Karel başını kaldırdı.
Karşısındaki yaratığın arkasındaki gölge büyüyordu.
Bir…
İki…
Üç metre.
Sonunda karanlığın içinden başka bir zombi çıktı.
Bu kez diğerlerinden çok daha iriydi.
Kolları yere kadar uzanıyordu.
Ağzından siyah bir sıvı akıyordu.
Karel hafifçe kaşlarını kaldırdı.
“Bir tane daha mı?”
Yaratık kükredi.
Karel katanasını omzuna aldı.
“İyi.”
“Tek başına sıkılmıştım zaten.”
Yaratıkların ikisi aynı anda saldırdı.
Karel geriye sıçradı.
İlk yaratığın pençesi zemini parçaladı.
İkincisi arkasından geldi.
Karel dönüp katanasını savurdu.
ŞAK!
Yaratığın kolu kesildi.
Fakat yaratık acıdan bağırmak yerine diğer koluyla Karel’e vurdu.
GÜM!
Karel yere yuvarlandı.
Mira bağırdı.
“Karel!”
Karel yerde birkaç metre sürüklendi.
Sonra dirseğini zemine dayayıp ayağa kalktı.
“Tamam…”
“İki kişi olunca biraz daha uğraştırıyorsunuz.”
Mira tüfeğini kaldırdı.
“Kafalarını vurayım mı?”
Karel başını salladı.
“Henüz değil.”
“Bir şey deneyeceğim.”
Karel sağ elini açtı.
Siyah boşluk açıldı.
Yerdeki kırılmış metal parçaları, kurşun kovanları ve taş parçaları birbiri ardına boşluğun içine girdi.
Mira gözlerini kıstı.
“Ne yapıyorsun?”
“Deniyorum.”
Karel elini yaratıklara doğru çevirdi.
Boşluk açıldı.
İçerideki bütün parçalar…
Girdikleri hızla geri fırladı.
TAK!
TAK!
TAK!
Metal parçaları yaratıkların gövdelerine saplandı.
İkisi de sendeledi.
Karel’in gözleri hafifçe büyüdü.
“Demek hızını koruyor…”
“Güzel.”
Bir an durdu.
Sonra sırıttı.
“Bu yetenek sandığımdan daha kullanışlıymış.”
Mira ona baktı.
“Bunu daha önce bilmiyor muydun?”
“Hayır.”
“Sen de bazı şeyleri sonradan öğreniyorsun yani.”
Karel güldü.
“Şaşırdın mı?”
“Biraz.”
“Ben de.”
Aşağıda savaş daha da büyümüştü.
Boran’ın tişörtü yırtılmıştı.
Riven’ın kaşının üzerinde kan vardı.
Ama ikisi hâlâ merdivenleri bırakmıyordu.
Boran bir zombiyi yumruklayıp yere serdi.
“Kaç tane kaldı?”
Riven arkasına baktı.
“Saymayı bıraktım.”
“Ben de.”
Tam o sırada üç silahlı adam merdivenin üst kısmına çıktı.
Birinin elinde tabanca vardı.
Diğerinin elinde pompalı.
Üçüncüsü ise elindeki tespihi sallayarak bağırdı.
“Lan!”
“Çekilin önümden!”
Boran ona baktı.
“Abi sen önce zombilerden kurtul.”
Adam silahını kaldırdı.
“Sen kime abi diyorsun lan?”
Boran bir an düşündü.
“Doğru.”
“Abi dememeliydim.”
Riven kahkahayı patlattı.
Adam öfkeyle ateş etti.
PAT!
Kurşun Boran’ın omzunun yanından geçti.
Boran’ın yüzü değişti.
“Lan!”
“Beni mi vuruyorsun?”
Adam tekrar silahını kaldırdı.
Boran üzerine yürüdü.
“Gel buraya.”
Adam geri çekildi.
“Ulan ne yapıyorsun?”
Boran adamın elindeki silahı yakalayıp aşağı indirdi.
“Bir de tespih sallıyor.”
“Ne sandın kendini?”
Adam küfretti.
Riven araya girdi.
“Boran.”
“Ne?”
“Bırak.”
“Niye?”
“Arkadan zombi geliyor.”
Adam arkasına döndü.
Zombi suratına yapıştı.
“AAAA!”
Riven ve Boran birbirlerine baktı.
Boran omuz silkti.
“Ben bir şey yapmadım.”
Riven gülerek zombiyi adamın üzerinden çekti.
“Sonra teşekkür edersin.”
Üst katta…
Karel iki yaratığın arasında kalmıştı.
İri olan tekrar saldırdı.
Karel yana çekildi.
Pençe duvara saplandı.
Karel fırsatı değerlendirdi.
Katana yaratığın boynuna indi.
ŞAK!
Kesik derindi.
Ama yaratık yine de ayakta kaldı.
Karel şaşkınlıkla baktı.
“Şaka yapıyorsun.”
Yaratık kafasını çevirdi.
Karel birkaç adım geri çekildi.
“Tamam.”
“Senin kafan gerçekten sağlam.”
Yaratık tekrar saldırdı.
Bu kez Karel boşluk açtı.
Yaratığın savurduğu metal parçası boşluğa girdi.
Karel boşluğu yukarıda açtı.
Metal parça yaratığın üzerine geri düştü.
GÜM!
Yaratık sendeledi.
Karel ileri atıldı.
Katanasını iki eliyle kavradı.
Tek hamlede yaratığın boynunu tamamen kesti.
Gövde yere düştü.
Karel derin bir nefes aldı.
“Bitti.”
Ama arkasından bir ses geldi.
GICIR…
Karel döndü.
İkinci yaratık yoktu.
Mira’nın gözleri büyüdü.
“Kaçtı.”
Karel etrafa baktı.
“Hayır.”
“Kaçmadı.”
“Bir yere saklandı.”
Tam o anda…
Tavandan bir parça koptu.
GÜMMM!
Yaratık aşağı atladı.
Karel son anda Mira’yı çekip kenara aldı.
Yaratık zemine çakıldı.
Mira yere düştü.
Karel elini uzattı.
“İyi misin?”
Mira elini tuttu.
“İyiyim.”
“Silah?”
Mira tüfeğine baktı.
“Yanımda.”
“Güzel.”
Karel gülümsedi.
“Çünkü bu sefer sen vuracaksın.”
Mira şaşırdı.
“Ben mi?”
“Evet.”
Yaratık yeniden ayağa kalktı.
Karel yaratığın dikkatini üzerine çekti.
“Ben onu sana doğru getireceğim.”
“Sen de kafasını vur.”
Mira tüfeğini kaldırdı.
“Ya ıskalarsam?”
Karel sırıttı.
“Bir daha denersin.”
“Beni vurursan?”
“Vurmamaya çalış.”
“Çok güven verici.”
Karel kahkaha attı.
“Başlıyoruz!”
Yaratık saldırdı.
Karel son anda yana çekildi.
Yaratık doğrudan Mira’nın önüne geldi.
Mira nefesini tuttu.
Dürbünden baktı.
Tetiğe bastı.
Pıt!
Mermi yaratığın gözüne girdi.
Yaratık birkaç saniye sendeledi.
Karel fırsatı kaçırmadı.
Katanasını savurdu.
ŞAK!
Yaratığın kafası yere düştü.
Mira silahı indirdi.
“Vurdum.”
Karel ona baktı.
“Bu sefer gerçekten iyi vurdun.”
Mira gülümsedi.
“Demek övgü var.”
“Bir tane.”
“Alırım.”
Tam herkes rahatlayacakken…
Sarmara Forum’un alt katlarından korkunç bir metal sesi geldi.
GÜÜÜM!
Zemin titredi.
Boran telsize bağırdı.
“Karel!”
“Ne?”
“Bina gidiyor!”
Karel’in yüzü değişti.
Aşağıdan insanlar bağırıyordu.
“Duvar çöktü!”
“Buradan çıkmamız lazım!”
“Zombiler geliyor!”
Karel etrafına baktı.
Savaşın ortasında artık başka bir sorun vardı.
Sarmara Forum ayakta kalamayacak kadar hasar almıştı.
Karel telsizi eline aldı.
“Boran.”
“Buradayım.”
“Riven?”
“Buradayım.”
“İnsanları çıkarmaya başlayın.”
Boran şaşırdı.
“Peki sen?”
Karel çöken koridora baktı.
“Ben de çıkış yolunu açacağım.”
Riven’ın sesi geldi.
“Tek başına yapma.”
Karel gülümsedi.
“Merak etme.”
“Bu sefer yardım isteyeceğim.”
Boran birkaç saniye sustu.
“Lan…”
“Sonunda akıllandın.”
Karel güldü.
“Kes sesini ve insanları çıkar.”
“Emredersin patron.”
Karel katanasını omzuna attı.
Arkasında çöken duvarların arasında onlarca insan vardı.
Önünde ise…
Sarmara Forum’un yıkılmak üzere olan koridorları.
Ve bu kez mesele savaşı kazanmak değildi.
Herkesi canlı çıkarmaktı.
Devam Edecek…Ben