Maria:
Efendi sinirle derin bir vermiş ve sandalyesine geri oturmuştu.
"Yine nereye kayboldu bu?!"
Ellerimi önümde birleştirmiş efendinin sinirinin geçmesini bekliyordum.
"Başımıza iş açmaz umarım.”
Düzelttiği kâğıtları tekrar düzeltirken söylenmeye devam etti efendi.
"Haydi iş açsın ama ya ona bir şey olursa.”
Evde yankılanan zil sesi ile efendimle bakıştık. Efendi ayağa hızla kalkıp aşağı kata inmeye başlamıştı. Ben de efendiyi takip ediyordum.
Efendi kapıyı açınca kucağında baygın bir şekilde yatan Ege’yle duran bir adam gördüm. Efendi kaşlarını çatıp adama bakmaya başlamıştı.
"Sende kimsin?”
"Egenin arkadaşıyım.”
Efendi kenara çekilip adamın içeri girmesine izin vermiști. Efendi adamla birlikte salona giderken bana dönüp:
"Maria soğuk içeçek getir lütfen?”
"Emredersiniz efendim.”
Mutfağa gidip dolabtan limonata çıkarıp bardaklara koydum. Bardakları tepsiyle alıp salona götürdüm.
Konuşan ikiliyi rahatsız etmeden içeçekleri önlerine bırakıp onları dinlemeye başladım.
"Denek kişilik bozukluğu var ve bu ailenizin suçu.”
Adam kafasını sallamıştı.
"ah! Sümbülcü ailesinden beklemezdim böyle bir șey."
Herkesin bakışları Egeyi buldu.
"İyileşmesinin bir çözümü var mı?"
"Cihan intikam istiyor ve intikamını alırsa belki yok olur.”
“Peki İlyas bey bir fikriniz var mı?”
"Bunu Egeyle konuşmak isterim.”
"Ege benim kölem.”
"Onu sizden satın alabilirim.”
"Ah! Bu sizin için çok zor olur.”
İkili kaşlarını çatıp birbirlerine bakarken Ege ağzını şapırdatıp İlyas beyin beline sarılmıştı. Ege İlyas beyin bacağında yatıyordu. İlyas bey kıkırdayıp Egenin saçlarını okşamıştı.
"Ege sizin için özel biri galiba.”
Efendi imalı bir sesle konuşmuştu.
"Öyle. Sonuçta onunla büyüdüm sayılır.”
Daha sonra ben yemek yapmak için ordan ayrılmış ve mutfağa gitmiştim.
Yemeklerin kokusu midemi bulandırırken zor da olsa yemekleri pişirmiş ve yemek odasına götürmeye başlamıştım.
Arada efendinin ve İlyas beyin konuşma sesleri geliyordu.
****
Yemekler yenmiş ve ben bulaşıkları kaldırıp yıkamıştım. Ağrıyan kolumla odama gitmeye başlamıştım ki bağırma sesleri duydum.
Misafir odasına yönelip ne olduğunu anlamaya çalışmıştım. Efendi ve Ilyas bey odanın kapısının önünde öylece duruyorlardı.
"Efendim bir sorun mu var?”
"Hayır yok. Sadece Ege uyandı ve bizi odadan kovdu.”
Efendinin dedigi șey ile kafamı salladım.
"Maria senden bir șey rica edebilir miyim ?"
"Tabiki İlyas bey"
"Egeyi tanıyorsam biriyle konuşmaya ve sarılmaya ihtiyacı var ama bize değilde bir anne sevgisine ihtiyacı var.”
Kafamı salladım ve efendiye baktım. Bana kafasıyla kapıyı gösterdi. Kapıya vurup bekledim.
"Gidin burdan!”
"Benim Ege, Maria.”
"Sen de git!”
"Haydi ama beni mi üzüceksin..?”
"E-ev- ha! Tabiki hayır! Sen üzülme.”
Ege kapıyı açıp bana bakmıştı. Bu çocuğu seviyordum.
"Gel hadi ama siz gelmeyin!"
Ege bilegimden tutup beni nazikçe içeri çekti. Beni yatağa oturtup dolaba yöneldi.
"Yatağa uzan Maria"
Dolabtan yastıkları alıp sırtıma koydu ve yatağa oturtu beni.
"Sen de gel yanıma.”
Kafasını salladı ve yanıma yatıp bana sarıldı.
"Anlat bakalım.”
"Maria kendimi kandırılmış hissediyorum. Ailem olmasına rağmen ailesiz büyüdüm ama onlar bana iğrenç bir şeymişim gibi davranmış. Yine de bilmiyorum canım çok acıyor.”
"Ege senin ailen var zaten. Ben,ilyas bey hatta efendi bile seni çok seviyor ve biz bir aile sayılırız.”
"Neyse boşver şimdi sen beni. Ben olmadığım zaman çok iş yapmadın değil mi?”
"Evet ya efendi beni çok yordu.”
Gözlerimi kapatıp konuştum. Bir gözümü açıp ona bakmaya başladım.
“Yaa! Tamam bak ben geldim sana yardım ederim.”
"Teşekkürler.”
Kendi derdini boşverip beni önemsemesi beni mutlu etmişti. Birden gelen esneme ile esnemiştim.
"Haydi yatağına gidip uyu Maria!"
Kafamı salladım ve yataktan kalkıp Egeye baktım. hadi yatta üstünü örteyim senin.
Ege çocuk gibi kafasını salladı ve yatağa yattı. Egenin üstünü örtüp ışığı kapatım ve odadan çıktım.
Hala kapının yanında bekleyen efendiyi ve Ilyas beyi görünce şaşkın bir şekilde onlara baktım.
"Efendim Ege uyumaya hazırlanıyor.”
"Tamam gidip dinlen Maria.”
"Peki efendim. iyi geceler dilerim.”
"İyi geceler Maria.”
ikilinin yanından ayrılıp odama gittim ve yatağa yatıp uyumaya başladım. Bugün gerçekten yorulmuştum.
Yazardan:
Maria ve Ege uyurken, İlyas ve Barlas da, Barlasın çalışma odasında konuşuyorlardı.
"Demek Egeyi doğum günü hediyesi olarak aldınız.”
"Evet.”
"Gerçekten böyle durumlara üzülüyorum.”
"Bu hayata güçlü olan kazanıyor."
"Güçlü olanlar neden zayıflara yardım etmiyor merak ediyorum.”
"Kimse sizin kadar düşünceli değil de o yüzden.”
"Haklısınız."
Barlas saatini çıkarıp masaya bıraktı.
"Hayat çok acımasız.”
Barlas masaya bıraktığı saatle oynarken konuşmuştu.
"Haklısınjz ama hayat değil acımasız olan, insanlar.”
"Haklısınız."
İkili arasında kısa bir sessizlik oldu.
"Egeyi seviyorum.”
"Ama ona köle muamelesi yaptınız?”
“Evet, çünkü ilk kez birisini sevdim ve ne yapmam gerek bilemedim”
"ah! Anladım.”
"Ege ne sever?"
"O cicili bicili şeyleri çok severdi eskiden.”
"him"
Barlas Egeye alıcağı şeyi düşünürken Ilyas içinde huzursuzluğu anlamaya çalışıyordu.