İçeriğe geç

Kitaptaki Sır

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Kitaptaki Sır

Bölüm 3

Geri Döndü

En güzel hikayeler henüz yazılmamış olanlardır. Ve en güzel hikayelerin hep kayda değer başlangıçlar taşıdığı algısı oldukça trajikomiktir.''

Christian O'Sullivan Amerika'dan döneli daha bir kaç gün olmasına rağmen annesinin ısrarlı mektuplarını ve tabi ki Dük Hazretleri Leonard Harrington'un davetini görmezden gelemeyerek kendisini Harrington Malikanesin'de bulduğunda kızlarını evlendirmek isteyen annelerden nasıl uzak kalabileceğini düşünüyordu. Uzunca bir süre bunlardan uzak kalmayı başarsa da cemiyet geri döndüğünü duyar duymaz başının ciddi anlamda ağrıyacağından emindi.

Fakat Leonard ile Cambridge'den tanışıyorlardı ve dostluk bağları eskisi kadar kuvvetliydi. Geldiği ilk gün evlendiğini üstüne iki çocuğu olduğunu öğrendiğinde yaşadığı şok , eşiyle hakkında çıkan dedikoduları duymasıyla artarken olayın iç yüzünü dedikoducu insanlardan duymaktansa Leonard'a sormayı yerlerdi. Yakında devralacağı Gloucester Dükalığı için temelli dönüş yaptığı Londra'nın yakın zamanda hareketli günler geçirdiği ortadaydı.

Malikhaneden giriş yaparken hiç kimsenin kendisini tanımamış olmasına minnettardı zira bu durum Berkshire Vikontu ve aynı zamanda Gloucester'ın varisinin Londra'da olduğunu duyan genç hanımların ve annelerinin ilgi odağı olmayı biraz geciktirebilirdi.

Bu düşüncelerle ilerlerken kendisine doğru gelen kadını fark edememişti. Onun kendi göğsüne çarpmasıyla geriye sendelemesini izlerken iyi niyet göstergesi olarak "Dikkatli olmalısınız." diye bir öneride bulundu . Fakat genç hanımın ağlamaya hazır gözyaşlarıyla kendisine öfkeyle bakışı karşısında şaşkınlığını saklayamamış ve canının fazlasıyla acımış olabileceğini düşünmüştü.

Yine de onun "Yolun tamamını size aitmiş gibi doldurmamış olsaydınız bu nazik uyarınızı ciddiye alabilirdim." demesini beklemediğini kabul edecekti. Başka bir kelime söylemesine izin vermeden çekip gidişi karşısında kaşları çatılırken başını olumsuzca salladı. Yine çapkın bir bey tarafından kalbi kırılan başka bir kadın diye düşünerek yoluna devam etti.

***

Gün doğumunda yatağından kalkan Heaven başının ağrısıyla uyanmış ve neredeyse akşamdan kalma gibi hissediyordu. Öyle çok ağlamıştı ki aynaya bakmasına bile gerek olmadan gözlerinin şiştiğini hissedebiliyordu.

Kapısının çalınarak aralanmasına karşılık "Madem gir dememi beklemiyorsun neden kapıyı çalma zahmetine giriyorsun Katherine?" diye sorduğunda

"En azından sabahları mutlu uyanamaz mısın Heaven ?" diyerek gözlerini deviren kardeşinin yerinde duramayacak kadar heyecanlı olduğunu fark etti.

'Ne istiyorsun?' diyerek homurtu eşliğinde ayağa kalkan Heaven yüzünü yıkamak için küvete doğru yürüdü.

''Seni merak ettim.'' Katherine sabırsızca yerinde kıpırdanarak ablasına baktı. ''Dün akşam neden haber vermeden balodan çıkıp gittin?''

''Öyle olması gerekti.'' Heaven bunun tartışmasını yapabileceği son kişinin kız kardeşi olduğunu düşündü.

''Annem çok endişelendi. Colin at arabasıyla geri dönüp seni eve götürdüğünü söylemese işler büyüyebilirdi.'' Katherine ablasının şişmiş ve kızarmış yüzüne dikkatle bakıp ''Ağladın mı?'' diye sordu fakat buna ihtimal vermek istemiyordu zira Heaven babasının cenazesinde bile ağlamamıştı. Hatta babası öldükten sonra onun bir daha ağladığını hiç görmemişti.

''Katherine..'' dedi Heaven kız kardeşinin sorgulamalarından bıkarak ''Ne istiyorsun?'' diye sordu bir kez daha.

Katherine ablasının sert ses tonunu işiterek konuyu burada kapatması gerektiğini anladığında nihayet asıl geliş sebebini hatırladı. Yüzünde geniş bir gülümseme oluşurken "Olanlara inanamayacaksın!" dedi. Ablasının yatağına sırt üstü uzanarak tavanı seyrederken hülyalara dalmış gibiydi.

"Surat ifadendeki anlamsız neşeye bakılırsa yeni bir dedikodu haberi almış olman olası." Heaven Katherine'in önemli politik bir olayla karşısına çıkacağını ancak rüyasında görebileceğini düşündü. Onun ilgi alanları tam da Leydi Wellington ile iyi anlaşmasını sağlayacak türdendi.

"Keyfimi kaçırmak için elinden geleni yapman ne hoş. " diyen Katherine ablasının her konuda heves kırıcı olmasına dayanamıyordu. Fakat heyecanı o kadar büyüktü ki bunu ablasıyla paylaşmak istediğinden olsa gerek onun tavrını önemsememeyi seçti "Yine de söyleyeceğim. Christian O'Sullivan geri dönmüş."

"Kim dönmüş?" Heaven anlamsızca kardeşine bakarken tanımadığı hatta ismini bile duymadığı bir adamın Londra'da oluşunun heyecan verici hangi tarafı olduğunu bilememişti.

"Christian O'Sullivan!"

Heaven Katherine'in tüm heyecanının kaynağının adını dahi duymadığı bir adam için olduğunu anladığında "Bunun bizi ilgilendiren tarafı nedir tam olarak ?" diye sordu.

"Onu tanımıyor olamazsın." diyerek şaşkınlıkla ablasına bakan Katherine' onun New York Times'ı elinden düşürmediği halde nasıl haberi olmadığına anlam veremiyordu. " Kendisi bir Vikont ve Gloucester Dükalığının da varisi '' Biraz düşündükten sonra aklına gelmiş gibi ekledi. ''Ayrıca politikacı ."

"Yine de tüm bu saydıklarının bir önemi olduğunu sanmıyorum." Heaven kız kardeşinin oldukça gereksiz durumlara aşırı tepki verdiğini düşünüyordu.

"Anlamıyorsun Heaven . " Katherine ellerini önünde birleştirmiş yüzünde kulaklarına değen bir gülümsemeyle ablasına bakıyordu." Salondaki tüm genç ve bekar leydiler onunla tanışmak için sıraya girdiler." gözlerini devirirken "Ayrıca evliler dahil " diye eklemeden geçemedi.

"Yine de Katherine bunun tam olarak beni neden ilgilendirdiğini merak ediyorum " diye sordu Heaven yapılacak onca işi varken kardeşiyle konuştuğu konu tam anlamıyla baş ağrısını körüklüyordu.

"Çünkü bana gülümsedi. "

Katherine neredeyse yerinde zıplayacak kadar neşeliydi ve Heaven tüm bu anlattıklarının sonunda ayıla bayıla anlattığı adamla en azından bir kere olsun dans etmiş olmasını ummuştu. ''Ve bu seni dünyanın en mutlu kadını haline mi getirdi?''

''Neden olmasın? Bu büyük bir olay.'' Katherine yerinde doğrularak ayna karşısına geçti. ''Düşes olduğumu hayal etsene. ''

''Sana sadece gülümsediği için düşes olma hayalleri mi kuruyorsun?'' diyerek kardeşine ikinci bir soru yöneltti Heaven. Kaşları onaylamaz biçimde çatılırken ''Paraya ihtiyacın olmadığını biliyorsun.'' dedi . Kardeşi için yüklü miktarda ceyiz parası hazırlamıştı.

''Hayır sevgili ablacığım paradan bahsetmiyorum.'' Katherine etrafında bir iki kere döndü. ''Unvan ve şöhretten bahsediyorum.''

Heaven kaşlarını hayretle havalandırırken Leydi Wellington'u düşündü. O da bir düşesti. Katherine'in istediği bu muydu?

''Unvan ve şöhretten daha önemli hususlar da var.'' derken kız kardeşinin kendisini dinlemediğinden emindi.

Katherine omuzlarını silkerken '' Bir sonraki baloda onunla dans edeceğim.'' dedi.

''Sana dans teklifinde bulunacağından emin misin?'' Heaven kız kardeşinin sezonun gözde bekarlarından olduğunu bilse de fazla özgüvenin hayal kırıklığına sebep olacağını düşünüyordu.

Fakat Katherine istediğini almak konusunda oldukça ısrarcı olabileceğini biliyordu. ''Onunla dans ettiğimde gözlerinin içine bakıyor olacağım Heaven.'' diye kıkırdadı . ''Zafer kazanmışcasına.''

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.