KOKUNUN İZİ ilk bölümü ile sizinle birlikte...
İyi okumalar...
Okuduğunuz tarihi yazın...
☆İÇİNE ATMAK KADAR KOLAY DEĞİLDİR İÇİNDEN ATMAK. ☆
Genç kadın yeni duş aldırdığı oğlunu çok sevdiği arabalı kırmızı yatağının üstüne koydu "Anne ben büyüdüğümde çok hızlı olucam. Tüm herkesi yenicem kupa benim olucak. Biliyor musun?" dedi. Genç kadın oğluna göz devirip gülümsedi. "Biliyorum benim oğlum Şimşek makkuvinden daha hızlı olacak." dedi. Kırmızı iki kapaklı dolabın kapağını açıp "Evet. Anne oğul muhabbeti bittiğine göre bugün minik mankenimiz ne giymek ister." dedi. Küçük çocuk elini çenesine koyup düşünür gibi yapıp "Sanırım canım spoy giyiymek istiyor." dedi. Genç kadın gardolaptan iki takımı çıkarıp "Elimizde bunlar var efendim. Hangisini canınız giymek ister." dedi. Oğlunun zevkine kendisi bile bayılıyordu. Kendi seçer beğenir giyerdi. Yaşıtlarına göre daha zeki ve akıllıydı sırf bu yüzden her şeyi anlayacak diğe ödü kopuyordu. Bu konuda babasının kopyasıydı.
Küçük çocuk eline ağzının üstüne koyup gülüşü sanki belli olmuyormuş gibi kıkırdadı. Sonunda beyaz yanları siyah çizgili spor takımını giydi. "Ben ayakkabılayımı giyeyim annecim sen de üstünü değiştir ki kizlar beklemesin." değip yatağından indi. Odasındaki küçük ayakkabılıktan beyaz spor ayakkabılarını giyip salondaki caddeye bakan balkona koşmaya başladı. "Ben baykondan ayabalaya bakıcam annecim." Salonun balkonunun cam sürgülü kapısını çekti. Minik ellerini demir korkuluklara koyup ayaklarını kaldırıp geçen arabaları saymaya başladı. Bu balkon minik çocuk için kaçış noktasıydı. Kendi kendine sayı saymayı ve ana renkleri öğrenmişti. Baba özlemini burda geçirmeye çalışıyordu. Kendini bildi bileri burda babasını bekliyordu. Yan evin balkonundan baba çocuk sesleri gelince küçük çocuk oraya baktı. Başını eğip yere oturdu. Ayaklarını bağlaç yapıp gözlerindeki yaşı silip demir parmaklarını küçük elleriyle tuttu. Başını demire yaslayıp aşağıda marketten çıkan çekirdek aileye gözden kaybolona kadar arkalarından baktı.
Genç kadın yatakta oturmuş çoktan odadan çıkan oğlunun arkasından dolu gözlerle bakıyordu. Bir zamanlar defalarca aldırmaya gidip kapı önünde vazgeçip gelmişti. Eğer oğlunu aldırsaydı çoktan canına kıyardı. Pişman olur kahrından yaşayamazdı.
Ölümüne nefret ettiği kişiye benzeyen birini canını verecek kadar çok sevmek normal mi?
İçine atmak kadar kolay değildir, içinden atmak.
Sevmek veya sevilmek ahirette sırat köprüsünü geçmek gibi ...
Canının acıdığını bile bile onu bir başkasıyla her zaman gittiği mekana gidip uzaktan gülüşlerini izlemek gibi ...
Mahşerde herkes kendi derdine düşerken onu arayıp iyi olduğunu teyit etmekti sevmek veya sevilmek ...
(ALLAHIM herkese böyle bir eş nasip etsin.)
Göz yaşlarını silip yataktan kalktı. Biraz daha oturursa iş yerine geç kalacaktı. Kısa duş alıp beyaz dantelli kıyafetini giydi. Hafif makyaj yapıp çantasını aldı. Giriş kapıya ilerleyip çocuğuna seslendi. "Aden oğlum hadi gidiyoruz." dedi. Küçük çocuk annesinin sesini duyar duymaz giriş kapısına doğru koştu. "Aden koşma düşüncesin." demesine kalmadan küçük çocuk kapıdan çıkıp merdivenlerden koşarak inmeye başladı. Genç kadın göz devirip kapıyı kilitledi. Oğlunun onu dinlemeyeceğini bildiği halde yine seslendi. "Aden anneciğim neden laftan anlamıyorsun." diğe bağırdı merdivenlerden inerken.
Orta yaşlı kadın marketten aldığı ekmek ve sütü alıp oturduğu apartmanın önüne geldi. Mahallenin beslediği sarı köpeğin yemek tasına sütü döktü. Sütünü içen köpek kuyruğunu salladığında kadın gülümseyip köpeğin başını okşadı. Yerinden doğrulup siyah demir camlı kapıyı itekledi. Sarı kalker merdivenlerden evinin bulunduğu kata çıkarken yanından hızlıca inen küçük çocuğu durdurup yanaklarından ıslak ıslak öptü. "Ula uşağım koşma da düşüceksin." dedi. Ardından çocuğun annesinin sesini duyduğunda "Ananı dile uşak koşma." desede çocuk yanından çoktan gitmişti.
Bu küçük çocuğa ve anasına çok acıyordu. Heleki dün duyduğu haberle daha çok acımaya başlamıştı. Gözü kör olasıca adam gül gibi kızı bırakıp boya fıçısı mankenle nasıl evlenirdi. Yaşlı kadının aklı almıyordu. "Nasılsın Fadime abla." yanındaki ses dedi. "İyuyum sen nasulsun haz kizum." dedi. "Hamd olsun geçinip gidiyoruz işte bildiğin gibi. Aden tutturdu yarın bende seninle geleceğim diye." dedi. "İyu oldi senin uşak çok sevinmuşa benziyi. Bari hafta soni seninle geçirsin. Seni çok özliyi." dedi. "Onun tek derdi kızlar." değip durdu. "Gozu kör olasi babasina mi cekti bu uşak. Uyyyiii o kadar da dua etmiştim." değip elini baldırlarına vurup sonra ağzına götürüp ağıt yaktı. "Fadime abla o daha çocuk." değip ağıt yakan kadına gülümseyerek baktı.
Laz kadın soru sorar gözlerler genç kadına baktığında "Söyle abla ne söyleyeceksen." dedi. "Seninki dün magazinlere çıktı. Evleniyormuş muşmula suratlı mankenle." dedi. Genç kadın evlilik lafından sonra gözleri dolsada kadına belli etmemek için "Cehennemin dibine kadar yolu var abla. Ne yapıyorsa yapsın." dedi. Kalbi acıyor, ritimleri hızlanmış, göz yaşları özgürlüğüne kavuşmak için bekliyordu. Yıllar geçmesine rağmen hala onu seviyordu. Sözleri hala kulaklarında geziniyordu. Nefesini boynunda hissediyordu. Hala onu ilk görüşte aşık olduğu kadar çok ve çok seviyordu. O gün dağ evi etkinliğine gittiği için pişmandı.
Tek güzel yanı doğurduğu herkesin peşinden koştuğu oğluydu. Laz kadın elini genç kadının omzuna koyup "Ağlama haz kizim senin eline şu dökemez o kadin. Valla ben de dedim cehenneme kadar yolin var. Bak gel beni dinle benim yeğene söyleyelim dava açsın." dedi anne edasıyla. "Yok abla kalsın benim gitmem gerek sana iyi günler." dedi. Merdivenlerden hızlıca inip kapı önüne geldi. Oğlunun adını Kara ismini verdiği köpekle oyun oynadığını gördü. İster istemez "Acaba senden haberi olsaydı yine de evlenir miydi?" diğe düşündü. Bu sorunun cevabı açık uçlu sorulara çıkıyordu.
İçinden öyle bir ah geçirdi ki onunla beraber genç adamında ömründen bir yıl tükendi.
O sırada masasında yeni gireceği ihale için çalışan adam kalbinde sızı hissedince elini kalbinin üstüne koydu. Bu aralar kalbinde ki sızılar artmaya başlamıştı. Karşısında oldukça yakışıklı kardeşi "Yine mi kalp sıkışması yaşadın. Abi gel başka bir hastaneye gidelim." dediğinde adam kravatını gevşetti. "İki hastaneye gittik sonuç aynı çıktı. Gittiğimiz hastanede de aynı olacak." dedi. "Abi kalbin saat gibi tıkır tıkır çalışıyorsa peki neden bu kalp sıkışması yaşıyorsun." dedi. "Nerden bileyim lan ? Bilsem bir şeyler yapmaz mıyım?" dedi dişlerinin arasında. "Ne kızıyon be abi " değip elindeki kağıtları abisine uzattı. "Sende mal mal konuşma güya ülkenin en iyi avukatlarından birisin." değip kardeşinin uzattığı kağıtları alıp masaya hızlıca koydu. Genç adam kardeşinin aklına geldiği şeye bıyık altından güldüğünü bildiği için "Ne var lan söyle de bizde gülelim." dedi. "Abi evlilikten korktuğun için olmasın." dediğinde oturduğu tekli siyah deri koltuktan kaçar gibi kalktı.
Komşusu laz kadını her gördüğünde kendini yalancı aptal kadın gibi hissediyordu. Gerçekleri üstü kapalı ve içine yalan karıştırarak anlatmıştı. Gerçekleri bilen tek kişi can dostu arkadaşıydı. Her şeye rağmen hayat devam ediyordu. Oğlunun yanına gidip köpeği sevdi. "Bak anne ne öğrettim ben Karaya." dedi çocuk neşeyle. "Otur Kara" dediğinde köpek olduğu yere çömelip ağzını açıp dilini dışarı çıkardı.
Genç kadın gördüğü karşısında şaşırıp oğlunun saçlarını okşadı. "Afferim benim minik Şimşek Makkuvinime"dedi. "Ama gitmemiz gerek yeterince geç kaldık." dedi. "Tamam" değip annesinin elini tuttu. "Biz gelene kadar uslu dur Kara yaramazlık yapma." bir baba edasıyla küçük çocuk dedi. Genç kadın oğluna gülümseyip siyah arabasına doğru gittiler. Akabinde genç kadın oğlunu arka koltukta duran çocuk koltuğuna oturup emniyet kemerini taktı. Kendiside şoför koltuğuna oturup anahtarı yuvasına koyup arabayı çalıştırdı. Anne oğul AVM ye gidene kadar çocuk şarkılarını bağıra bağıra söyleyip durdular. Kırmızı ışıkta duran ne de yanlarından geçip giden arabaların içinde onlara bakan insanları takmayıp söylemeye devam ettiler.
AVM nin garajına gelip sürekli park ettiği yere park edip indi. Arka koltuktan oğlunu da indirdi. Küçük çocuk annesinin ona daha iki gün önce öğrettiği çocuk şarkısını ezberleyip ellerini çırpıp söylemeye devam ediyordu. Anne oğul el ele asansöre doğru yürüyüp oğlunun garajı inleten "Ellerim tombik tombik kirlenince çok komik kirli eller sevilmez güzelliği görülmez." şarkısına kısık sesle eşlik ediyordu.
Akabinde anne kız yeni park ettikleri klasik pembe arabayı AVM'nın garajına park etmiş tartışa tartışa asansöre doğru ilerliyorlardı. "Anne bari eski moda arabanın motorunu değiştir." değip genç kız isyan etti. "Kız saçaklı o antika. Sen ne anlarsın." değip kızının koluna girdi. "Benim güzel anam anlıyorum ama motoru değiştirmek manevi değil maddi değerini bozar. Görende seni çulsuzun teki sanacak ama bilmiyorlar ki Türkiyenin önde gelen iş adamının ve en iyi avukatlarından birinin annesisin." dedi.
Kim ne derse desin kocasının ona ilk evlilik yıl dönümlerinde aldığı arabanın tek bir parçasını bile değiştirmeyecekti. "Kız çarpık bacak sesindeki kinayeyi anlamadım sanma." dedi kızına bakıp göz devirirken. O esnada bir kaç metre önlerinde oto parkın sağ tarafından anne oğul el ele çıktı. Orta yaşlı kadını yıllar öncesi oğlu ile mahallenin bakkalına giderken ki anısını hatırlattı. Aynı oğlu da sokak ortasında öğretmeninin ona öğrettiği kırmızı balık şarkısını bağıra bağıra bu küçük afacan gibi ortalığı inletiyordu. Ne çok çekmişti hem doğururken hem de büyütürken.
Şimdi koca adam oldu kendi başının çaresine çok güzel bakıyordu. Haftada iki kere magazine manşet olarak. Çoktan ümidini iki oğlundan kesmişti. Kızında da evlenecek kafa yoktu. Diğer oğluda evlenecek yaşta değildi. Bu magazin haberlerine kin gidiyordu ama ömrünün geri kalanında torun haberini duymak için yaşayan kadın bu sayede öğrenmişti. Gelini hakkında ne hayalleri vardı da ama hepsi suya düşmüştü. El mahkum oğlu kendisinin ömürü billah hiç istemeyeceği bir kadınla evleniyordu. Bu hayali de diğerleri gibi boğazında düğüm düğüm olmuştu. Karşılarında anne oğul ikilisi gibi oğlunun böyle bir evliliği olsun istiyordu.
Asansör geldiğinde genç kadın içeri girip anne kızın da asansöre girmesini bekleyip ineceği kata bastı. "Maşallah maşallah bu çocuğun büyüdüğünde gür sesi olacak." orta yaşlı kadın dedi. Genç kadın içten bir şekilde gülümseyip teşekkür etti. "Hayiy ben çok hiyli olucam. " dedi kaşlarını çatıp kolları birbirine bağlarken. "Onu da olursun ufaklık." güzel çilli genç kız dedi. Küçük çocuk başını havaya kaldırıp genç kıza baktı. "Hayiy ben tek Şimşek Makkuvin gibi hiyli olucam." dedi.
Genç kız küçük çocuğun gözlerini görünce ömründen bir ömür daha gitti. "İnanamıyorum. Gözlerini bana ver sana istediğin kadar para vereyim ufaklık." genç kız dedi. Küçük çocuğun boyuna kadar eğilip göz göze geldiler. Çocuğun çoktan siniri geçmiş genç kızla münakaşaya girmişti. "Biyincisi baya uyaklık deme menim bi adim vay. İkiycisi saya göylerimi veyiysem men nasiy göyücem. Akiyyim." Demesiyle üç kadın güldüler. Genç kız gülüşlerinin arasında "Halla halla peki öyle olsun gözlerini verme. Adını bana bağışlar mısınız şehzadem." dedi. "Tayi maybayzel adim Aden ÇELİK ayyem Hazal ÇELİK. Sişin adıyış nediy?" küçük çocuk meraklı gözlerle dedi.
Genç kız abisinin gözlerine sahip olan çocuğa elini uzatıp "Tanıştığıma memnun oldum Aden. Benim adım Ezra SOYKIRAN bu da annem Azra SOYKIRAN. " gülümseyerek dedi. Küçük çocuk da elini uzatıp genç kızın elini sıkıp "Biyde meyun olduk. " dedi. Asansörün kapısı açıldığında genç kadın oğlunun elini tutup iki kadına gülümseyip "Tanıştığıma çok memnun oldum. Umarım başka bir gün daha karşılaşırız." değip asansörden indiler. Orta yaşlı kadının hayellerini süslüyen gelin tamda karşısındaydı ama çoktan başka bir kaynana tarafından kapılmıştı. Bir ömür boyu kocasıyla mutluluklar diliyordu. Fakat oğlu ile evlenip bu küçük çocuğu torunu olarak görmeği çok isterdi.
İş işten çoktan geçmişti. Yoksa geçmemiş miydi?
Genç kadın genel müdüresi olduğu kafeye girip bir masaya elindeki çantasını koyup oğlunuda sandalyeye oturtturdu. "Adenim bebeğim burda otur kahvaltımızı yapınca çocuk alanına gider oynarsın. Tamam mı anneciğim?" oğlunun siyah saçlarını düzeltirken dedi. Çocuk başını sallayıp "Tamam ayyecim" dedi. Genç kadının yanına en yakın arkadaşı geldi. Gözünün önüne gelen siyah kıvırcık saçlarını eliyle çekip " hoşgeldin küçük patron. Nerelerdesiniz özlettininiz kendinizi." gözlerini kısarak dedi. "Aşyk layımlaydım." dediğinde genç personel göz devirip "Babasına çekmesinden korkuyorum." dediğinde genç anne arkadaşını cimcikleğip kaşlarını çattı. "Ne ya sanki yalan söyledik." dedi. "Eykek adam babasina çekey." dedi küçük çocuk genç personelin ağzında lafını tıkıyarak. Genç kadın arkadaşına bakıp gülümsedi ve "Aldın mı ağzının payını." dedi.
Genç kıvırcık saçlı ela gözleri olan personel arkadaşının omzuna hafifce vurdu. Bazen bu çocuğun zekasını unutuyordu. Ne vardı da diğer çocuklar gibi olsaydı. İlk dahi belirtileri göstermeye başladığında okuduğu fakat iş bulamadığı Çocuk Gelişim bölümü sayesinde fark ettmişti. İlk başta çok şaşırsada babasınında sayısal alanında üstün yetenekli bir birey olduğunu öğrenmişti.
O sırada her zamanki gibi kahvaltı tabağını getiren üniversite öğrencisine küçük çocuk teşekkür etmişti. Kahvaltıdan bir kaç bir şeyler yiğip meyve suyunu içtiği gibi ağzındakini tekrar bardağa boşaltı. Genç kadın oğlunun yaptığı şeyi görünce kaşlarını çattı. "Ayye bu menim meyve suyum değil." Çocuk dediğinde genç anne bakışlarını yanında oturan arkadaşına baktı. "Daha kaç kere çocuğumu deney tahtası gibi kullanacaksın Sena." kızgın sesle dedi. "Ne yapayım 5 yaşından aşağı çocuklarda uzmanlar dahi testine pek güvenmiyor." Mahçup sesle dedi. "Artık bir sonuca ulaşmışsındır diğe düşünüyorum." Genç anne imalı sesle dedi. "Üf tamam ya bir daha yapmıcam. Özür dilerim." dedi. "Umarım. Geçen seferde öyle demiştin ama olsun." değip çatalını beyaz peynire batırıp ağzına attı. "Üfff tamam ben gelen müşterilere bakayım." değip masadan kalktı. "Orkun Adenin her zamanki içtiği markanın vişneli meyve suyunu getirirmisin?" dedi. Yeni gelen bir başka müşteriye bakıp hem patronunun hemde müşterinin istediklerinini getirip afiyetler diledi üniversiteli kafe personeli.
Kendini diğer personeller gibi oda böyle bir patronu olduğu için çok şanslı hissediyordu. Çifçi babasının gönderdiği para harç ve okul kitaplarına anca yetiyordu. Kendiside sürekli iş bulamadığı için orda burda çalışıp karnını doyuruyordu. Bu zamanda parasızlık çok zordu. Son zamanlarda hasat eskisi kadar verimli gelmiyordu. Bunun yanında babasının tek başına işlerinin başında oluşu da eklenince işler daha da zorlaşmıştı. Eskisinden daha az para gönderir olmuş ve üç tarlayı satmak zorunda kalmışlardı.
Bunların hepsi onun suçu olduğunu düşündüğü için her zaman hayali olduğu mesleğin bölümünü bırakacakken bu cennetten düşen kanatsız melek patronuyla tanışmıştı. En zor zamanında karşısına çıkmıştı. Ona iş vermiş okuması için bursta bağlamıştı. Allah yüzlerine gülmüş babasının sattığı tarların sahibi bir hevesle girdiği çifçiliğin çok zor olduğunu görünce iki adam kendi aralarında anlaşma yapmıştı. Her şey eskisinden daha iyi hal almıştı. Ona çok minnettardı. Hiç bir zaman bu kadını aldatan kocasını anlamayacaktı. Karşı cins olarak bu kadına düşmeyen bir erkek tanımıyordu. Buraya gelen bir kaç kişinin sırf onun gözüne girmek için geldiğini adı gibi biliyordu.
Hala sabah olduğu için AVM'ye akın eden insanlar çok azdı. Bu yüzden kafeterya da bir kaç kişiden başka biri yoktu. Oğlu kahvaltısını birtirmiş çoktan çocuk alanında kendini oyuna kaptırmıştı. Bu küçük alan arkadaşı sayesinde kafeteryaya biraz daha gelir getirmişti. Çocuklu ailelerin ilk tercih ettikleri yer haline gelmişlerdi. Önündeki lattesini içip oturduğu yerden AVM'nin aşağıdaki katlarında gezinen kişilere bakarken asansörde karşılaştığı anne kızı gördü. Annesinin kolundan tutup en populer kadın iç giyim mağazasına zorla sokmaya çalışıyordu. İstemsizce gülümsedi keşke onun anneside yaşasaydı belki babası o kadın için çocuklarını sokağa atmaz küçük kardeşi zatüreden rahmetli olmazdı.
Sahipsiz kalmaz tutunacak bir dalları olurdu.
Herşey annede bitiyordu o olmassa ev boş ve eksik olurdu.
Aldığın her şeyin ikincisini bulursun fakat ailenin ikincisi yoktur.
Varlığıda yokluğuda bir derttir.
HOŞGELDİN :)
instagram : _asli_akdeniz_ (kişisel hesap)
instagram : asli_ak0eniz (kitap hesabı)
☆♡☆♡☆♡☆♡☆♡☆♡☆♡☆♡☆♡☆♡

