Biramdan küçük bir yudum aldıktan sonra yavaşça masaya bıraktım. Barın sakin müziği ile uykum gelmişti. Anneme baktığımda diğer komutanlarla beraber gülüşüp bira içtiklerini gördüm. Tekrar birama uzanacağım sırada yanımda hissettiğim hareketlilik ile duraksadım. Başımı çevirip baktığımda bazılarının dans etmek için ayağa kalktığını anladım. Önüme dönerek biramdan biraz içtim. Ağzımın kenarında kalan köpükleri de elim ile sildikten sonra bu yaptığımın ne kadar iğrenç olduğunu anladım. Bu tip kalabalık ortamlarda ne yapmam gerektiğini iyi bilirdim fakat bahsi geçen ortam birbirinin pisliği ile büyümüş asker ordusu olunca bunu düşünmemin ne kadar saçma olduğunu anladım. Bunu düşünürken etrafımda dans eden insanlara bakıyordum. O sırada pencerede fark ettiğim bir hareketlilik ile gözlerimi kıstım. Az önce bir siluet görmüştüm ve şimdi bir anda yok olmuştu. Tavandan gelen ayak sesleri, garip bir şekilde duyduğum metal sesler, fısıldaşmalar. Burada bir suikast olacaktı. Eğer yanlış bir şey tespit ettiysem diye kimseye söylememeye karar verdim. Tamam ama ben bu lanet sesleri nasıl duyuyordum? Sanki hepsi yanımda gerçekleşiyormuş gibi duyuyordum. Yanımda oturan kıza eğilerek, “Sesler duyuyor musun?” diye sordum. Kız sorduğum sorunun saçmalığı ile kaşlarını çattı. “Ne tür sesler?” birasından bir yudum alarak cevabımı bekledi. “Adım sesleri, metal sesler ve fısıldaşma sesleri gibi.” Kız beni bir tür deli sanmadan susmalıydım. “İyi de şuan müziğin sesinden dolayı seni bile zor duyuyorum.” Daha fazla bir şey demeyerek önüme döndüm. Ne olur olmaz diyerekten cebimdeki silahı kimse görmeden çıkardım. Mermilerini içine yerleştirerek geri cebime soktum. Burada bir şeyler dönüyordu ve sadece ben bunu anlamıştım. Belki de kendi kafamdan uyduruyordum.
Düşündüğüm şeylerin hepsi doğruydu. Pencereden gelen bir merminin kusuruz bir şekilde müzisyenin kafasına girmesi ile hemen ayağa kalktım ve cebimdeki silahı çıkardım. Arkamda duyduğum bir ses ile arkamı dönerek tetiğe bastım. Bu da neydi bilmiyordum ama sanki şuan bedenimi başka biri kontrol ediyordu. Silahımdan çıkan mermi bana doğru sessizce yaklaşan bir adamın koluna girmişti. Tam adamı öldüreceğim sırada açılan kapı ile bir grup silahlı insanlar içeriye girdi. Hiç beklemeden bizi hedef alarak ateş etmeye başladılar. Herkes kaçarak bir eşyanın altına ya da yanına gizleniyordu. Küçük bir çatışma başlamıştı. Tek sorun benim açıkta kalmamdı. Ama garip bir şekilde beni hedef almıyorlardı. Daha fazla oyalanmadan karşımdaki adamı kalpten vurarak öldürdüm. Ardından tetiği çekerek diğerlerini hedef aldım. Acaba beni umursamıyorlar mıydı? Yani sonuçta benim gibi beceriksiz birini neden umursasınlar ki? Bir anda bir sessizlik oluştu. Kimse ateş etmiyordu. Bu daha çok ölüm öncesi sessizliği gibiydi.