İçeriğe geç

Kızıl yonca /Minho angst

Bölüm 4 · 11 dk okuma

Kızıl yonca /Minho angst

Bölüm 4

Sonlar bazen son olmaz

Gözlerimi açmıştım ve etrafıma baktığımda odamda yılanlar vardı ,hızlıca yatakta ayağa kalkmıştım " hayır yorgun olduğun için bunları görüyorum ,bunlar gercek değiller" ellerimle gözlerimi ovalamıştım geri açtığımda yılanlar hala aynı yerdeydiler, hemen kapıyı açmıştım tam çıkacaktım ki yılanlar insana dönüşüp hemen yanıma gelmişti , korkuyla bağırmaya başlmıştım kapının kolunu sıkıca tutmuştum , bedenindeki deriler yılan derisiydi, bana bakarken hiçbir tepki vermiyordu aynı babam gibiydi, onun şuan kızgın mı sinirli mi olduğunu anlamıyordum ,beni tutmuştu ve balkona sürüklemeye başlamıştı.

"HAYIR BIRAK BENİ SEN GERÇEK DEĞİLSİN BIRAK BENIII!!!" Yine titremeye başlamıştım korkudan, ayaklarımla geriye doğru gitmeye çalışıyordum ama işe yaramıyordu

"TANRI AŞKINA ,BIRAK BENII NE OLUR" yine bağırıyordum kaçmak için çabalıyordum bir anda kolumu tutan beden beni bırakmıştı ve yere düşmüştü ,kulaklarım çınlamaya başlamıştı ,etraf kan olmuştu ,gözlerim faltaşı gibi açılmışti bacaklarımı kendime çekip kulaklarımı kapatmıştım ,korkuyordum artik kan görmek istemiyordum.

Karşımdaki beden kanlarla birlikte yere yığılmıştı.

Kan üzerime gelmişti , iğreniyordum ,hemen koşarak kanlı bedeni arkamda bırakmıştım ve babamın yanına koşmuştum ,çalışma odasına girmiştim changbin ile konuşuyordu ağlamaya başlamıştım , artık dayanamıyordum mental sağlığımın iyi olmadiğini hissediyordum , korkuyordum.

Ağızımdan bir hikcirik kacmıştı, " baba ~" demistim babam hemen ayaklanıp beni kolumdan tutmuştu masanın yanındaki koltuğa otutturmuştu,

"ne oldu minho yine birşey mi gördün " demisti

"Ben dün akşam kabus gördüm hep ,çok korkunçtu " demistim ağlarken

"Baba daha demin ölü beden gördüm odamda , korkuyorum , her tarafım kan oldu baksana" demistim beyaz tişörtümü gösterirken, babam üzerime bakmıştı

"Minho üzerinde kan yok ki " demisti babam , üzerime baktığımda kan yoktu koridora baktığımda kapıdan bize bakan siyah silüet görmüştüm , korkuyla babamı tutup gözlerimi sıkıca kapatmıştım.

"BABA KAPIDA SIYAH BIRSEY VAR BIZE BAKIYOR ,AAAAAAGGHH BABA KORKUYORUM BENIMLE KONUŞMAYA ÇALIŞIYOR" demistim beynimde sanki bir sürü kişi konuşuyordu , kafamı yerden kaldıramıyordum bedenim titriyordu gözlerimi korkudan açamıyordum, oturduğum yerde kulaklarımı ellerimle kapatmış ve olduğum yerde sallanıp duruyordum.

"Hiç biri gercek değil tek gerçek changbin ben ve babam sakin ol " demistim ama sakin olamıyordum

"Gerçek değil ,gerçek olamaz"kendimce bu sözleri tekrarlıyordum ,beynimin bu sözcükle inanmasını sağlamaya çalışıyordum.

"SUS ARTIK SUS TANRININ CEZASI SUS ARTIK , GİDİN YAKLAŞMAYIN BANA DOKUNMAYIN GİDİN !!!!" Bedenime dokunan siyah silüetler beni korkutuyordu, beynimdeki sesler susmuyordu, ayağa kalkıp kendimi savurmaya başlamıştım dolaplara masalara çarpıyordum ,siyah siluetleri görmemeye çalışıyordum kulaklarımdaki ellerimi asla çekmiyordum.

Babamın benim gözlerime siyah bir şey takmasıyla ve kulağıma kulaklık takmasıyla sesler dinmişti ev azından bir süreliğineydi ,biri elimden tutup beni deri koltuğa otutturmuştu , boynuma dokunan siluetleri hissediyordum ama bakmak istemiyordum,

.

.

.

Changbinin anlatımı

Patronun isteği üzerine bizim psikolog seungmini çağırmıştım , seungla paralı anlaşma yapmıştık minhoyu akıl hastanesine atıcaktık ,evet patron böyle biriydi ,işlerini minhoya hallettirmişti , her şeyde minhonun parmak izleri vardı. Bir insan bu kadar cani olabilir miydi?

Patron ne ceza çekecekse artık minhonun üzerine kalmıştı gerçekten çok kötü bir babaydı, ona güven olmazdı , minhoya acıyordum onu halüsinasyon görürken görmüştüm,

Adeta çıldırmış gibiydi, boşluğa bakarak bağrıyor, ağlıyordu sanki birinden kaçmak ister gibi evin içerisinde koşuyordu arada gece dışarıya çıkıyordu korkudan , ellerindeki titremeler durmuyor hep kabus görüyordu,gercekten üzücüydü onu böyle gördüğümde gözlerim doluyordu ama hiçbir şey yapamazdım, patron banada aynı ilacı içirip kötü işler yapabilirdi, mesela minhoya yaptığı gibi olabilirdi ve ya benim üzerime suç atıp hapise atanilirdi...

Lee chris guzeller güzeli karısına aynı bu ilaçtan yedirmişti kadının ağrı kesici olduğunu sanıyordu ama aslında halüsinasyon gördüren deli edici bir ilaçtı ve karısını öldürdüğü gibi oğlunuda öldürecekti sanırım, gencecik beyaz tenli, kızıl saçlı oğlanın ölmesi zoruma giderdi açıkcası.

Yaklaşık 15 dakika geçmişti ve seung bir araba ile gelmişti , elinde sakinlaştirici igneler vardı.

"Hey çocuklar elinizde deliler var mı sorarlarsa gösterieim" demisti seung

"Gel gel var tabi" demisti patron, seung hemen patronun yanına geçmişti , bende patronun oraya geçmiştim bilgisayar ekranına bakıyordum ,ağzım şaşkınlıkla açmıştım " patron bunları ne zaman taktırdın " demiştim minhonun odasında gizli kamera vardı, bildiginiz her yer görünüyordu odasinda .

"Ooo aktar bakalım telefonuma " demisti seungmin chan patrona.

"Hay hay " demişti patron

Telefona videoyu aktardıklarında minhoya sakinleştirici iğne yapmışlardı bende minhoyu kucağıma alarak arabaya götürmüştüm, arka koltuğa yatırmıştım ve ona son sözlerimi söylemiştim,

"Özür dilerim minho isteyerek yapmıyorum umarım beni affedersin" demiştim, yumuşak ve kızıl saçının son kez okşayıp kapıyı kapatmıştım , eve doğru girmiştim ve seungminde o sırada dışarıya çıkmıştı.

"Emin misin patron " demisti seungmin

"Çok soru soruyorsun seungmin" demisti chan patron

Seungmin iç çekimişti ve sen iflah olmasın gibi bakımıştı ve arabasına ilerlemişti , ardından hızlıca binip akıl hastanesinin ordaya sürmeye başlamıştı,

Artık minho diye biri yoktu bu evde, hepsi ise bu deli baba yüzündendi.

Minhoyu özleyecektim öylr hissediyordum onu her sabah gördüğümde hep spora giderdi gerekli derneklere katılırdı ,kedileri çok severdi barınaklara bağış yapsrdı sadece iki tane arkadaşı vardı biri felix sarı saclı çilli çocuktu ama en son zamanlarda gördüğümde siyaha boyamıştı saçını ama ona gerçekten yakışıyordu, neyse birde jisung vardı sincap suratlı siyah saçlı bir çocuktu minhoya çok yakın davranırlardı ,aptal aptal şakalar yaparlardı kapıya kadar minhoya eşlik ederlerdi hatta bazı zamanlarda kapıya geldiklerinde eve geldiklerini unutup ayakta dururken konuşmaya devam ederlerdi.

.

.

.

Minhonun anlatımı

Garip bir hastane odasındaydım neden geldiğimi ,ne zaman geldiğimi ve bu günün ne zaman oldugunu bilmiyordum.

Oda bem beyazdı şuan aptal aptal yatakta oturuyordum, sol tarafımda minik bir cam vardı bahçenin arka kısımına bakıyordu sağ tarafımda beyaz bir kapı vardı,yatağımın yanında bir çekmece vardı ve camın önünde çalışma masası vardı ve başka hiçbir şey yoktu, benim odamda benden başka olarak bir kişi daha vardı onu kimse göremiyordu

sadece ben görebiliyordum siyah bir siluet kendisi ,hep kapıyı açmaya çalışıyor açamayınca kızıyordu,her gece kimi özlediğini bana anlatıyordu bazen babamdan nefret ettiğini çünkü iyi biri olmadığını söylüyordu.

Buraya geleli üç gün geçmişti ,artık sıkılmaya başlamıştım kapımı açmıştı , kapıya baktığımda içeriye babamın girdiğini görmüştüm, elinde bavul vardı.

"Baba" demiştim babam içeriye girip sandalyeye oturmuştu.

"Evett yeni odanı beğendin mi?" Demisti babam nasil yanı burdan çıkamayacakmıydım.

"Yeni odam mı ? Ben buradan çıkamayacakmıyım" demistim babama

"Evet minho maalesef sen sizofrensin minho delirdin artik, doktorlar buradan çıkamayacağını söylediler, yani yeni odan burası" demişti babam suan sırıtan yüzünü yırtmak onu acıyla bağırtmak istiyordum. Elindeki bavulu yatağımın yanına koymuştu.

"Beni buraya sen mi getittirdin baba" demistim tıslayarak

"Evet minho ben getitirdim ,evimde senin gibi birinin kalmasını istemediğim için, hatta buraya getirmek zorunda kaldim diyelim " demisti babam bu sözleri boğazıma düğüm gibi bağlanmıştı.

"Ama baba ben senin istediğin her şeyi yapmıştım , sen istedin diye adam öldürdüm ben baba " demistim titrek sesimle,

"Artık sana ihtiyacım yok minho!yani senin gibi bir çocuğa ihtiyacım yok! Senin benim hayatımda bir işlevin yok bu yüzden artık sende olmayacaksın" demisti babam

"Nasıl yani" demistim beni bırakıp gidicekmiydi benim tek ailem o kalmıştı ,kimsem yoktu ,sadece o kalmıştı...

"NE NASIL YANİSİ MINHO SEN ARTIK BENİM İÇİN BİR HİÇSİN SENIN GIBI BIR OĞLUM YOK BENIM GIBI BIR BABAN YOK " demisti babam gittikce sinirlendiğini hissediyordum

BABAA " demistim babama yıllardır beni sevmeyen babama ,sevemeyen babama ...

"SADECE BENİ SEVMENİ İSTEMİŞTİM!" demistim ayağa kalkıp babama yumruk atmıştım babam ise beni tutmuştu ve kafamı duvara vurmuştu , kaşımın kanadığını hissediyordum , babamın saçını tutmuştum dizimi karnına geçirmiştim.

Babam acıyla inlemişti ardından bana okkalı bir yokat atmıştı , anında kendimi yerde bulmuştum babam ise arkasına dönüp kapıya ilerlemişti yüzüme dönmüştü. iğrenir gibi bakıyordu,

"bende sadece senin gibi bir oğlum olmasın istemiştim" demisti tüm bedenim titriyordu, şuan ne hissettiğimi anlamıyordum.

"Baba~" diyebilmiştim sadece dolan gözlerimi salmıştım ve ağlamsya başlamıştım , burada olmak istemiyordum şuan boğuluyor gibi hissediyordum.

babam hastane odasının kapısını sertçe kapatmıştı ve içeriye ellerinde iğne olan hemşireler girmişti korkuyla gerilemiştim .

"SİZ KİMSİNİZ YAKLAŞMAYIN BANA,BABA KURTAR BENİ ! BİRAKİN! BENI ISTEMIYORUM BEN HASTA DEĞILIM BİRAKİN BENI BEN ZORLA GETIRILDIM BURAYA !TANRI AŞKINA BENİ BİRAKİN NE OLUR" yalvarmalarım hiçbir işe yaramıyordu, hemşireler kolarımdan bacaklarımdan tutup yatağa yatırmışlardı beni , ayaklarımala hemşirelere tekmeler atıyordum ,iğneden korktuğum için ve şuan yalnız olduğum için çok korkuyordum, şimdi ne olacaktı burada mı kalacaktım

"YARDIM EDİN NE OLUR BEN HASTA DEĞİLİM, İSTEMİYORUM BENİ BIRAKIN ! BABAAAA " Bağırmalarım ve çırpınışlarım işe yaramıyordu, sanki beni bu cehennemde yalnız bırakmamış ,bu işkence odalarına babam getirmemiş gibi babama yalvarıyordum, buradan gitmek istiyordum eve dönmek burdan uzaklaşmak istiyordum ,küflü duvarlar midemi kaldırıyordu her tarafta garip garip insanlar vardı ,vurdukları iğne yavasça beynimi uyuşturuyordu ve gözlerim kapanıyordu , doktorlar kolarımı tutuyordu ve bu sinirlenmemi sağlıyordu, korkuyordum.

Doktorlar yavaş yavaş yoncalara dönüşüyordu , bulanık ,kanlı ,kızıl ,dört yapraklı yoncalara...

.

.

.

Minhonun mektupları

2 kasım

Bugün halüsinasyon görmedim ama siyah silüet odamda hapis kaldığı için gidemiyor, ondan ilk başta korkuyordum ama artık korkmuyorum, cünkü oda benim gibi beni ve onu buraya kapatan babamdan nefret ediyor. Jisungu ve felixi özledim ...

3 kasım

Babamdan nefret ediyorum o bana bir şeyler yaptı ben onun yüzünden burdayım keşke benim yerime o burada olsa. Her gün ilaç içirip iğne vuruyorlar , bu işten sıkılmaya başladım ve bu siyah silüetin hoşuna gitmiyor, hergün gelen hemşireleri öldürmeyi planlıyor. Hergün hemşirelerin arkasına iblis gibi dikiliyor ve eline bıçak alıyor sanırım onları gerçekten öldürecek.

4 kasım

Buraya geleli sanırım bir hafta geçti ,bu odada kaldıkca delirdiğimi hissediyorum, doktorlar benden kaçıyor oysaki onlara hicbir şey yapmıyorum ,her gece korkuyorum odamda gezinen varlıklar görüyorum, odamda kilitli olduğum için buradan kaçamıyorum. Sanrılar peşimi bırakmıyor titreyerek kulaklarımı kapatmaktan başka çarem kalmıyor.

5 kasım

Sanrılar beynimi ele geciriyor bana kendimi öldürmemi söylüyorlar onlar istedigini vermeyeceğim ,yaşayacağım. Tek sorun artık kendimi tanıyamıyorum, ben kimim...

6 kasım

Lanetlendiğimi hissediyorum ,tanrım ben ne yaptımda onun acısını çekiyorum. Odama gelen bir adam benim kafamı patlatacağını söyledi.

7 kasım

babamdan nefret ediyorum umarım o ölür ,umarım babamı öldürürüm. Aynı onun beni buraya getirip öldürdüğü gibi.

8 kasım

Changbin bu gün yanıma geldi bana guzel yemekler getirdi ve çay zamanı yaptık ama midem küçüldüğü için yiyemedim ,changbin nasıl olduğumu sordu kötüyüm diyemedimhatta konuşamadım ama onun bana bakışından anlıyordum , benim ne halde olduğumu görüyordu.

9 kasım

Sanrılar ölmemi istiyorlar ,biri bana sigara dumanında gebermemi söyledi .

10 kasım

Beynimde bin kişinin konuştuğunu hissediyorum her gün kulaklarım çınlıyor ve hergün daha da halsizleşiyorum. sanırım sözümü tutamayacağım...

11 kasım

Babam yanıma gelmiyor hergün geçtikce içimdeki nefret daha da çoğalıyor.

12 kasım

jisung ve felixi merak ediyorum acaba ne yapıyorlar , felixle beraber üniversite sınavına girecektik ama olmadı , ben burada hergün hemşireler tarafından iğneler vuruluyorum ,ilaclar alıyorum ,bildiğim bilgileri unutmaya başladım bazen kendi ismimi unutuyorum ,kişiliğimi unutuyorum korkuyorum ,üzerimdeki giysi bile beyaz ve bu beni delirtiyor.

13 kasım

Ben sadece sevilmek istedim, bundan nefret ediyorum ,beni sevmemelerinden ,beni yok saymalarından nefret ediyorum , tek istediğim annem felix ve jisungun yanında olmak. Bekle beni beyaz tenli ,kızıl saclı ,zümrüt gözlü annem ,yanına geleceğim.

13 kasım

Dört yapraklı yoncayı sevdiğimi biliyormusunuz , benim için o yoncanın her yaprağı jisung ben annem ve felixi . Hayatımdaki tüm sansımı onlarla tanışmakla kullandım ben ve artık şansımın kaldığını hissetmiyorum , ve bu acıya son veriyorum... elveda baba, elveda changbin, elveda seungmin, elveda kötü hemşireler ve elveda odama hapsolmuş siyah silüet, elveda şizofreni tanısı konulmuş minho....

_______

Elimdeki kalemi bırakmıştım 2 haftaya yakındır buradaydım hatta 3 hafta bile olmuş olabilirdi , artık kararımı vermiştim annemin yanına gidicektim ,babam artık sikimde bile değildi .

Yatağımın örtüsünü çıkarmıştım , çarşafı elime almıştım, oldukça mutluydum ama durgundum ,çalışma masamın sandalyesini köşeye götürmüştüm, yerde sürüklediğim diçin demir sürtme sesi çıkmıştı ,tavanın köşesindeki büyük demir doğal gaz borusuna çarşafımı bağlamıştı ardından diğer ucunuda boğazıma gelecek şekilde bağlamıştım,ellerim titriyordu yine ve yine...

Yavaşca kızıl saclarımdan çarsafı geçirip boğazıma getirmiştim,derin bir iç çekmiştim ,kalbim ağazımda atıyordu sonunda yıllardır göremediğim anneme kavuşacaktım, bir yandan gülüyordum bir yandan gözlerim doluydu ne hissetmem gerektiğini anlayamıyordum ama tek bildiğim sanrılarımın beni bu yöne itmesiydi.

Ellerimi ipten çekmiştim, mutluydum öleceğimden ve bu mutsuz ,huzursuz hayatımın sona ereceğinden mutluydum.

/minho hadi sandalyeyi ittir /

/annenin yanına git minho/

/seni seven anneni bul minho/

Sanrılarımın gelmesiyle dayanamayıp çıplak ayağımla sandalyeyi ittirmiştim, düşme sessi boş odada yankılanmıştı ,kulaklarımın çınlamasını sağlamıştı ,çarşafın düğümü ağırlığımdan dolayı daha sıkılaşıyordu nefesim daralıyordu , nefes alamıyordum ne yapam gerekiyordu bilmiyordum ,çok canım yanıyordu soğuk soğuk terliyordum, elerimle boynumu tutmaya çalışıyordum ama olmuyordu , gözlerim kararmaya başlamıştı kanım çekiliyordu sanki , nefes almıyordum kalbimin ve nabzımın yavaşladığını hissediyordum ,gözlerim yavaş yavaş kayıyordu .

En sonunda gözlerim kapanmıştı gücüm kalmamıştı ,tek duyabildiğim ve görebildiğim, hemşilerin iceriye girip ayaklarımdan yukarıya doğru kaldırmaya çalışmalarıydı ve ölmemem için tanrıya dualar etmeleriydi...

.

.

.

Changbinin anlatımı

Sabah gelen gazeteyi elime almıştım ilk sayfasını açmıştım bir beden vardı saçları kızıl teni beyaz ama çarşafla asılıydı minhonun cansız bedeninin fotoğraflarını görmem ile bedenim buz kesmişti. Minhonun ipe asılı fotoğrafı vardı yüzü morarmıştı , bedeni taşlaşmış gibi duruyordu ,güzeller güzeli kızıl saçları gözlerini kapatmıştı ," hikayenin sonuna geldik he minho" demiştim fısıltıyla...ama o çok mutlu görünüyordu dudakları kıvrılmıştı gülüyormuş gibi ve gözleri yine solgundu ,yüzü zayıflıktan çökmüştü.

/lee ailesinin oğlu lee minho yattıği akıl hastanesinde intihar etti ;akıl hastanesindeki teşhis ise şizofreni tanısıydı ,minho gördüğü halüsinasyonların sebebiyle korkarak intihar etmiştir... Ondan geriye kalan bir kaç fotoğrafı ve orada kaldığı günler boyunca yazdığı günlük sayfaları kaldı./

Fotoğrafın arkasındaki notlar: "Yoncalar ne kadar güzeller değil mi?"

"4 mayıs ,annemin bana bıraktığı fotoğrafı gördüm ve jisung ve felix mutluluğumu çekmek istediler"

"Felix ah benim üzümlü kekim seni denize fırlattığım için özür dilerim "

"Güzeller güzeli minho oğluşuma ,güzel bebeğim seni her zaman seveceğim ,sanrılardan kurtulduğum zaman hep yanında olacağım"

"Bazen felixe bakınca eskiden salıncakta sallanırken düştüğü aklıma geliyor"

"6 nisan ; jisung doğum gününü unuttuğumuzu sanıyor ama asla unutmam dört yapraklı yoncam "

Bölüm sonu

2 yorum