İçeriğe geç

Kızıl Elmas

Bölüm 7 · 9 dk okuma

Kızıl Elmas

Bölüm 7

Bölüm 7:Umut

İkinci bilmeceyi eline aldı Adrian. ''Siler zihnin tozunu. Gizlidir kelimelerde sırası Parlak karga ekti nifak tohumu'' Bu sefer daha kolay olacaktı. Siler zihnin tozunu:KİTAP Gizlidir kelimelerde sırası :Kitabın sırası bu bilmecede saklı Parlak karga ekti nifak tohumu:Bu biraz düşündürebilirdi belki. Zaman kaybetmek istemedi Adrian yolda düşünürüm diyerek yola koyuldu tabi bundan önce çok mantıklı bir hareket yapmalıydı.Bilmeceyi yanına alıp çöpe atacaktı.Sanırım ilk kendisi gelmişti ya da kimse bu kağıdı kaybettirmeyi düşünmemişti .İlki daha mantıklı gelmişti. -Sen ne yapıyorsun burada? Bu kişi Zhine'di.Sarı saçları o kadar bakımlıydı ki güneş gibi parlıyordu.Giydiği bir kıyafeti tekrar giymeyen zengin bir krallığın prensiydi.Ama önünde o kadar rakip vardı ki kral olması imkansızdı. Bu soruyu duyunca aklına bir fikir daha geldi Adrian'in. A Bilmeceyi arıyorum ama bulamadım. Z Sen .. deyip güldü ukalaca.Ondan önce bu aptalın gelmesi sinirini bozmuştu onunla biraz uğraşacaktı. Z Tabi bulamazsın, senin beyninin olduğuna bile şüphe ediyordum.Kimden kopya çektinde buraya geldin söyle! Kişi söylediğini kendinden bilirmiş demek istedi ama sözlerini yuttu.Kimsenin gözüne takılmak istemiyordu ,kendi halinde takılmak istiyordu, o yüzden sessiz kalmayı tercih etti. Z Sana bir soru sordum. A Kimseden kopya çekmedim sadece müzik dersinde olduğumuz için ikinci bilmecenin burada olduğunu düşündüm.dedi aptala yatarak. Z Hinlikte de üstüne yok gerçekten.Ee geldin şimdi ne yapacaksın? A Her yeri arayacağım. Z Aptal.Bilmece o kadar basit ki bunu bile çözemiyor musun? Sessizce gözlerinin içine baktı aptal olan sensin asıl demek için. Z Dışarı çık benden sonra her yere bakarsın tabii bulabilirsen. Adrian çıkıp dışarda beklemeye başladı. Z Bu olamaz biri bilmeceyi almış bu sen olamazsın değil mi? diyerek boğazına sarıldı Adrian'nın. Adrian korkuyormuş gibi yaptı. A Sence ..sence ben buna cesaret edebilir miyim? Z Kim aldı o zaman ? A Benden önce Valery girmişti belki o yapmıştır.Çıkarken gördüm. Z Valery mi?deyip geri çekildi Zhine.O çok güçlü bir aileye mensuptu onu böyle tehdit edemezdi ve bunu yapmış olma ihtimali de vardı. Z Sen bana yardım edeceksin! Büyük ihtimal kendisini öne sürüp işin üstünden sıyrılmayı düşünüyordu. A Edemem benim gibi zayıf biri sana nasıl yardım edebilir? derken kekeledi korkuyormuş gibi. Z Korkak! Kim korkak acaba ? Z Lanet olsun ! Şimdi manipülasyon başlasın. A Valery'iden herkes korkar kim korkmaz ki? Z Ben korkmam ! A İyi öyleyse notu bulabilecek misin gidip ona sorucak mısın? Z Saçmalama ona sorsam verir mi sanıyorsun belki de şimdiden yok etmiştir bile notu. Hayır yerine koyması gerekiyordu geri hocalar anlamasın diye bunu ona hatırlatmak için , A Hocalar buna çok kızacak dedi. Z Doğru ya.. eğer hocalar duyarsa kızabilirler bu yüzden geri yerine koyması gerekecek.Demekki güvenli bir yere sakladı. Kimse dolapları açamazdı ,onlar öyle sanıyordu,bu yüzden oraya koyacaktı gizlice. Z Nerede sakladığını biliyorum dedi.ve üsten bir bakış atarak oradan ayrıldı. Adrian önce Valery'in dolabına notu koydu zaten kimse yoktu bu saatte.Ardından kütüphaneye doğru yürümeye başladı. Parlak karga diye düşündü.Neyden bahsediyor olabilir.Derslerinden bir ipucu olabilir mi acaba?Ve aklı Valen 'in uyanış ayının ikinci perşembesine gitti: 'Evet çocuklar bugün sizinle Bertran de Born 'ndan bahsedeceğiz. Kendisi bir 1440 yılında doğmuş bir Oksitan trubaduru'dur. (gezgin ozan ve besteci) . Günümüze ulaşan 40 kadar şiiri bulunmaktadır. Bu şiirler, dönemin siyasi olaylarına ve Bertran'ın kendi katıldığı çatışmalara dair önemli bilgiler içerir. En bilinen türleri arasında sirventes (siyasi ve satirik şarkılar) ve tensos (tartışma şiirleri) yer alır. —Peki isminin anlamını bilen var mı? sınıftan çıkmamıştı.Hocamız dudaklarını ıslatıp devam etmişti. -beraht: "parlak", "ünlü" anlamına gelir. -hraban: "karga" anlamına gelir. Bu nedenle "Bertran" isminin anlamı genel olarak "parlak karga" veya "ünlü karga" olarak yorumlanabilir.'' Tamam dedi Adrian .İlk sözün anlamını bulmuştu peki nifak tohumu ekenler ne demekti? ''Bertran de Born, Dante Alighieri'nin İlahi Komedya eserinde Cehennem'in sekizinci çemberinde, "ayrılık ve nifak ekenler" arasında tasvir edilir. Dante'nin bu yargısı, Bertran'ın hayatı boyunca süregelen feodal savaşlardaki rolüne ve kışkırtıcı üslubuna dayanır.'' Şimdi kitabını bulmuştu işte.Kütüphaneye varmıştı şimdi kitabı alması ve sıradaki bilmeceyi çözmesi gerekiyordu. *. *. **. **. *. **. **. Babası mı gelmişti.Sadece elleri biraz farklı gözüküyordu.Biraz çirk..Ellerinde morluklar vardı sanki biri ısırmış gibi bir yara izi.Tırnaklarının içi kırmızıydı acaba..Düşündüğü şeyden korktu Asteria ama babasının olma ihtimali gözü önüne geldi onu görebilirdi ilk defa. A Elleriniz..''ne kadar güzel dese ona inanır mıydı acaba? '.. çok acı çekmiş gibi görünüyor.'dedi. -Bir tek elleriminin acı çektiğini sanıyorsun?dedi tok bir ses. Babasının ruhunun da acı çektiğini hissetti onu iyileştirmek için ne söyleyebilirdi?Tanrıya inanmadığını düşünüyordu çünkü ona şimdiye kadar bir tane dini kitap bile göndermemişti. A Acının paylaşarak azaldığını okumuştum.'' sana yardım edebilirim beni de yanına al demek istiyordu .Gözleri dolmuştu sadece ilk defa ona gidip sarılmak istedi. 'Belki de yanlış kitap okumuşsundur.Olamaz mı?' Senin gönderdiğin kitaplar yanlış olamaz diye bağırmak istedi. -Kitaplarda zeki insanların sorgulama gücünün güçlü olduğunu da anlamıştım.Sanırım benim de bunu öğrenmem gerek. Ona zeki deyip gururunu okşamak istemiştim ama öyle olmadı. -Peki aptal insanlar hakkında ne yazıyordu?Senin gibi biri o tür yazılara daha çok önem vermesi gerek.Aptallıktan kurtulmak zor olmalı ama yine de araştırmaya değer diye düşünüyorum. A Bildiğim tek şey,hiçbir şey bilmediğimdir. (Platon'un eserlerinde geçer .Sokrates'e ithaf edilmiştir.)Ama öğrenmekten vazgeçmeyeceğim öğrenmeye devam edeceğim her zaman ve herkesten. -Bunun için zamanın olduğunu düşündüren ne? Neden böyle dedi.Birkaç dakika sonra bunun her an ölebilirsin demek olduğunu anladı. A Bu sorunun cevabı neye inandığınıza göre değişir. öldükten sonra bile farklı öğrenme biçimleri olabileceğini kabul eden düşünürler vardı eğer onların mantığıyla bakarsak yine de öğrenmeye devam edebilirdi Asteria.Ama şu an tek düşündüğü bu değildi elini tutmak istiyordu babasının ama kesin kızardı biliyordu bunu. -Nasıl yani? A Eğer cevap hoşunuza giderse elinizi tutabilir miyim? dedi masumca sesi biraz titrek çıkmıştı çünkü ağlamak üzereydi.Birkaç dakika sessizlik oldu.Büyük ihtimal babası bunu beklemiyordu. A Lütfen… dedi bir damla göz yaşı aktı gözlerinden . -Bu son tutacağın şey olsa bile mi?Bunu istiyorsun.. Hata yaptığını ona sarılmak istediğini hissetti ,neden sadece elini tutmak istedi ki? A Benim elini tutmak başka bir anlama geliyordu aslında.. deyip çevirmeye çalıştı.Ona yardım etmek istiyordu ,gerçekten onun elini tutup sarılmak istiyordu,moral vermek ,onu teselli etmek,arka çıkmak istiyordu ona.. -Beni kandırdın .diyerek önüne çıktı babası Asteri'nın .İçinin gittiğini hissetti çünkü gülümsüyordu.Babası ona gülümsüyordu. Hoşuna mı gitmişti sözleri.O da ona kocaman gülümsedi en içten bir şekilde.İnsan celladına bile gülümsüyordu. A Gülümsemeniz içimde bir gökkuşağı oluşmasına neden oluyor.Ve emin olun bunun anlamı benim için çok büyük diyerek onu şaşkın gözlerle izleyen babasına baktı . Ne hissediyordu onun hakkında ne düşünüyordu.Merak ediyordu keşke zihnini okuyabilseydi bunu öğrenmeliydi en kısa zamanda . Gökkuşağının anlamı ona annesini verecek olmasıydı yani bu dünyada en sevdiğini .. Ona sarılabilir miydi?Onun gözlerine en içten bir şekilde baktı ona sarılmak istediğini belli etmek istiyordu. A Bu lavanta gibi koku sizden mi geliyor içimden bu kokuyu daha çok artırma isteği geliyor.dedi.Lavantalar okşadıkça güzel kokular yayardı size sarılabilir miyimin başka versiyonunu söylemişti.Babası biraz daha şoka uğramış gibi baktı kızına. -Nasıl…nasıl yapacaksın onu? ardından kız sanki bunu bekliyormuş gibi babasına bir anda atılıp sarıldı ve eliyle onu okşamaya başladı .Gözünden akan yaşlara engel olamıyordu.Ne zamandır bunun hayalini kurmuştu?Tam on sene .On sene bu anı kurmuştu zihninde ona sarılmasına nasıl izin vereceğini ama hiç bu kadar kolay olacağını düşünmemeişti..Seni koşulsuz seveceğim demek istedi..Derin bir nefes çekti kötü kokusundan ,evet gerçekten çok kötü kokuyordu sanki bir yıl ,az kalır,banyo yapmamış gibiydi ama o onu asla incitmek istemiyordu.Onu bir daha görebilecek miydi ya diğerleri onu kokusundan dolayı incitirlerse diye düşündü. A Bu güzel koku diğer insanlara fazla gelebilir.Eğer aklarının başından gidip sizi rahatsız etmelerini istemiyorsanız bir çözüm yolu bulmayız dedi. Bunu duyan babası eğildi,bir dizinin üstüne çökerek kızıyla göz göze geldi ardından gülümseyerek sordu. -Nasıl bir çözüm bu? A İlk çözüm sadece benim yanımda kalmanız.Bu çok cüretkardı biliyordu ama şansını denemek istedi.Sakın gitme demenin diğer anlamlıydı. A Bunu.. yapabilir misiniz? -Bunun olamayacağını ikimiz de biliyoruz .İkinci çözüme gelelim. A Karşınızdaki insanların cesaretini kırmak. (Yani size kötü korktuğunuzu söyleyebilecek kimse onu ortadan kaldırın.) -Bu..mantıklı böylece bana kimse kötü koktuğumu söyleyemeyecek değil mi? Dedi.Farkında mıydı? A Bunu size kim söyledi?Ona bu kokunun kendisinden geldiğini söylemeliydiniz.dedi sinirlice.Tahmin ettiği doğruydu insanlar babasını rahatsız ediyorlardı bu kokuya bir çözüm bulmalıydı. -Genelde ortadan kaldırmayı tercih ederim. A Bu da bir çözüm tabii.dedi ve gülümsedi. A Ama bu sanki onların dediklerini taktığınızı gösterebilir dikkatli olmalısınız. -Sen ne önerirsin bu insanlara nasıl davranmalıyım? A Bence bunun cevabını siz daha iyi bilirsiniz.Açıkçası ne yapmalı tam kendisi de bilmiyordu. -Yardım almak fena olmazdı. A O zaman başka zaman geldiğinizde de bunu tartışırız olur mu? Bir daha gelecek misin diye soruyordu alttan.Babasının yüzü ciddileşti ve ben ne yapıyorum dermiş gibi başını yana çevirip tekrar kızına baktı ardından ayağa kalktı. -Bir daha gelmeyeceğim. A Neden?Sizi sıktım mı ya da incitecek bir şey mi yaptım? Kral elini sıktı ve gözleri dolu kıza baktı.Kokusundan kaçması gerekirken üstüne bir de içine çekmişti ,ne biçim kızdı bu böyle?En önemlisi bu kızla ne yapacaktı? A Tamam gelmeyin ama mektuplaşabiliriz değil mi? -Olmaz. A Siz de ölmekten bahsederken anlamamıştım şimdi anlıyorum. Babası olmadan da fiziksel olmasa da ruhsal ölüyordu zaten Asteria. Kral şaşırdı onu öldürmekle tehdit ettiğini anlamadığını sanmıştı.O zaman neden ona yardımcı olmaya çalışıyordu. Gözlerine … acısının hüznü inmişti Asteria'nın.Sesizce kanayan yarasına bir merhem aramak boş bir hayal miydi?Onu kabullenmeyişini anlayabiliyordu ama kabullenilmediğini kabullenmek bu ona zor geliyordu. Annemi bilerek öldürmedim bunun sorumlusu ben değilim demek istedi. A Bir çiçeğin solması nedeniyle yanındaki diğer çiçeği suçlayabilir misin? Böyle bir soru beklemiyordu kral. -Evet ,onun suyunu çaldığı için suçlu o olmalı değil mi? A O da sadece diğer çiçek gibi hayatta kalmak istediği için ihtayıcı olanı aldı.Ona bakarsan ölen çiçekte diğer çiçeğin suyuna sahip olmak istedi.Sadece hayatta kalması mı onu suçlu yapıyor?Tabii bunu bilinçli olarakta yapmadılar .Kendi elinde bile olmayan bir şey için diğer çiçeği suçlayabilir miyiz? (Benim bir suçum yok annemi ben öldürmek istemedim bilerek yapmadım.) Kral bunları neden söylediğini anlamamıştı.Bu çocuk gitgide onda merak uyandırıyordu …bu olmadan onu öldürmeliydi.Ona bağlanmadan onu öldürmeliydi. - Arkanı dön yüzünü görmek istemiyorum! dedi A Üçüncü çözüm size diğer herkesi kıskandıracak bir koku yapabilirim. Yine şaşırmaktan kendini alıkoyamadı kral. -Bunu nasıl yapacaksın?Benim kokumu saklayacak bir koku bulacağını mı zannediyorsun? A Sizin kokunuzu saklamaya çalışmıyorum.Sizin gerçek kokunuzu açığa çıkartmaya çalışıyorum. -Gerçek koku mu deyip güldü.Bunu gören kızı daha da gülümsedi ,gözlerinin içi güneş ışıklarından bile daha parlaktı.Derin nefes alan kral -Neymiş benim gerçek kokum. A Bulunca görürsünüz -Bulacak vaktin olmayacak diyorum neden anlamıyorsun?Daha açık nasıl söyleyebilirim? Öleceksin işte seni öldüreceğim daha ne için uğraşıyorsun bu çabalar boşuna. A Bu size daha güzel bir koku yapabilme ihtimali taşıtır bana.Bu yüzden yanımda kalmalısınız.(ki kokuyu ölmeden size anlatayım) -Sinirleniyorum artık!Ben seni öldüreceğim diyorum sen bana halâ koku yapma peşindesin.Hayatta kalma çabası mı aptallık mı anlamıyorum. A Ölüm bile olsa değer verdiğiniz kişiden almaya değer.Anlayacağınız ölümü benim için değerli kılan kişi sizsiniz. Delirmiş bu kız diye düşündü başka açıklaması olamaz.Sekiz dokuz yaşında görünen bir kızın ölümden korkmamasına imkan yok değil mi? O sırada bir kapı açılma sesi geldi.Kral bunu beklemiyordu ne zamandır bu kızla konuşuyordu?İşini hemen bitirip çıkması gerekiyordu oysa. -Yine geleceğim o zamana kadar kendine iyi bak olur mu?Ve kimseye benden bahsetme! Kızın yüzü aydınlandı gözlerinin dolmasına engel olamadı.Bu sözleri duyan kız sanki peri tozuna batırılmışta uçacakmış gibiydi. A Tamam benim sevgili umut ışığım.. dedi. Onu ,hayır ölümü umut olarak mı görmüştü ne yaşamıştı bu kız böyle?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.