İçeriğe geç

KOKUNUN İZİ

Bölüm 2 · 6 dk okuma

KOKUNUN İZİ

Bölüm 2

K🖤İ

KOKUNUN İZİ ikinci bölümü ile sizinle birlikte.

İyi okumalar...

Okuduğunuz tarihi yazın...

☆AKLIMDA OLDUĞU SÜRE KADAR YANIMDA OLSAYDI , ŞİMDİ HİÇBİR SORUN KALMAYACAKTI.☆

Sırf bu yüzden oğluna mükemmel bir anne olmak için çalışıyordu. Dişini tırnağına takıp evladı için çalışıyordu. Kaderi kendisi gibi değilde daha güzel olsun diğe şimdiden para biriktirip iyi yerlere gelmesi için çalışıyordu. Anne ve babanın görevi bu değil mi? Çocuklarına ellerinden geldiği kadar imkan sağlamak.

Bir çocuğu sevmeyeceksen doğurmayacaksın ki dünya yaşanır bir hal olsun.

Beden olarak sağlıklı ama ruhu hastalıklı bireylerin doğurduklarıyla dolu zalim dünya.

Kendi düşünce havuzundan çıkıp lattesini içip masadan kalktı. Kafeterya insan dolmadan çalışanlarıyla mini bir toplantı yapmak istiyordu. Önce mutfağa geçip etrafı kontrol etti. Ocağın başında omlet pişiren baş aşçıyın yanına gitti. "Nasılsın Kemal abi?" dedi. Orta yaşlı aşçı elindeki omlet tavasını yanında ona bakan stajere uzattı. "İyiyim kızım hamd olsun. Sen nasılsın?" baba edasıyla dedi. "Bende iyiyim. Eee mutfakta eksik gedik falan var mı?" dediğinde gözleriyle mutfağı kontrol ediyordu. "Var kızım alsak çok iyi olacak." dedi. "Tamam abi depoya beraber gidelim bakalım sonrada bar bölümünde konuşalım." dedi. O sırada verdiği sipariş tabağını almaya gelen Sena arkadaşının yanına geldi. "İyi oldu geldin bende seni çağıracaktım. Orkun sen siparişleri masalara dağıtır mısın?" dedi. Kafasını evet anlamında sallayan genç personel tabakları aldı.

Genç kadın deponun kapısını açtığında içeri girdiler. Elindeki alacaklar defterini arkadaşına uzatıp "Sena sen yazsana söyleyeceklerimi." dedi. Patronunun elinden defteri alıp söylenenleri tek tek yazmaya başladı. Akabinde kafeteryanın bar bölümünde oturmuş mini toplantılarını yapıyorlardı. "Masaların üzerindeki baharatlıkları değiştirmek istiyorsak. Menüyü basitleştirip ama eskisinden daha fazla çeşit koyarsak öğrencilerin ve AVM'de çalışan personellerin de uğrak yeri oluruz." dedi genç kadın. "O zaman ben akşam güzel bi menü hazırlayım. Yarın getiririm. Ben artık mutfağa gideğim çok boşladım." orta yaşlı aşçı dedi. "Tamam Kemal abi git sen. Herkes işinin başına dönsün. Yavaş yavaş gelmeye başladılar." dedi genç patron. "Orkun bana buzlu limonata verir misin?" der demez genç personel önüne limonata bardağını koydu. "Sağ ol. Alıştım artık diyosun." gülümseyip dedi. Sabah oturduğu masaya tekrar oturdu. Oğlunu hala oyun alanında legolarla oynadığını görünce sandalyeye yaslandı. Can parçası burayı özlediği çok açık belli oluyordu.

Küçük çocuk tek başına oynamaktan sıkılmıştı. Oyun alanına gelen çocuklarda onunla blok kule oyunu oynamıyorlardı. Sırayla küçük kaydıraktan kayıyorlardı. Onlara bakıp kaşlarını çattı ayağa kalkıp yanlarına gitti. "Menimlede oynayın." dedi kızgın sesiyle. Kaydırağın başında duran küçük tombul çocuk kayıp küçük çocuğun önünde ayakta durdu. "Hayır senle oynamıcaz. Sen bize bırakmıyorsun elliyelim oyuncakları." dedi. Alanda bulunan küçük çocuklar iki çocuğun etrafına toplandı. Küçük kız çocuğu pembe çilekli elbisesinin eteği düzeltip "Seninle oynamak istemiyoruz. Sen kötü çocuksun." dedi. Kaşlarını daha fazla çatan küçük çocuk kıza bakıp "Senye çok çiykinsin. Pyenses eybiseleri giysende çok çiykin göyünceksin." değip intikamını aldı. Tek başına oynadığı alana geri dönüp özene bözene yaptığı kuleyi ayağıyla bozdu.

Çocuk alanını terk edip gelen müşterilere istediklerini veren genç personelin yanına gitti. "Men kötü deyilim." dedi aniden. Genç personel önce şaşırıp sonra gülümsedi. "Tabi ki kötü değilsin. Nerden çıktı. " dedi tek kaşını kardırarak. Küçük çocuk bar taburesinin üstüne çıkıp oturdu. "Oydaki kış dedi. Mende ona çok çiykinsin dedim." dedi. Kendini gülmemek için zor tutan genç personel "Sana öğüt vermek isterdim ama bunu yapmıcam. Peki çirkin miydi yoksa sana öyle dediği için mi öyle dedin" dedi göz kırparak. Küçük çocuk utanarak başını salladı. "Pyenses gibiydi ama çok güzel pyenses deyildi. Çok güzel pyenses menim okulumdaki Ayça." dedi kısık sesle. O esnada iki kişi gelip latte istedi. "Ay ne tatlış bi çocuk. Maşallah nazar değmesin." değip beraber geldiği çocuğun koluna ahtapot gibi sarıldı. Koluna sarılan kızdan kolunu kurtarıp "Maşallah. Sevgi sende latteni al içip ayrılalım benim işim var." dedi. Suratı asılan kız tezgahta ki latte bardağını alıp boş masalardan birine doğru yol aldı.

- Seyin bunla işin zoy.

Genç çocuk önce idrak edemesede sonra bu yaştaki çocuktan böyle bir cümle kurmasına şaşırdı. "O benim sevgilim değil ufaklık. İktaya girmiştik o kazandı. Buraya gelmemizi istedi." dedi. Genç personel müşteriye elini uzatıp "Bana sorarsan sana tasmayı takmaya çalışıyor. Kolay gelsin sana dostum." dedi. "Kolaysa başına gelsin." değip gülümseyerek personelin elini tuttu. Genç personel "Kalsın ben almayayım. Benimki bana yeter. Bu arda ben Orkun her zaman beklerim." dedi. "İnşallah bizede bir gün nasip olur. Burak tanıştığıma memnun oldum. Bundan sonra sık sık gelirim." dedi. "Hadi Burak latten soğudu." dedi çoktan bardağını bitiren genç kız. Etrafına bakıp sanki birilerini arıyormuş gibi göz gezdiriyordu.

- Bunlar ney Oykun abi

- Broşur dağıtılacak.

Küçük çocuk etrafına bakıp eskisi gibi çok müşteri gelmediğini düşündü. Meşkul olan personele çaktırmadan dağıtılacak broşları alıp kimseye görünmeden kafeden çıktı. AVM ye sık sık geldiği için avucunun içi gibi biliyordu. İki kat aşağı yürüyen merdivenler sayesinde indi. Önünden geçen insanlara hafifçe dokunarak onu fark etmelerini sağlıyordu. Elindeki broşuru uzatıp "Sizi de bekleriz efendim." değip duruyordu. Broşurleri dağıttığı kat çocuk giyim mağazaları ile doluydu. Durduğu yerin karşısında bir babanın oğlunu başının üstüne çıkartmış camın önünde ki takım elbisere bakıyorlardı. Baba oğlu görünce kaşlarını çattı. Onun babası ne zaman gelecekti? Neden hala gelmiyordu? O da babasıyla maç oynamak ya da Beşiktaşın maçlarını izlemek istiyordu.

Aradan geçen yarım saatten sonra en yakın arkadaşı hızlı bir şekilde genç kadının karşısındaki sandalyeyi çekip oturdu. "Duydun mu olanları?" dedi öfkeli sesiyle. "Ne oldu? Bu ne öfke." dedi genç kadın şaşırarak. "O zibidi kılıklı herif mankenle evleniyormuş. Hatta kadın hamileymiş. Az önce iki genç kız konuşurken duydum." dedi elini yumruk yaparak. "İçimde ona karşı öyle bi öfkem varki bu yumruğu ona geçirmek istesem bile içim soğumayacak. Sende bir şeyler söylesene Hazal." dedi sesini gereğinden fazla yükselterek.

Genç kadın onlara bakan dolu masalara arkadaşı adına özür dileyip arkadaşına baktı. "Bağırmazsan çok daha iyi iletişim kurabiliriz." dedi kinayeli sesiyle. "Ayrıca biliyorum unutmaya çalışırken tekrar hatırlattıp yüzüme vurduğun için teşekkür ederim. Bu sabah Fadime abla söyledi. Garibim tutturdu 'gel dava açalım adamın donuna kadar alırsın' diyor. Nerden bilsin adamın çocuğundan bile haberi yok." dedi dolu gözleriyle. "Ah be kızım sana zamanında dedim 'git adama unuttuğu bir yıl içindekileri tek tek söyle. Karnımdaki çocuk senin çocuğun biz birbirimize aşık olduk' de dedim. Ama sakalımız yok ki sözümüz dinlensin. Sen tutturdun 'yapamam beni diğer kadınlar gibi yalancı suçlar kaldıramam' dedin. Gururun yeriydi sanki kapı gibi DNA raporun var senin." dedi sitem ederek. "Bu konuyu zamanında konuşmuştuk Sena tekrar neden açıyorsun." dedi göz yaşlarını silerek.

Kıvırcık saçlı personel yine arkadaşını o adam yüzünden üzdüğü için kendine lanet etti. Masaya sessizlik hakim olunca arkadaşının eğik başından bile anlaşıyordu ağladığı. Genç kadın fısıltılı sesiyle "Kadının hamile olduğunu bilmiyordum. Sena canım çok acıyor. Soluduğum hava nefes borumu yakıyor. Sanki kalbime bıçaklar saplanıyor. Öyle bir canım acıyor ki anlattıklarım yanında hiç kalır. Yaşadıklarımı tarif etmek için kullanacağım bir kelime yok." değip başını kaldırdı. "Ne vardı ki aklımda olduğu süre kadar yanımda olsaydı şimdi hiçbir sorun kalmayacaktı. " dedi.

HOŞGELDİN :)

instagram: _asli_akdeniz_ (kişisel hesap)

instagram : asli_ak0eniz ( kitap hesabı)

☆♡☆♡☆♡☆♡☆♡☆♡☆♡☆♡☆♡☆

Bölüm sonu

1 yorum