Orin:
"Hazır mısın ula hergele?"
Karina:
"İki dakika bekleyemedin sende!"
Orin:
"İki dakika mı?! İşi hallet diye eve yolladım seni sen gitmişsin kahve yapmışsın be! Hayır kahve de kahve olaymış bari, daha acı yapamadın mı?!"
Karina:
"Abartma be, gel içeri hazırım."
Orin yavaşça içeri girdi. Gözünün ucuyla bile bana bakmadan direkt dolabına gitti ve birkaç parça kıyafet çıkarttı.
"Al giy şunları."
Kıyafetleri bana uzattı, tarlada çalışırken giydiği kıyafetlerdi.
"Sen bunları en son ne zaman yıkadın be! Ayak gibi korkuyorlar!"
Orin fısıldayarak birşeyler mırıldandı:
"En son ayağımı onlara silmiştim ondandır..."
Karina:
"NEY!"
Orin:
"Yok bişey giy şunları daha saçını kesicez."
Koşar adım odadan çıktı. Elimde kokan kıyafetlerle tek kaldım. Sanırım yanlış duydum. Zaten başka çarem de yok. Ya ölücektim ya erkek olucaktım. Ölmek bu kıyafetleri giymekten daha cazip bir seçenek olsa bile...
Orin'i yalnız bırakamam o aptal bensiz ayakkabısını bile bağlamayı beceremez. Bir de güvelerle mi uğraşacak. Komik...
Orin:
"Karina, hazır mısın?"
Karina:
"Bekle iki dakika be!"
Orin:
"Ohooo! Sen böyle devam edersen, saçlarım aklaşacak!"
Daha fazla şunun çenesini çekemeyeceğim için hızlıca kıyafetleri giydim. İğrenç korkuyorum... Bu kokuya ben daha fazla dayanamam.
Gözüm Orin'nin parfümüne ilişti. O parfümü elime aldığım gibi her tarafıma sıktım. En azından o ayak kokusunu biraz olsun bastırmıştı.
"Orin! Hazırım gel."
Orin kapıdan içeri girer girmez, öğürmeye başladı.
"ÖÖÖĞĞKKK!!! Karina, bu kokuda ne lan!?"
Karina:
"Bana ayak gibi kokan bir kıyafet verirsen, bende o ~okyanus ferahlığı köpek balığı vahşiliği kadar sert ve güçlü yoğunluklu~ parfümünü kullanırım."
Orin:
"Benim öyle bir parfümüm mü var lan?"
Karina:
"Ha şu işte, reklamlarda hep böyle bahsediliyor."
Orin:
"Karina, yemin ediyorum sıçanlarla aynı odaya kapatırım seni yapmadığım şey değil. Başka parfüm mü bulamadın?"
Karina:
"Sanki ben erkek olmaya çok mu meraklıyım Orin?"
Orin eline makası aldı ve bana doğru yaklaştı.
"Boş yapma Karina. Nasıl model istersin Buzz Cut ister misin?"
Karina:
"Yanları al üstler kalsın abi."
Aynanın karşısındaki sandalyeye oturdum. Orin omuzlarıma dokunarak gülümsedi.
"Aaa, bak sana bir model yapcam iki sokak boyunca bütün kızlar peşinde garanti. Üçüncu sokağa söz veremiyorum ama..."
Karina:
"Orin, siktir git. Kes şu saçı da kurtulayım."
Orin bir şey demeden saçlarımı kesmeye başladı. Saçlarımı genelde kendim keserdim. Önceden de annem keserdi. Daha önce saçlarımı kimseye elletirmemiştim. Aslına bakarsan... Şimdi hatırladım. Annem saçlarımı çok severdi.
"Lan yoldaş, neye daldın gene?"
Karina:
"Annem aklıma gel o saçlarımı h-"
Sözümü daha bitirmeden Orin makasla kafama vurdu.
"Sana öyle şeyleri düşünmeyi yasaklamadım mı ben?"
Karina:
"SANANE BE!"
Orin:
"Ağır ol yoldaş, bahsi kaybetmeden önce düşünecektin."
Hiç birşey demeden sustum. Bundan beş yıl önce Orin'le bir bahse gitmiştim. Girdiğim ilk ve son bahis oyunuydu.
Yazı-tura yaparak elimde ne var ne yok herşeyi almıştı namussuz... Hala da anlamıyorum nasıl sürekli tura getirdi? Bence atış şeklinde vardı bir bokluk...
En sonunda istediği bir şeyi yapmak zorunda kaldım. Onun istediği şey ise ev içerisinde annem hakkında konuşmamak gerekirse onu düşünmemekti. Yapabileceğim başka birşey varmış gibi kabul ettim bende...
Salak niye kabul ediyorsam. Gene tura çıktı bir şekilde! O günden sonra o düzenbazla veya başka biriyle bahse girmedim.
"Ta daaa~"
Orin kesimi bitirmiş şaheserini bana gösteriyordu. Aynaya baktığımda sanki daha önce hiç karşılaşmamışız ama çok tanıdık gelen birini gördüm. Şaşkınlıktan dilim tutuldu.
"Yemin ediyorum, bak yoldaş. Benden bile yakışıklı oldun he! Kız olsaydım... Neyse konuşulmaz bu konu şimdi senle. Nasıl olmuş?"
Karina:
"Bu ben miyim?"
Orin:
"Evet!"
Karina:
"Yemin?"
Orin:
"Kur'an."
Karina:
"Sonunda o berberlik geçmişin bi işe yaradı he. Yakışıklı olmuşum."
Orin:
"Ne sandın Karina ben yaptım bu şaheseri ben!!!"
Karina:
"Eee şimdi napcaz?"
Orin:
"Napalım yarın sabah erken kalkıcaz. Uyuycam çık."
Son kez aynaya hayretle baktım. Heyt be... Tam dışarı çıkacakken Orin arkamdan seslendi.
"Sende geç saatlere kalma yat uyu hemen!"
Karina:
"Tamam."
Koridorda odama doğru ilerlerken arkamdan birisinin yürüdüğünü fark ettim. Orin bana birşey diyecekti sanırım. Ne unuttu gene o dangalak!
Arkamı daha dönmeye fırsat kalmadan kafamda büyük bir acı hissettim. Çığlık bile atamadım , direkt yere yapıştım.
Kafamı tutup doğruluğumda elinde merdaneyle başımda bekleyen Aren teyzeyi fark ettim. Arkasında da koştur koştur gelen Orin vardı.
Orin, Aren teyzenin yanına gelir gelmez şaşkınlıktan dona kaldı.
"Anne naptın sen?"
Aren teyze:
"Sakın yaklaşma, Karina'yı da al çık evden ben bunu hallederim."
Orin:
"Ana ateşin mi var? Başına Güneş mi vurdu? Bu Karina ya!"
Hemen Aren teyzeyi itekleyerek beni ayağa kaldırmaya çalıştı.
Aren teyze:
"Nasıl Karina?"
Karina:
"Aren teyze ne biçim vurdun dik duramıyorum..."
Aren teyze:
"Vallaha da Karina'ymış. Dur yardım edeyim."
Karina:
"O merdaneyle yaklaşma bana..."
Aren teyze merdaneyi kenara bırakıp beni salona götürdü. Orada ben narkotik köpek gibi kolonya koklayıp kendime gelmeye çalışırken, tane tane herşeyi Aren teyzeye açıklamaya çalışıyorduk.
En sonunda Aren teyze güldü.
"Yakışıklı olmuşsun kız Karina! Bı daha vurmam sana merak etme git yat şimdi."
Ayağa kalktım tam odama gidiyorken arkamdan seslendi.
"Ses konusunda ne yapacaksınız?"
Karina:
"O konuyu Orin'e salıyorum."
Orin:
"Sal anam onu da sal hallederim, ben merak etme! Haydi sabah ola hayrola."
Odama başka merdane darbesi yemeden gitmeyi başardım. Yatağa uzandığım an başıma büyük bir ağrıyla beraber gözüm karardı. Aren teyze ne biçim vurdun be. Eski toprak eli sağlamdır tabi...
