İçeriğe geç

KIZIL YÜKSELİŞ

Bölüm 1 · 2 dk okuma

KIZIL YÜKSELİŞ

Bölüm 1

GİRİŞ ~ KÜLLER ŞEHRİ

Kızıl dolunayda yükselecek bir Kraliçe,
Amansızca son verecek kara tahtın gücüne!
Devirecek tahtı ejderhanın nefesi,
Kızıla boyanacak Kral'ın gövdesi...

Günbatımının kızıl ışığı, gökyüzünden yağan

kar tanelerini usulca parlatıyordu.

Ama bunlar.... Bunlar kar tanesi değildi ki...

Bembeyaz kül parçacıklarının hüzünle

Avcuna düşüşünü izledi. Sonra

Küllerin yalpalandığı gökyüzüne, alevlerin

dansıyla irkilmiş o, kızıl semâya baktı.

Hafızasını her yoklayışında

anılar, zihninin karanlık köşelerinden çıkarak

yeniden sahneleniyordu.

Kül topaklarını, kararlı bir şekilde sıktığı

yumruğuna hapsetti. Biraz sonra ellerini

açtığında avucu bembeyaz

Olacaktı. Ancak kendisi için artık aynı

şey söylenemezdi...

Keskin bakışlarını yeniden sıktığı yumruğuna odakladı.

Şimdi her şeyi hatırlıyordu.

Kafasını kaldırdığında, artık küllerin

süslediği, bir zamanların en

görkemli şehriyle burun buruna geldi.

Ama bakışlarında acımanın ya da hüznün

izleri okunmuyordu.

Gözlerini kapattığında ise hâlâ,

Son dualarını mırıldanan çaresiz insanların

yakarışlarını duyuyordu.

Hayır... Bu insanlar öyle Çelik zırhlar kuşanmış

Şövalyeler değildi, ya da kılıçlarını kaldıran

Korkusuz askerler.... Bunlar sıradan köylüler,

tarlasını süren kendi halindeki çiftçilerdi.

Korkunç çığlıklar kulağını yeniden tırmaladı.

Üzerinden hâlâ dumanların yükseldiği saman

çatılı evleri, bulunduğunu kuleden rahatça

görebiliyordu. Ama onlar için yapabileceği

Hiçbir şey yoktu artık.

Küller, şehri her şeyiyle beraber çoktan yutmuştu.

Kral'ın ihtişamlı kalesinden bile

Geriye sadece taş parçacıkları kalmıştı.

Yükselen Rüzgar, gökten yağan külleri ve kızıl

saçlarını hunharca savurdu.

Artık her şey için çok geçti.

Gökyüzünü yaran alevleri hatırladıkça,

burçların ve surların nasıl da

teker teker un ufak oluşunu anımsadı.

Artık çok geçti...

Tuhaftır ki, bunca yıkımın ve dökülen kanın ötesinde,

Ellerine ya da yüzüne bulaşmış tek bir

Kan damlası bile yoktu. Ama her şeyi başlatan

O İsmi, suçlulukla sıkışan göğsünde duyabiliyordu.

Tekrardan kafasını, artık tamamen küle

dönmüş sessiz şehre çevirdi.

Ancak çok geçmeden bakışlarını

Ufka geri dikmişti. Omuzlarına alamayacağı

Bir ağırlığı yüklenmenin anlamı yoktu artık...

Ve Alevlerin ve güneşin parlattığı, kızıla

Boyanmış o gökyüzünün altında kaybolmadan

Önce, son bir kez daha geriye dönüp baktı.

Ardından Küller şehrini, acımasız kaderine terk

ederek sessizce uzaklaştı.

Bölüm sonu

15 yorum