Niss, o sabah da diğer günler gibi sıradan bir sabaha uyanmıştı. Perdeden sızan solgun ışık göz kapaklarını acıtıyordu. Saat 07:46. Yine geç kalmıştı. Annesinin sesi uzaktan yankılandı: — Niss! Geç kalıyorsun yine! Hızlıca giyindi, saçlarını bile doğru düzgün taramadan çantasını omzuna attı. Kapıdan çıkarken bir şeyin farkında değildi: Onu izleyen gözler yine oradaydı. Arkasından 10 metre ötede yürüyen biri vardı. Her zamanki gibi siyah ceket, başı kapüşonlu, gözleri gözlükle saklanmıştı. Ama bakışları çoktan her şeyi ezberlemişti. Nick. 20 yaşında. Korkusuz. Sessiz. Karanlığın içinde yetişmiş biri. Niss’e ilk kez iki yıl önce, tesadüfen bir parkta rastlamıştı. O günden beri Niss’in adımlarını takip ediyordu. Ne bir selam vermişti, ne de konuşmuştu. Sadece izliyordu. Uzak ama bağlı. Sessiz ama takıntılı. Niss’in bundan haberi yoktu. Ama bazen hissediyordu. Biri... bakıyor muydu? Okuldan çıkarken sokak lambasının altında gölgelenen bir siluet gördü. Tüyleri ürperdi. Kendi kendine kızdı: "Yine saçmalıyorsun, Niss." Ama o akşam her şey değişti. Sokağın köşesinden dönerken bir el aniden ağzını kapadı. Gözleri karardı. Kalbi deli gibi atıyordu. Çırpınırken tek duyduğu şey, kulağına fısıldanan birkaç kelimeydi: > "iyi uykular " Sonra her şey karardı.
Bölüm 1
Bölüm 1 — Gözler Arkandan
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.