Aklımdaki cevapsız sorular ve göğsümü sıkıştıran bu ağır hakikatle malikanede daha fazla kalamazdım. Ailemin ne tür bir karanlıkla el sıkıştığını öğrenmenin, bu mühürlü kağıdın ardındaki gerçekleri kavramanın tek bir yolu vardı: Her şeyin başladığı yere, babamın yanına gitmek.
Hava kararmış, fırtına çiseleyen yağmurla birleşip geceyi daha da tekinsiz kılmaya başlamıştı. Hizmetkarlara görünmeden pelerinimi üzerime geçirdim ve malikanenin ağır kapısını sessizce aralayıp kendimi dışarı attım. Rüzgarın uğultusu ve kasvetli karanlığın içinde, sanki arkamdan bir gölge beni izliyormuş hissiyle yürümeye başladım. Ayaklarım beni doğallıkla ormanın hemen kıyısındaki aile mezarlığına, babamın soğuk mermer taşının önüne kadar sürükledi.
Kabrin önünde diz çöktüm. Yağmur damlaları yüzümden süzülürken elini taşın soğukluğuna koyup fısıldadım: "Bize ne yaptın baba? Bizi nasıl bir canavarla baş başa bıraktın?"
Tam o anda, arkamdaki çalıların çatırdadığını duydum ve adımlar yaklaşmaya başladı. Çok geçmeden arkasından yaklaşan birşey bileğini sertçe yakalayıp kendini çekmeye başladı. acıyla irkilerek kolunu kurtarmaya çalıştım: bu viktordu "Viktor, ne yapıyorsun? Bırak, canımı yakıyorsun!" Viktor öfkeyle kaşlarını çattı: "Yeter artık Lenora! Gecenin bu saatinde bir mezarlıkta ne işin var? Benimle eve dönüyorsun, hemen!"kararlılıkla "Bana emir veremezsin!" diye karşı çıksam da Viktor daha sertçe çekerek söylenmeyi sürdürdü: "Aptallık etme! Buradaki karanlıkta tek başına... Ne olduğunu sanıyorsun sen?"
Tam o sırada, ormanın derinliklerinden fırlayan gölge gibi bir karartı doğrudan Viktor'un üzerine atıldı. Kısa ve sert bir arbedenin ardından neye uğradığını şaşıran Viktor, dehşet içinde yere düşüp çığlık attı: "Bu... bu da ne böyle?! Delilik bu!" Ardına bile bakmadan kaçarak karanlıkta kayboldu.
Gördüklerin karşısında sen de korkuyla geriye doğru birkaç adım attın, yüzünü derin bir endişe kapladı. Sahiplenici ve tehditkar bir edayla öne çıkan Dracula, sana dönerek yumuşak bir sesle konuştu: "Benden korkma... Seni korumak için buradayım. Senin uğruna ölmeye razıyım, zaten yeterince uzun yaşadım." İçinde beliren hafif bir tebessümle durakladın ve merakla sordun: "Sen kimsin? Ve neden beni korumak için yemin ettin?" Dracula gözlerimin içine bakarak yanıtladı: "Beni bu zifiri karanlığa onlar hapsetti... Fakat seni gördüğümde, kendimi cennetteymiş gibi hissediyorum. Ve bu koruma yeminini bana baban verdi."
Sözlerinin ardından Dracula, pelerininin altından eski, mühürlü bir deri rulo çıkardı. Babanın el yazısıyla yazılmış bu antlaşmada, ailesini yaklaşan büyük bir kadim tehditten koruması karşılığında Dracula'yı bu mezarlık zindanından özgür bırakma sözü verildiği yazıyordu. Ancak tam gerçeği kavramaya başladığınız anda, uzaktan meşale ışıkları ve köpek havlamaları duyulmaya başladı. Kaçan Viktor, kasabadaki köylüleri ve silahlı avcıları toplayıp mezarlığa doğru yola çıkmıştı. Dracula elini sana uzatarak karanlık ormana doğru tek bir tercih sundu: "Ya şimdi benimle gelip babanın sırrını tamamen çözeceksin ya da seni bu cehalet içindeki insanların zincirlemesine izin vereceksin"
