deliye dönmüş gibiydik ikimizde bir sağa bir sola hareket ediyorduk bir yandan çiğdemi sakinlestirmeye çalışıyordum
-nasıl olsa yarın gelicekler
-ya gelmezse siz buraya mahkumsunuz dedi duymadın mı
ikimizinde aklı başında degildi telefonlarımız aklımıza gelmiyordu ne yapabilecegimizi düşünürken birden
-tabi yaa polisi arayalım dedim ve telefonumu çıkardım
-fakat bir sorunumuz var
-telefonunun şarjı mı yok dedi panikle ve kendi telefonunu çıkarmaya çalıştı
-hayır yeticek kadar var ama telefonum çekmiyo
-off nasıl unuttuk burası yerin neredeyse 2 kat altında kalıyo
çiğdemin bunu söylemesiyle aklım başıma geldi ve zor nefes almaya başladım psikolojik olarak oksijenin azaldığı düşüncesine kapıldım çiğdemle kütüphanenin derinliklerine yürüdük masanın olduğu merkezinden uzaklaşmıştık birden asıl amacımızın kitap olduğunu hatırladım çiğdemden biraz uzaklaştım ve raflara doğru ilerledim bikaç kitabı elime aldım ve tek tek incelemeye başladım arkamı döndüğümde çiğdemin olmadığını fark ettim nereye gitmişti ki çiğdem diye bağırdım ses vermiyordu rafların aralarına baktım hiçbir yerde yoktu içeri bi koku yayıldı bu koku başımı döndürüyordu geçen birkaç saniyenin ardından gözlerim karardı sonrasını hatırlamıyorum yerde uyandım koku kaybolmuştu etrafta hala kimse yoktu neler oluyordu ilerde birşey gördüm bana doğru geliyordu Çiğdem mi diye baktım fakat erkek siluetine benziyordu gözlerimi kapattım belkide göreceklerimden korktum bilmiyorum önümde birinin diz çöktüğünü hissettim yavaşca ve korkuyla gözlerimi araladım
Ayaz Ayaz'ın burda ne işi vardı belkide bizi takip etmişlerdi fakat bunun için onlara kızacağımı hiç sanmıyorum yoksa bizi buraya onlar mı kapatmıştı düşüncesi bile bana ihaneti hissettirdi güvenmediginiz bi insana karşı ne hayal kırıklığı duygusunu beslerdiniz nede ihanet ben ona güveniyormuydum
-senin burada ne işin var
-kızın kurtarıcısı olucam belki hala ne diyo ya
-haklı arkadan gelen sesle Ayaz'ın arkasına doğru baktım Baran ve Ebrar baranı severdim iyi çocuktu fakat ebrara karşı aynı şeyleri söyleyemiycem
-peki düzeltiyorum sizin burada ne işiniz var ve çiğdemin yerini biliyor musunuz
ebrar atladı
-biz bilmiyoruz
ardından baran
-ama selim şuan yanında olabilir
-nasıl yani
Ayaz
-sonra anlatırız diyip çantasından su çıkardı ve bana doğru uzattı suyu alıp içtim bir süre hepimiz sessiz kaldık uzaktan gelen kıkırdamaları duydum ayağa fırladım fakat dengemi sağlayamadım Ayaz koluma girdi ve beni yere geri oturttu çiğdemi gördüm ona doğru bir anne edasıyla
-nerdeydin sen diye bağırdım
-ya suyum masada kalmis onu almaya gittim
-insan giderken bi haber verir ya ölüyordum meraktan
-ölmemişsin ama
-Ayaz olmasaydı ölebilirdim Ayazı gösterdim ama çiğdeme doğru bakıyordum baran elleri ceplerinde bir sekilde öksürdü
-hakkımız yeniyo sanki
küçük bir tebessüm ettim ve Ayaz'a döndüğümde beni izlediğini gördüm ona baktığımda yüzünde hafif bir tebessüm oldu bende güldüm biraz daha kendime gelince ayağa kalktım birlikte ne yapabileceğimizi ve buraya niye geldiklerini konuştuk
-demek bizi takip ettiniz çünkü melihten buraya geleceğimizi öğrendiniz
melih bizim sınıfta çiğdemin hemen yanında oturan bir çocuktu biz konuşurken duymuş olmalıydı hepimiz bağdaş kurmuş yerde oturuyorduk selim uzaktan
-evet ama suan sorunumuz bu degil burada ölüp gidebiliriz
Ayazla Baran önce birbirine sonra selime baktılar ve göz devirdiler
-siz çiğdemle ne kadar benziyorsunuz özellikle olayları abartma konusunda
-buda soğukkanlı ablamız rüya
çiğdem, yalandan gülerek bana baktı bende ona aynı tepkiyi verdim
....
aradan kaç saat geçti farkında değildim ümitsizliğe kapılmamıştık fakat hepimiz çok yorulmuştuk ailelerimize haber veremiyorduk ben bu düşüncelerin içerisindeyken birden bir ses duyuldu bu bize 𝑆𝑖𝑧 𝑜𝑟𝑎𝑦𝑎 𝑚𝑎ℎ𝑘𝑢𝑚𝑠𝑢𝑛𝑢𝑧 diyen sesti sanki biri hoparlörle konuşuyormuş gibiydi bize
-Ç𝑜𝑘 𝑚𝑢 𝑠ı𝑘ı𝑙𝑑ı𝑛ı𝑧 dedi ona cevap vermeli miydik Ayaz bi anda ayağa fırladı
-ulan göt herif çıkar lan bizi burdan kütüphaneyi çok sevsem zaten bilgilerim olur ve burdan çıkmanın yolunu bulurum
Ayaz'ı bacağından dürttüm ve otur der gibi baktım oda bunu anladı ve ne kadar istemese de oturdu ardından selim
-bizden ne istiyorsunuz diye sordu kadın mı erkek mi olduğu anlaşılmayan gizemli ses ise bize şöyle yanıt verdi
-𝐵𝑒𝑙𝑘𝑖𝑑𝑒 𝑐𝑎𝑛ı𝑛ı𝑧ı 𝑖𝑠𝑡𝑖𝑦𝑜𝑟𝑢𝑧 𝑑𝑢𝑟
belkide canınızı istiyoruz dur
belkide canınızı istiyoruz dur
bu cümle beynimde bikaç kez yankılandı ve diğerlerinin de öyle