İçeriğe geç

KIZIL KURT_1 (Alfa)

Bölüm 29 · 10 dk okuma

KIZIL KURT_1 (Alfa)

Bölüm 29

Eve Dönüş

Mayda...

Belçin'in gelmesi ile Bike'nin yanına gitmek için çadırdan çıktığımda Boysan ile karşı karşıya geldim. Burda ne yapıyordu? Galiba Belçin'in peşinden gelmişti. Beni karşısında bulunca afallamıştı. Kısık gözlerle birkaç saniye Boysan'ı izledikten sonra konuşmaya başladım.

- Ne yapıyorsun burda?

- Hiiç! İyigeceler.

- İyigeceler.

Boysan kendi çadırına doğru ilerlerken sürekli arkasını dönüp bakıyordu. Belçin'in panik halinden bir şeyler olduğunu anlamıştım. Sabah ilk işim neler olduğunu öğrenmekti. Vakit kaybetmeden Bike'nin yanına gittim. Ateşi yoktu bu durum sevinmeme neden olmuştu. Oturup beklemeye başladım. Bir süre sonra çadırın etrafından gölgeler geçmeye başladı. İlk başta umursamadım ama hareketlilik kesilmedi. Çadırın etrafında çember çiziyordu. Çok korkmuştum dışarı çıkıp bakmayı düşündüm ama hemen bu düşüncemden vazgeçip elime bıçağımı aldım. Bir kaç saniye içinde çadırın fermuarı açılmaya başladı. Daha fazla beklemeden bıçağı çadırın girişine doğru savurmaya yeltendim.

- Hop hop hop! Napıyosun yaa?

Tunga ellerini öne siper ederek konuşmuştu. Gelenin o olduğunu görünce rahatlamıştım.

- Yaa of! Senmiydin? Aklımı aldın.

- Ya kızım manyakmısın? Ne diye bıçak savuruyorsun?

- Ya asıl sen manyakmısın? Niye çadırın etrafında dolaşıp duruyorsun?

- Girişi bulamadım. İki sattir çadırın girişini arıyorum.

- Yani zekâ seviyenin düşük olduğunu biliyordumda bu kadar olduğunu bilmiyordum.

- Komikmisin sen? Yeni uyandım uykudan. Uykum açılmadı. Napıyım yani?

Bir anda kafama bir şey takıldı. Burda ne işi vardı. Uykusundan uyanıp niye gelmişti?

- Sen niye geldin?

- Sıra bende.

- Ne sırası?

- Nöbet sırası.

- Siz ne alâka? Biz bekliyoruz başında.

- Diğerleri bekler tabide senden şüpheliyim. Uyursun falan kız telef olmasın. Bende beklicem o yüzden.

Gayet ciddi bir şekilde söylediği cümle sinirlenmeme neden olsada göz devirmekten başka cevap vermedim. Her defasında beni sinirlendirmeyi başarıyordu. Bazen onu boğmak bile istiyordum ama bizimle beraber beklemeleri hoşuma gitmişti. Tabikide ben bunu ona söylemiyecektim.

Tunga'yı çocukluğumdan beri tanıyordum. Bilmiyorum ama sanırım ona olan ilgim o zamanlara dayanıyordu ama o bana karşı hiçbir zaman benimki gibi duygular beslememişti. Bu durum hep canımı yakmıştı. Beni her zaman görmezden geliyordu.

- Ne düşünüyorsun?

- Hiç.

Tunga'nın sorusuna cevap verdikten sonra uzun bir süre ikimizde konuşmadık. Bir süre sonra Tunga gülmeye başladı. Nedenini anlamadığım için sorma gereği duydum.

- Neden gülüyorsun?

- Aklıma senin çocukluğun geldi.

Sinirle gözlerimi devirmiştim. Bu hareketim onun daha çok gülmesine neden olmuştu. Ne vardı bu kadar gülecek anlamamıştım.

- Hatırlıyormusun? Ne kadar çirkindin.

Cümleleri canımı çok sıkıyordu. Cevap vermek istiyordum ama verecek bir cevap bulamıyordum. Adeta dilim tutulmuştu. Beni hep bu şekilde aşağılaması kalbimi kırıyordu. Düşüncelerimden sıyrıldığımda Tunga'nın gülmeyi çoktan kestiğini fark ettim. Gözlerimi ona çevirdiğimde çatık kaşlar ile beni izlediğini fark ettim. Uzun süre gözlerini gözlerimden çekmedi. Ardından gözleri yüzümün her yerinde gezindikten sonra tekrar gözlerimi buldu. Bakışlarından rahatsız olarak konuşmaya başladım.

- Ne oldu? Niye bakıyosun?

- Düşünüyorum.

- Neyi?

- O kadar çirkinken nasıl bu hale geldiğini.

Kalbim adeta yerinden çıkacaktı. Bana iltifatmı etmişti? Şimdi güzel olduğumu mu söylemişti? Emin olamıyordum. Sanırım ben yanlış anlıyordum. Çünkü Tunga daha öncede defalarca çirkin olduğumu söylemişti. Şimdi böyle düşünüyor olamazdı. Zihnimi iyice bulandırmıştı. Daha fazla dayanamayarak sormaya karar verdim.

- Hangi hale?

Yüzüme uzun uzun baktıktan sonra sadece tebessüm etti. Cevap vermesini istiyordum tekrar sormaya yeltenmiştimki Tunga benden önce davrandı.

- Bu zamana kadar neden hiç sevgilin olmadı?

Sorusu karşısında afallamıştım. Böyle bir soru soracağını hiç düşünmemiştim. Ben şimdi ne cevap verecektim? Senin yüzünden olmadı diyemezdimki. En sonunda doğruyu söylemeye karar verdim ama eksik bir şekilde.

- Aşık olduğum birisi var. Bu yüzden başkaları ilgimi çekmiyor.

Tunga'nın boş bakan gözleri bir anda sertleşti. Yan bir pozisyonda otururken oturuşunu değiştirip merakla sordu.

- Kimmiş o?

- Orasıda bende kalsın.

- Ne kadardır aşıksın peki?

- Bilmem çocukluğumdan beri. Neden sordun?

Tunga çatık kaşlarla sormuştu sorusunu. Tavrının nedenini anlamamıştım. Sinirlenmişmiydi yoksa sadece merak mı etmişti? Sorduğum son soruya cevap vermeden konuştu.

- Hadi kızı kontrol ette gidelim. Diğerleri devam etsin beklemeye.

- Neden oturuyorduk ne güzel?

- Güzel olduğunu nerden çıkarttın? Daha fazla sabredemem senin saçma sapan duygularını dinlemeye hadi.

Sert çıkışmıştı. Kalbimi kırmıştı. Neden birden bu kadar kabalaştığını anlamamıştım. Hayal kırıklığı ile elimi Bike'nin alnına koydum. Biraz sıcaktı ama fazlada değildi. Bu yüzden ilaç içirmemeye karar vererek çadırdan çıktım. Tunga beş karış surat ile bana bakıyordu. O benimle konuşmasa bile ben nezaket gereği onunla konuşmuştum.

- İyigeceler.

- Sanada.

Karşılık verdikten sonra arkasını dönüp çadırına doğru ilerledi. Bu hareketi iyice sinirlenmeme neden olmuştu. Daha fazla sinirlenmemek için bende kendi çadırıma girip Laçin'i uyandırdım. O gittikten sonra onun yerine yatarak uyumaya çalıştım.

***

Laçin...

Hızla yerimden kalkıp Bike'nin yanına gittim. Ateşini kontrol ettiğimde pekte yüksek değildi. Yanına oturup beklemeye başladım. Fazla zaman geçmeden çadırın içini bir ses kapladı.

- Yırtıcı kuşum! Ben geldimmm.

Burkay'ın her zaman olduğu gibi lâkayıt tavrına gözlerimi devirmekle yetinmiştim. Bu çocuğun ciddi olduğu bir an olmazmıydı acaba? Cevap vermeden sessiz kaldım. Bazen Burkay'a çok kabalık ettiğimi düşünüyordum ama bana karşı olan ilgisinde ciddi olduğunu da düşünmüyordum. Belkide gördüğü her kıza bana davrandığı gibi davranıyordu. Bu sebeple genelde onu görmezden geliyordum.

- Her zaman olduğu gibi yine çok güzelsin. Sana bakarken gözlerim kamaşıyor.

Burkay'ın her zaman yaptığı iltifatlara bıkkınlıkla nefes vererek cevap verdim.

- Burkay sırf merakımdan soruyorum. Senin bir kapatma tuşun falan varmı?

- Yok.

Burkay soruma sırıtarak cevap vermişti. Onun bu halleri beni sinir ediyordu. Ben hayatım boyunca her daim ciddi bir insandım. Hayat böyle alaya alınacak kadar tozpembe değildi çünkü. Bu çocuk hayatı boyunca hiçmi zorluk yaşamamıştı? Daha fazla dayanamayarak sordum.

- Burkay benim peşimi ne zaman bırakmayı düşünüyorsun?

- Hiçbir zaman.

Burkay halâ sırıtıyordu. Bu cevapları benimde dilimi bağlıyordu. Diyecek bir şey bulamıyordum. Kalbini kırmak asla istemiyordum ama bazen sınırlarımı çok zorluyordu.

- Burkay ciddiyim!

- Bende ciddiyim yırtıcı kuşum.

Ciddi olduğuna zerre inanmıyordum. Benimle dalga geçiyordu. Bu durum daha çok sinirlerimi bozuyordu. Benimle resmen çocuk oyunu oynuyordu. Bu duruma daha fazla katlanamayarak konuşmaya başladım.

- Burkay! Ben artık senin bu çocuk oyunundan çok sıkıldım.

- Ne demek istediğini anlayamadım yırtıcı kuşum?

Yüzündeki gülümseme gitmiş yerini ciddiyet almıştı. Sesi ise oldukça kısık çıkmıştı. Belkide hayatında ilk defa ciddiydi şuan. Bu fırsatı kaçıramazdım. Bu yüzden hemen konuşmaya devam ettim.

- Senin bu gereksiz ilginden, ciddiyetsizliğinden ve çocukça tavırlarından çok sıkıldım.

- Yani?

- Bu çocuk oyununu oynıyacak başka birini bul kendine. Ben oyun oynıyacak yaşımı çoktan geçtim.

- Ama ben başkasıyla değil seninle oynamak istiyorum.

- Ama ben seninle oynamak istemiyorum.

Burkay ciddiyetle kaşlarını çatmıştı. Uzun uzun yüzüme baktıktan sonra dudakları aralandı ve kalbime çok ağır gelen sadece bir kelime söyledi.

- Peki Laçin.

Kelimesini söyledikten sonra yüzüme bile bakmadan çadırdan çıkıp gitti. Pişman olmuştum. Burkay ne kadar ciddiyetsiz birisi de olsa kalbi tertemizdi ve ben o kalbi kırmıştım. Kendimden nefret etme nedenim buydu. Bazen çenemi tutamayıp insanları kırabiliyordum ama bu seferki bambaşkaydı. Bu sefer belkide hayatım boyunca kimsenin beni sevmiyeceği kadar seven bir insanı kırmıştım ve kendimden uzaklaştırmıştım. Gün doğunca ilk işim

Burkay'dan özür dilemek olacaktı. Fakat özrümü kabul edeceğini hiç düşünmüyordum. Bana ilk defa adımla seslenmişti. Sanırım bu aramızdaki iplerin tamamen koptuğunu gösteriyordu. Düşüncelerimi ve pişmanlığımı bir kenara bırakıp Bike'yi kontrol ettim. Biraz ateşi vardı. Şişedeki ilaçtan biraz içirdikten sonra beklemeye başladım.

***

Belçin...

Sabah şafak sökerken herkes kalkmıştı ama ben hariç.

- Kalksana Belçin! Çadırı toplamamız lâzım.

- Hayır olmaz.

- Neden olmazmış neyin var senin böyle?

- Bir şeyim yok. Kalkmak istemiyorum sadece.

- Kalk dedimmm!

Mayda kolumdan tutup beni zorla kaldırmaya çalışıyordu ama ben asla kalkmıyacaktım. Kalkıpta Boysan'la karşılaşma riskini göze alamazdım.

- Bırak beni Mayda. Neden anlamak istemiyorsun? Çadırdan çıkamam.

- Neden çıkamıyormuşsun? Siz dün Boysan'la ne konuştunuz?

Mayda'nın sorusu ile pancar gibi olduğumu hissetmiştim. Bu utancımı onlarda öğrensin istemiyordum.

- Hiçbir şey! Hiçbir şey konuşmadık.

- Hiç yalan söyliyemiyorsun Belçin. Dün geceden beri sende de Boysan'da da bir şeyler var. Bence hemen dökül.

Pes ederek anlatmaya karar verdim. Belkide Mayda benim için bir kaçış yolu bulurdu.

- Offf! Çok kötü olmuş. Yani ben olsam yerin dibine girerdim sanırım.

- Sağol yaa. Bana daha çok cesaret verdin şu an.

- Hangi konuda?

- Kendimi boğma konusunda.

Mayda cevabıma kahkahalarla güldükten sonra konuşmaya devam etti.

- Korkma o kadar da kötü değil. Tüm gün bizim yanımızdan ayrılma. Bizimleyken konuşmaz seninle.

- Peki ya diğer günler? O zaman ne yapıcam?

- O zamana kadar olay soğur yaa. Unutur. Yani umarım öyle olur.

- Offf! Yahahhaaa! Ağlıcam şimdi.

- Kalk hadi daha Bike'ye bakıcaz. Bakalım durumu nasıl? Umarım yürüyebilecek durumdadır. Bir an önce eve dönmek istiyorum artık.

Ben Bike'yi tamamen unutmuştum. Acaba nasıl olmuştu? Bütün utancımı bir kenara bırakıp hemen yattığım yerden kalktım. Çadırı hızlı hir şekilde topladıktan sonra hemen Bike'nin çadırına gittim. Laçin ve Bike çadırda oturuyorlardı.

- Nasılsın?

- İyiyim.

- Yürüyebilecek durumdamısın?

- Evet. Biraz halsizim ama problem değil.

Bike'ye bir tebessümle karşılık vermiştim. Bir süre daha konuştuktan sonra onlarında çadırını toplayıp yola çıktık. Boysan ile henüz karşılaşmamıştık. O en önde Tarkat ile bir şeyler konuşarak gidiyordu. Bu durum beni oldukça mutlu etmişti. Umarım onun yanından hiç ayrılmazdı. Bir süre kızlarla yolculuk yaptıktan sonra Burkay ve Tunga dikkatimi çekti. İkiside beş karış suratla hiç konuşmadan ilerliyorlardı. Yanlarına gidip konuşmak istiyordum ama Boysan gelebilirdi. Bu yüzden yerimden

kıpırdamamayı tercih ederek ilerlemeye devam ettim.

- Burkay ve Tunga'nın nesi var acaba? Hadi Tunga neysede Burkay, Laçin'e kur yapmadan güne başlamazdı.

- Burkay benimde garibime gitti.

Benim yorumum üzerine Mayda'da kendi düşüncesini eklemişti. Laçin'e dönüp baktığımda sıkıntı ile iç çekiyordu.

- Benim yüzümden.

- Neden?

Mayda'nın sorusu üzerine hepimiz gözlerimizi Laçin'e çevirmiştik. Sıkıntı ile bir nefes daha verdikten sonra konuşmaya başladı. Olanları anlattıktan sonra Laçin'e çok kızmıştık. Burkay bunları hak eden birisi değildi.

- Yani Burkay'ın yılışık tavırlarından oldum olası hoşlanmasamda çocuğa ayıp etmişsin tatlım.

Mayda'nın yorumu üzerine Bike'de kendi yorumunu eklemişti.

- Yaaa kıyamam! Kim bilir kalbi ne kadar kırılmıştır?

- Tamam kızlar üstüme gelmeyin zaten çok pişmanım bide siz germeyin beni lütfen!

Laçin hepimize birden çıkışmıştı. Ben yinede konuşmaya devam edecektim.

- Bir an önce bir fırsatını bulup özür dile. Bir işe yarayacağını sanmıyorum ama en azından pişman olduğunu anlasın.

- Gerçekten bir işe yaramazmı?

Laçin kuşku dolu bir ses ile sormuştu sorusunu. Gerçektende düşüncelerim bu yönde idi.

- Sanmıyorum. Baksa ne kadar morali bozuk.

Laçin suçluluk duygusu ile başını aşağı eğmişti. Bende daha fazla moralini bozmamak için konuyu kapatmaya karar verdim. Birden görüş açıma Boysan girdi. Tarkat'ın yanından ayrılmış arkadaşlarının yanına doğru geliyordu. Gözleri beni bulduğunda utanç ve panik ile gözlerimi kaçırdım. Bir süre daha ilerledikten sonra Tunga ve Burkay'ı da geride bıraktı. Korku

ile ne yapacağımı düşünüyordum ama bulamıyordum. Mayda'da, Boysan'ı görmüş olacak ki kulağıma eğilip kısık sesle fısıldadı.

- Bir bahane bulup Tarkat'ın yanına koş. Orda konuşamaz seninle.

Hayatımda duyduğum en korkunç fikirdi. Tarkat'la ne konuşacaktımki? Fakat Boysan'ın bize iyice yaklaştığını görünce Tarkat'ı tercih ederek koşmaya başladım. Boysan benim koştuğumu görünce olduğu yerde kalakaldı. Yüzüne bakmıyordum bu yüzden tepkilerinide göremiyordum. Boysan'ı gerimde bıraktığımda rahatlayarak iç çektim. Bir kaç saniye sonra bir el beni sırt çantamdan tutup durdurdu. Bakmama gerek yoktu kim olduğunu gayet iyi biliyordum.

- Bırak beni!

- Nereye?

- Senin olmadığın bir yere.

- Öyle bir yer yok.

Ben yüzümü kapatmaya çalıştıkça Boysan inatla yüzümü açmaya çalışıyordu. Arada bir bakışlarımı çevirdiğimde sırıtan suratını görebiliyordum. Herkes bize bakıyordu. Boysan'ın bırakmıyacağını anlayınca yumruk savurmaya başladım.

- Hiç yeltenme. Daha dünkü tekmenin hesabınıda vereceksin.

- Yaaaaa! Bırakkkk!

Çırpınışlarım fayda vermiyordu. Boysan halinden oldukça memnun bir şekilde çırpınışlarımı izliyordu. Bir anda görüş açıma Mayda girdi.

- Bizim Belçin'le önemli bir şey konuşmamız lâzım.

Boysan çatık kaşlarla Mayda'yı dinledikten sonra elini gevşetti. Hemen Mayda'yı da yanıma alıp koşarak uzaklaştım.

- Kızım sen safsın.

- Neden?

- Böyle bir durumda kaçmamalısın. Konuşup geçiştirmelisin. Önemsemediğini göstermelisin.

- Ben yapamam öyle.

Mayda hiçbir şey söylemedi. Kızların yanına gidip yürümeye başladık. Olanları onlarda görmüştü. Hızlı bir şekilde onlarada anlatmıştım. Uzun bir süre yol gittikten sonra nihayet araçların olduğu yere gelmiştik. Mutluluktan ölmek üzereydim. Buraya geldiğimiz şekilde tekrar bizim evin önüne gittik. Pars kendi motoru ile gitmişti. Eve geldiğimde yorgunlukla kendimi koltuğa attım. Hepimiz çok yorulmuştuk. Kısa bir sohbetin ardından herkes kendi odasına çekildi. Vakit kaybetmeden ilk işim banyoya girmek oldu. Neredeyse beş gündür banyo yapamamıştım. Uzun bir süre banyo yaptıktan sonra rahatlayarak üstümü giyindim. Yatıp uyumak istiyordum ama karnım açtı. Hemen mutfağa inip bir şeyler atıştırdım. Yolculuğa telefonları almadan gitmiştik. Komodinde duran telefonu elime aldım. Bir mesaj bildirimi vardı. Üzerine tıkladığımda mesajın Boysan'dan geldiğini gördüm.

- Konuşmamız bitmedi. Yarın okulda görüşürüz.

Bölüm sonu

5 yorum