İçeriğe geç

KIZIL GECE

Bölüm 28 · 3 dk okuma

KIZIL GECE

Bölüm 28

27. Bölüm : Kayıp Çocuk

Odadaki herkes donup kaldı.

Koridorun ucundaki çocuk kıpırdamıyordu.

Ama gözleri…

Karanlığın içinde kırmızı iki ışık gibi parlıyordu.

Elif’in nefesi kesildi.

“Hayır…”

Sesi neredeyse duyulmayacak kadar zayıftı.

“Bu gerçek olamaz…”

Çocuk başını hafifçe eğdi.

Tıpkı eski günlerde yaptığı gibi.

“Beni unuttun mu abla?”

⸻

Ateş anında silahını kaldırdı.

“Geri çekilin!”

Kerem ise hiç korkmuyordu.

Aksine…

Yüzünde garip bir memnuniyet vardı.

“Demek onu da saklayamamışlar.”

Aras hâlâ başını tutuyordu.

Kulaklarındaki fısıltılar devam ediyordu.

Ama çocuk konuşunca seslerin hepsi sustu.

Bir anda…

Tam sessizlik oldu.

Bu daha korkutucuydu.

⸻

Elif yavaşça koridora doğru yürümeye başladı.

Gökçe hemen kolunu tuttu.

“Sakın yaklaşma!”

Ama Elif onu duymuyordu bile.

Gözleri yalnızca çocuğa kilitlenmişti.

“Sen…”

“Sen öldün.”

Çocuk gülümsedi.

“Öyle söylediler.”

O cümle Ateş’in yüzünü düşürdü.

Gökçe gözlerini kaçırdı.

Ve Elif her şeyi fark etti.

Bir anda içindeki anılar parçalanmaya başladı.

⸻

Beyaz koridorlar.

Alarm sesleri.

Kan.

Cam bir oda.

Ve küçük bir erkek çocuğu…

Ağlıyordu.

“Elif abla korkuyorum…”

Elif başını tuttu.

“Hayır…”

“Hayır hayır hayır…”

Anılar durmuyordu.

Bir ses yankılandı:

“Özne 17 stabil değil.”

“Bağlantıyı kardeş üzerinden güçlendirin.”

⸻

Elif çığlık attı.

Ev sarsıldı.

Duvarlardaki çatlaklar büyüdü.

Lambalar patladı.

Aras sendeleyerek yere düştü.

Kerem ise gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.

“Senkronizasyon artıyor…”

Ateş öfkeyle Kerem’e saldırdı.

“SEN NE YAPTIN ONA?!”

Kerem yumruğu yüzüne rağmen gülüyordu.

“Ben hiçbir şey yapmadım.”

“Sadece gerçeği saklamadım.”

⸻

Koridordaki çocuk bir adım öne çıktı.

Ayağı yere değdiği anda evin içinden metalik bir ses yayıldı:

“YANKI KAPISI AKTİF.”

“BİRİNCİ MÜHÜR KALDIRILDI.”

Gökçe’nin yüzündeki renk tamamen kayboldu.

“Hayır…”

Aras nefes nefese sordu:

“Mühür ne demek?”

Gökçe yavaşça fısıldadı:

“Kapıyı kapalı tutan güvenlik katmanları…”

“Eğer hepsi açılırsa…”

Devamını getiremedi.

Çünkü tam o anda yer sallandı.

Bu kez daha güçlü.

Tavandan parçalar düşmeye başladı.

⸻

Elif çocuğun önünde durdu.

Gözleri dolmuştu.

“Adın…”

Çocuk üzgünce baktı.

“Hatırlamıyorsun.”

Elif’in elleri titredi.

Ve sonunda kelime dudaklarından döküldü:

“…Mert.”

Çocuk ilk kez gerçekten gülümsedi.

“Evet abla.”

O anda Elif’in zihnindeki son kilit de kırıldı.

⸻

Bir laboratuvar görüntüsü daha belirdi gözlerinin önünde.

Doktorlar bağırıyordu.

Kırmızı ışıklar yanıyordu.

Küçük Mert yerde yatıyordu.

Vücudu titriyordu.

Bir adam bağırdı:

“Bağlantıyı kesersek çocuk ölür!”

Başka biri cevap verdi:

“Kesmezsek ağ açılır!”

Sonra…

Genç Ateş ekrana girdi.

Kucağında küçük Elif vardı.

Ve Ateş bağırıyordu:

“Çocuk hâlâ canlı!”

Ama kimse onu dinlememişti.

⸻

Elif gözlerini açtığında ağlıyordu.

“Onu feda ettiniz…”

Ateş’in sesi parçalandı.

“Bunu durdurmaya çalıştım.”

“Yemin ederim denedim.”

Gökçe fısıldadı:

“O gün seçim yapmak zorundaydık…”

Elif öfkeyle bağırdı:

“BEN ÇOCUKTUM!”

Ev bir kez daha sarsıldı.

Bu kez duvarın bir kısmı çöktü.

Arkada gizli bir kapı ortaya çıktı.

Paslı.

Yuvarlak.

Ve üstünde aynı kırmızı sembol vardı:

YANKI

⸻

Kerem yavaşça doğruldu.

Kanayan dudağını sildi.

“Kapı seni çağırıyor.”

Aras silahını tekrar kaldırdı.

“Kimse hiçbir yere gitmiyor.”

Ama bu kez sesi bile kararsızdı.

Çünkü kapının ardından bir ses geliyordu.

Binlerce insan aynı anda fısıldıyordu.

Ve hepsi aynı şeyi söylüyordu:

“Aç bizi…”

“Aç bizi…”

“Aç bizi…”

⸻

Mert kapıya döndü.

Sonra Elif’e baktı.

Gözlerindeki kırmızı ışık yavaşça büyüdü.

“Abla…”

“Sadece sen açabilirsin.”

Elif geri çekildi.

Ama kapının üzerindeki semboller yanmaya başladı.

Ve ardından…

Kapının altından siyah bir sıvı taşmaya başladı.

O sıvının içinde yüzler vardı.

Bağıran.

Ağlayan.

Kaybolmuş insanlar.

Aras dehşetle fısıldadı:

“Bunlar ne?”

Kerem cevap verdi:

“Bağlananlar.”

⸻

Bir anda kapının içinden güçlü bir darbe geldi.

DEM!

Herkes irkildi.

Bir darbe daha.

DEM!

Kapı yavaşça eğilmeye başladı.

Gökçe korkuyla geri çekildi.

“Hayır…”

“Bu kadar erken olmamalıydı…”

Elif nefesini tuttu.

Çünkü içeriden gelen son ses…

İnsan sesi değildi.

Ve ardından kapının arkasından tek bir cümle duyuldu:

“Özne 17…”

“BİZ SENİ BEKLİYORUZ.”

Bölüm sonu

1 yorum