Arabaya bindiklerinde kimse daha yoktu. Muhtemelen ilk onlar alınan kişilerdi. Diğer üyeleri de almak uzun sürecek olsa da Haneul araba yolculuklarını seviyordu.
Araba hareket ederken Haneul camdan dışarı bakıyor, sabahın loş ışığında sokakların yavaş yavaş canlandığını izliyordu. Kızıl kulakları arabadaki hafif müzikle ritim tutuyor, kuyruğu arka koltuğa yayılmış, ucu tembel tembel sallanıyordu. Jeongin yanında oturmuş telefonuyla ilgileniyordu.
Birkaç dakika sonra araba durdu ve kapı açıldı. İçeri ilk giren Changbin oldu—saçları hâlâ dağınık, gözleri uykuluydu. Haneul'un kulakları anında dikildi, neşeyle sırıttı.
Haneul: Changbin hyung! Günaydın!
Changbin onu görünce uykuyla karışık bir gülümsemeyle elini uzatıp Haneul'un başını okşadı.
Changbin: Günaydın küçük tilki. Bu kadar erken nasıl bu kadar enerjik olabiliyorsun?
Haneul: Çünkü bugün yeni koreografi var!
Changbin arka koltuğa geçip kemerini takarken, Haneul'un kuyruğunun sevinçle iki kez sallandığını gördü.
Changbin: Doğru ya... Chan hyung bana da söylemişti. Söyle bakalım, hazır mısın?
Haneul: Her zaman hazırım!
Jeongin yandan söze karıştı.
Jeongin: Evet, o kadar hazır ki yatağımdan fırladığı gibi dolabın önünde kıyafet seçmekle uğraştı. En az yirmi dakika.
Haneul: Hyung! Abartma! En fazla on dakikaydı!
Araba yoluna devam etti. Sırasıyla Hyunjin, Han, Felix, Seungmin, Minho ve Chan alındı. Arabanın içi kısa sürede neşeli sohbetler ve kahkahalarla doldu. Hyunjin hemen Haneul'un yanına oturdu ve onun kızıl kulaklarıyla oynamaya başladı.
Hyunjin: Bugün kulakların çok kabarık, yine rüyanda ne gördün?
Haneul: Hiçbir şey görmedim! Sadece mutluyum!
Hyunjin, Haneul'un kulaklarını hafifçe çekiştirirken sırıttı.
Hyunjin: Mutlu olmana sevindim ama bu kulaklar uyku halinde bile hareket ediyor. Rüyanda koşuyordun herhalde.
Haneul, Hyunjin'in elinden kurtulup kendi kulaklarını koruyarak güldü.
Haneul: Hyung, bırak şimdi! Kulaklarım hassas!
Arabanın arka koltuğundan Felix'in tatlı sesi duyuldu.
Felix: Haneul, bugün saçın çok güzel duruyor. Kızıl önlerin gerçekten yakışıklı.
Haneul'un kuyruğu utangaçça bir kez sallandı. Övgü duymaktan hoşlanıyordu, hele Felix'ten gelince.
Haneul: Teşekkürler hyung! Senin saçların da çok parlak bugün, sarı rengi çok iyi gitmiş.
Felix gülümseyerek başını salladı. Arabanın ön koltuğundan Chan seslendi.
Chan: Tamam çocuklar, şimdi hepinizin uykusu açılmıştır diye umuyorum. Bugünkü prova çok yoğun geçecek. Yeni koreografi, hem de iki farklı versiyonu var. Haneul, sen özellikle dikkatli ol, çünkü seninle ilgili özel bir kısmı var.
Haneul'un kulakları dikildi, gözleri merakla parladı.
Haneul: Benimle ilgili mi? Nasıl yani?
Chan gizemli bir şekilde gülümsedi.
Chan: Görürsün. Ama şimdi söyleyemem.
Haneul, Chan'ın gizemli tavrından hoşlanmamıştı. Kuyruğu hafifçe dikleşti, ama merakı ağır basıyordu. Yanındaki Jeongin, kardeşinin bu halini görüp sessizce güldü.
Araba şirket binasının önüne geldiğinde hepsi birer birer dışarı çıktı. Haneul en son çıkan oldu, dışarıdaki serin havayı içine çekerken kulakları rüzgârla hafifçe kıpırdadı. Sabah güneşi gözlerini kamaştırdı, eliyle gözlerini siper edip binaya doğru yürüdü.