İçeriğe geç

Kızıl Elmas

Bölüm 8 · 6 dk okuma

Kızıl Elmas

Bölüm 8

Bölüm 8: Bilmece

Kitabını kısa bir uğraş sonucunda bulmuştu.Şimdi sayfaları çevirip sıradaki bilmeceyi çözmesi gerekiyordu.İçinden bir kağıt düştü yine anlamakta zorlansa da çok üstüne düşmedi.Bu sefer kitapta bazı yerlerin çizili olduğunu gördü.Normalde kütüphanedeki kitaplara yazı yazmak yasaktı yani bunları onlar yapmış olmalıydı. "Sana hepsinden ağır geleni, uçurumun içine beraber yuvarlanacağın fena ve budala insanlarla bir arada bulunmak olacak." ''Şeytan Dante'ye şöyle dedi; Tanrıyı gerçekten tanısaydın sen de ihanet ederdin." "İşittiği şeylerden faydalanmasını bilen bir kimse, dinlediğini iyi dinlemiş demektir." Birinci söz bildiğin hakaret ediyordu !Diğerlerine.. Sonra sadece bu sözlerden bir şey çıkaramayacağını anladı ve bilmeceyi açtı. “Ateşi var ama her şeyi yakmaz Düşer gölgesi aydınlığa Kaldım açıkta” Bu son bilmeceydi en son cümleden anlaşıldığı gibi. Bir ateş ama her şeyi yakmaz bu tabiki: EJDERHA Ateşi kendisi dışında her şeyi yakar. Gölgesi aydınlığa düşer bunu da anlamlandırdı ,çizilen üçüncü söz aklına geldi.Her zaman dinlediği sistem yeminini aklına getirdi sonra okulun girişindeki ejderha.Aydınlık olan yemindi ejderhanın gölgesi de oraya düşerdi orada ki bir kelimenin açıkta kalması demekti.Ama sonra aklına başka bir şey geldi asıl doğru olan şey.İkinci cümle bu her şeye açıklık getiriyordu. Sonra yeminin yanına doğru yürüdü ve ejderhanın gölgesi dışındaki kelimeye baktı.Bu kelime düşen ışıkla her zaman değişebilirdi ama şifrenin tek bir cevabı olmalıydı değil mi? Onu incelerken yanına biri geldi. -Neye bakıyorsun? Bu çocuk sınıfından değildi ,tanımıyordu.Oysa herkesin yüzünü tanırdı.Ya yeni gelmişti ya da o da onun gibi dışarı pek çıkmıyordu. A Sadece göz gezdiriyordum yemine. -Neden yemin ezberinde değil mi? A Ezberimde tekrar okumak istedim. Deyip uzaklaşmak istedi. -Neden buradan okumak istedin ders kitaplarında da yazıyor zaten. Zaten anlamayacağını düşünüp söyledi. A Bir şifre bulmam gerekiyorda onunla ilgisi olduğunu düşünüyorum. Çocuk dikkatlice Adrian'i inceledi. -Demek şifreyi sen çözdün öyle mi? A Sadece çalışıyorum.deyip yanından ayrıldı. Arkadan şeytanca gülümseyen çocuğun gözlerini görmüyordu. Sınıfına doğru yürürken onu gördü.İki arkadaşıyla beraber yürüyen baş düşmanını..Gözlerini kaçırmayı düşündü ama bir an içinden gözlerini tam tersi ona dikip ona göz dağı vermek geçti ,pek işe yaramayacağını bilse bile.Yanından geçerken mesajı duydu.”İkinci katta şövalye görülmüş."bu babam okulda demekti.Ne için gelmişti acaba okula pek sık uğramazdı."Yanından kırık bir taşı hiç ayırmıyormuş."bu okuldan ayrılma seninle konuşacak demek.Değersiz taş onu simgeliyordu.Yanından geçen abisinin boğucu bakışlarını üzerinde hissetti. Sonunda sınıfına gelmişti herkes sınıfta oturmuş hocalarının gelmesini bekliyorlardı.Hoca gülümseyerek içeri girdi ve konuşmaya başladı. —Merhaba çocuklar.Umarım şifreyi bulmuşsunuzdur şimdi size birer kâğıt dağıtacağım.Kağıdın bir tarafına isminizi yazın diğer tarafına bulduğunuz şifreyi anlaştık mı? diyerek kâğıtları dağıtmaya başladı.Alberta'nın yanından geçerken başını hafifçe okşadı.Alberta ismi gibi çok zarif bir kızdı.Kimseyi üzmez herkese yardımcı olmaya çalışan derslerinde de başarılı biriydi.Onu okşayan hocasına gülümseyerek karşılık verdi küçük kız ve kâğıdına dönüp bulduğu şifreyi yazmaya koyuldu.Adrien aldığı kağıda "DİN"kelimesini yazıp kapattı.Doğru olduğundan emin bir şekilde kâğıdı hocasına geri verdi. 'Din' yeminde bahsi geçmeyen ve dışarda kalan şeydi ona göre tamda bilmecenin istediği gibi.Hocaları tek tek kâğıtları açıp okurken çocuklar yüzünü inceleyip herhangi bir kopya almaya çalışıyorlardı.Acaba biri bulmuş muydu,bulduysa nasıl bulmuştu?Herkes merak içindeydi.Hocanın yüzü bir kâğıda baktığında değişti gülümseyerek arkasını çevirdi ve son kâğıdı da okuduktan sonra ayağa kalktı. —Evet çocuklar öncelikle hepinize aferin birazınız kolaya kaçıp anladığım kadarıyla başkalarından kopya çekmiş olsa da çoğunuz gerçekten uğraşmışsınız hatta birazınız baya yaklaşmış olsa da ..sadece iki kişi doğru cevaba ulaşmış. Sınıfta fısıltılar çıkmaya başladı herkes kim acaba diye birbirine baksa da bazıları kendinden emin bir şekilde sadece hocalarına bakıyordu zira onlar zaten birisinin kim olduğunu biliyorlardı. Z Hocam lafı uzatmadan söyleseniz artık kim olduğunu ! konuşan Zhin'di.Adrian kim olduğunu öğrendiğinde acaba yüzü nasıl görünecek diye düşünerek yüzünü ondan ayırmamaya karar verdi. V Ne oldu Zhin kendinden emin gibisin!dedi Valery küçümseyen bir ses tonuyla. Z Evet kazanacağım ve kazanmam için hile yapmaya gerek olmadığına eminim .dedi. V Bu zekayla mı? Daha sen oyunun kurallarını bile anlamamışsın bir de kazanmaktan bahsediyorsun! Doğru sonuçta kâğıt saklamamakla ilgili bir kural bulunmuyordu hatta oyunun içinde bunu yapmamızı bile bekliyor olmalılardı ,Adrian sadece oyuna ayak uydurmuştu. Sistem zaten hile üzerine kurulu diye düşündü Adrian. B Yeter artık kafamızı şişirdiniz susun da hocamız kazananları açıklasın. Konuşan Bianca'ydı.İlk geldiğinde bembeyaz saçları nedeniyle dalga konusu olmuş ama onla dalga geçen kişiyi buna yaptığına pişman etmiş biriydi.Bu yüzden çoğu kişi ona bulaşmak istemezdi.Süt gibi beyaz teni saflığı temsil etmesi gerekirken tam tersi o kötülüğün vücut bulmuş hali gibiydi.Özellikle kimseye belli etmemeye çalışsa da içindeki haseti Adrian daha ilk geldiği gün fark etmişti.Büyük ihtimal kendisi kazanmazsa kazanan kişileri pek rahat bırakacağını düşünmüyordu. —Evet çocuklar bu enerjiyi keşke bilmeceleri çözerken harcasaydınız en azından biriniz kazanabilirdi ..belki .deyip gülümsedi hocamız muzip bir ifadeyle. Bu cümle sınıfta kıkırdaşmalara sebep oldu. Kim olduğunu bilmesekte en azından kim olmadığını biliyorduk.Bu cümleye ikisi de bozulmuştu. —Evet artık hepiniz çok meraklandığını biliyorum ilk ismimiz..Magnus sensin !demesiyle herkesin ona dönmesi bir oldu.Magnus mu buna Adrian bile şaşırmıştı.Magnus halâ gizemini çözemediği kişilerden biriydi.Sert mizaçlı kavgacı bir yapıya sahipti.Ona dikkatini vermesine sebep olan durum bakışlarıydı sanki bazen Adrian'a onun içini görüyor gibi olmasıydı bu da onu çok rahatsız ediyordu.Sınıf sonuncusunun bilmeceyi çözmüş olması herkesi şoka uğratmıştı. Saf duygulara sahip olan çocuklar hayranlıkla Magnus'a bakıyorlardı ama bir yerde iyilik varsa illa kötülüğünde ortaya çıkması gereklidir değil mi? —Sen mi!Magnus mu?Kimden kopya çektin alçak!Bunu tek başına çözmüş olamazsın sen! dedi Zhin.Yediği lafların acısını Magnus'tan çıkarmak istiyordu. Magnus arkasını döndü ve Zhin'e öyle bir bakış attı ki sanki katilin kurbanın canını alacakken ki kurbanına attığı o son bakış..o zevk hissini ona hissettirdi .Bunu gören Zhin yerine sinmek zorunda kaldı. Zaten herkes Magnus'tan korkardı nasıl buna cesaret gösterebilmişti? —Evet çocuklar birbirimize boş yere iftira atmamalısınız!Eğer kanıtın yoksa derhal susmalısın Zhin!Gerçekten sabrımı taşırmaya başladın! Zhin hocasına öfkeli bir bakış attı.Ellerini sıkarak keskin gözlerle sanki bir ava bakar gibi hocasına bakıyordu.Bundan rahatsız olan hoca sesini temizleyerek konuşmaya devam etti. —Sıra ikinci kişiyi açıklamada o da..ADRİAN sensin!dedi hoca ve alkışlamaya başladı.Sınıf bu sefer ikinci bir şok yaşıyordu.Herkes hayal kırıklığına uğradı kendilerinin olduklarına o kadar emindilerdi ki(!) —Evet çocuklar arkadaşlarınızı alkışlamayacak mısınız? Adrian dikkatini Zhin'e verirken tek tük alkış sesi çıkmaya başladı.Zhin'in sanki açtığı pırlanta kutusundan salatalık çıkmış gibi olan yüzü Adrian'i çok eğlendirmişti.Zhin şaşkın gözlerle Adrian'e bakıyordu sanki sırtında büyük bir bıçak varmış gibi hissetti. —İkiniz okul bitiminde müdürün odasına gelin orada size bilgi verilecek.Bugünlük bu kadar çocuklar dersimiz bitti diğer derslerde görüşmek üzere.deyip hoca sınıftan çıktı. Adrian'in şimdi ortalığın karışacağına karşı bir his doldu içine..haksız da sayılmazdı. *. * ***. ******. ******. *****. **** Asteria babasını gördüğünde gökyüzünün kalbine hapsolduğunu düşünmüştü şimdi gidince bir boşluğa düşse de geri geleceğini söylemesi onu ayakta tutuyordu.İnsanlar sevinince ne yapardı bilmiyordu, hiç gerçekten mutlu olmamıştı ki..Sadece içinden çığlık atmak geliyordu içindeki bombayı patlatmak istiyordu ve bombanın pimi çığlığıyla çıkıp patladı.Uçmak istiyordu bu yüzden zıplamaya başladı.Unutmamak istiyordu bu yüzden gözlerini kapattı ve olanları tekrar düşünmeye başladı tekrar ve tekrar..Tabi çığlık attığından habersiz ,Yolanda'nın elinde bir sopayla içeri girdiğinden habersiz…Yolanda telaşla odaya baktı ardından yerden tavşan gibi zıplayan kıza daldı. Y Ne oluyor burada! diye bağırmasıyla zıplayan kız yerde kalakaldı.Ama yüzüne koyduğu o istemsiz güneşin sıcaklığı yerinde duruyordu .Eli kalbine gitti.Kalbinin atış sesleri kulaklarına doldu. İlk defa yaşadığını hissediyordu sanki.Bir damla gözyaşı yanaklarıyla temas etti.Bir elin kendini sarsmasıyla gözlerini açmak zorunda kaldı. Yolanda göz yaşının sıcaklığıyla bakan gözleri gördü.Ve Asteria'nın ağzından o kelimeler döküldü.. A Yaşamın kokusunu artık biliyorum Yolanda..Ben beni öldürecek hayat suyumu buldum.Ama korkma , herkese de söyle ölümsüzlük taşını aramasınlar çünkü artık o benim elimde.Elinde benim gökyüzüme sahip olan adamı buldum ben..Gecemi buldum.Karanlığımda parlayan yıldızıma kavuştum sonunda. Yolanda anlamaya çalışıyordu ,ne oldu bu kıza delirdi mi?Hemen ateşini yokladı. Y Sen ,sen yanıyorsun Asteria! A Birazdan patlayacak olmamın sebebi bu olmalı.. Y Hemen yatağa geç ,üflesem yere düşeceksin. A Yanacağımı ,kül olan ruhumun kaybolacağını bilsem de Yine de son hatırlamak istediğim senin dokunuşun olurdu. Y Halüsinasyon mu görüyorsun kimle konuşuyorsun Asteria! Derin bir nefes almak istedi ama beceremedi içindeki yangın duyduğu sözleride içine almak ister gibi dışarı çıkmak istiyordu ve nefesini kesiyordu.Son duyduğu Yolanda'nın Asteria diye attığı çığlıktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.