Boran ve Riven üst kattan göründüğünde AVM'nin içindeki uğultu bir anlığına kesildi.
Ayak sesleri.
Ağır nefesler.
Birbirine çarpan korku dolu bakışlar.
Arkalarından gelen kalabalık…
Kırk kişi.
Riven'ın sevgilisi onu görür görmez olduğu yerde dondu.
Sonra koştu, sarıldı.
"Yaşıyorsun…" dedi, sesi titriyordu.
"Gerçekten buradasın."
Riven onu sakinleştirdi.
"Buradayım… merak etme."
Boran kalabalığı süzdü.
Kaşlarını çattı.
"Ulan," dedi,
"ben iki üç kişi gelir sanıyordum."
"Bu ne lan."
"Bu komple insan sürüsü."
Aradan biri güldü.
Gergin bir gülüş.
Riven söze girdi.
"Yolda toplandılar."
"Tek başına kalmışlar."
Karel konuşmadan hepsine baktı.
Sessizlik.
Ve arka tarafta…
Gölgede kalan iki kişi.
Yan yana durmuşlardı.
Başları birbirine eğik.
Fısıldaşıyorlardı.
Keko tipli.
Biri dudak büküp mırıldandı.
"Silahı var ama tek başına."
Diğeri dişlerini sıktı.
"Bir boşluk yakalasak yeter."
Karel fark etti.
Ama belli etmedi.
Üçlü biraz kenara çekildi.
Riven alçak sesle:
"Bu kadar insan fazla."
Boran iç çekti.
"Bırakırsak da ölürler."
Karel kısa konuştu.
"Karar verilecek."
"Kim kalacak…"
"Kim gidecek…"
Karel öne çıktı.
Sesi sakin ama soğuktu.
"Şimdi iyi dinleyin," dedi.
"Buradan gitmek isteyen varsa…"
"Şimdi gidebilir."
Kimse kıpırdamadı.
"Burada kalmak güvenlik demek."
"Ama bedeli var."
Bir an durdu.
"Kurallarım var."
Sessizlik ağırlaştı.
"Kurallara uymayan kalamaz."
On iki kişi yavaş yavaş öne çıktı.
Karel Riven'a baktı.
"Götür."
"Kapıyı kapat."
"Bir daha açma."
Riven insanları götürürken Karel kalanlara döndü.
"Bir şey daha var," dedi.
"Burada sadece kurallara uyarak yaşayamazsınız."
Bir adım attı.
"İşe yarayanlar kalır."
"İşe yaramayanlar…"
"Yük olur."
Arka taraftaki iki keko yine fısıldaştı.
"Şimdi mi?"
"Şimdi."
Karel konuşmasını sürdürdü.
"İhanetin bedeli ağırdır," dedi.
"Öyle hemen ölmenize de izin vermem."
TAK!
Silah sesi.
Bir keko yere düştü.
TAK!
İkincisi de.
Kan zemine yayıldı.
Çığlıklar yükseldi.
Boran bağırdı:
"OĞLUM NE YAPIYORSUN LAN?!"
Karel ona baktı.
Sesi sakindi.
"Boş ver."
"Şu an karışma."
Boran içinden geçirdi:
Bir bildiği vardır.
"Tamam," dedi.
Karel tekrar kalabalığa döndü.
"Isırılan varsa," dedi,
"şimdi söylesin."
Bir adam titreyerek kolunu sakladı.
Boran fark etti.
"Isırılmış."
Karel kelime etmeden ateş etti.
Sonra konuştu:
"Yalan sevmem," dedi.
"Zombi de."
Durmadı.
"Şimdi dinleyin."
"Seçim bitmedi."
"Burada kalmak isteyenler için görevler var."
"Başka şeye pek ihtiyacımız yok."
"İşe yarayan yeter."
"Gücü olanlar…"
"Eğitilecek."
"Doktorlar, tamirciler, aşçılar…"
"Öne çıksın."
İnsanlar tek tek çıktı.
Seçilenler:
- 2 doktor (karı koca, biri kadın biri erkek)
- 3 aşçı (2 erkek, 1 kadın)
- 3 tamirci (2 erkek, 1 kadın)
Toplam 8 kişi.
Sonra sayım yapıldı.
Başta 40 kişi vardı.
12 kişi ayrılmıştı.
2 keko öldü.
1 ısırılan öldü.
Kalan: 25 kişi.
Bunların:
14'ü kadın
11'i erkek
Karel hepsine baktı.
"İşe yaramayanlar," dedi,
"şu anlık temizlikçi."
"Yalnız yapmayacaksınız."
"Hızlı bitmesi lazım."
"Biz de yardım edeceğiz."
"Cesetlere dokunamayanlar…"
"Paspas, süpürge alsın."
Sesi sertleşti.
"Yemek alıp kaçmaya çalışmayın."
"Bir yere saklanıp yatakta kalabileceğinizi sanmayın."
"Ben buranın her köşesini bilirim."
"Burada saklanıp hayatta kalacağınız bir yer yok."
"Anlaşıldı mı?"
Kimse ses çıkarmadı.
Riven o sırada geldi.
Cesetleri gördü.
"Lan ne oldu lan burada?"
Boran onu yana çekti.
Kısaca anlattı.
Riven sustu.
Bir şey demedi.
Cesetler kapıdan çıkarılmadı.
Üst kata taşındılar.
Cam olan tarafa götürüldüler.
Bir bir…
Aşağı fırlatıldılar.
Sesler yankılandı.
Kan aşağıda kaldı.
Temizlik başladı.
Ve Karel en son şunu söyledi:
"Kurallara uyan…"
"Güzel yaşar."
"Güvenliğiniz sağlanır."
"Uymayan…"
"Kısa sürer."
Karel camdan aşağı baktı.
Aşağıda hareket eden gölgeler vardı.
Ve gülümsedi.