne oluyor kızım ya !? Son ders yoktun, Beratlar da yoktu . Sınıfa az önce birlikte girdiniz neredeyse. Bir dakika falandı herhalde . Beratın da yüzü dağılmış resmen kavga etmiş gene . Seninle ne alakaları var diye düşünürken bir baktım dersin ortasından konuşup kağıtlarla mesajlaşıyorsunuz !
" Ne söylesem bilemedim . "
- Ne olup bittiğini söyleyebilirsin mesela ?
" Pekala tamam . "
- Evet seni dinliyorum.
" Bunu kimseye söylememelisin ama ! "
- Tamam söylemem merak etme .
" Ama çok konuşkan birisin. "
- Ama milletin sırlarını ortalık yerde yaymıyorum gördüğün kadarıyla.
" Haklısın üzgünüm . Sadece emin olmaya çalışıyordum , söyleyip söylememekte çok kararsızım . "
- Çok gizli ya da kötü bir mesele ise istemiyorsan ve hazır değilsen söyleme o zaman .
" Ben Beratlarla takılacağım bir süre . "
- Hıı, nee !? Ben bile onlarla konuşmadım geldim geleli anca birkaç kekime etmişimdir . Sen ne ara içlerine girdin ?
" Çok zor olmadı , Berke sağ olsunn!.. "
- Ee sormalı mıyım!?
" Önemli bir şey değil , hatta saçma bir şey . Tek bilmek isteyeceğin şey şu olabilir. Berke'ye karşı oyun oynayacaklar. Bir de Berat ile diğerlerinden daha yakın olabiliriz;) "
- Nasıl yani sevgili mi oldunuz ne ara !? Ama ben onunda hiç kız görmemiştim bir tek Cemre ki o da işte Buğra'nın kız arkadaşı .
'' Görmüşsündür görmüşsündür abartma , o kadar da değil ! ''
- Sen şuan reddetmiyorsun !?
'' Ya Hazal boşver bunları gel biz sınıfa geri dönelim bu kadar konuşmak yeter bence öğrendin öğreneceğini . ''
- Hayır öğrenmedim sadece bana anlatmak istediklerini duydum ama merak etme söylemek istediğin her zaman buradayım ve sırrın da emin ellerde kalacak yani bende !
'' O zaman hadi gidelim sınıfa . ''
Tam sınıftan tarafa dönmüştük ki Berke'yi koridorda iki kişi ile konuşurken görmüştüm . Ona baktığımı fark edip bana dönmüş ve sonrasında da arkadaşlarından ayrılıp yanımıza gelmeye başlamıştı . Hazal'a dönüp '' Daha hızlı gitsek iyi olur ! '' diyerek kolundan tuttum ve acele ettirdim .
Tabii o da hızını yükseltince sınıfa varamadan yolumuzu kesmişti .
Berke :
- Kızlar nereye böyle , benden mi kaçıyorsun Gözde aşk olsun !?
Hazal :
- Senden niye kaçacakmış anlamadım !?
Berke :
- Seninle konuştuğumu sanmıyorum .
Hazal :
-Haha gerçekten mi , az önceki cevabın neydi peki !? Önümüzden çekil de sınıfa geçelim , trafikteki magandalara benziyorsun aynı !
Berke :
- Bak bu harika benzetme işte ! Evet öyleyim var mı bir diyeceğin . (Elini duvara yaslayıp .)
Hazal :
- Bir diyeceğim yok gitmeyi tercih ediyoruz ! (Koluma girerek)
Berke :
-Ne yazık ki izin vermiyorum .
Hazal :
- Sen salak mısın !? İttirip geçemeyecek miyim yanından !? Koridoru kaplayacak kadar şişman olduğunu düşünmediğini var sayıyorum . A dur bir saniye yoksa öyle misin !? Olabilir bak ! Belki de kas sandığın şeyler yağdır .
Berke :
- Seninle ve boşboğaz arkadaşınla sonla görüşücem !
Bunu bana dönerek söylemişti . Ama daha ben bir şey diyemeden ve Hazal ona çıkışamadan biri lafa atlayıvermişti .
Berat :
- Sevgilisi ile görüşmek isteyebilirsin !

