Boysan'lar gittikten sonra kızlar ile uyumayıp gün içerisinde olanları konuşmaya başladık. Bike, Pars ile geçirdiği muhteşem günü ve özel anları anlatırken adeta kendinden geçiyordu.
- Bu çocukta senden hoşlanıyor olabilir mi?
Mayda düşünceli bir şekilde söylemişti cümlesini. Bu durum benimde kafamı karıştırmıştı. Gerçekten hoşlanıyormuydu acaba?
- Sanmıyorum.
- Kimse boş yere bir yabancıyla bu kadar ilgilenmez Bike.
Bike yine karamsar bir şekilde konuşuyordu. Mayda haklıydı. Kim herhangi birisine bu kadar ilgi gösterirdiki Bu durum kafamı karıştırmıştı.
- Pars çok kibar birisi o kadar.
- Kendi kendini kandırmayı bırak Bike.
Mayda sinir ile konuşmuştu. Bike'nin bu karamsarlığına ben bile sinir olmuştum. Bike sessiz kalırken Mayda hüzünlü bir sesle konuşmaya başladı.
- Tunga çocukluk aşkımın kendisi olduğunu öğrendi bugün.
- Ne? Nasıl?
Hayretle haykırmıştım resmen. Çünkü Mayda bu tarz şeyleri söyliyecek bir insan değildi. Kesinlikle yanlışlıkla öğrenmiş olmalıydı. Mayda bıkkınlıkla nefes verdikten sonra olanları anlatmaya başladı. Konuşması bittiğinde ilk yorum Laçin'den geldi.
- Açık ve net bir şekilde söylememişsinki bence anlamamıştır.
- Mal değildir diye düşünüyorum. Bence anladı.
Mayda'nın cümlesine hepimiz kahkahalarla gülmüştük. Tunga bencede anlamıştı ama neden konuşmaya devam edip kendi hislerini söylememiştiki? Düşüncelerimden sıyrılıp konuşmaya başladım.
- Bence açık açık konuşmalısın. Belki o da sana karşı boş değildir.
Söz verdiğim için gerçekleri söyliyemiyordum belki ama en azından imâsını yapabilirdim. Mayda bir süre gözlerini masaya dikip düşündükten sonra konuşmaya başladı.
- Asla. Eğer hisleri varsa gelip önce o konuşmalı.
Mayda'nın cümlesinin üzerine daha fazla bir şey söyliyememiştim. Umarım aralarındaki bu belirsiz durumu bir an önce bitirirlerdi. Bir anda aklıma Burkay geldi ve hemen Laçin'e dönüp heyecanla sordum.
- Siz nasıl barıştınız?
Laçin her şeyi baştan sona anlattıktan sonra ilk konuşan Bike oldu.
- Yaa! Burkay'ın böyle bir yaşantısının olduğunu bilmiyordum.
- Bende.
Laçin cevap verdikten sonra mutsuzluk ile yüzünü asmıştı. Sanırım Burkay'a söylediği cümleler yüzünden halâ pişmanlık duyuyordu. Burkay'ın ailevi problemlerine bende çok şaşırmıştım. Her ne kadar dışa dönük birisi gibi görünsede demek ki kederini içinde yaşayan bir insandı. Bu durum beni çok üzmüştü ama neyseki Laçin ile araları düzelmişti.
- Siz ne yaptınız?
Mayda'nın sorusu ile düşüncelerimden sıyrılmıştım. Her ne kadar anlatmak istemesemde konuşmaya başladım.
- Bizim ki tam bir fiyaskoydu.
- Neden?
- Ülgen'e basıldık.
- Ne yaparken!!!?
Mayda dehşete kapılmış bir şekilde yüzüme bakıyordu. Sanırım beni yanlış anlamıştı. Hemen durumu izah etmem gerektiğini fark ederek olanları anlatmaya başladım.
- Bence mantıklı olanı yapmışsınız. Diğer türlü daha çok yanlış anlaşılırdı.
Laçin beni destekler konuşmasını bitirdikten sonra gülmeye başladı. Onunla birlikte diğerleride gülmeye baslamıştı. Bizim yaşadığımız garip olaylara gülmelerine bozulsamda daha fazla dayanamayıp bende gülmeye başladım. Bike telefonuna gelen bildirim ile heyecanla bağırmaya başladı.
- Pars mesaj atmış!!!
- Ne yazmış?
Mayda en az Bike kadar heyecanla sormuştu sorusunu. Bike heyecan ve panik ile telefonuna bakarak konuşmaya başladı.
- Atına isim koymayı unuttun yazmış. Yanınada gülücük koymuş.
Bike konuşurken adeta eriyordu. Laçin ve ben onun bu haline gülmeden edememiştik. Mayda büyük bir heyecan ve ilgiyle konuşmaya başladı.
- Cevap yaz hemen. Bekletme.
- Ne yazıcam?
- Beraber koyalım yaz.
- Yok artık Mayda! Direk evlenelim yazsın daha iyi.
Laçin hayretle Mayda'ya bakarak söylemişti cümlesini. Mayda omuz silkerken bende gülmeden edememiştim.
- Hadi ama bir şey söyleyin. Panik oldum iyice.
- Koyarım bir ara yaz.
- Çocuğa direk defol hayatımdan yazsın daha iyi. Birde bana lâf ediyordun.
Laçin'in fikrine bu seferde Mayda karşı çıkmıştı. Haksızda sayılmazdı. Gülmekten karnıma ağrılar girmişti.
- Ya Belçin sende bir şey söylesene!
Bike'nin siteminden sonra kahkahalarımı zorla bastırıp fikrimi dile getirdim.
- Unutmuşum yaz. Atın cinsiyetini sor. Önerin ne falan yaz. Sohbeti ilerlettir yani.
- Tamam. Ben odama çıkıyorum.
Bike heyecan ile koşarak odaya gitmişti. Bizde bir süre daha oturup sohbet
ettik. Sohbetimiz bittikten sonra herkes odalarına çekildi. Hızlı bir duş alıp yatağa uzandım. Bu gün olanlar her ne kadar saçma olsada güzeldi. Düşüncelerim ile yüzüme yerleşen aptal gülümsemeyi yok ettikten sonra uyumak için gözlerimi kapattım.
***
Sabah telefonun alârmı ile erkenden uyandım. Her zaman olduğu gibi uykumu yine alamamıştım. Okula gitmek hiç istemesemde mecbur olduğumun bilincindeydim. Yine her sabah yaptığımı gibi yataktan sürünerek kalkıp banyoya gittim. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra üzerime açık renk bir kot pantalon ve beyaz bir bluz giyindim. Çantamı hazırladıktan sonra yatağımıda toplayıp odadan çıktım. Salona indiğimde Laçin'in kahvaltıyı çoktan hazırlamış olduğunu gördüm. Ona günaydın dedikten sonra masaya geçip oturdum. Mayda ve Bike ortalıkta görünmüyorlardı. Çok açtım bu yüzden onları beklemeden kahvaltı yapmaya başladım. Bir süre sonra Bike ve Mayda'da gelip kahvaltıya oturdular. Bike halâ uyukluyordu. Nedenini merak ederek sordum.
- Bike gece uyumadın mı?
- Uyumadım.
- Neden?
- Sabah dörde kadar Pars'la konuştuk.
- Ohaa! Ne konuştunuz o kadar?
Mayda şaşkınlık içinde sormuştu sorusunu. Bike ağzındaki lokmayı bitirdikten sonra cevap verdi.
- Her şeyden konuştuk. Çok güzeldi. Maalesef ben sohbetin en güzel yerinde uyuyakaldım. Uyandığımda özür mesajı attım ama halâ cevap vermedi. Kızdı mı bana acaba?
- Sanmam görmemiştir daha ondan cevap yazmamıştır.
Düşüncemi dile getirdikten sonra hızla kahvaltımı bitirdim. Herkes hazır olduktan sonra evden ayrıldık. Kapıyı kilitledikten sonra arabaya doğru ilerlerken caddenin karşısında durup bizi izleyen bir adam dikkatimi çekti. Oldukça iri ve kel bir adamdı. İlk başta herhangi birisi olduğunu düşünsemde dik dik bize bakıyor olması kafamı karıştırmıştı. Kızlara söyleyip onları korkutmak istemediğim için görmezden geldim. Daha fazla beklemeden arabaya binip yola koyulduk. Okulun önüne geldiğimizde kısa bir süre Laçin'in arabayı park etmesini bekledik. Laçin işini halledip yanımıza geldiğinde hep beraber giriş kapısına doğru ilerledik. Dersin başlamasına az bir zaman vardı bu yüzden oyalanmadan sınıfa çıktık. Sınıfa girdiğimizde Boysan'ların çoktan gelmiş olduğunu gördüm. Pars bir şeyler anlatıyor diğerleride heyecanlı bir şekilde onu dinliyorlardı. Boysan ile gözgöze geldiğimizde selam verircesine gülümsedim. Ardından oyalanmadan geçip sıralarımıza oturduk.
- Yırtıcı kuşum, günaydın.
Burkay, Laçin'i gördüğü anda mutlulukla haykırmıştı. Laçin ise içten bir tebessümle karşılık vermişti. Burkay'ın eski haline dönmesine çok sevinmiştim. Çünkü ona mutsuz olmak hiç yakışmıyordu. Bir anda aklıma onu ilk tanıdığım gün geldi. Ondan hiç hoşlanmamıştım. Üstelik onu yılışık bulmuştum. Şimdi ise hayatımdaki en değerli insanlardan birisiydi. Kapı açılıp hoca derse girdiğinde düşüncelerimi bir kenara savurup dersi dinlemeye başladım. Bitmek bilmeyen bir dersin ardından nihayet mola vermiştik. Kızlar ile bahçeye çıkıp her zaman oturduğumuz piknik bankına oturduk. Ben yönümü bahçe kapısına doğru dönerek oturmuştum. Biraz sohbet ettikten sonra yanımıza Burkay ve Boysan geldi. Bir süre Boysan ile sohbet ettikten sonra gözüm bahçe kapısına takıldı. Bahçe kapısının arkasında bir adam dikilmiş bize bakıyordu. Dikkatle adamı incelediğimde bunun sabah gördüğüm adam olduğunu farketmiştim. İçime bir anda bir kuşku düşmüştü bu adam bizi takip ediyordu ama neden? Bildiğim kadarı ile itbaraklar böyle görünmüyordu. Tarkat yanılıyor olamazdı. O zaman bu adam kimdi ve neden bizi takip ediyordu? Bu durumu herkesin ortasında söyleyipte kimseyi korkutmak veya endişelendirmek istemiyordum.
- Ne oldu? Neyin var?
Boysan'ın sorusu ile düşüncelerimden kurtulmuştum.
- Bir şey olmadı.
- Nereye daldın gittin?
- Hiçbir yere.
Boysan tavırlarımdaki garipliği anlamış olacak ki şüphe ile bana bakıyordu. Birkaç saniye daha gözlerini çekmeden beni izledikten sonra önüne döndü. Daha fazla soru sormaması beni rahatlatmıştı. Kafamı tekrar çevirip bahçe kapısına baktığımda adamın gitmiş olduğunu gördüm. Bir anda aklıma dolan düşünce ile şüphem iyice artmıştı. Acaba böyle bir adam yokmuydu? Ben halüsinasyon görüyor olabilirmiydim? Bir anda saçmaladığımı farkedip düşüncelerimden sıyrıldım. Mola bittiği için tekrar sınıfa dönüp derse girdik. Gün boyu derslerin hepsi bitti. Her molada bahçeye çıkıp adamı kontrol ettim ama görünürde kimse yoktu. Son ders olan beden eğitimi dersine hazırlanmak için soyunma odasına gittiğimizde sınıfın dışından kimsenin olmadığını gördüm. Sanırım bu gün okul takımları çalışma yapmıyacaktı.
- Offf yaa!!!
- Of ki ne of!
Mayda hüzün ile yakınırken Bike'de ona eşlik etmişti. Onların bu hallerini merak ederek sordum.
- Ne oldu?
- Bugün takımların çalışması yok.
- Eee? Ne var bunda?
- Takım çalışması olmadığı günlerde koç hepimizi hayattan bezdirir.
- Nasıl yani?
- Birazdan anlarsın şekerim.
Mayda merakımı daha çok körüklemişti. Ne demek istediğini anlamamıştım. Sesimi çıkartmadan eşofmanlarımı giyip soyunma odasından ayrıldım. Spor salonuna gittiğimizde erkekler çoktan gelmişti. Salonda gözlerimi gezdirdiğimde bir parkur kurulu olduğunu gördüm.
- Olamaz!!!
Mayda yine hüzün ile yakınmıştı. Parkurun neden kurulu olduğunu anlamamıştım. Neyseki Mayda konuşmaya devam etmişti.
- Normâlde sadece koşuyorduk. Şimdi birde parkurmu koşucaz?
Nihayet anlamıştım ama neden parkur koştuğumuzu anlamamıştım. Koç salona geldiğinde hepimiz ip gibi tek sıra halinde dizildik. Koç bir yoklama aldıktan sonra konuşmaya başladı.
- Biliyorsunuz ki alfa bulundu.
Kurduğu cümle ile şok olmuştum. Koçtamı bir aşinaydı? Boysan bana öğretmenlere dikkat etmem gerektiğini söylemişti. Bunları daha sonra sormak üzere aklımın bir köşesine yazdım. Koçun cünlesini bana bakarak söylemesi kafamı karıştırmıştı. Alfanın ben olduğumu biliyormuydu acaba? Ama Tarkat kimseye söylemiyecekti. Bu işte bir terslik olduğunu anlayıp ses etmeden konuşmasına devam etmesini bekledim.
- Bu demek oluyorki savaş kapıda. Bu yüzden hızlı olmayı ve yorulmamayı öğreneceksiniz. Şimdi iki takıma ayrılın.
Ortalıkta bir kargaşa oluşmuştu. Sınıf yirmi kişilikti. Biz ayrılmamak için hepimiz bir gruba geçmiştik. İki tanede isimlerini bile bilmediğim kız vardı. Parkur koşusu bayrak yarışı şeklinde olacaktı. Koşucusu biten takım kazanacaktı. Üstün körü bir sıralama yapmıştık. Önce Tunga başlıyacaktı. Koç düdüğünü çaldığı anda Tunga başlamıştı. İri cüssesine nazaran oldukça hızlıydı. Tunga bitirip geri döndüğünde Mayda başlamıştı. Mayda koşuda hızlıydı ama engellerden atlama konusunda pek pratik değildi. Mayda'nın arkasından diğer iki kızda parkuru bitirmişti. İkinci kızdan sonra parkura ben başladım. Koşuda herdaim iyidim. Parkurda beni fazla zorlamamıştı. Parkuru bitirip yerime döndüğümde Boysan başladı. Oda oldukça hızlıydı. Sıra ile herkes koştuktan sonra son olarak Bike'de koşup parkuru bitirmişti. Karşı tarafın son bir koşucusu kalmıştı. Kazanan taraf biz olmuştuk. Koç bununla yetinmeyip parkurun etrafında bize koşu yaptırmaya başlamıştı. İlk başlarda çok basit gelsede git gide vücudum iflas ediyordu. Nihayet ders bitmişti. Kendimi zorda olsa soyunma odasına atmıştım. Bir duş alıp giysilerimi değiştirdikten sonra kızlar ile birlikte okuldan ayrıldık. Arabaya ilerlerken okul bahçesinin dışında yine aynı adamı görmüştüm. Pürdikkat bizi izliyordu. Korkum yine artıyordu ama kızlara yine bir şey söylemedim. Arabaya binip yola koyulduk. Düşüncelerimden kurtulmak için sohbet açmaya karar verdim.
- Koç bir aşinamıydı?
- Evet. Müdür ile birlikte okuldaki öğretmenler arasında birtek ikisi aşina. Diğerleri bizi bilmiyor.
- Kimin toplumundan peki?
- Avar'ın ama müdür Tarkat'ın toplumundan.
- Benim alfa olduğumu biliyormu peki?
- Sanmam. Tarkat gizli tutucam dedi. Dediğini yapar.
Laçin'in cevapları ile kafam daha çok karışmıştı. Neden bana bakarak konuştuğunu halâ anlayamamıştım. Evin önüne geldiğimizde düşüncelerim çoktan dağılmıştı. Arabadan inip hemen etrafı kontrol ettim ama adam görünürde yoktu. Rahatlayarak eve girdim. Akşam yemeğini yedikten sonra herkes odasına dağıldı. Oldukça yorucu bir gün olmuştu. Boysan ile uzun bir telefon konuşmasının ardından hava almak için camın önüne geldiğimde dehşete kapılmıştım. Bizi takip eden kel adam caddenin karşısında dikilmiş bana bakıyordu. Uzun süre ikimizde gözlerimizi çekmedik. Korku ile pencereyi kapatıp perdeyi indirdim. Gölgemi görmemesi için ışığıda kapatmayı ihmâl etmemiştim. Sabah ilk iş bu durumu kızlara ve Boysan'a anlatacaktım. Bir süre endişe ile yatakta oturduktan sonra aklıma fotoğrafını çekmek geldi. Sabah olduğunda diğerlerinede gösterebilirdim. Telefonu kapıp görünmemeye çalışarak pencerenin önüne gittim. Çaktırmadan pencereden dışarı baktığımda adam çoktan gitmişti. Pencereyi açıp her yeri kontrol ettim ama hiçbir yerde yoktu. Korku ile yatağıma yatıp uyumaya çalıştım. Maalesef korku uyumama engel oluyordu. Uyuyamıyacağımı anladığımda uyumamış olmasını ümit ederek Boysan'a bir mesaj attım.
- Uyumadıysan beni ara.
Telefonu bırakıp bir süre bekledim. Yaklaşık beş dakika sonra telefonum çalmaya başladı. Ekrana baktığımda arayanın Boysan olduğunu gördüm.
