İçeriğe geç

Kızıl Ruj Operasyonu

Bölüm 9 · 3 dk okuma

Kızıl Ruj Operasyonu

Bölüm 9

BÖLÜM 9: GÖLGEDEKİ YABANCI

Mina’nın dairesindeki hava, bir önceki gecenin zafer sarhoşluğunu tamamen yutmuştu.

Salondaki devasa cam masanın üzerine saçılmış dijital çıktılar, karanlık sokak fotoğrafları ve gizli depo kayıtları duruyordu. Pencereden sızan akşam karanlığı, kızların gergin yüzlerine vuruyordu. Bu kez karşılarındaki adam, zayıf noktası itibar ve borsa hisseleri olan kibirli bir cemiyet zengini değildi.

Ekranda donup kalan vesikalık fotoğraf, kırk yaşlarında, sol kaşından şakağına kadar uzanan derin bir faça izi taşıyan, gözleri kömür karası bir adama aitti: Kadir Demirkan.

"Sabıkası bir roman gibi," dedi Derin, sesi ilk defa bu kadar temkinli çıkıyordu. Parmakları klavyede normalden daha yavaş, daha dikkatli geziniyordu. "Gasp, yasa dışı silah ticareti, ağır yaralama... Üç yıl önce delil yetersizliğinden cezaevinden çıkmış. Eski sanayi bölgesinde metruk bir dokuma fabrikasını 'lojistik deposu' adı altında paravan olarak kullanıyor. Ama içerideki asıl tezgah bambaşka: Sokaktan toplattığı kimsesiz çocukları günde on altı saat kaçak atölyelerde kilitli tutuyor, geceleri ise fabrikanın bodrum katında bahisli yer altı kafes dövüşleri organize ediyor."

Lara masaya doğru eğildi. Demirkan’ın eski sabıka kayıtlarındaki dövüş fotoğraflarına baktı. "Adam profesyonel muay thai geçmişine sahip. Vücut yapısı, refleksleri... Zafer gibi iki tokatta yere yığılacak bir tip değil. Çevresinde her an silahlı en az altı adamı var."

"Fiziksel tehlike ikinci planda," dedi Arya, masadaki şifreli iletinin çıktısını eline alarak. "Asıl soru şu: Bizi kim buldu? Bir lise sunucusundan çıkan anonim bir izi, profesyonel bir siber takipçi bile kolay kolay deşifre edemezdi. Bu mesajı atan kişi kimliğimizi biliyor mu, yoksa sadece doğru kapıyı mı çaldı?"

Odaya çöken sessizliği Mina bozdu. Masanın başındaki tekli koltukta oturuyor, parmaklarının arasında o siyah mat ambalajlı ruju hafifçe çeviriyordu. Bakışları son derece odaklanmış, buz gibiydi.

"Bizi doğrudan hedef göstermedi," dedi Mina tane tane. "Mesaja bakın: 'Eğer gerçekten adalet dağıtıyorsanız, gidin ve Demirkan’ı durdurun.' Bu bir tehdit değil, bir test ya da çaresiz bir yardım çağrısı. Bizi ifşa etmek isteseydi polise ya da basına giderdi. Bizimle temas kurmak istedi çünkü sistemin Demirkan’a dokunamayacağını biliyor."

"Peki ama bizi nasıl buldu?" diye üsteledi Derin, dizüstü bilgisayarını çevirerek. "Zafer Dağhan operasyonunda kullandığım ara sunucu Hollanda üzerinden sekiz ayrı VPN tünelinden geçiyordu. İz sürmek imkansıza yakındı. Ama bu mesaj doğrudan benim özel şifreli proton adresime düştü."

Derin ekrana dokundu. "Gönderici IP’sini tersine mühendislikle taradım. Kaynak sinyal sürekli atlıyor ama tek bir ortak düğüm noktası var: Şehrin eski liman bölgesindeki terk edilmiş bir radyo kulesi. Bir saat önce oradan bir sinyal sıçraması aldım. Ve mesajın kod satırlarının arasına gizlenmiş bir koordinat buldum."

Arya kaşlarını çattı. "Buluşma teklif ediyor."

"Tuzak olabilir," dedi Lara, kollarını göğsünde kavuşturup çenesini sıkarak. "Demirkan’ın adamları Zafer’in hesabını sormak için bizi çekmeye çalışıyor olabilir."

"Demirkan bizi hedef alacak kadar zeki olsa, kiralık katillerini kapımıza yığardı," dedi Mina ayağa kalkarak. "Bu kişi içeriden biri. Demirkan’ın deposundaki güvenlik kameralarının kör noktalarını, giriş-çıkış saatlerini içeren ekteki dosyaları incelediniz mi? Bu bilgileri sadece o yapının içinde yaşayan, nefes alan biri bilebilir. O kişiyle konuşmadan Demirkan’ın kapısından içeri bile adım atamayız."

Derin başını salladı. "Buluşma saati mesajın altındaki geri sayımda yazıyor. Gece tam 01.00. Limandaki 4 Nolu terk edilmiş antrepo."

Mina dolaba yürüdü. Artık kolej ceketleri, ekose etekler ya da Pera Palace’ın ışıltılı satenleri yoktu. Dolaptan çıkardığı siyah taktik kargo pantolonları, koyu gri rüzgarlıkları ve deri eldivenleri yatağın üzerine bıraktı.

"Kurallar değişti kızlar," dedi Mina, üç arkadaşına dönerek. "Bu kez karşımızda bir iş adamı değil, bir sokak kurdu var. Karanlıkta gözü gören birine karşı fener yakarak yürüyemeyiz."

Lara ceketini çıkarıp parmak eklemlerini çıtlattı, gözlerinde saf bir adrenalin parıltısı vardı. "Benim için fark etmez. Boyu ne kadar uzun olursa, devrilmesi o kadar gürültülü olur."

"Önce gölgedeki yabancıyla tanışacağız," dedi Mina, ruju ceketinin gizli iç cebine yerleştirirken. "Bizi nasıl bulduğunu, kim olduğunu ve Demirkan’ın ipini neden bizim çekmemizi istediğini öğreneceğiz."

Saat gece yarısını geçtiğinde, şehrin parlak ışıkları geride kalmış; sisle kaplı, küf ve deniz kokan terk edilmiş liman yoluna doğru siyah bir siluet halinde ilerliyorlardı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.