İçeriğe geç

Kızıl Ruj Operasyonu

Bölüm 1 · 6 dk okuma

Kızıl Ruj Operasyonu

Bölüm 1

BÖLÜM 1: MAT VE PARLAK

St. Jude Koleji’nin ikinci katındaki kızlar tuvaleti, sıradan bir tuvaletten çok bir kriz yönetim merkezini andırırdı.

Mermer lavabonun geniş aynasında dört farklı yüz yansıyordu. Dördü de kusursuz bir simetri, özenle taranmış saçlar ve lacivert kolej ceketlerinin yakasına iliştirilmiş altın armalarla tamamlanmıştı. Okul koridorlarında yürürlerken insanların kenara çekilip yol verdiği, kimilerinin hayranlıkla, kimilerininse bariz bir kıskançlıkla izlediği kızlardı onlar: Mina, Derin, Arya ve Lara.

Fakat onları diğer popüler kızlardan ayıran şey çantalarının markası ya da aldıkları notlar değildi.

Onları asıl bir arada tutan, aynanın karşısında sadece kendi bildikleri ikinci bir hayatı yürütüyor oluşlarıydı.

Mina, çantasından çıkardığı mat, siyah ambalajlı ruju çevirdi. Rujun adı Kan Kırmızısıydı. Aynada dudaklarına tek bir pürüzsüz hat çekti, ardından alt dudağını üst dudağına bastırıp hafifçe gülümsedi. O gülümseme, koridordaki erkeklerin aklını başından alan cinsten değildi; hedefine kitlenmiş bir şahinin soğukluğunu taşıyordu.

"Hazır mıyız?" diye sordu Mina, arkasındaki üç gölgeye bakarak.

Derin, tuvaletin mermer tezgahına bağdaş kurmuş, dizindeki ince dizüstü bilgisayarın tuşlarına seri parmak darbeleri indiriyordu. Ekranındaki yeşil-mavi kod dizinleri hızla akıp geçti.

"Sunucu odasındaki bağlantıyı atlattım," dedi Derin, başını kaldırmadan. "Müdür yardımcısının bilgisayarı şu an benim kontrolümde. Görkem'in geçen hafta dokuzuncu sınıftaki Mert’e attığı tehdit mesajları, okulun iç panosundaki dev ekrana düşmek üzere. Üstelik okul futbol takımının kaptanlığına seçilme duyurusuyla tam aynı saniyede."

Arya, kapının hemen yanında kollarını göğsünde kavuşturmuş, saate bakıyordu. Psikoloji derslerinde öğrendiği tüm manipülasyon tekniklerini sahada uygulamakta onun üzerine yoktu. "Görkem tam beş dakika içinde kafeteryanın ortasında olacak," dedi sakin bir sesle. "Bütün takım arkasında. Kendini okulun kralı zannettiği o tam kırk beş saniye... İşte o an ego yıkımı maksimum seviyeye çıkacak. İtiraz bile edemeyecek çünkü mesajların orijinallik raporu da eş zamanlı veli grubuna iletilecek."

Lara ise tuvalet kabinlerinden birinin kapısına yaslanmış, elindeki deri eldivenlerin dikişlerini düzeltiyordu. Grubun yumruğu, refleksi ve gerektiğinde en sert duvarıydı. Dövüş kulübünden kalma bir alışkanlıkla omzunu esnetti. "Umarım kafeteryada olay çıkarıp sandalyeleri devirmeye kalkmaz. Yoksa müdürden önce ben devreye girmek zorunda kalırım ve bu sefer burnu kırılabilir."

Mina rujun kapağını klik sesiyle kapattı. "Şiddet yok Lara. Henüz değil. Görkem gibi tipler fiziki acıdan anlamaz; onlar sadece statülerini kaybettiklerinde acı çekerler."

Üç dakika sonra kafeterya tıklım tıklımdı.

Görkem, etrafındaki dalkavuk grubuyla birlikte en geniş masaya kurulmuş, dokuzuncu sınıflardan bir çocuğun tepsisini masadan aşağı itip kahkahalar atıyordu. Her zamanki kibirli haliyle arkasına yaslandı.

Tam o sırada, kafeteryanın tavanına asılı dev duyuru ekranı karardı.

Saniyeler içinde ekranda Görkem’in profil fotoğrafı belirdi. Altında kalın harflerle yazan şey bir tebrik mesajı değildi. Görkem’in küçük sınıflara yaptığı şantajlar, para sızdırma mesajları, itiraf kayıtları ve Mert’i dolaba kilitlerken çektiği o silindiğini sandığı video...

Kafeteryadaki uğultu bıçak gibi kesildi.

Yüzlerce çift göz ekrandan Görkem’e döndü. Görkem’in yüzündeki o pişkince gülümseme dondu, rengi kül gibi beyaza döndü. Sandalyesini devirerek ayağa fırladı ama çok geçti. Müdür yardımcısının tok sesi megafondan yankılandı: "Öğrenci Görkem Yılmaz, derhal disiplin kuruluna!"

Kafeteryanın çıkış kapısının hemen yanındaki masada, dört kız meyve sularını yudumluyorlardı. Mina hafifçe gülümsedi. Okuldaki bir zorba daha kendi pisliğinde boğulmuştu.

"Kolaydı," dedi Lara, pipetini kenara bırakırken. "Sırada kim var? Kimya laboratuvarında kızların fotoğraflarını çeken o çocuk mu?"

"Muhtemelen," dedi Mina. "Ders çıkışı benim evde toplanıyoruz."

Akşam saat sekiz sularıydı.

Okul üniformaları çıkmış; yerini siyah kapüşonlulara, rahat kargo pantolonlara ve spor ayakkabılara bırakmıştı. Kızlar, Mina’nın ailesinin şehir dışında olmasını fırsat bilip geniş oturma odasına yayılmış, bir sonraki hamlelerini planlamak üzere pizza siparişi vermişlerdi.

Sipariş gecikince Lara sabırsızlanıp, "Ben aşağı inip bakıyorum, sitenin güvenliğinde takılmış olabilir kurye," diyerek daireden çıktı.

Mina, Derin ve Arya salondaki plan tahtasının başında tartışırken, apartmanın dış kapısından gelen seslerle dikkatleri dağıldı. Bahçe tarafındaki yangın merdiveninin altından, boğuk ve sert sesler yükseliyordu.

Pencereye ilk yaklaşan Arya oldu. Perdeleri aralayıp aşağıya baktığında kaşları çatıldı. "Kızlar... Buraya gelin."

Mina ve Derin camın önüne geçti.

Sokağın karşısındaki loş aydınlatmalı ara sokakta, park halindeki siyah bir panelvanın yanında iki kişi vardı. Kırk yaşlarında, iri yarı, takım elbiseli bir adam; kolundan sımsıkı tuttuğu genç bir kadını minibüsün kapısına doğru sertçe itiyordu. Kadının kucağında ağlayan küçük bir çocuk vardı.

"Sana sesini kes dedim!" diye gürledi adamın sesi sokağın sessizliğini yırtarak. "Eve gireceksin ve tek kelime etmeyeceksin, yoksa o veledi de seni de kapının önüne koyarım!"

Kadın yalvarıyordu. "Bırak kolumu, canımı yakıyorsun... Çocuk korkuyor, yapma lütfen!"

Adamın eli havaya kalktı ve kadının yüzüne inen tokadın sesi dördüncü kata kadar ulaştı. Kadın kucağındaki çocukla birlikte kaldırıma yığıldı. Adam ise yerdeki kadının saçından kavrayıp ayağa kaldırmaya çalışırken küfürler savuruyordu.

Salonda derin, buz gibi bir sessizlik oluştu.

O sırada dairenin kapısı hızla açıldı. Lara nefes nefese içeri girdi, elinde pizza kutusu yoktu; yumrukları sıkılıydı ve çenesi kilitlenmişti.

"Gördünüz mü?" dedi Lara, sesi adeta titriyordu ama korkudan değil, saf öfkeden. "Aşağıdaki pisliği gördünüz mü? Güvenliğin önünden geçip gitti, kimse kılını bile kıpırdatmıyor. Kadını arabaya zorla bindiriyor."

Derin, hemen dizüstü bilgisayarını açtı. Parmakları bu kez okul sistemine girmek için değil, güvenlik kameralarını taramak için klavyede uçuştu. "Aracın plakası 34... Bekleyin... Buldum. Adamın adı Zafer Dağhan. İnşaat şirketi sahibi. Kadın eşi, Selin Dağhan. Daha önce iki kez darp raporu almış ama şikayetler her nasılsa 'geri çekilmiş'."

"Şikayetler geri çekilmemiş," dedi Arya, sesi kaskatıydı. "Adam parasıyla ve tehditleriyle kadını susturmuş. Çocuğu elinden almakla korkutuyor."

Lara kapıya doğru bir adım attı. "Aşağı iniyorum. O herifin o elini öyle bir kırarım ki bir daha..."

"Dur!"

Mina’nın otoriter sesi odayı kesti. Lara duraksayıp Mina’ya baktı.

Mina pencereden dışarı bakıyordu. Adam kadını ve çocuğu minibüse bindirmiş, sertçe kapıyı çarparak direksiyona geçmişti. Araç karanlık sokağın sonunda kayboldu.

Mina arkasını döndü. Yüzünde az önceki lise zaferinin getirdiği hafif gülümsemeden eser yoktu. Gözleri kapkaranlık, bakışları keskindi.

"Lara, aşağı inip adamı döversen ne olur biliyor musun?" dedi Mina tane tane. "Yarın sabah o adam dışarıda olur. Polis seni gözaltına alır. Ve o kadın, kocasından yiyeceği dayağın iki katını yer."

Lara dişlerini sıktı. "Ne yapacağız peki? Okuldaki ergenlerin dolaplarını kilitlemekle dünyayı kurtardığımızı mı sanacağız? Gerçek dünya dışarıda, Mina! İnsanlar dışarıda can veriyor!"

Derin ve Arya da Mina’ya baktı. Dördü de aynı şeyi hissediyordu: Bugüne kadar koridorlarda oynadıkları "adaletçilik" oyunu, az önce sokakta şahit oldukları o tek bir tokatla yerle bir olmuştu. Lisedeki zorbalar sadece çocuktu; dışarıdakiler ise canavardı.

Mina masanın üzerindeki çantasına yürüdü. İçinden o mat siyah kapaklı ruju çıkardı. Masanın üzerine, plan tahtasının tam ortasına sertçe bıraktı.

"Haklısın," dedi Mina, üç arkadaşının gözlerinin içine tek tek bakarak. "Kafeterya kralları bitti. Oyunun sahası değişti."

Derin başını kaldırıp gülümsedi; bu kez o gülümsemede tehlike vardı. "Zafer Dağhan’ın şirket hesapları, ihale dosyaları ve gizli kamera kayıtları... Hepsine ulaşmam bu geceyi alır."

Arya derin bir nefes aldı. "Psikolojik profilini çıkarırım. En çok neden korkuyor, onu rezil edecek en zayıf damarı ne, bulurum."

Lara çatılmış kaşlarını gevşetip ellerini birbirine vurdu. "Ve ben de o elin bir daha asla kalkmaması için gereken fiziksel kapanışı yaparım."

Mina rujun kapağını açtı. Masadaki beyaz kağıda kırmızı, kan gibi kalın bir çizgi çekti.

"Kızıl Ruj Operasyonu artık okuldan mezun oldu kızlar," dedi fısıltıyla. "Şehre iniyoruz."

Bölüm sonu

3 yorum