İçeriğe geç

Kıyametten geri döndüm

Bölüm 29 · 2 dk okuma

Kıyametten geri döndüm

Bölüm 29

Bölüm 28 – İlk Temas

Karel başını kaldırıp çatılardaki silahlı adamlara baktı.

Yüzünde en ufak bir korku yoktu.

Sadece sakin bir ifade…

Çatıda duran sakallı adam bağırdı.

“Olduğun yerde dur!”

“Ellerin havada!”

Boran aracın içinden mırıldandı.

“Şuna bak…”

“Daha tanışmadan artistlik başladı.”

Riven hafifçe güldü.

“Dayan.”

“Daha iki dakika olmadı.”

Mira sessizce çevreyi izliyordu.

Pencerelerin çoğunda insanlar vardı.

Korkuyla perde arkasından bakıyorlardı.

Bazılarının elinde av tüfeği…

Bazılarında eski tabancalar…

Profesyonel değillerdi.

Ama korktukları belliydi.

Karel yavaşça konuştu.

“Biz çatışmaya gelmedik.”

Çatıdaki adam cevap verdi.

“Bunu herkes söylüyor.”

“Sonra ilk kurşunu onlar sıkıyor.”

Karel omzunu silkti.

“İsterseniz biz gideriz.”

“Yolunuzu açın yeter.”

Bu cevap bekledikleri gibi değildi.

Adamlar kısa süre birbirine baktı.

Tam o sırada…

Yakındaki apartmanın köşesinden iki zombi çıktı.

Silah seslerini duymuş olmalılardı.

Yavaş yavaş gruba doğru yürümeye başladılar.

Çatıdaki adamlardan biri tüfeğini kaldırdı.

Bang!

İlk zombi düştü.

İkinci zombi ise koşmaya başladı.

Adam tekrar ateş etti.

Kurşun ıskaladı.

Zombi hızla barikata yaklaşıyordu.

Boran camı açtı.

“İzin var mı?”

Karel kısa cevap verdi.

“Var.”

Boran omzundaki M4A1’i kaldırdı.

Tak!

Tek kurşun…

Zombinin tam alnına isabet etti.

Cesedi olduğu yere yığıldı.

Çatıdaki adamlar birkaç saniye sessiz kaldı.

İçlerinden biri istemsizce mırıldandı.

“Tek mermi…”

“Direkt kafa…”

Sakallı adam bu kez silahını biraz indirdi.

“Siz asker misiniz?”

Boran hemen atladı.

“Yok.”

“Daha yakışıklıyız.”

Riven kahkahayı zor tuttu.

Mira gözlerini devirdi.

“Şu çocuk hiç susmuyor.”

Karel hafifçe başını yana eğdi.

“Asker değiliz.”

“Hayatta kalanlarız.”

“Ve yolumuza devam etmek istiyoruz.”

Sakallı adam birkaç saniye düşündü.

Sonra aşağı inmeleri için yanındaki iki kişiye işaret etti.

Bir dakika sonra…

Demir barikatın arkasından üç kişi çıktı.

Silahlarını tamamen indirmemişlerdi.

Ama artık namlular doğrudan onlara bakmıyordu.

En öndeki adam kırklı yaşlarındaydı.

Yüzü yorgundu.

“Ben Kemal.”

“Buradaki insanların sorumlusuyum.”

Karel kısa bir baş hareketi yaptı.

“Karel.”

Kemal çevresine baktı.

“Dört kişi misiniz?”

“Evet.”

“Bu kadar mı?”

Boran gülmeye başladı.

“Niye?”

“Otobüs dolusu adam mı bekliyordun?”

Kemal de istemsizce gülümsedi.

“Şu zamanda dört kişiyle İstanbul’da dolaşmak…”

“…pek akıl işi değil.”

Karel sakinliğini bozmadı.

“Şimdilik işe yarıyor.”

Kemal birkaç saniye düşündü.

Sonra yolu gösterdi.

“Yolu açın.”

Arkadakiler araçları kenara çekmeye başladı.

Yol yavaş yavaş açıldı.

Kemal tekrar konuştu.

“İleride yol daha kötü.”

“Bir köprü çöktü.”

“Sağ taraftaki sanayi yolundan giderseniz daha güvenli.”

Karel bunu aklına yazdı.

“Bilgi için teşekkürler.”

Kemal başını salladı.

“Bir gün yine karşılaşırsak…”

“…umarım birbirimize silah doğrultmayız.”

Karel aracına binmeden önce durdu.

Arkasına dönmeden cevap verdi.

“O gün geldiğinde…”

“…kararı o gün veririz.”

Motor yeniden çalıştı.

Askeri araç yavaşça hareket etti.

Boran camdan el salladı.

“Hadi kolay gelsin.”

Kemal istemsizce güldü.

“Size de.”

Araç uzaklaşırken Mira arkaya baktı.

“Onlar kötü insanlar gibi durmuyordu.”

Karel gözünü yoldan ayırmadı.

“Herkes kötü olmak zorunda değil.”

“Ama bu…”

“…güvenebileceğimiz anlamına da gelmez.”

Riven başını salladı.

“Bu devirde en pahalı şey mermi değil.”

“Neymiş?”

“Güven.”

Araç sessizce yoluna devam etti.

Yaklaşık kırk dakika sonra…

Uzaktan, devasa binanın silüeti yeniden görünmeye başladı.

Zeytinburnu’ndaki Marmara Forum…

Ve bu kez…

Karel yalnız değildi.

Yanında güvenebildiği üç kişi vardı.

Ama içeride onları neyin beklediğinden…

Henüz hiçbirinin haberi yoktu.

Devam Edecek…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.