İçeriğe geç

KIZIL GECE

Bölüm 29 · 3 dk okuma

KIZIL GECE

Bölüm 29

28. Bölüm : Kapının Ardındaki Şey

DEM!

Kapı bu kez içeri doğru yamuldu.

Paslı metalden ince çatlama sesleri yükseldi.

Siyah sıvı zeminde yayılırken evin içindeki hava değişmeye başladı.

Nefes almak zorlaşıyordu.

Sanki oksijen azalıyor…

Yerine başka bir şey doluyordu.

⸻

Aras geri çekildi.

“Bu normal değil…”

Kerem gözlerini kapıya dikmişti.

“Yaklaşıyorlar.”

Ateş öfkeyle bağırdı:

“Kim onlar?!”

Kerem yavaşça gülümsedi.

“İlk bağlananlar.”

⸻

Bir anda duvarlardaki bütün aynalar çatladı.

Ve her aynada farklı bir görüntü belirdi.

Bazılarında insanlar ağlıyordu.

Bazılarında şehir yanıyordu.

Ama bir görüntü hepsinden daha korkunçtu.

Bursa’nın sokakları bomboştu.

Gökyüzü tamamen kırmızıydı.

Ve caddelerin ortasında…

Hareketsiz duran insanlar vardı.

Başlarını aynı anda kameraya çevirdiler.

Gözleri kıpkırmızıydı.

⸻

Gökçe korkuyla aynadan uzaklaştı.

“Bu gelecek…”

Aras sertçe sordu:

“Kesin mi?!”

Gökçe cevap veremedi.

Çünkü biliyordu.

Bu sadece bir ihtimal değildi.

Yankı ağı tamamen açılırsa…

Şehirdeki herkes bağlanacaktı.

⸻

Kapının ardından çocuk kahkahaları duyuldu.

Sonra ağlama sesleri.

Sonra…

Yüzlerce kişinin aynı anda nefes alış sesi.

Elif kulaklarını kapattı.

“Yeter…”

Ama sesler durmadı.

Tam tersine…

Artık doğrudan zihninin içinden geliyordu.

“Korkuyorsun.”

“Çünkü hatırlıyorsun.”

“Çünkü bizi içeride bıraktın.”

⸻

“Elif!”

Ateş’in sesi onu gerçekliğe döndürdü.

Ateş dikkatlice ona yaklaştı.

Bu kez ilk defa korkuyor gibi görünüyordu.

Gerçekten korkuyordu.

“Elif beni dinle.”

“O kapıyı açarsan geri dönüş olmaz.”

Elif gözlerini ona çevirdi.

“Zaten hiçbir şey geri dönmedi.”

Bu söz Ateş’i susturdu.

Çünkü haklıydı.

Yıllar önce o laboratuvarda her şey kırılmıştı.

⸻

Mert yavaşça kapının yanına yürüdü.

Küçük eliyle kırmızı sembole dokundu.

Sembol anında parladı.

Ve Elif’in boynundaki eski yara izi yanmaya başladı.

Elif acıyla dizlerinin üstüne çöktü.

Bir anda yeni görüntüler gördü.

⸻

Yeraltında dev bir tesis.

Yüzlerce kablo.

Cam kapsüllerin içinde insanlar.

Uyuyor gibiydiler.

Ama gözleri açıktı.

Kırmızı.

Tam ortadaysa…

Devasa bir makine vardı.

Kalp gibi atıyordu.

HER DARBESİNDE şehir titriyordu.

⸻

Bir ses yankılandı:

“Merkez aktif.”

“Taşıyıcı bulundu.”

“Kapı açılmaya hazır.”

⸻

Elif gözlerini açtığında burnundan kan geliyordu.

Aras hemen yanına çömeldi.

“Elif iyi misin?!”

Elif fısıldadı:

“Bu ev…”

“Merkezin üstünde.”

Odadaki herkes sustu.

Gökçe başını yavaşça eğdi.

Çünkü bunu biliyordu.

Ve yıllardır saklıyordu.

⸻

Ateş öfkeyle döndü.

“Sen bunu benden bile sakladın mı?!”

Gökçe’nin gözleri doldu.

“Çünkü sen Elif’i kaçırdığında sistem onu bulamasın istedim!”

Kerem kahkaha attı.

“Ama ağ onu hep buldu.”

⸻

DEM!

Kapı bu kez ortadan çatladı.

İçeriden uzun siyah parmaklar uzandı.

İnsan eli gibiydi…

Ama fazla uzundu.

Fazla inceydi.

Ve eklemleri ters yöne kıvrılıyordu.

Aras refleksle ateş etti.

PAT!

Kurşun o şeye çarptı.

Ama yalnızca birkaç saniyeliğine durdu.

Sonra parmaklar yavaşça geri çekildi.

Ve içeriden boğuk bir ses geldi:

“Acı…”

⸻

Ateş’in yüzü bembeyaz oldu.

“Tanrım…”

Kerem fısıldadı:

“Onlar artık insan değil.”

⸻

Kapının çatlağından kırmızı bir ışık sızmaya başladı.

Ve o ışığın içinde siluetler görünüyordu.

Yüzlerce kişi.

Hepsi birbirine bağlı gibiydi.

Sanki tek bir beden olmuşlardı.

Tek bir bilinç.

⸻

Elif geri geri yürüdü.

Ama ses yine geldi.

Bu kez çok netti.

Tam kulağının dibinde:

“Kapıyı aç.”

“Elini koy.”

“Elini koy ve bizi özgür bırak.”

Mert ona baktı.

Ve ilk kez üzgün bir sesle konuştu:

“Abla…”

“Çok yalnız kaldık.”

⸻

Elif’in gözlerinden yaş süzüldü.

Çünkü o anda gerçeği hissetti.

Kapının arkasındaki şey sadece bir canavar değildi.

Orada mahsur kalan insanlar vardı.

Yıllardır.

Karanlığın içinde.

Ve hepsi ona ulaşmaya çalışıyordu.

⸻

Aras Elif’in önüne geçti.

“Sakın yapma.”

Elif titreyen sesiyle sordu:

“Ya gerçekten yardım istiyorlarsa?”

Aras cevap veremedi.

Çünkü içeriden gelen çığlıklar artık yardım çığlıklarına benziyordu.

⸻

Bir anda bütün ev karardı.

Tam sessizlik oldu.

Ve sonra…

Şehirdeki bütün telefonlar aynı anda çalmaya başladı.

Koridorun içinden…

Sokaktan…

Üst kattaki boş odalardan…

Her yerden zil sesi geliyordu.

Gökçe korkuyla fısıldadı:

“Ağ yayıldı…”

Telefonlardan aynı mesaj yükseldi:

“YANKI BAĞLANTISI BAŞLATILDI.”

Ve tam o anda…

Kapı yavaşça açılmaya başladı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.