İçeriğe geç

Kızıl Dürtü

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Kızıl Dürtü

Bölüm 4

Nefessiz

Haneul: Ama izleyenlerin nefesini kesersek nefessiz kalırlar...

İçerideki sessizlik bir anlık dalga gibi kırıldı; önce Seungmin'in kıkırdaması, sonra Felix'in tatlı kahkahası. Hyunjin elini ağzına götürdü ama gözleri gülmekten kısılmıştı. Changbin başını iki yana salladı, ama dudaklarının kenarı yukarı kıvrılmıştı.

Minho: Haneul, lafı çevirme. Ciddi ol.

Chan: Evet, ciddi ol. Bu kısım senin için önemli. Sadece sevimli olmanı istemiyorum. Karanlıkta gördüğün gibi, sahnede de herkesin göremediğini görmeni istiyorum. İçgüdülerini kullan.

Haneul'un kulakları öne doğru eğildi, kuyruğu hafifçe kıvrıldı. Chan'ın sesindeki ton onu hem heyecanlandırmış hem de biraz germişti. Bir şeyi doğru yapmak istiyordu; özellikle de ağabeyinin önünde.

Jeongin: Hyung, ona çok yüklenme. Daha yeni öğreniyor.

Chan: Biliyorum. Ama potansiyelini görüyorum. Haneul, sadece güven kendine.

Müzik yeniden başladı. Chan saymaya başladı, ilk sekiz vuruşta tüm üyeler aynı hareketi yaptı. Haneul bedenini müziğe bıraktı; bacakları ritme uydu, kolları keskin açılarla savruldu. Sonra solo kısmı geldi.

Chan eliyle işaret etti. Herkes geri çekildi, stüdyonun ortasında sadece Haneul kaldı. Kızıl kulakları dik, gözleri aynada kendine kilitlenmişti. Müziğin nabzı yükseldi; Haneul bedenini bıraktı.

İlk hareket keskin bir dönüştü—sağ kolu savrulur gibi açıldı, pençelerini andıran parmakları havayı yırtarcasına. Ayakları yere hafifçe basıp sıçradı, dönüşünün ortasında kuyruğu denge için doğal bir yay çizdi. Koreografinin ilk bölümü boyunca kendinden emindi; ama dance break’in ortasında, aynada kendi gözlerine denk geldiğinde bir an duraksadı. Chan hyung “tehlikeli” demişti. İçgüdüsel. Haneul içgüdülerinin ne kadar karanlık olabileceğini biliyordu—kan kokusunu sevmesi gibi.

Müzik ritmi değişti, alt perdelerden gelen bas sesi Haneul’un kulaklarında yankılandı. Bedeni otomatik olarak yeni tempoya uydu, ama zihni bir an için koptu. Kızıl kulakları hafifçe seğirdi; stüdyonun kapısından gelen ayak seslerini yakaladı. İki kişi. Biri stajyer, diğeri... tanımadığı bir koku. Keskin, metalik. Kan değil, ama... yakın. Haneul’un burun kanatları hafifçe açıldı, gözleri bir anlık aynadan kaydı. Ama koreografiyi bozmadı; aksine, o keskin koku içgüdülerini tetikledi. Hareketleri daha vahşi, daha akıcı oldu—sanki gerçekten avını izleyen bir tilki gibi. Dönüşünü tamamladığında, sağ eli havada kavis çizdi, sol eli göğsüne yakın kapandı. Final pozunda durdu; gözleri doğrudan aynadaki kapıya kilitlenmişti. Nefesi hızlı ama kontrollüydü.

Müzik durdu. Bir an sessizlik oldu.

Chan: İşte bu.

Chan kollarını kavuşturmuş, stüdyonun köşesinde duruyordu. Gözlerinde hem onay hem de hafif bir şaşkınlık vardı.

Changbin: Haneul… Bu neydi öyle? Müziği hissetmek böyle bir şey olsa gerek.

Seungmin: Gerçekten. Ben o dance break’i senden izlerken nefes almayı unuttum.

Hyunjin, Haneul’un yanına süzülüp kolunu omzuna attı, ama Haneul hafifçe irkildi. Hyunjin bunu fark etti ama üstünde durmadı, sadece sırıttı.

Hyunjin: Sana “tehlikeli tilki” demiştim, bak ne çıktı. Chan hyung, bence bu çocuğu sahneye tek başına salmalıyız.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.