Yine boş bir gündü dünden veya öteki bir günden farksız boş. Dersliğin en arka sırasında oturuyor hocayı bekliyordum. Hoca geldi yoklama sohbet derken dersin bir bes on dakikasi geçmişti ki bir kapı tıklatma sesi duyuldu. sonra kapı yavaşça açıldı hocam geç geldiğim için özür dilerim diyen sesi duyduğumda bu sesi daha önce hic duymadiğima emindim. kafamı yana doğru uzatıp kapıdan geleni görmeye çalıştığımda dün yemekhanenin önünde gördüğüm çocuk olduğunu farkettim. Bu çocuğu biryerden tanıdığıma emindim.saçları yine dikkatimi çektiğinde öylece ona bakdigimin farkinda bile değildim tâbi yanimdaki Arda beni kollarımdan sarmasaydı. ikimizde birbirimize şaşkın şaşkın bakmaya başlayınca onun neden öyle baktiğimi sorgularcasına şaşırdığını anladim.hoca bu sırada yeni gelen öğrenciyle konuşuyordu ikisi konuşurken duyabildiğim tek şey 180 yani çocuğun numarası olmuştu.
"Kolumu kırdın Aptal." Arda, "Siz öyle nereye bakıyorsunuz bakalım Ayla hanım" dediğinde ne saçmalayacağımı düşünüyordum adeta bir rezil olma profesörüydüm.
"hiiç öylesine baktım yani bakmadimki" dediğimde yine türkçe kurallarına aykırı mükemmel bi cümle kurmuştum.
Ardanın en son "Ne" diyen, cümleyi kavrama çalışan sesini duyduğumda tam bir cevap verip kendimi dahada rezil edecektimki hocanın çocuklar biraz sessiz uyarısıyla önüme döndüm. bu sürede çocukta önümüzdeki boş sıraya oturmuştu.
Arda bizim dersliğin karşı sınıfından bi kızdan hoşlanıyordu. buraya ilk geldiği zamandan beri ve evet yani 4 yıldır. zil çaldıktan sonra yine kızla ilgili şeylerle beynimi doldurmaya başladı. bende çaresizce en yakin arkadaşimin susmasinin umuduyla onu dinlemeye devam ettim. "kızım geçen göz göze geldik gülümsedi varya okadar mutluyumki.." dediğinde ona gözlerimi devirdim "görende kızı kraliçe elizabeth sanacak." ilk önce hayatı sorgulayan bakışlarını bana gönderdi lafinida sokmadan geçmedi tabikii. "ölünün arkasından konuşma bari."
"hmhm konusmam" diye mırıldanarak önüme döndüm. eşyalarımı çantama toparladıktan sonra odama çıktım.
