İçeriğe geç

Kitabın peşinde

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Kitabın peşinde

Bölüm 1

Yolun Başında

•her zamanki gibi bi okul günüydü dersler yine sıkıcıydı oldum olası tarih dersini sevmedim zaten başım sirada gözlerim kapalı hocanın boş konuşmaları bir kulağımdan giriyor bir kulağımdan çıkıyordu ta ki o sözüne kadar cadıların olduğuna inanılan dönemlerden kalan bir büyü kitabı tarih dersine ne kadar ilgim yoksa cadılara ve büyülere o kadar meraklıydım kafamı kaldırdığım gibi arkamda oturan Çiğdemi dürttüm oda benim gibi tarih dersini pek sevmezdi defterine birşeyler karalıyordu

-noluyo rüya yine kac dakika kaldığını sorucaksan eğer-

dicekken lafını böldüm ve

-hocanın ne dedigini duydun mu

-dikkat etmiyordum niye ki noldu yeni bi kural mı varmış

-yok hayır eski dönemden kalan bi büyü kitabından bahsediyor dinle

diyip önüme dondum

hoca kitap hakkinda biseyler daha söyledikten sonra kitabın suan bir halk kütüphanesinde bulunduğunu soyledi çiğdeme dönüp baktığımda bana sorgulayan gözlerle bakıyordu kısık bir sesle

-o kütüphaneye gitmeliyiz dedim

kaşlarını çattı

-o kitabi napıcaksın rüya

-sadece merak

diyip göz kırptım zil çaldı cogu kisi sınıfı boşalttığın da sınıfta sadece ben, çiğdem ve 3 kişi vardı çiğdemle bende çıktık çiğdem tuvalete gitti bende koridorda ki bi camın önünde durdum dışarıya bakmaya başladım aklımda hâlâ o kitap vardı derken omzuma birinin dokunduğunu hissettim sıçrayarak arkamı döndüğümde Ayaz'ı gördüm o 11/A şubesindeydi çok konuşmuşluğumuz yoktu arada otobüs beklerken karşılaşıp iki laflardık

-napıyosun ya arkadan sinsi sinsi gelinir mi

-şştt tamam korkuttuysam özür dilerim geçen hafta olduğumuz denemeyi hoca sizin sınıfta çözdü mü diye sorucaktım

niye bana sorduğunu anlamadım bizim sınıfta onun arkadaşları vardı ama ilk beni görmüştür diye düşünüp kendi kendime konuyu kapattım

-yok hayır daha çözmedi sen niye bu kadar meraklandın dersleri çok takmazdın diyip güldüm oda benimle birlikte güldü Çiğdem in geldiğini gordum

-hayırdır ya siz konuşur muydunuz

-deneme hakkinda soru sordu da

Çiğdem benim aklımdan gecen soruyu Ayaz'ın yüzüne sordu

-niye rüya ya soruyorsun ki bizim sınıfta arkadaşın yok mu

ayaz ağzında birşeyler geveledikten sonra selim ona seslendi bu en yakın arkadaşıydı ayazda gitmesi gerektiğini söyleyip yanımızdan ayrıldı

....

-tam zamanında geldin ya

-niye noldu

-soru yağmuruna tutuldum da

ikisinin uzakta biseyler konuştuğunu görüyorduk kıkırdamaları duyuldu

-senin yüzün mü kızardı

elimle yanaklarıma dokunduktan sonra

-yoo ne alaka diyebildim

-iyi hadi oyle olsun bu kütüphane isini napıcaz peki

-yarın okuldan sonra gideriz biraz uzak ama olsun

aradan birkaç ders geçti ertesi sabah uyandığımda çok heyecanlıydım yanıma el feneri pil ve normalde yanıma aldığımdan daha çok yiyecek aldım orda ne ile karşılaşacak tık haberimiz yoktu belkide uzun saatler orada kitabı arayacaktık eski bir kitap olduğundan kütüphanenin alt katında tutulduğundan başka bir bilgimiz yoktu anneme kurs olduğunu kurstan sonra çiğdemle geziceğimizi söyledim ki beni merak etmesin ardından annemi öpüp çıktım Çiğdemle okulun kapısının önünde buluştuk okuldan bakıldığı zaman rahatlıkla görülebiliyordu fakat pek umursamadık bize bakan iki çift meraklı göz görene kadar Ayazla Selim far görmüş tavşan gibi bizi izlemeleri biraz saçmaydı

-pişt şunlara bak

-off çok yakışıklılar dimiii

-Çiğdem kendine gel ben ondan mı bahsediyorum

-neyden bahsediyorsun

-bizi izliyorlar

-ne güzel işte

-nesi güzel bizi takip edebilirler

-bunun neresi kötü rüya

-neresi iyi ya Çigdem'in koluna girdim ve çekiştirmeye basladim Ayazla Selimi göremiyordum ve onların bizi göremeyecegini düşündüğümde Çiğdem'in kolunu bıraktım

-napıyosun ya ne zararları olacaktı sanki

-ne mağlum iyi niyetli oldukları daha tanımıyoruz bile

-dün Ayaz beyimizle cam önü sohbeti yaparken iyiydi ama göz kırptı biraz utanmıştım ama ona istediğini vermeyecektim

-ne alakası var ya sadece- sözümü kesti ardından

-sadece az daha gelmeseydim heyecandan düşüp bayılacaktın

susmayı tercih ettim verecek bir cevabım yoktu dışardan öyle mi görünüyordu acaba birkaç adım daha attık kütüphane karşımızda duruyordu Çiğdem haklı çıkmanın verdiği gururla bir adım ilerledi kütüphaneye sırtını dondu kollarını açıp kütüphaneyi işaret ederek tadaa diye bağırdı

-işte karşınızda o çok merak ettiğiniz kütüphane

güldüm biraz yürüyüp Çiğdem'in koluna girdim

-dalga geçmeyi bırakta içeri girelim kaç saat kitabı arıyacağımız belli değil akşam 10 olmadan çıkmamız lazım tabelayı gösterdim açılış ve kapanış saatleri yazıyordu Çiğdem'in az önceki mutluluğu yüzünden yavaşça silindi onun yerine tedirginlik yerleşti

-peki ya burda kalırsak

-en fazla ertesi sabah çıkarız nasıl olsa yanımızda yiyecek var

içeri girdik bizi kasada oturan kütüphane görevlisi karşıladı içerisi çok sessizdi böyle bi yerin sesli olmasını beklemiyorduk tabi fakat çok farklı bir sessizlikti ö𝔩ü𝔪 𝔰𝔢𝔰𝔰𝔦𝔷𝔩𝔦ğ𝔦

-hoşgeldiniz

bir anlık korkuyla yerimden sıçradım çiğdem ve ceren hanım bana bakakaldı

-iyi misin bişey mi oldu

-yok hayır dalmışım

çiğdem sözü devraldı sanki aklımdan geçenleri okumuş gibi

-burası niye bu kadar sessiz

-daha sabah yeni açtık hem bu saatte kimse çalışmaya gelmez

bize imalı bakışlar attı

-sizin burada bu saatte ne isiniz var

-biz bi ca-

-biz okuldan kaçtıkta şuan her yer kapalı gezerken burayı gördük en azından alışveriş merkezleri açılana kadar vaktimizi burada geçirmenin iyi bir fikir oldugunu düşündük

kadın bize inanmış görünmüyordu fakat sorgulamadı

-ona niye gerçeği söylemedik

-o kitap büyülü olabilir Çiğdemi korkutmaya çalıştığım belliydi oda bunu anlamıştı ki

-hahaha ne kadarda komiksin rüya kıkırdamalarımız artarken arkamızdan kapı açıldı ceren hanımdır diye düşünüp yürümeye devam ettik

....

alt kata inmiştik her yeri alt üst edercesine karıştırıyorduk burada bizden başka kimse yoktu hatta aramaya o kadar dalmıştık ki alt kata inen ayak seslerini merdivenlerin gıcırdayışını bile duymamıştık belkide merdivenlerden uzağız diyedir orası bilinmez biraz daha arayıp oturduk çantamdan su çıkardım önce kendim içtim sonra çiğdeme uzattım ve telefonumu alıp saate baktım buraya girdiğimizde saat sabah 10du şuan ise akşam 9a yaklaşıyordu çiğdemi dürttüm

-bir an önce burdan çıkmalıyız dedim ve ayağa kalktım sanki konuşmalarımızı dinliyorlarmış gibi bir anda alt kata inen merdivenin kapısı kapandı ve kilitlenme sesleri duyuldu çiğdem de ayağa fırladı ve bağırmaya başladı

-heeeyyyy biz buradayız kapıya doğru koştu ben ise olduğum yerde kalakaldım kapıyı yumrukladı fakat açan olmadı bir ses duyuldu

-𝑆𝑖𝑧 𝑜𝑟𝑎𝑦𝑎 𝑚𝑎ℎ𝑘𝑢𝑚𝑠𝑢𝑛𝑢𝑧

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.