İçeriğe geç

Kızıl yonca /Minho angst

Bölüm 2 · 10 dk okuma

Kızıl yonca /Minho angst

Bölüm 2

Kızıl saçlım

Yine imzalarımı atmıştım ve dilekçeleri okumuştum bir kaç toplantıdan sonra başka işim olmadığını görünce eve gitmemde sorun olmayacağını anlamıştım,

merdivenlerden aşağıya inerken arkamdan babsmın sesi gelmişti sinirli değildi sanki ama sesi tok ve ciddi geliyordu kendimi asker evladı gibi hissediyordum, babam beni adeta asker evladı gibi yetiştiriyordu aynı alman askerleri gibi "MINHO BURAYA GEL" demisti

ilk başta merdivende duraksamıştım arkama dönmemiştim kalbime yine stresten kaynaklı çarpıntı vurmuştu. yavaşca derin nefes alıp vermiştim ve arkama dönmüştüm, babama doğru ilerlemiştim babam benim geldiğimi görünce odasına ilerlemişti ,umarım burada da dövmezdi beni ,çünkü odanın etrafı camlarla kaplıydı ve dışarıda bir sürü çalışan vardı her yaptığım şeyi detaylıca görebiliyorlardı.

"Efendim baba bir şey mi oldu" demistim bir kaşımı hafif yuksrıya kaldırmıştım soru sorar gibi.

" evet oldu minho..." demisti babama ne oldu dercesine bakmıştım ve cümlesini tamamlamasını beklemiştim

"Sen oldun minho" demisti o an gerçekten beni sevmediğini anlamıştım, sanki o an babamla benim kalbime gizliden bağlı olan kırmızı iplerin koptuğunu hissetmiştim.

" ne-" diyebilmiştim sadece

"Evet doğru duydun , minho sen ne yapmaya çalışıyorsun gerçekten nedir bu şirkete gelmeler kendini birşey mi sanıyorsun ,hee bir de unutmadan sen sabah bir çalışanı dövmüşsün " demisti ve ayağa kalkmıştı ama hala masasının önünde duruyordu yüzünde sinsi bir sırıtış vardı nerden bilmiyordum ,

" nasıl dövdün onu banada anlat " demisti

Ben ise sadece duruyordum ,babam ise sinirlice masays elini vurmuştu ve yine her zamanki gibi olduğum yerde korkuyla sendelenmiştim " minho sana sordum ,nasıl dövdün onu" demisti

"B-ben kafa attım " demistim babamda masanın etrafından dolanarak yanıma geliyordu ,gittikce daha çok yanaşıyordu.

Sağ elini başımın arkasına koyarak saçımı okşamıştı ilk başta garibime gitmişti saçımı okşaması ama sonrasında başımı bir anda kendine çekerek kafa atmıstı bana ,

Ağzımdan icimdeki acının hakırışları çıkmıştı birden bire kimse ne olduğunu anlamamıştı başım dönüyordu bu yüzden saçımı tutan babamın kolundan destek almıştım ,acıdan dolayı gözlerimden yaşlar dökülüyordu tepki olarak ne yapmam gerkliydi? belkide bu sefer burnum kırılmıştı, ama burnumdan daha çok kırıkları acıyı kalbimde hissediyordum , damarlarımda bile kalbimin kırık parçalarının gezdiğini hissediyordum.

"Baba" demistim fısıltılı tonda babam uzun saçlarımı daha sıkı tutuyordu , kopacaklarından korkmuştum.

"Söyle başka ne yaptın o soföre" demisti

" başka bir şey yapmadım ki" demistim

"Gözlerimin içine bakarak bile yalan söylüyorsun minho sen nasil adam olucaksın hala cocuk gibisin" demişti iğrenircesine beni cam kapıya fırlatmıştı ardından bavulumu suratıma atmıştı .

"Çık dışarıya insanlar bize bakıyo senin iğrençliklerin yüzünden" demişti bana ardından masadaki ıslak mendilden bir tane çıkarıp ellerini silmeye başlamıştı.

"Asıl iğrenç sensin şu haline bak iyice - para göz oldun yakında ölürüm belki benim cebimdekileride alırsın" demistim sonra aklıma gelenle sözlerime devam etmiştim

"Hatta changbine verirsin senin oğlun ya o " demistim sinirle zorla ayağa kalkmıştım eğilip bavulumu almıştım babam ise yanındaki kitabı bana fırlatmıştı tam karnıma gelmişti

"Çocuksun gerçekten neyse seninle uğraşıcak zamanım yok toz olda ayak bağı olma bize" demişti cam odanın kapısını açtığımda tüm kitilerin buraya baktığını görmüştüm sandeleyerek merdivenlerden inmeye başlamıştım en aşağı kata geldiğimde kolumdan biri tutup depoya götürmüştü beni ,kim olduğunu anlamamıştım ama gerçekten ölecektim sanırım vaktimin geldigine inanıyordum.

Beni oradaki deri koltuğa otutturmuştu ,"sen kimsin" demistim dolu gözlerimden dolayı bulanık gördüğüm kişiye

"Ben eskiden eczanede çalışmıştım pansuman biliyorum yanımda malzeme varken yapayım dedim" demisti

"Adin ne " demsitim karnımı tutup inlerken

"Seungmin "demisti

"Sen babamın bahsettiği seungminsin demek ki " demistim

"Benden bahsettimi bilmiyorum ama o çok sinirli biri" demisti

" evet kendisi babam olduğu için onu açık açık görebiliyorum" demisti

"Belli zaten " demisti

Burnuma tapmon yapmıştı ben ise bir kaç dakika düşüncelerimden kurtulmak istiyordum,"daha iyimisin" demisti

Benimle konuşunca yavaşca kızarık gözlerimi açmıştım "kırılmışmıdır?" Demistim

"Elimle kontrol ettim pek bir şey yok ama bence yine git olur mu" demisti

" tamam giiderim" demistim ve geçiştirmiştim

"Bitti kanaman durdu ıslak mendili al yüzünü silersin" demisti

"Sey teşekkürler " demistim

"Rica ederim ,iyi günler gitmem lazım " demişti ve depodan çıkmıştı bende hazır hissedince depodan çıkmıştım, arkama döndüğümde anladim ki depo değilmiş dinlenme alanıymış , hemen hızlıca dışarıya çıkmıştım arabamın yanına gitmiştim,

Aynaya bakarak kalan kanları temizlemiştim ve eve doğru yol almıştım.

Uyuyarak bu günü sonlandırmak istiyordum vücudum sanki ruhumu taşıyamıyor gibiydi , o kadar yorgundum ki .

Eve geldiğim gibi annemin odasına ilerlemiştim, yani babamın illegal işleri yüzünden ölen annemin odasına ,

ne kadar üzücü değil mi? annemin beni bu deli adamla bırakması annemin öldüğü günü hatırlıyorum her tarafım bugünkü gibi kandı ,

annemin beyaz elbisesi kızıl saçları gibi kırmızıya boyanmıştı öldüğü ana kadar elimi bırakmamıştı, onu çok seviyordum hala seviyorum en çokta annemin zümrüt yeşili gözleri o kadar güzeldi ki ,o kızıl saçlarıyla muhteşem bir kadındı bende onun güzelliğini unutmamak için saçlarımı kızıla boyadım ,birazda babama acı çektirmek içindi .

Beni her gördüğünde acı çekmesini istedim beni her gördüğünde annemi hatırlasın ve pişmanlık duysun her gün benim gibi ağlasin istedim ... ama o daha çok beni annem gibi ağlatmayı tercih etti her gün annemi dövdüğü gibi beni dövmeyi tercih etti .

Babamdan nefret ediyorum , keşke annem yerine o ölseydi ,keşke annem yaşasaydı her gün yaptığı gibi uzun saçlarımı örseydi ,annem öldüğünden beri saçlarımı ne topluyorum ne de örüyorum ,canım kızıl annem ,beyaz tenli ,pembe yanaklı olan annem ,ağladığımda beni mutlu etmek için beni gıdıklayıp öpücüklere boğan annem.

Annemin odasına girdiğimde ardımdan kapıyı kilitlemiştim , odada annemin güzeller güzeli kokusunu aramıştım ama artık yoktu ,o güzel çiçek kokusu yoktu ,oda ter temizdi her sey tamamdı ama bir tek annem yoktu ,

biraz ilerleyip annemin yatağına oturmuştum ,eskiden korkunca annemin yanına gelirdim babamla ayrı yatarlardı hep bu yüzden asla bana kimse kızmazdı ,gece gündüz bana hep masal okurdu ,kendi anılarını anlatırdı küçük çekmeceye uzanarak bana okuduğu masalı almıştım , elimde bir kaç sayfasını kurcalamıştım.

"Anne~" demiştim sesizce sonunda ağlamamı tutamamıştım yavas yavaş kalbim sıkışıyordu ,hıkçırıklarımı tutamıyordum .

"Anne geri gel~" demiştim sanki annem gelebilirmiş gibi ümitsizce

"Ben yapamıyorum- olmuyo~" sanki annemle konuşurmuş gibi derdimi anlatıyordum.

"Ne yapmalıyım- sensiz olmuyo~" yaşınız kaç olursa olsun ağlarken herkez çocuk gibidir ben ise şuan 20 yaşında olmama rağmen çocuk gibi ağlıyordum ,nasıl bir cocuk düştüğünde annesini istiyorsa bende şuan öyleydim.

"Ölmek istiyorum ,senin yanına gelmek istiyorum ,korkuyorum " demistim çaresizde haykırıyordum ağlıyordum ,hickiriklarimi kimse duyamazdi.

"Benide al yanına anne " burnum tekrar kanamaya başlamıştı nedenini bilmiyordum üzerimdeki tişörtü çıkarıp burnuma tampon yapıyordum, bir yandan ağlamsya devam ediyordum .

Ellerim titriyordu ve tırnak uçlarım morarmaya baslamıştı, gözlerim kararmaya başlamıştı.

Yavaşca yatağa yatmıştım,anneme sarılır gibi yorganına sarılmıştım, bedenim üşüyordu ama umurumda Değildi sadece annemi istiyordum.

Yavaşca bilincim kapanıyordu bedenimin ısındığını hissediyordum,

"Minho"demisti birisi fısıltıyla kulağıma

"Efendim" demsitim uykulu uykulu

"Üzerin açıkmı yatıcaksın kızıl saçlım" demiti fısıltıyla

"Evet" demsitim onun gibi fısıltıyla

"Olmaz ama öyle anne üzülür " diyip güzel bir kıkırtı sunmuştu bana

Tanıdık kıkırtıyla gözlerimi aralamış ve sağ tarafıma bakmıştım ,beyaz bir silüet görmüştüm o kadar bulanık görüyordum ki sadece ışık gibiydi.

Üzerime battaniye örtmüştü o an bedenimin buz gibi üşüdüğünü anlamıştım.

"Annecik senin seviyor" diye fısıldamıştı ve burden gözlerim kapanmıştı ,derin ama bir o kadarda tatlı bir uykuydu bu.

.

.

.

Sabah uyandığımda çıplak üstüme sıcak güneş ışığı vuruyordu soğuk bedenim ısınıyordu, oda o kadar güzel gelmişti ki gözüme gün ışıgı beyaz örtülere vuruyordu ,tüm oda aydınlanıyordu ,oda çok temiz kokuyordu ama annemin güzel kokusunu tercih ederdim.

Yavaş yavaş yataktan kalkmıştım annemin makyaj masasına oturmuştum ,aynaya baktığımda o kadar cirkin görünüyordum ki yüzümde ki yaraların üzerindeki kanlar kurumuştu kabuklaşmıştı.

Gözümü odada gezdirmiştim annemin makyaj malzemelerini bulmaya çalışıyordum, yandaki çekmeceyi açtığımda kapatıcı bulmuştum ,bir tane sünger alıp annemden gördüğüm kadar morarmaya başlamış göz altlarıma sürmeye başlamıştım, kabukların üzerinede sürüyordum belki düzgün görünür diye , burnumun morarmış yerlerine sürmüştüm şuan daha iyi görünüyordum.

"Mükemmel aynı annem gibiyim artık" demistim gülerken benim tatlı annem ,benim güzeller güzeli beyaz tenli annem...

Kirlettiğim odayı biraz toplamıştım annemin bana okuduğu masalı ve kanlı tişörtümü elime almıştım , telefonumuda cebime koyup kendi odama çıkmaya başlamıştım.

Merdivende yeni gelen temizlikçiyi görmüştüm, kim olduğunu merak etmiştim ama aynı oda changbin, seungmin gibi olacağı kesindi.

Babam benden daha çok çalışanlarını el üstünde tuttuğu için şaşırmıyordum artık, gerçekleri söyledigim zamanda olgunlaşmadığımı ve hala çocuk olduğumu söylüyordu.

Tam yanından geçerken benim vücuduma baktığını görmüştüm tabi korkmuştur vücudumda morluklar ezilmiş yerler, yaralar, tırnak izleri vardı.

"Efendim yaralandınız mı" demisti genç kız ,merdivendeyken , durmuştum ona bakmıştım ve sonra konuşmaya başlamıştım

"Acımıyorlar" demistim ardından gözlerimi kızdan çekip odama ilerleyip kız arkamda bırakmıştım.

Telefonumu elime alıp jisungu aramıştım

"alo jisung dışarıya çıkıcakmısınız "

"Yok çıkmicaz ama gel kahvaltı yapalım felixde bana gelicek" demisti

"Tamam çıkıcam şimdi bende" demistim gerçekten dünde yemek yememiştim, karşımdaki aynaya baktığımda karın kaslarımdan başk barşey göremediğimi görmüştüm, belim incelmişti , zayıflamıştı annem öldükten sonra düzgünce kahvaltı etmemeye başlamıştım.

Hemen bol paça panatlon giymiştim, üzerine yine klasik beyaz bol tişört ve üzerine siyah bol hırka giymiştim.

Cebime cüzdanımı anahtarımı ve telefonumu koymuştum ardından hızlıca evden çıkmıştım yürüyerek gidebilirdim , 10 dakika sürerdi ama yolda böğrekçiye uğramıştım ,biraz börek ve biraz poğaça almıştım , ardından jisungların evine doğru yürümeye başlamıştım.

Jisung sitede kalıyordu ve minik bir evdi o bizim yani felixle benim aksime üniversite okuyordu.

Apartmanın kapısına geldiğimde şifreyi girmiştim ve asansörü beklemeye başlamıştım.

Bir yandan etrafa bakınıyordum, duvarlarda jisungun olduğunu bildiğim yağlı boyalsr vardı ,apartman sahibi izin verdiği için jisung duvarlara resim yapıyordu ,çok guzel bir çiçek bahçesi vardı arkaya doğru uzun çam ağaçları ve tam ortasında çınar ağaçı vardı.

Yansımadan asansörün açıldığını görünce iceri girmiştim 7. Kata basmıştım ,yukarı çıkmam çok uzun sürmemişti ama her yerde jisungun resimleri gözüme çarpıyordu ,her geldiğimde yeni şekiller keşfediyordum ve resmin derinine giriyordum.

Kapıya geldiğimde zile basmıştım, jisung kim olduğumu sormadan hemen kapıyı açmıştı ,beni görünce

"Ayy hosgeldin ama cabuk gir iceri kızartma soğuyoo" demisti mutfağa ilerlerken bende karnım ağrıdığı için yavaş yavaş iceriye girmiştim.

"Ben geldimm" demistim masaya otururken bir yandan aldığım seyleri masaya koyuyordum.

"Hosgeldin minhosumm, aaa ne gerek vardi bunları almana" demisti felix

"Olsun olsun hadi oturun ben çok acim" demistim gerçekten açtım ,

" hayret sen böyle aç olmazdın ne oldu sana " demisti jisung

"Malesef az yemek yedim ve midem şuan sizin yaptığınız şeyleri yemek istiyor" demsitim yanaşırken

"Çaylarda geldiii" demisti jisung artik herkes masaya oturmuştu.

Yine şakalaşarak yemiştik yemeğimizi ,kimse yüzümün halini sormuyordu çünkü biliyorları her zaman babam yüzünden yaralarım olurdu alışıklar artık ,bende onlar bir şey derlerse konuyu değiştirdiğim için bunun hakkında konuşmuyorlardı.

"Jisung dersler nasıl gidiyor" demistim abi gibi ama jisungun dediği şeyler gülmeye başlamıştık

"Iyi geçiyor babacığım nasıl olsun ,galiba siktir name getireceğim yine " demisti

"Hadi ama~ bana gerçeği söyle bende girerim belki üniversite sinavina" demistim gülerek

"Hmm o zaman anlatayım sınavlar zorluyor beni ama seçtiğin bölüme göre çok değişiyor ,lisedede aynı bölümü okuduysan kolay olur " demişti

"Sence sınava girmeli miyim?" demsitim korkuyla

"Gir hiçbir şey kaybetmezsin ,biz sana inanıyoruz hatta felixte girsin beraber çalışırız" demisti bana güvenle bakarken

"Tamam lan gircem" demiştim "sende giriceksin " demistim felixe bakarak

"B-ben bilmiyorum" demisti felix ağzı dolu konuşuyordu bu yüzden bogazına kaçmıştı yemek , çayından yudumlayarak bogazını rahatlatmıştı

"Tamam olur girerim bende" demisti

"Hadi yemeyinizi yiyin soğuyolar" demistim hızlıca yemeye başlamışlardı ben ise mideme giren kraplarla uğraşıyordum bir yandan yemek yemeye calışıyordum.

Yemekler bitince masayı yollamaya başlamiştık,"size kahve yapayım mı" demistim

Ikiside hazıra konma insanlar olduğu için heyecanla "TABIKII SORMAN AYIP" demislerdi

Bende taklitlerini yapmıştım"TaBiKi sOrMaN AyIp" demiştim herkesin mutlu olması çok hoşuma gidiyordu ne olursa oldun mutlu olmak. Bence çok hoş bir şey hele ki bu arkadaş ortamın ise gerçekten daha hoş bir sey, hayatımda daha mutlu olduğum zamanları pek hatırlamıyorum tek hatırladığım mutlu zamanlarım jisung felix ve annemin yanı...

Onları çok seviyorum ne kadar taş kalpli gibi görünsemde, onlarla olmak bana renk katıyor onlarla oturup hayatım boyunca konuşsam asla sıkılmam ,umarım sert görünüp onları sıkmıyorumdur...ki hissettiğim dugulara bakılırsa ve hissettirdikleri duygulara bakılırsa pekte sıkılmıyor gibiler.

Dedikodu yaparak kahveleri yapmaya başlamıştım," lan şu lisa geçenlerde bıçaklı saldırıya uğramış haberiniz var mı" demsiti felix

Ikimizinde haberi olamdiği kesindi "eminmisin doğru olduğuna " demişti jisung

Bende o sırada kahveleri tepsiye koyup herkese dağıtmıstım en son kendimi yorgun yorgun koltuğa bırakmıştım.

"Ağrın var mı minho" demisti felix karnımı ovalarken ,anlamıştı masada karnıma bir şey olduğunu

"Eğer ovalamaya devam edersen geçicekmiş öyle söyledi" demistim herkes dediğime kıkırdarken jisung film açmıştı.

Akşama kadar vakit geçirmiştim karnımın ağrısını bile unutmuştum.

Siz siz olun düzgün arkadaşlar edinin ,benim çok arkadaşım yoktur mesela ama sadece felix ve jisung var , başım derde girse birinci ara

mada açıp bana yardım edicek arkadaşlarım var ,ne kadar parası olduğuna bakan arkadaşlarım yoktur , umarım sizinde onlar gibi arkadaşınız olur , umarım ki güzel bir hayat yaşarsınız ,umarım hayatınızı dolu dolu geçirirsiniz .

Bölüm sonu

2 yorum